T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/1085 Esas
KARAR NO: 2024/958
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 19/12/2024
KARAR TARİHİ: 25/12/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı idarenin, 233 sayılı KHK. uyarınca sermayesinin tamamının Devlete ait, tüzel kişiliğe ve faaliyetlerinde özerkliğe sahip, sorumluluğunun sermayesi ile sınırlı bir iktisadi Devlet Teşekkülü olduğunu, teşekkülün iktisadi, alanda "ticari" esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüs olduğunu, davacı idarenin, bu sebeple Türk Ticaret Kanunu gereğince tacir niteliğine haiz bir kuruşul olduğunu, davacı idarenin 233 sayılı KHK. uyarınca kurulmuş bir kamu iktisadi teşebbüsü olup bina ve eklentilerinin temizliğinin sağlanması ihale yöntemiyle özel temizlik şirketlerinden satın alınmakta olduğunu, ihaleyi alan firma kendi çalıştırdığı işçileri ile bu hizmeti verdiğini, yüklenici davalı şirketler bünyesinde güvenlik görevlisi olarak yapmış olan ...'ın geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle SGK tarafından davacı kurum ve ve altı işveren aleyhine açılan Ankara .... İş Mahkemesi'nin... Esas, sayılı dosyasında, Mahkemenin 23/11/2021 tarihli,... Karar sayılı kararının kesinleşmesi sonucu Ankara ... Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı İcra doyasına 81.478,86 TL ödeme yapıldığını, dava dışı ..., davacı idare personeli değil, güvenlik işi yüklenici davalı şirket işçisi olduğunu, davacı kurum ile şirketler arasında imzalanan sözleşmelere göre, davacı kurumun bina ve eklentilerinin temizlik hizmetleri için çalıştırılacak personelin tüm sorumluluğu firmaya ait olacak ve sözleşme konusu işlerin yapılması ve çalıştırılan işçiler bakımından İş Kanunu ve mevzuatın işverenlere yüklediği yükümülükleri yerine getirmekten şirketlerin sorumlu olacağını, tüm işçilik alacaklarından yüklenici şirketlerin sorumlu olacağı hususu sözleşmenin eki sayılan teknik ve genel şartnamelerde de belirtildiğini, teknik şartnamenin 7.4 maddesinde "İşçilerin bina dahilinde çevresinde kazaya uğramaları, yaralanmaları veya hayatını kaybetmeleri halinde tüm sorumluluk yükleniciye ait olacaktır." hükmü gereği kendi işçileri açısından doğacak sorumlulukların yüklenici firma tarafından yerine getirilmesinin gerektiğinin açık olduğunu, özetle, sözleşme ve şartnamelerin ilgili maddelerinde yüklenici şirketin, çalışma hayatını düzenleyen mevzuatın işveren yüklediği tüm yükümlülükleri yerine getirmesinin gerektiğini ve sözleşme konusu işlerin yapılması ve çalıştırılan işçiler bakımından, İş Kanunu ve mevzuatın işverenlere yüklediği yükümlülükleri yerine getirmekten sorumlu olacağının belirtildiğini, bu nedenle davacı İdare aleyhine açılan dava konusu SGK'ya ödenen bedelin dava dışı işçinin iş kazası sırasında çalıştığı firmalardan rücuen tahsilin talep etmek gerektiğini, davacı idarece, ödenen alacağın davalı şirketlerden tahsili için zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, belirtilen sebeplerle, Şartname ve hizmet alım sözleşmesi gereği; davacı idarece ödenen alacağın davalı şirketlerden rücuen tahsili hususunda iş bu davanın açılmasının zorunluluğunun doğduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle, fazlaya ilişkin hak ve taleplerinin saklı kalması kaydıyla; davacı İdarece ödenen 81.478,86 TL'nin ödeme tarihinden itibaren davalılardan -imzaladıkları sözleşmeler gereği sözleşme faizi ile birlikte, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ticari faizi ile-tahsilini; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava; rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin 1. fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir."
6100 sayılı HMK.'nın yetki sözleşmesi başlıklı 17. maddesi "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır."
6100 sayılı HMK.'nın Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları başlıklı 18. maddesinde "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 18/2. maddesinde "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." denilmek suretiyle yetki itirazının ileri sürülüş biçimi düzenlenmiştir.
Dava dosyası içerisinde bulunan 13/02/2014 tarihli hizmet sözleşmesi ve yetki sözleşmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girdikten sonra imzalanmıştır. (6100 sayılı yasa 12/01/2011 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.)
6100 sayılı yasanın yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarının bu sözleşmede bulunduğu, sözleşmenin 37.1 maddesinde "Bu sözleşme ve eklerinin uygulanmasından doğabilecek her türlü anlaşmazlığın çözümünde ANKARA mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir." denilmek suretiyle kesin yetki halinin doğduğu, kesin yetki hallerinin Mahkemece re'sen değerlendirilmesi gerektiği hususu dikkate alındığında yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili Mahkemenin NÖBETÇİ ANKARA ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ olduğu anlaşılmakla HMK.'nın 116. maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2-Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının yetkili NÖBETÇİ ANKARA ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/12/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza