T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/286 Esas
KARAR NO : 2025/837
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/04/2024
KARAR TARİHİ: 01/10/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından İzmir ...icra resi'nin ... sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İzmir ...icra dairesi arafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesi davacıya tebliğ edildiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle yasal süresi içerisinde dava açtıklarını, davacı ile davalı arasında 08.08.2023 tarihli hizmet ve işbirliği sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen hizmet ve işbirliği sözleşmesi) İşbu sözleşmeye göre davacı, davalı şirket için mobil uygulama projesinin teknik dokümantasyon hizmetini sağlayacağını, sözleşme uyarınca davacı kendisinden istenilen gerekli bilgi ve belgeleri zamanında davalı şirkete göndererek üzerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiğini, davacı tarafından dokümantasyon hizmeti işinin tamamlandığını ve akabinde davalı şirket tarafından sözleşmede yer aldığı şekliyle işin başında 3.000-USD ödendiğini, her ne kadar 2.000-USD'nin 10 iş günü içerisinde davalı şirket tarafından ödeneceği hükmü yer almakta ise de davalı şirket, sözleşmeye aykırı olarak 05.10.2023 tarihinde gecikmeli olarak fatura kestiğini, 23.10.2023 tarihinde yani 12 iş günü sonra da ödemeyi gerçekleştireceğini, ödeme gerçekleştirilmeden bir süre önce davalı şirket ile 15.09.2023 tarihinde yüz yüze gerçekleştirilen toplantı neticesinde de davacı tarafından biten iş üzerine bir sunum gerçekleştirildiğini, bu toplantıdan önce davalı şirket tarafından defaten kararlaştırılan toplantıların keyfi olarak ertelendiğini, ya da iptal edildiğini, davalı şirketin ödemeyi geç gerçekleştirmesinin yanı sıra davacı tarafından mail aracılığıyla bilgi talebi ve gerekli bilgi aktarımları iletilmişse de şirket ile hiçbir şekilde etkili iletişim sağlanamadığını, davacıya dokümantasyonun resmi yollarla iletilmediğinden, yalnızca...ve üzerinden yüklendiğinden bahisle sözleşmeye uygun teslimin gerçekleşmediği ve bu nedenle de son ödemenin gerçekleştirilemeyeceği bilgisi mail aracılığıyla şirket tarafından iletildiğini, özellikle söz konusu dokümantasyonun davacı tarafından ...drive rindeki klasör içerisinde davalı şirkete iletildiğini şirket bünyesinde bulunduğunu, davalı şirketin işin en başından beri...ive'a erişimi olduğunu, sözleşmenin doküman gizliliği ve taraflar ile paylaşımını düzenleyen "Veri Paylaşımı" başlıklı 11.2. Maddesi uyarınca; "Taraflar, belgenin .... formu üzerinde barındırılacağını kabul eder...t tabanlı bir hizmet sağlayıcısıdır ve dokümanın güvenli bir şekilde saklanmasına ve tüm paydaşlar tarafından erişimine olanak tanır." görüldüğü üzere belgelerin...erinden aktarılacağı hususunda tarafların sözleşme uyarınca mutabık kaldığını ve davacı sözleşmeye uygun olarak dokümantasyonun teslimini sağlandığını, davacı tarafından işin eksiksiz ve zamanında bitirilerek tesliminin gerçekleştirildiği, buna rağmen davalı şirket tarafından son ödeme olan 2.000-USD'nin ödenmesinden imtina edildiğinin açıkça ortada olduğunu, davalı şirketin, davacının işi tamamlayarak teslim etmesine rağmen herhangi bir neden belirtmeksizin uygulamayı geliştirmekten vazgeçmesi sebebiyle sözleşmede yer alan cezai şart tutarını ödemesi gerektiğini tüm bu açıklanan nedenlerle davalı şirketin itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirket üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, davacının dava şartı arabuluculuk başvurusu İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ...şvuru ve ...sya numaralı dosyası ile yapılmış olduğunu anlaşma sağlanamadığını, davalı şirket tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, sonuç olarak davanın kabulüne, haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, sözleşmesel edimini tam olarak yerine getirmediğini, sözleşmeyi feshedenin davacı olduğunu, sözleşmenin 7.1. maddesi “7.1...izmet için toplam 5.000-USD tutarında ödeme yapacağını, ödemenin teknik işbu sözleşme imzalandığı tarihte 3.000-USD, sürecin tamamlanmasının ardından 10 iş günü içerisinde 2.000-USD olarak iki aşamada yapacağını, belirtilen tutarların KDV içermediğini, firma ilgili hizmet için kesilecek faturayı toplam ödeme olan 5.000-USD'yi aldığı gün kesecektir." şeklinde olduğunu, davalı , 3.000 USD’yi işin başında ödendiğini bu hususun çekişmesiz olduğunu, bakiye 2.000 USD’nin ise sürecin tamamlanmasının ardından 10 iş günü içerisinde yapılacağı kararlaştırdığını, işin tamamlanmadığının da çekişmesiz olduğunu, zira davacı tarafça, işin tamamlanmasından vazgeçildiğini, sözleşmenin feshedildiğini, ancak davalı yine de, davacı tarafça henüz işin devamında fatura kesilmiş olması karşısında, iyi niyetli olarak, henüz iş tamamlanmamış olmasına rağmen bu ödemeyi yaptığını, bu durumda sözleşmeye göre davalının, aslında henüz ödememesi gereken 2.000 USD’yi davacıya ödemiş olup sözleşme ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre bu 2.000 USD’yi davacıdan talep etme hakkına sahip olup bu husustaki tüm dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını, maddede yer alan “Firma ilgili hizmet için kesilecek faturayı toplam ödeme olan 5.000-USD'yi aldığı gün kesecektir” ibaresinin karşısında davacının fatura keşide etmesinin de ödemenin yapıldığına delalet ettiğini, davacı tarafça “davalı şirket, sözleşmeye aykırı olarak 05.10.2023 tarihinde gecikmeli olarak fatura kestiğini, 23.10.2023 tarihinde yani 12 iş günü sonra da ödemeyi gerçekleştirmiştir.” ifadesiyle neyin kastedildiğinin anlaşılamadığını, huzurdaki uyuşmazlıkta davalı şirketin, “hizmet alan” taraf olduğunu yani faturayı kesmesi gereken tarafın davacı, ödeme yapacak olan tarafın ise davalı olduğunu, davacının bu cümlesindeki tek doğru ibarenin “sözleşmeye aykırı olarak” ibaresi olduğunu, zira davacının, henüz iş tamamlanmamış olmasına rağmen fatura kesildiğini, sözleşmenin 8.1 maddesinde “İşbu sözleşme imza tarihinde yürürlüğe girecek olup kesin kabul tarihinden itibaren… süre ile yürürlükte kalacaktır.” şeklinde olduğunu, yani davacı tarafça yapılan işin, davalı şirketçe “kesin kabul”ünün kararlaştırıldığının anlaşıldığını, ancak ortada davalı tarafından yapılan bir “kesin kabul” olmadığını, dolayısıyla davacının, yükümlendiği edimi henüz tamamlamamış durumda olduğunu, davacının yükümlendiği hizmetlerin, sözleşmedeki sırasıyla; ihtiyaçların belirlenmesi, özelliklerinin belirlenmesi, yol haritasının belirlenmesi, proje teknolojik yapısının belirlenmesi, tasarım aşaması, kodlama aşaması ve yayınlama olarak belirlendiğini, yani işin, uygulamadaki adıyla “anahtar teslim” olarak tamamlanıp teslim edileceğinin kararlaştırıldığının anlaşıldığını, ancak davacı tarafça işin tamamlanmadığını, konuyla ilgili olarak davacı tarafa davalı şirketçe Karşıyaka 5.Noterliğinin 4.12.2023 tarih ve...vmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, bu ihtarnamede davalı şirketin, sözleşmenin 8.2 maddesine göre, işi tamamlaması için davacıya önel