T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/915
KARAR NO : 2025/509
DAVA : Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ: 10/11/2023
KARAR TARİHİ: 30/05/2025
Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin, davalı şirketin % 45 hissedarı olduğunu, müdürler kurulu kararı ile şirketin 2017-2018-2019-2020-2021-2022 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının 07/07/2023 tarihinde saat 14:00’de şirket merkezinde yapılmasına karar verildiğini, toplantıya ilişkin bilgi ve belgelerin şirketin mali müşaviri tarafından tüm ortak ve müdürlere 06/07/2023 tarihinde e-mail ortamında gönderildiğini, 20/07/2023 tarihinde şirket müdürleri ...’ın TTK’nın 416/1 maddesi uyarınca 2022 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısı yapılması yönünde karar aldıklarını, bu kararın müvekkiline 21/07/2023 tarihinde e-mail ortamında gönderildiğini, müvekkilinin 11/08/2023 günü gerçekleştirilen çağrısız genel kurula katıldığını, gündemin 5. maddesinin görüşülmesinden sonra müvekkilinin toplantıyı sağlık sorunları sebebiyle terk etmek zorunda kaldığını, “müvekkilinin şirkete olan borçlarının ortaklar arasında görüşülmesi” konusunda mutabık kalınarak toplantıya son verildiğini ve toplantının ertelendiğini, toplantı sonrasında gerçekleştirilen müzakerelerde bir sonuca varılamadığını; müzakere süreci devam ederken davalı şirketin diğer hissedarlarının 18/08/2023 tarihinde geçmişe dönük genel kurul toplantı tutanağı düzenlediklerini, tutanağın diğer iki ortak tarafından imzalandığını; Karşıyaka 8.Noterliği'nin 21/08/2023 tarihli 21557 yevmiye numaralı işlemi ile onaylanarak bir örneğinin taraflarına gönderildiğini, her ne kadar söz konusu toplantı tutanağının “11/08/2023 günü saat 14:00'da gerçekleştirilen toplantı sonucu düzenlenmiş olduğu” belirtildi ise de tutanağın taraflar arasındaki sözlü ve yazılı müzakerelerin bir sonuca varmaması üzerine diğer hissedarlar tarafından geçmişe dönük olarak sahte bir şekilde düzenlendiğini; davalı şirket hissedarlarının söz konusu olağan genel kurul toplantı tutanağına istinaden şirket müdürü olarak...nun kısıtlı yetkili olarak tescil edilmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurduklarını, ancak kısıtlı imza yetkisi verilebilmesi için şirket iç yönergesinin düzenlenmesi gerektiğinden Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil isteğinin reddedildiğini, tescil isteğinin reddedilmesi üzerine davalı şirket müdürü ve hissedarları tarafından sahtecilik yoluna başvurularak tekrar geçmişe dönük genel kurul toplantı tutanağının düzenlendiğini, ikinci tutanağın İzmir 2. Noterliği'nin 06/09/2023 tarihli ve 11705 yevmiye numaralı işlemi ile onaylatılarak İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tescil edildiğini, bu ikinci toplantı tutanağının müvekkiline gönderilmediğini; davalı şirketin 11/08/2023 günü yapıldığı iddia edilen iki ayrı olağan genel kurul toplantı tutanağının bulunduğunu ancak her iki tutanağın da 11/08/2023 günü şirket merkezinde yapıldığı belirtilen toplantıda düzenlenmediğini, düzenlenen tutanaklar arasında önemli bir farkın bulunduğunu, Karşıyaka 8.Noterliği'nin 21/08/2023 tarihli 21557 yevmiye numaralı işlemi ile onaylanan olağan genel kurul toplantı tutanağının 6. maddesinde; “Şirketin müdürlerinin seçilmesi; Şirketin genel kurul tarihi itibariyle temsil ve ilzam konusuyla ilgili olarak eski imza sirkülerinin iptaline karar verilmiştir. Şirketin temsil ve ilzamıyla ilgili olarak; şirket ortaklarından ...'nun aksi karar alınıncaya kadar (SÜRESİZ), olarak yeni şirket müdürleri olarak yeniden atanmasına, şirket borçlanmaları, hesaplardan para çekme veya yatırma hesaplar arası havale, 50.000,00-TL (Ellibin Türklirası) üzeri alımlar MÜŞTEREK imza ila yapılacak, şirketi borç ve taahhüt altına sokucu işlemler olmayan, şirketin diğer resmi kurumlarda temsil ve ilzamında ise MÜNFERİT olarak temsil edebileceklerdir." dendiğini; İzmir 2. Noterliği'nin 06/09/2023 tarihli 11705 yevmiye numaralı işlemi ile onaylanan olağan genel kurul toplantı tutanağının 6. maddesinde; “Şirketin müdürlerinin seçilmesi; Şirketin genel kurul tarihi itibariyle temsil ve ilzam konusuyla ilgili olarak eski imza sirkülerinin iptaline karar verilmiştir. Şirketin temsil ve ilzamıyla ilgili olarak; Şirket ortaklarından ...nun aksi karar alınıncaya kadar (SÜRESİZ), olarak yeni şirket müdürleri olarak yeniden atanmalarına. Şirketimizi her konuda ve her sahada, tüm resmi ve özel kurumlarda temsil etmek üzere şirket unvanı veya şirket kaşesi altında atacakları MÜNFERİT imzaları ile temsil etmelerine oy birliği ile karar verilmiştir.” dendiğini; 11/08/2023 tarihinde gerçekleştirilen bir genel kurul bulunmadığından alındığı iddia edilen kararların batıl - yok hükmünde olduğunu; davalı şirketin 11/08/2023 günü yapıldığı iddia edilen olağan genel kurulunun TTK’nın “Çağrısız Genel Kurul” başlıklı 416. maddesi uyarınca toplandığını, TTK’nın 617/3 maddesine göre; toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla limited şirketler için uygulanacağını, yerleşik Yargıtay kararlarına göre çağrısız genel kurullarda % 100 katılım nisabı şartının bulunduğunu, her iki genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde; müvekkilinin 11/08/2023 günü gerçekleştirildiği iddia edilen toplantıyı terk ettiğinin sabit olduğunu, esasen tarafların herhangi bir karara varmadan müzakere sürecini yürütmek için toplantıya son verdiklerini fakat diğer ortaklar tarafından geriye dönük olarak söz konusu tutanakların düzenlendiğini; bunun kabul edilmemesi halinde dahi; müvekkilinin çağrısız olarak toplanan genel kurulu terk ettiği ve toplantı sonunda alınan kararları imzalamadığı gözetildiğinde söz konusu kararların batıl - yok hükmünde olduğunu; 4 numaralı karar ile “31/12/2022 tarihine kadar olan dağıtılabilecek karların tamamının dağıtılması yahut dağıtılabilir toplam karların yarısının dağıtılmasının reddine” karar verildiğini, davalı şirketin 22/02/2016 tarihinde kurulduğu günden bu yana kar etmesine rağmen, 2016 yılında elde edilen karın sermaye artırımında kullanılması dışında herhangi bir kar payı dağıtımının gerçekleştirilmediğini, şirketin 2022 yılı sonu itibariyle ortaklarına dağıtabileceği net karının 3.025.443,73-TL tutarında olduğunu, şirketin kar elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kar payının vazgeçilmez bir hak olduğunu, davalı şirketin 6 yıldır kar payı dağıtmaması, mali verilere göre şirketin ekonomik durumunun iyi olması, kar payı dağıtılmamasını gerektirecek bir durumun bulunmaması karşısında genel kurulda alınan 4 numaralı kararın iyi niyet kurallarına uygun olmadığını; 5 numaralı karar ile diğer ortakların davacı müvekkilini ibra etmediklerini, müvekkilinin söz konusu karara muhalif kaldığını, ayrıca ilgili kararın müvekkilinin kişisel sorumluluğuna sebep olacak nitelikte olduğunu, ortada somut sebepler yokken ibradan kaçınılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu; genel kurul toplantısının 3 numaralı maddesi ile 2022 yıllarına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının müzakere edilerek oy birliği ile kabul edildiğini, davalı şirketin diğer hissedarlarının, müvekkilini ibra etmemelerinin gerekçesini şirketten aldığı borcun oluşturduğunu, müvekkilinin şirketten almış olduğu borcun mizanda ve bilançoda yer aldığını, bilançoda müvekkilinin ibra edilmemesi sonucunu doğuracak belirtilmeyen yahut gerçek durumun görülmesini engelleyen bir hususun bulunmadığını, genel kurulun 3 numaralı kararının müvekkilinin ibrası sonucunu doğurması nedeniyle 5 numaralı kararın iptalini isteme zaruretinin doğduğunu; bunun yanı sıra davalı şirketin diğer ortaklarının 5 numaralı kararın alınmasında kötü niyetli hareket ettiklerini, ortada somut bir sebep bulunmaksızın dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde müvekkilini ibra etmediklerini, şirketin diğer ortaklarının aynı zamanda yetkili müdürleri olduklarını, müvekkilinin şirketten borç aldığından haberdar olduklarını, ayrıca müvekkilinin ibra edilmemesine ilişkin kararın diğer iki ortağın kararıyla alındığını, TTK’nın 619. maddesinde oy hakkından yoksunluğa ilişkin düzenlemeye yer verildiğini, maddede; “Herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar” şeklinde düzenlemenin olduğunu, şirketin yönetiminde müdür sıfatı ile sınırsız yetkileri olan diğer iki ortağın müvekkilinin ibrasına ilişkin oylamada oy haklarının bulunmadığını; genel kurulda alındığı iddia edilen iki ayrı 6 numaralı kararın bulunduğunu, kararlar arasında yetkinin müşterek ve münferit imza ile kullanılmasına ilişkin farklılığın bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin müdürlüğüne son verildiğini, müvekkilinin müdürlük görevine son verilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ayrıca ilk kararda davacıların müşterek imza ile borçlanmaları, para çekme, yatırma, hesaplar arası havale ile 50.000,00-TL ve üzeri alımların müşterek imza ile yapılacağı belirtilmiş olması, ikinci kararda ise hiçbir sınırlama getirilmeksizin müdürlere yetki verilmesi ve en önemlisi kendilerini şirket müdürü olarak tayin eden diğer iki ortağın bu kararları müvekkiline bildirmeden geçmişe dönük olarak düzenledikleri tutanaklar ile ticaret siciline tescil ettirmeleri sebebiyle iptalini isteme zaruretinin doğduğunu; 7 numaralı kararın müvekkilinin, şirketten aldığı borcun karşılığında 3.300.000,00-TL ödeme yapması, ödeme yapılması halinde ibra edileceği aksi takdirde zarara sebep olanlar açısından yasal işlem başlatılacağı hususunda olduğunu, bu kararın muğlak ifadeler içerdiğini, diğer iki ortağın “karar” adı altında kendi beyanlarını tutanak altına aldıklarını; 8 numaralı karar ile şirket müdürlerine şirket ile rekabet eden faaliyette bulunmaları hususunda izin verildiğini ancak davalı şirketin ana sözleşmesi uyarınca söz konusu kararın genel kurul tarafından alınabilmesinin mümkün olmadığını; davalı şirketin sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin onayın ortaklar genel kuruluna bırakılmadığını, bu hali ile müvekkili yazılı izin vermeden söz konusu kararın alınabilmesinin mümkün olmadığını; 9 numaralı kararın yine içeriği muğlak ifadeler barındırmakla birlikte huzur hakkı alma ve danışmanlık gibi ödemeler konusunda yeni müdürler kurulunun yetkili kılındığını, TTK’nın 616/1-f maddesi uyarınca müdürlerin ücretinin belirlenmesinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğunu belirterek, davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların batıl-yok hükmünde olduğunun tespitine, mahkeme aksi kanaatte ise alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların kanuna, esas sözleşme ve dürüstlük kurallarına aykırı olması sebebi ile iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; 2016 yılında kurulan müvekkili şirketin ortaklarının % 10 sermaye hissesi ile ...% 45 sermaye hissesi ile ...ve % 45 sermaye hissesi ile davacı... olduğunu, 2019 yılında ... şirket hisselerini çocuklarına devrederek şirket yönetiminden ayrıldıklarını ve “danışman” sıfatı ile şirkette finans ve yönetim çalışmalarını sürdürmeye devam ettiklerini, 2022 yılında ise... temsil yetkilerinin sonlandırıldığını, davacının babası ... bu davaya konu isteme neden olan olayın öğrenildiği tarihe kadar şirketi yönetmeye devam ettiğini, bu süreçte şirketin tüm internet bankacılığı şifrelerini bildiğini ve kullandığını, tüm finansal kararları kendisinin aldığını ve uyguladığını, bu durumun tüm ortaklar gibi davacı tarafından da kabul edildiğini, 2023 yılı Mayıs ayında açıklanan 2022 yılına ait mizanda müvekkili şirket hesabından şirket ortakları... bilgisi dışında diğer ortak ... ve babası...hesaplarına nakit transferi olduğunun görüldüğünü, bunun üzerine diğer iki ortak ... tarafından yapılan incelemede “13/07/2022 tarihinde şirkete ait ... Bankası'nda ... numaralı hesaptan internet bankacılığı yolu ile... Bankası'ndaki ...numaralı hesabına 450.000,00 TL'nin, 14/07/2022 tarihinde şirkete ait...Bankası'nda... numaralı hesaptan internet bankacılığı yolu ile ... Bankası'ndaki ... numaralı hesabına 15.000,00 TL'nin, 11/10/2022 tarihinde şirkete ait ... Bankası'nda ... numaralı hesaptan internet bankacılığı yolu ile ... hesabına ‘... açıklaması ile ... Bankası'ndaki... numaralı hesaba 10.000,00 TL'nin, 14/10/2022 tarihinde şirkete ait ... Bankası'ndaki... numaralı hesaptan internet bankacılığı yolu ile... Bankası'ndaki... numaralı hesabına 350.000,00 TL'nin, 20/10/2022 tarihinde şirkete ait ... Bankası'ndaki ... numaralı hesaptan internet bankacılığı yolu ile ... Bankası'ndaki... numaralı hesabına 90.000,00 TL olmak üzere toplam 915.000,00 TL para transferinin yapıldığı” hususunun öğrenildiğini, bunun üzerine şirket ortaklarından ... diğer ortak davacı ... ve babası... bilgi istediklerini, ancak... “Ev satın almak için bankadan kredi mi kullansaydık?” “Yarısına sahip olduğumuz şirketten para almaktan daha doğal ne var?” şeklinde cevap verdiklerini, parayı davacı ve kız kardeşi ... için ev satın almak üzere kullandıklarını, müvekkili şirketin diğer iki ortağının davalıdan alınan paraların iadesini, paranın alınmasından doğan zararlarının karşılanmasını istediklerini, davacının ve babasının cüzi miktarlarda iadeler yaparak borcun bir kısmını kapattıklarını, müvekkili şirket ortaklarının “iadenin tek seferde yapılması gerektiğini, aksi halde yasal yollara başvuracaklarını” bildirdiklerini, davacının ve babasının da bunun üzerine kalan iadeyi tek seferde yaptıklarını ancak şirketin zararı olan davacı ve babası tarafından kendi hesaplarına geçirilen 915.000,00 TL'nin şirkete ödenmediğini, davacının olumsuz yanıt verdiğini; bu olayların ardından 11/08/2023 tarihli genel kurul toplantısında davacının şirketi temsil yetkisinin kaldırıldığını, yaşanan husumetin tartışıldığını ve davacının toplantıyı terk etmesiyle sürecin sürüncemede bırakıldığını, ardından müvekkili şirketin, yaşanan bu olaylar üzerine artık davacı ile aralarında ticari hayatı sürdürecekleri bir güven ve uyum kalmadığından ve husumetin devam edeceğini öngördüğünden davacının da katıldığı 03/10/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında “davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına ve bunun için gerekli hukuki yollara başvurulmasına” karar verildiğini, alınan kararın davacıya bildirildiğini, İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine ortaklıktan çıkarılma davasının açıldığını, ayrıca davacı ve babası hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2023/162868 hazırlık numaralı başvuru ile “güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık” iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının “diğer şirket ortaklarının 11/08/2023 tarihinde yarım kalan genel kurul toplantı tutanağını 18/08/2023 tarihinde sahte bir şekilde tuttuğunu” iddia ettiğini ancak diğer iki ortağın davacının toplantıdan ayrılmasından sonra neler görüşüldüğünü tutanağa geçerek imza altına aldıklarını, iptali istenen 4 numaralı kararda davacının, haksız elde ettiği paranın meşrulaştırılması için “kar dağıtımı” teklifinde bulunduğunu, şirketi yıllarca yöneten babasının döneminde ya da kendi müdürlüğü döneminde dahi kar dağıtımı yapılmadığını, buna bir itirazın ya da bu yönde bir isteğin olmadığını, davacının bu isteğindeki asıl amacının, hukuka aykırı olarak kendi uhdelerine geçirmiş oldukları şirket sermayesini geri vermeden, diğer ortakların da şirketten kar almasını sağlayarak konuyu kapatmak olduğunu, diğer şirket ortaklarının şirketin durumunu göz önüne alarak bu isteği reddettiklerini; davacının genel kurulda ibra edilmemesine ilişkin kararın da iptalini istediğini, taraflarınca açılan “ortaklıktan çıkma davası” ile “güveni kötüye kullanma suçu” isnadı ile yaptıkları suç duyurusunun sonucunun beklenmesi gerektiğini, diğer iki şirket ortağının davacı ve babasının şirket hesabından kendi uhdelerine para geçirdiklerinden haberlerinin bulunmadığını, haberdar olur olmaz paranın iadesi ve ortaklar arasındaki güven unsurunun yok olması sebebi ile ortaklıktan çıkma ya da çıkarılmanın gündeme geldiğini, ayrıca şirketin ortaklardan bağımsız bir tüzel kişiliğinin bulunduğunu, şirket ortaklarına borç verilmesi hususunda ana sözleşmede bir düzenleme bulunmadığı gibi davalı ya da babasının uhdesine geçirdikleri paralar için de herhangi bir genel kurul kararının da bulunmadığını, davacının şirketten borç isteğinde de bulunmadığını, bankacılık şifreleri ellerinde bulunan davacının ve babasının tüm özel finansmanlarını şirketten karşıladıklarını; müvekkili şirketin 3 ortaklı ve ortaklarının tamamının müdür sıfatı taşıyan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin gerek toplantıda gerek bu davada olayı öğrendiği ilk günden beri paranın iadesini, doğan menfi ve müspet zararın tazminini istediğini; davacının kendisi yazılı izin vermeden TTK'nın 626. maddesi çerçevesinde karar alınamayacağını iddia ettiğini, davacının haricindeki iki ortağın 2 oy hakkı ve % 55 sermaye payı çoğunluğunun TTK'nın aradığı ağırlaştırılmış nisabı dahi karşıladığını; 9 numaralı kararın genel kurul toplantısında alındığını, toplantının ortasında bir ortağın toplantıyı keyfi terk etmesinin genel kurul toplantısının yok sayılması sonucunu doğurmayacağını; 11/08/2023 tarihli genel kurul toplantısından sonra ortaklar arasında 29/09/2023 tarihli bir genel kurul toplantısının daha yapıldığını, davacının bu davaya konu itiraz ya da isteklerini yapılan ikinci toplantıda dile getirmediğini, bu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını belirterek, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/976 Esas sayılı ortaklıktan çıkarılma davasının sonucunda bu davanın konusuz kalma ihtimali bulunduğundan bu davanın bekletici mesele yapılmasına, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili 30/05/2025 tarihli dilekçesiyle; davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; davadan feragat konusunda yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
Davalı vekili 30/05/2025 tarihli dilekçesiyle; yargılama gideri ve vekalet ücreti isteklerinin bulunmadığını bildirmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde; "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir."; 309. maddesinde; "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir."; 310. maddesinde; "Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir."; 311. maddesinde; "Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Bu düzenlemeler göre feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay`ın yerleşmiş uygulamaları da bu yoldadır.
Yapılan incelemeye göre; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 309. ve devamı maddeleri gereğince feragat, davayı sonlandıran işlemlerden olup, hüküm kesinleşene kadar her zaman yapılabileceğinden ve feragat beyanı verildiği anda kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağından ve etkisini de onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğuracağından, dava dosyası duruşma günü beklenmeksizin ele alınmış davacı tarafın davadan feragati nedeniyle aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre davadan feragat ön inceleme duruşmasından sonra gerçekleştiğinden, karar tarihindeki maktu ve karar ilam harcının 2/3'ü oranına isabet eden ve bu orana isabet edip alınması gereken harç 410,27 TL olduğundan, peşin alınan 269,85 TL harcın alınması gereken harçtan düşülerek kalan 140,42 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davalı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti isteğinde bulunmamış olması nedeniyle davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, taraf vekillerinin yokluklarında gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2025
Başkan ...
¸E-imza
Üye...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza