T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/989 Esas
KARAR NO : 2025/429
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 07.12.2023
KARAR TARİHİ: 14.05.2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.05.2023 tarihinde, resmi delil niteliğine haiz Trafik Kazası Tespit Tutanağı uyarınca, "Sürücü ...sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla Kullar caddesi üzerinden, Kullar istikametine seyir halinde iken Akyol sokak kesişimine geldiğinde araç sağ ön kısımları ile Akyol sokak üzerinden Kullar caddesine bağlanmak isteyen...idaresindeki... plakalı aracın sol yan kısımlarına çarpması sonucu iki araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücüsünün... 2918 sayılı KTK.'nın sürücülere ait kural ihlallerinden 57/1-a (kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak dikkatli olmamak geçiş ahkık olan araçlara ilk geçiş hakkının vermemek) kuralını ihlal ettiği kanaatine varılmıştır." şeklinde tespit edildiğini, davalı şirkete ait ... plakalı araç 21.03.2023-21.03.2024 tarihleri arasında ...sayıl Zorunlu Mali Mesuliyet Trafik Sigortası Poliçesi ile davalı şirket tarafından sigorta teminat örüntüsüne alındığını, KTK. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, yasa yaptırımları zorunlu kılınan ve motorlu bir aracın kara yolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracın işleteninin zarara uğrayan 3. Kişilere karşı olan sorumluluğunun belli limitler ve kusur oranları dahilinde ve gerçek zarar miktarı ile karşılamayı amaçlayan sorumluluk sigortası olduğunu, söz konusu kazada hasar gören araca eksper marifetiyle tespit edilen tazminat tutarı kadar ödeme yapılmış olup hasar dosyası kapsamında bu ödeme yapılmış olup hasar dosyasının kapsamında bu ödemeler tespit edilebileceğini, 2918 sayılı KTK. madde 95, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4- Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı başlıklı maddesi hükümleri gereği sigortacının sahip olduğu ve açıklandığı üzere KTK. madde 95/2 maddesi ile düzenlenen ve sigortacının tazminat yükümlülüğünün kaldırılmasını ya da azaltılmasına ilişkin haller ile rücu hakkı, sigortacı tarafından 3. kişiler karşı ileri sürülemediğinden, sigortacı tarafından, ödenmek zorunda olduğu için, olaydan zarar gören kişilerin zararlarının tazminininden sonra, ödeme yaptığı oranda kendi akidi olan sigortalısına rücu edebilme hakkı verilmekte olduğunu, dolayısı ile davalı maliki olduğu araç sürücüsünün ehliyetsiz araç kullanması sonucu kazazede zarar gören araç zararını tazmin eden davacı şirketin, kendi akidi olan davalıya rücu hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin bu hususa davalı şirkete rücu talebinde bulunmuşsa da davalı şirket tarafından, davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, davacı şirket adına, bu nedenle İzmir ... İcra Dairesi'nin 2023/18160 sayılı İcra dosyası ile davalı şirket aleyhine 27.453,54 TL takip çıkışlı ilamsız icra takibine başlanmış olduğunu, davalı borçlu şirket tarafından takibe itiraz edilerek takip durdurulmuş olduğunu, lakin açılan icra takibine karşı borçlu tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şeklide itiraz edilmiş olduğundan, bu itirazın iptali davası ikame edilmiş bulunmakta olduğunu, dava açılmadan önce Tüketici Uyuşmazlıklarında dava şartı olan arabulucu başvurusu yapılmış olduğunu, ancak davalı arabulucu nezdinde de bir anlaşma sağlanamamış olduğun, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, borçlunun İzmir ... İcra Dairesi'nin 2023/18160 sayılı İcra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını, %20'den az olmamak üzere tazminat ödetilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava itirazın iptali davası olduğunu, davacı sigorta şirketinin, 17.05.2023 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaptığı ödemenin rücuen tahsilini talep ettiğini, davaya konu kazaya, dava dışı... neden olduğunu, HMK.'nın "Davanın İhbari ve Davaya Müdahale" başlıklı 61. maddesi hükmünce, "Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir." yasa hükmünce davanın, sürücü ... ihbar kararı verilmesini talep ettiklerini, öteki sorumluluk hallerinde olduğu gibi, tehlike sorumluluğunda da üç halde illiyet bağı kesilebildiğini, bunlar mücbir neden, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olduğunu, öğretide illiyet bağını kesen nedenlerin bütün sorumluluk halleri ve bu arada tehlike sorumluluğu içinde geçerli olduğu vurgulanmakta olduğunu, üçüncü kişinin kusuru ile birlikte illiyet bağı kesilmiş olup araç işletenin sorumluluğuna gidilebilmesi mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, cevap dilekçesinin kabulü ile davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
İzmir ... İcra Dairesi'nin 2023/18160 sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
Davacı...Sigorta Anonim Şirketi'nden dava konusu araca ait hasar ve değer kaybına ilişkin bilgiler celp edilmiştir.
Trafik Bilirkişi ..., Makine Mühendisi Bilirkişi ... ve Sigorta Konusunda Uzman Bilirkişi ....den oluşan bilirkişi heyetinden, 29.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmıştır.
-29.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;
...plakalı araç sürücüsü...üç yönlü T kavşakta ilk geçiş hakkını düz giden araca vermediği için kazanın oluşumunda ETKEN OLDUĞU,...plakalı araç sürücüsü ... atfı kabil kural ihlalinde bulunmadığından dolayı için kazanın oluşumunda ETKEN DEĞİL ise de,
Hasar Yönünden Değerlendirmede:... Plaka sayılı aracın dava konusu kaza sonucunda onarım maliyetinin (Kaza öncesi haline dönmesi için) yapılan işlemin (yedek parça ve işçilik) toplam maliyetinin 25.432,43 TL olduğu kanaatine varılmıştır.
Sigorta Mevzuatı Yönünden: Davacı taraf ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından sigortalısının KTK.'nnı 57.1/a maddelerine göre kusurlu bulunduğu kaza sonucu, kazada zarar gören tarafa toplam 26.599,09 TL ödeme yapıldığına dair dekont bilgisinin dosya muhtevasında yer aldığı, sürücünün yeterli ehliyetnamesinin bulunmaması nedeni ile sigorta poliçesinin umumi şartları ihlal edilmiş olduğundan ödenen tazminatın sigortalı taraftan rücuen tahsilini talep ettiği, araç malikinin KTK. 85/1 maddesi uyarınca doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olması ve Karayolları Motorlu Taşıtlar Mali Mesuliyet Trafik Sigortası Genel Şartları B.4-a ve b maddesi uyarınca Sigortacının Sigortalıya rücu edebilmesine ilişkin kasti bir hareket veya ağır kusur durumunun söz konusu olması gerekmektedir. Kusur açısından yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, davaya konu kazada davacının rücu etme imkanının olduğu tespit edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava; Sigorta şirketinin kendi sigortalısına (yeterli ehliyetname olmaması nedeniyle) karşı açtığı rücuen tazminat istemine dayalı icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Görev konusunda yapılan değerlendirmede; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 03.07.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK.'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda yapılan görev değerlendirmesinde; dava, 6102 sayılı TTK.'nın 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketi tarafından zmms poliçesi kapsamında zarar görene ödenen tazminatın, zarardan sorumlu olduğu iddiasıyla davalıdan rücuen tahsiline ilişkin başlatılan takibe yapılan itiraz olduğu, dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi tacir ve kendi sigortalısı da tacir olduğundan Mahkememizin görevli olduğu anlaşıldığından yargılamaya devam olunmuştur.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Rücu koşullarına ilişkin değerlendirmede; Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a)Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip
olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el
konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş
ise,
c)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış
kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak
suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç)Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili
makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama,
tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d)Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen
yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde,
çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu
kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f)Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu
kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi
zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın
oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve
belgeyi hak sahibinden talep edemez.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda "Davacı taraf... Sigorta Anonim Şirketi tarafından sigortalısının KTK.'nın 57.1/a maddelerine göre kusurlu bulunduğu kaza sonucu, kazada zarar gören tarafa toplam 26.599,09 TL ödeme yapıldığına dair dekont bilgisinin dosya muhtevasında yer aldığı, sürücünün yeterli ehliyetnamesinin bulunmaması nedeni ile sigorta poliçesinin umumi şartları ihlal edilmiş olduğundan ödenen tazminatın sigortalı taraftan rücuen tahsilini talep ettiği, araç malikinin KTK. 85/1 maddesi uyarınca doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olması ve Karayolları Motorlu Taşıtlar Mali Mesuliyet Trafik Sigortası Genel Şartları B.4-a ve b maddesi uyarınca Sigortacının Sigortalıya rücu edebilmesine ilişkin kasti bir hareket veya ağır kusur durumunun söz konusu olması gerektiği" belirtildiğinden davalıya ait araç sürücüsünün yeterli ehliyetnameye sahip olmadığı, kazanın oluşumunda etken olduğu, davalı sigorta şirketinin rucü koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davacının iddiasını ispat ettiği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tacir olan davalı sigortalıya ait araç nedeniyle avans faizi uygulanması gerektiği ve davacı şirketin 24.07.2023 tarihinde dava dışı araç için hasar zararı ödemesi yaptığı anlaşılmakla bu tarihten itibaren temerrüde düşeceği kabul edilerek bilirkişi raporundaki bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmiştir.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün 2023/18160 sayılı dosyasında davalının 26.599,09 TL asıl alacak 854,45 TL işlemiş faiz olmak üzere Toplam 27.453,54 TL alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.875,35 TL nispi harçtan, peşin alınan 331,57 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.543,78 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 331,57 TL peşin harç olmak üzere toplam 601,42 TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 236,75 TL tebligat ve posta gideri ve 10.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.736,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL'nin davada haksız çıkan davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 27.453,54 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14.05.2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
,E-imza