verdiğini, bu ihtarnamenin, davacının, sözleşmede belirtilen adresine gönderilmesine rağmen davacı tarafça tebellüğden imtina edildiğini, bunun ardından ise davacı tarafça huzurdaki davaya konu icra takibi başlatıldığını, icra takibi başlatmak suretiyle sözleşmeyi sona erdiren tarafın bizzat davacı olduğunu, icra takibinin ardından bu kez davacının vekiline Karşıyaka 5.Noterliğinin 8.1.2024 tarih ve 821 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, bu ihtarnamede de kısaca, söz konusu icra takibi ile cezai şart talep edildiğini, dolayısıyla sözleşmenin fiilen muhatapça feshedildiğinin anlaşıldığını belirtilerek, o ana kadar yapılan 5.000 USD’nin iadesinin talep edildiğini, davalı ile çalışmak istemeyenin bizzat davacının kendisi olduğunu, 'Taraflar arasında anlaşmazlığın ortaya çıkması” nın hukuken kabul edilebilir bir cezai şart olmadığını, bu ifadenin ucu açık olup cezai şart bedeli ile cezalandırma yapılması için yeterli olmadığını, kaldı ki taraflar arasında anlaşmazlık varsa bile ahde vefa ilkesi çerçevesinde davalının bu sözleşmeyi sürdürme gayretinde iken sözleşmeyi feshedip cezai şart talep eden kişinin davacı yan olması karşısında ortada iyi niyetli bir girişimin değil, haksız zenginleşme amacının olduğunun görüldüğünü, bu nedenle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafın işi tamamlamamış olmasına rağmen bakiye bedel talep ettiğini, davalı tarafından gerekçeleriyle birlikte bu konudaki karşıt görüş ileri sürüldüğünde ise “anlaşmazlık” klozundan hareket ederek davalının cezai şart bedeli ile tehdit ettiğini, davalı tarafından, davacı ile çalışmaktan vazgeçilmesi gibi bir durumun ise hiç olmadığını, vazgeçen davacının kendisi olduğunu, nihayetinde ise 23.10.2023 tarihli e-postasıyla da taraflar arasındaki görüşmeleri sona erdiren yine davacının kendisi olduğunu, ayrıca cezai şarta ilişkin maddelerin TBK bakımından genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, bu nedenle itiraz ettiklerini belirterek sonuç olarak davacının davalı şirketten cezai şart bedeli talep etmesi için gerekli şartların hiçbirinin gerçekleşmediğini, bakiye ödemenin geç yapılması durumunda cezai şart bedeli ödeneceğinin yazıldığını, sözleşme konusu işin davacı tarafça tamamlanmadığını, buna ilişkin bakiye bedelin de henüz iş tamamlanmadan talep edildiğini, davalının sözleşme kaynaklı tüm ödemelerini yaptığını, yükümlülüklerini ifa ettiğini, sözleşmeyi davalı değil, davacının feshettiğini, bu fesihin haksız olduğunu, taraflar arasındaki anlaşmazlığı doğrudan sözleşmeyi feshe ve cezai şart bedeli talebine götürmekle davacının niyetinin ahde vefa değil haksız zenginleşme olduğunun anlaşıldığını, sözleşmede cezai şartın tek taraflı olduğunu, bu nedenle de cezai şartın geçersiz olduğunu, bu nedenlerle Davanın reddine, davacı aleyhine yüzde yirmiden aşağı olmayacak tutarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
KANITLAR:
İzmir ...cra Dairesi'nin ...s sayılı takip dosyası Uyap sisteminden dosya arasına alınarak yapılan incelemesinde davacının / alacaklının...orçlunun ...ğlık Hizmetleri, borcun sözleşmeye istinaden cezai şart alacağına ilişkin 290.200,00 TL olduğu anlaşılmıştır.
Şişli Vergi Dairesi ve...rgi Dairelerinden kayıtları celp edilmiştir.
Maslak Vergi Dairesinden davacının bilanço usulüne tabi defter tuttuğu bilgisi edinilmiştir.
Bilirkişi SMMM ...8/11/2024 tarihli rapor aldırılmıştır.
Bilirkişi Smmm...itelikli Hesaplama Uzmanı ...ksük Bilgisayar Mühendisi .../02/2025 tarihli ve 01/09/2025 tarihli ek rapor aldırılmıştır.
GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davacı firmanın, 08.08.2023 tarihli sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedelinin tamamını davalı şirket yetkilisi Gökhan Gürel'e fatura ettiği, faturaların toplam tutarının KDV hariç 139.220, TL, KDV dâhil 167.064, TL olduğu, fatura bedellerinin ...ndiği, Davacının,...a düzenlemiş olduğu faturaları ilgili dönemlerde bağlı olduğu vergi dairesine beyan ettiği," tespit edilmiştir.
Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Davalı taraf ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin TTK 69. ve VUK 220. ve 225.maddelerinde öngörülen yasal süreler içerisinde yaptırılmış olduğu tespit edilmiştir. Defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği'ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Defterleri, kayıtları yönünden birbirini doğrulayacak şekilde istikrarlıdır. Davalı tarafa ait ticari defterlerde, davacıya ilişkin herhangi bir kayıt tespit edilememiştir. Her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere, hizmet davalı Şirkete verilmiş ve işbu hizmete ilişkin fatura Şirket yetkilisi ...sına kesilmiştir. " tespit edilmiştir.
Taraflar arasında sözleşme bulunduğu her iki tarafın da kabulündedir. Uyuşmazlık; davacı tarafın sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme hükmüne göre davacının cezai şart alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususundadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.1 maddesinde sözleşmenin imza edildiği tarihte yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 8.08.2023 tarihinde yürürlüğe girdiği, davacı tarafça 5/10/2023 tarihinde 67.272,00 TL fatura kesildiği, 9/08/2023 tarihinde 99.792,00 TL fatura kesildiği, sözleşmenin cezai şart başlıklı 5. Maddesinde " ...eknik dokümantasyonu teslim aldıktan sonra Firma ile uygulamayı geliştirmek istemezse ve taraflar arasında anlaşmazlık ortaya çıkarsa Galenos yine indirimsiz tutar olan 15.000 Amerikan dolarından kalan 10.000 Amerikan dolarını firmaya ödemeyi kabul eder . Bu ödeme ...knik dökümantasyonun tam sahibi olma hakkını verir ve ...kümantasyonu kendi takdirine göre kullanabilir" şeklinde kararlaştırma olduğu, davalı tarafça davacıya gönderilen 10 ocak 2024 tarihli e-mail ile davacı tarafın teslimatın resmi yolla yapmadığından bahisle 2.000 USD borcun muaccel olmadığı bu nedenle de ödeme yapılmayacağına ilişkin yazıdan davalı tarafça sözleşme bedelinden kalan 2.000 USD'nin davalı tarafça davacıya ödenmediği, tarafların kabulünde olan sözleşmenin 11.2 maddesinde davacı tarafından yapılan işin ...atformu üzerinde barındırılacağını ve tarafların erişimine açık olduğu kabul edildiğinden teslimatın bu şekilde yapılacağının Davalı tarafça kabul edildiği, Mahkememizce yapılan teknik inceleme ile davacı tarafça sözleşmesel edimlerin eksiksiz yerine getirildiğnin tespit edildiği, davalı tarafça teslimatın resmi yolla yapılmadığına ilişkin iddialarına, sözleşmenin 11.2 maddesi gereğince veri paylaşımının tüm paydaşların erişimine olanak tanınması ve sözleşmede teslimatın resmi şekilde yapılacağına ilişkin madde bulunmaması nedeniyle itibar edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca davacının sözleşmeden kalan bedelin ödenmemesi nedeniyle sözleşmeyi fesihte haklı olduğu ve cezai şart isteme hakkı bulunduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, alacak miktarı ve şartları sözleşmede cezai şart olarak belirlendiğinden alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir ..İcra Müdürlüğü'nün...yılı dosyasında davalının 290.200,00 TL alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında (58.040,00 TL ) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 19.823,56 TL nispi harçtan, 5.024,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 14.798,96 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 5.024,60-TL Peşin Harç, 14.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 747,17-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 20.199,37TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
4-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600.- TL'nin davada haksız çıkan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 46.432,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
6-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 01/10/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza