T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/250
KARAR NO : 2025/690
DAVA : Menfi Tespit(İİK nun 72/3.maddesi uyarınca İcra Takibinden Sonra Açılan)
DAVA TARİHİ: 16/01/2023
KARAR TARİHİ: 17/07/2025
Mahkememizin İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 01/03/2024 tarihli ve... Esas, ...Karar Sayılı ilamı ile yargı yeri belirlenmesi üzerine, görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirketin, Muğla ili, Bodrum ilçesinde yer alan pansiyon ve restaurant olarak belirlenen turizm işletme ruhsatına sahip turistlik işletmeyi işlettiğini, davalı ile 2022 yılının şubat ayında pansiyon işletmesinin elektrik aksamı konusunda anlaşma yapıldığını, yapılacak işlemler karşılığında 363.000,00-TL na anlaşma sağlandığını, ödemelerin malzemeler alındıkça ve malzemeler takıldıkça yapılacağı hususunda anlaşma sağlandığını, işlerin en geç Nisan sonuna kadar bitirilmesinin davalı tarafça taahhüt edildiğini, anlaşma konusu işlemler başladıktan sonra müvekkili şirketin banka hesaplarında başka bir sebepten dolayı bloke olması nedeniyle, müvekkili şirket sahibinin eşi tarafından ödemelerin davalı tarafa yapıldığını, toplamda davalı tarafa 292.000,00-TL tutarındaki bedelin Nisan ayı sonuna kadar yapıldığını, ancak işin tamamlanması taahhüt edilen süreyi geçtiğini, çalışmaların Mayıs ayına kadar uzadığını, müvekkilinin bu geçikme ile zarara uğradığını, buna rağmen davalı ile aralarındaki akde bağlı kalarak 71.000,00-TL bedelli çek ile verdiğini, davalı tarafın bu çeki daha fazla alacağının olduğunu iddia ederek müvekkile iade ettiğini, müvekkilinin 90.000,00-TL tutarında düzenlediği 2 faturanın yanında 243.000,00-TL faturanın da düzenlenerek anlaşmanın tamamlanmasını istediğini, ancak davalı tarafın 71.000,00-TL değerindeki çeki kabul etmediğini, hem de ödemenin büyük bir kısmını aldığı faturayı düzenlemekten kaçındığını, müvekkilini vergi hukuku bakımından mağdur ettiğini, davalı tarafın işin bedellinden daha çok yüksek rakam talep ettiğini, müvekkiline 326.811,54-TL fatura düzenleyerek gönderdiğini, müvekkilinin faturanın usulsüz olduğunu, usulüne uygun olarak düzenlenmesini talep ettiğini, müvekkilinin olumsuz cevap alması üzerine 01471 yevmiye numarası ile 326.811,54-TL bedelli e arşiv faturaya itirazını ve taraflara iadesine ilişkin ihtarname gönderdiğini, usulüne uygun ve süresinde yapılan fatura itirazına karşı davalı tarafın İzmir ... İcra Dairesinde... esas numarası ile müvekkiline icra takibi başlattığını, ödeme emrinin tebliğinin müvekkili şirketin kapalı olduğu bir saatte yapılmış olması nedeniyle müvekkilinin tebligattan haberi olmadığını, müvekkilinin bu nedenle iş bu ödeme emrine itirazını süresinde yapamadığını, icra takibinin kesinleştiğini, 29/07/2022 tarihli davalı tarafça düzenlenen faturaya itiraz edildiğini, davalı tarafça düzenlenen 3 faturanın toplam miktarları ile davalı tarafa ödenen ücretler mahsup edildiğini, öncelikle kötüniyetle açılan takibin durudulması akabinde iptaline, teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, İzmir ... İcra Dairesinde ...esas sayılı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın somutlaştırma yükünü yerine getiremediğini, usulüne uygun tanzim edilmiş bir dava dilekçesinin bulunmadığını, arabuluculuk süreci işletilmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, görev yönünden davanın reddinin gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında dava şartı olarak gösterilen hususlardan bir tanesinin “hukuki yarar” olduğunu, hukuki yararın, davacı tarafın hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yararının olması olduğunu, aksi halde hukuki yararın yokluğunun söz konusu olacağını, nitekim davacı tarafın elinde itiraz imkanı olmasına karşın aylar sonra menfi tespit davası açtığını, oysa davacı tarafın, ödeme emrinin tebliği üzerine itiraz yolunu işletebileceğini, dolayısıyla davacı tarafın işbu dava kapsamında hukuki yararının mevcut olmadığını, hukuki yararın, davanın açıldığı tarihte olması gereken bir dava şartı olup daha sonradan tamamlanmasının mümkün olmadığını, bu kapsamda davacı tarafın dava açarken hukuki yararının bulunmadığını, dolayısıyla davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin davalı tarafa karşı İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya ile icra takibi açtığını, açılan icra takibinin kesinleştiğini, haciz aşamasına geçildiğini, davalı şirket yetkilisi dahil haciz ihbarnameleri gönderildiğini, aradan geçen süre sonrasında davacı tarafın, borçlu olmadığını ileri sürerek işbu davayı açtığını, müvekkilinin, davacı tarafa karşı elektrik iş ve işlemlerine ilişkin üstlenmiş olduğu yükümlülüğünü tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, yapılan iş ve işlemler karşılığı 183.000,00 TL'lik bir ödemenin, davacı tarafça müvekkiline yapılmadığını, bunun üzerine icra takibi açıldığını, davacı tarafın itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, akabinde ise usulsüzce işbu davayı açtığını, davacı tarafın müvekkilince işin bitirilmediği veyahut çalışmanın uzadığı beyanlarının kabul edilebilir olmadığını, zira davacı tarafın, ne iş sürecinde ne iş sonrasında müvekkiline bir ihtar göndermediğini; işin bitmediğini bildirmediğini, dolayısıyla müvekkilince işin yapıldığının açık olup davacı tarafın borç kesinleşmesi akabinde işbu davayı açmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, menfi tespit davasında ispat yükümlüsünün davacı taraf olduğunu, davacı tarafın, bu yükümlülüğünü yerine getirememiş olup davanın ispat yönüyle reddi yoluna gidilmesi gerektiğini, davacı yanın birtakım ödeme kayıtları sunduğunu, ancak bu kayıtların bir kısmının müvekkiline yapılmamış bir kısmının da şirkete ait olmayan ödemeler olarak görüldüğünü, dolayısıyla davacı tarafın bu beyanlarının kabulünün mümkün olmadığını, tarafların defter ve belgelerinin incelenmesi akabinde de görüleceği üzere davacı tarafın müvekkiline borçlu olduğunun açık olduğunu, takipten aylar sonra açılan işbu dava ile borçlu olunmadığının tespitinin istenilmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle; davacı tarafın açmış olduğu davanın öncelikle usulden giderek esastan reddine, davacı taraf kötüiyetli olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, 2004 Sayılı İcra İflas Kanununun 72/3. Maddesi uyarınca davalı- alacaklı tarafından, davacı- borçlu aleyhine başlatılan İzmir ...İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacının davaya konu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davaya konu, İzmir ...İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibinin incelenmesinden; alacaklı sıfatı ile davalı ... tarafından, borçlu sıfatı ile davacı şirket aleyhine 06.08.2022 tarihinde
180.000,00-TL asıl alacak, 691,89-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.691,89-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak ticari ilişki gereği bakiye alacak 183.000,00 TL beyan
edildiği,
davacı -borçlu vekili tarafından 22.08.2022 tarihinde sunulan dilekçe ile icra takibine, ödeme
emrine, faize, faiz oranına vekalet ücretine, yetkiye, dosya masraflarına ve bil cümle ferilerine
itiraz edilerek takibin durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Mahkememizce davacının icra takibinin durdurulması veya icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talebinin 18/01/2023 tarihinde reddine karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla istinabe yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 20.06.2025 tarihli rapora göre davacının 2022,2023 yılı ticari
defterlerinin defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresi içinde yaptırıldığı, 2024 yılı ticari defterlerinin e-
defter statüsünde olduğu, defter berat onaylarının yasal süresi içinde yapıldığı ve fiziki ortamda
tutulan envanter defteri tarafıma ibraz edilmediğinden yasal zorunluluk olan açılış tasdikinin
yapılıp yapılmadığı ve 2022-2023 yılına ait ticari defterlerinin kapanış tasdikleri talep edilmesine
rağmen iş bu rapor tarihine kadar tarafıma ibraz edilmediğinden yasal zorunluluk olan yevmiye
defteri kapanış tasdikinin yaptırılıp yaptırılmadığının görülemediği, bu nedenle HMK 222 maddesi
gereğince sahibi lehine delil olma niteliği taşıyıp taşımadığı tespit edilemediğinin belirtildiği, davacının ibraz ettiği kayıtların incelenmesinde; mal ve hizmet alımlarının takip edildiği
320 no.lu cari hesaplara göre davacı ...Lojistik Nakliye Orman Ürünleri Sanayi Ticaret Ltd.
Şti’nin davalı ... ile ticari/cari ilişkisinin bulunmadığının tespit edildiği belirtimiştir.
Mahkememizce davalının defterlerinin incelenmesi amacıyla bilirkişi...tan rapor alındığı, alınan raporda davalının işletme defterine tabi olduğunun ... Genel Tebliği uyarınca işletme defteri mükelleflerinin defter beyan sistemi
kapsamına alınmış olduğundan, davalının 2022, 2023 ve 2024 yılı
işletme defteri (defter beyan sistemi) kayıtlarının noter tasdikine tabi olmadığı ve ilgili mevzuat
hükümlerine uygun olduğunun, davalı tarafından davacı şirkete için,
20.04.2022 ve 29.07.2022 tarihlerinde düzenlemiş olduğu,
20.04.2022 tarih ve ... sayılı 30.000,00 TL bedelli satış faturasının işletme
defterinde 20.04.2022 tarih ve 9 sıra ile,
20.04.2022 tarih ve ... sayılı 90.000,00 TL bedelli satış faturasının işletme
defterinde 20.04.2022 tarih ve 8 sıra ile,
29.07.2022 tarih ve... sayılı 326.811,54 TL bedelli satış faturasının işletme defterinde 29.07.2022 tarih ve 16 sıra ile,
gelir kaydedilmiş olduğunun, işletme defterleri gelir ve gider kayıtlarına mahsus olduğundan ve işletme defteri kayıt düzenine
göre, davacı tarafından düzenlenen satış faturaları bedelinin tahsil edilip edilmediğine
bakılmaksızın gelir kaydedildiğinden, fatura bedelinin tahsil edilip edilmediği yada ne zaman ne
kadarlık kısmı tahsil dildiği yönünden herhangi bir kayda yer verilmediğinden, işletme defteri
kayıtlarından hareketle bakiye borç veya alacak tespitinin mümkün olmadığı, işletme defteri
kayıtlarından hareketlerin taraflar arasındaki ticari ilişkin tespit edilebileceği değerlendirilmekte
olup, bu bağlamda olmak üzere; davalının davacı için, 20.04.2022 ve 29.07.2022 tarihlerinde üç adette toplam
446.811,54 TL bedelli satış faturası düzenlemiş olduğu ve anılan faturaların davalının
işletme defterine gelir olarak kaydedilmiş olduğu, dava dosyasına ibraz edilen banka dekontları incelendiğinde, 07.03.2022 –
29.04.2022 tarih aralığında davacı ve ... tarafından 10
işlemde toplam 159.000,00 TL nın davalı ... adına kayıtlı ... Iban nolu hesaba EFT ile yatırılmış olduğu, ayrıca ... tarafından
dava dışı ... hesabına 21.03.2022 tarihinde 11.000,00 TL yatırılmış olduğu, davalı tarafından düzenlenen satış faturasının 446.811,54 TL
davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin 159.000,00-TL; farkın 287.811,54-TL
olduğu, dava dilekçesinde “Bunlarla birlikte 36.000 TL kredi kartı çekilmiş ve 75.000 TL tutarında çek
verilmiştir. (Davalı yanın banka hesap dökümlerinin celbini talep ederiz.) Toplamda davalı tarafa
292.000 TL tutarında kararlaştırılan tarih olan nisan sonuna kadar ödemeler yapılmıştır.”
ifadesine yer verilmiş olmakla birlikte, gerek 36.000 TL lık Kredi Kartı ödemesi gerekse 75.000,00
TL tutarlı çek ödemesine ilişkin belge ve kayda dava dosyasında rastlanmadığı, buna göre, sayın mahkemenizin 13.03.2025 tarihli kararına istinaden, talimat mahkemesi
aracılığı ile davacı borçlu kayıtlarının incelenmesi ile elde edilecek farklı veriler hariç
olmak üzere, 06.08.2022 takip tarihi itibariyle davalının (446.811,54 TL – 159.000,00 TL)
287.811,54 TL borçlu olduğu, ayrıca ... tarafından dava dışı...
hesabına 21.03.2022 tarihinde yapılan 11.000,00 TL lık ödemenin da davalıya yapılmış olduğunun
kabul edilmesi halinde dahi, takip tarihi itibariyle borç tutarının 277.811,54 TL olacağı, oysa takibe
esas asıl alacak tutarının 183.000,00 TL olduğu, bu durumda tespit edilen borç tutarının takip
tutarından fazla olduğunun belirtildiği, anılan raporun ayrıntılı, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, davalının davacı hakkında davaya konu İzmir ...İcra Dairesinin... esas sayılı icra takibinin alacaklı sıfatı ile 06.08.2022 tarihinde
180.000,00-TL asıl alacak, 691,89-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.691,89-TL üzerinden icra takibi başlattığı, davalı alacaklının incelenen defter ve kayıtlarına göre 277.811,54 TL davacı borçludan alacaklı bulunduğu, bu haliyle davacının davalıya takip nedeniyle borçlu bulunduğu anlaşıldığından, yerinde görülmeyen menfi tespit davasının reddine, koşulları bulunmadığından davalı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, iş bu dava sebebiyle yapılan yargılama giderleri HMK nın 326. maddesi uyarınca davacı üzerinde bırakılmış, davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir olunarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Koşulları bulunmadığından davalı yararına icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu red harcının, peşin alınan 3.137,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.521,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacıya iadesine,
4-Dava tamamen reddedildiğinden davacının yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanmış olan; 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafın yaptığı bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde ilgili davacıya iadesine,
8-Dava tarihi itibariyle iş bu davada ara buluculuk zorunlu dava şartı olmadığından ve bu yönde yapılan giderde bulunmadığından, karar verilmesine yer olmadığına,
ilişkin, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
17/07/2025
Katip ... Hakim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır