T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/336 Esas
KARAR NO : 2025/845
DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ: 19/04/2024
KARAR TARİHİ: 01/10/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı taraf aleyhine, karşı taraf ... tarafından, davacı tarafa ait... tesisat numarası üzerinden kaçak elektrik kullandığı iddiası ile 11/12/2023 tarihli K... seri numaralı ve 305.795,15 TL kaçak elektrik kullanım bedeli tahakkuk ettirildiğini, davacı tarafından kaçak elektrik kullanımına ilişkin olarak kuruma itiraz edilmiş ve itiraz başvurusu 26/02/2024 tarihli 20320 sayılı yazı ile reddedildiğini, davacı tarafın iş yerine ait elektrik kullanımı 13/03/2024 tarihinde kesildiğini, İzmir .... Asliye ticaret Mahkemesi'nin 2024/58 Değişik İş sayılı dosyası üzerinden 18/03/2024 tarihli karar ile elektrik kesme işleminin teminat ile durdurulmasına karar verildiğini, davalı kurum tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında, İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Değişik İş sayılı dosyasının kararının kaldırıldığını ve kesin olarak karar verildiğini, tüm bu sebeplerle esas davanın görüldüğü mahkeme olan mahkemeden elektrik kesme işleminin yargılama sonuçlanana kadar tedbiren durdurulmasını talep etmek hasıl olduğunu, davacı tarafın işinin mahiyeti gereği sattığı ürünlerin bozulmaması adına, ürünleri soğuk bir dolapta saklaması gerektiğini, dava ikame edilirken ek olarak sunulan faturalardan ve talep dilekçesi ekinde sunulu faturalardan görüleceği üzere; davacı tarafın satışını yaptığı ve hemen bozulabilecek sucuk, salam, sosis, süt, yoğurt, ayran, peynir ve dondurma gibi ürünler bulunmakta olduğunu, mevcut elektrik kesintisinin devamı durumunda eldeki ürünlerin bozulacağının ortada olduğunu, bu kapsamda açıklanan tüm nedenlerle de; elektrik kesilmesi sebebiyle davacı tarafın mağdur olmakta olduğunu, tek gelir kaynağı olan marketi işletemediğini, ürünlerin bozulma tehlikesi altında olması sebebiyle davalı kurumunun elektrik kesme kararına karşı işlemin durdurulması adına ihtiyati tedbir talep ettiklerini, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davacı tarafın Gaziosmanpaşa Mah. ... Cad.... Apt. No:159 Bornova/ İZMİR adresindeki işletmesinde kullandığı ... tesisat numarası üzerindeki elektrik kesme işleminin öncelikle teminatsız olarak, mahkemece uygun görülmediği takdirde uygun görülecek teminat karşılığında ivedilikle duruşma yapılmaksızın ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı yan arasında imzalanmış bir abonelik sözleşmesi mevcut olmadığını, 4628 ve 6446 sayılı yasalar çerçevesinde, kısmi bölünme yöntemi ile İzmir ve Manisa illerinde perakende satış faaliyetini yürütmek amacıyla ...Perakende Satış A.Ş. 13.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kuruluş işlemleri tamamlanmış olup, her iki Şirket birbirinden bağımsız ve ayrı iki tüzel kişilik olarak 01.01.2013 tarihinden itibaren faaliyetlerini sürdürdüğünü, dağıtım ve perakende şirketlerinin sorumluluk alanlarının mevzuat ile belirlenmesi ile öncelikle EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği, daha sonra EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ile de görev alanları, yapacakları iş ve işlemlerinin tariflendiğini, bu bağlamda, Dağıtım Şirketi; enerjinin sürekli ve verimli dağıtımı, kaçak kullanım faturaları (Normal elektrik fatura bilgileri Dağıtım Şirketinde bulunduğunu.), mühürleme, saha tutanakları, sayaç değişikliği, borçtan dolayı açma-kesme, (Perakende Şirketi talebi ile açma-kesme yapıldığını), sayaç okuma, bağlantı anlaşması yapma iş ve işlemlerini yürütürken Perakende Şirketinin; perakende satış sözleşmesi yapma, sözleşme abonelik bilgileri (abonelik yapılması, abonelik iptali, abonelik işlemlerine ait tarihler, güvence bedelleri), abone bilgileri, (TC. kimlik No, Vergi No, vb.), enerji tüketim faturaları (Elektrik faturaları), abonelik tarife bilgisi, Elektrik faturası itirazlarının değerlendirilmesi, iptali vs, iş ve işlemleri yapmakla görevli ve yükümlü olduklarını, bu bağlamda; elektrik enerjisinin satıcısı taraf değil, perakende satış sözleşmesi yapmaya yetkili ve görevli perakende şirketi olduğunu, abonelik sözleşmesi kapsamında tüketilen elektrik enerjisine karşılık yine perakende şirketi fatura tahakkuk ettirmekte ve tahsilatını gerçekleştirdiğini, davalı şirketin yalnızca mevzuat tarafından öngörülen düzenlemeler uyarınca kaçak kullanım faturalarından yetkili ve sorunlu olduğunu, neticeden, davacının, davalı şirketle arasında abonelik sözleşmesi bulunduğu ve yine elektrik faturalarını davalı şirkete ödediğine yönelik iddiaları taraflarına değil, dava dışı Gediz Elektrik Perakende Satış A.Ş. İle ilgili olduğunu, bu nedenle, abonelik sözleşmesinin bölgede görevli perakende şirketi olan dava dışı ... Satış A.Ş. şirketinden talep edilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından usulüne uygun düzenlenen Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerden olup davacının haksız fiilinin ispat edildiğini, kaçak tespit tutanakları aksi kanıtlanana dek geçerli olup, davacının tutanaklara yönelik itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu,...Mah. Bornova/İZMİR adresinde kayıtlı bulunan ... tesisat numaralı aboneliğe 11.12.2023 tarihinde yapılan kontrolde, "baralardan harici hat çekmek" suretiyle kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, tespite istinaden K... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiğini, tutanağa istinaden davalı ... adına ...seri numaralı 305.795,16 TL kaçak kullanım faturası oluşturulduğunu, kaçak elektrik tespit tutanağı ve kaçak elektrik kullanım faturasının, 20.02.2021 tarih 31401 sayılı Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği, Yedinci Bölüm, Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi; Kaçak kullanım tespit belgelerinin hukuki niteliğiyle ilgili örnek içtihatta ''Kaçak elektrik tespit tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitleri içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerdendir.'' hükmü yer aldığını, dolayısıyla, kaçak elektrik tespit tutanağı ile davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu, resmi belgelerden sayılan işbu tutanağın aksi yine yazılı delillerle ispatlanabileceğini bu noktada işbu ispat yükünün davacı tarafa geçtiğini, bu noktada, kaçak elektrik tespit tutanaklarının mahiyetleri gereği aksi aynı güçte bir delille ispatlanana dek kesin delil niteliğine haiz oldukları, Davalı şirket tarafından davacının kaçak elektrik kullanımında bulunarak haksız fiil işlediği tespit olunmuş, akabinde İlgili Yönetmelik hükümlerine göre kaçak elektrik faturası düzenlendiğini, davacı yanca iddia edilen, tutanakların usulsüzce tutulduğu iddiası gerçek olmadığını, ... seri numaralı faturanın; 11.12.2023 kaçak tespit tarihi ile 15.06.2023 (kaçak tespit tarihinden 180 gün öncesi) tarihi arası 180 günlük kaçak kullanım için, tesisatta tespit anındaki 20,00 kW tespit gücü üzerinden "14" çalışma saati alınarak 180 x 20,00 x 14 = 50.400 kwh tüketimin kurul onaylı tarife tablolarındaki ilgili tüketicinin tüketici grubuna ilişkin tek terimli, tek zamanlı aktif enerji ve dağıtım tarifenin çarpılması sonucu elde edilen bedelin toplanarak, 305.795,16-TL oluşturulduğunu hesaplamanın yönetmeliklere uygun olduğunu, davalı şirketin kaçak elektrik tüketimi tespiti süreci ve sonrası uyguladığı usullerin yasal mevzuata aykırı yöntemlere dayandığı iddiasının davalı şirketin itibarını sarsmaya yönelik kötüniyetli karalamalardan ibaret olduğunu, ayrıca davacı taraf her ne kadar ihtiyati tedbir kararının devamını istemişse de HMK 389. Maddesinin 1. Fıkrasında; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." denildiğini, yasalarda yer alan geçici hukuki koruma kararlarının amacının yargılamaya veya takibe konu edilen alacakların ileride semeresiz kalması tehlikesinin ortadan kaldırılması olup, ihtiyati tedbirle asıl davada beklenen amacın elde edilmesinin mümkün olmadığını, bu itibarla asıl uyuşmazlığı çözer ve dava sonucuna bağlanan talebi karşılar mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğini, bu sebeple ihtiyati tedbir kararın reddine karar verilmesi gerektiğini, Neticeden, somut olaya bakıldığında, davacı yanın soyut iddiaları haricinde herhangi bir delil bilgi belge sunamadığını, iddiaların hukuki temelinin bulunmadığını, Kaçak elektrik tespit tutanakları mahiyetleri gereği aksi ispatlanana kadar kesin delil niteliğine haiz belgelerden olduklarından aksinin davacı yanca ispatlanmasının gerektiğini ancak davacı yan ispatta yetersiz kaldığını, tüm bu hususlar göze alındığında, cevap dilekçesine konu açıklamalarının Yargıtay kararlarıyla ve hukuki mevzuatla da desteklenmekte olup haklılıkları açıkça ortaya konmakla, davacının haksız davasının reddini talep ettiklerini, bu nedenlerle; davacı yanın haksız ve usule aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
KANITLAR:
İzmir Ege Vergi Dairesinden kayıtlar celp edilmiştir.
İzmir ... İcra Dairesi'nin 2023/21623 sayılı dosyası dosyamız arasına celp edilmiştir.
Bilirkişi Elektirk Mühendisi ...'dan bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi Elektirk Mühendisi ...'dan 11/06/2025 tarihli bilirkişi ek raporu aldırılmıştır.
GEREKÇE :
Dava, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Öncelikle uyuşmazlığa konu menfi tespit davası ve kötü niyet tazminatına ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
Borçlu, aslında borçlu olmadığı veya borçlu olmadığına inandığı bir borcu ödememek için, alacaklının takip yapmasını veya dava açmasını bekleyebilir. Bu durumda aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine itiraz edebilir ve itiraz üzerine takip duracağından, alacaklı bu itirazı bertaraf ettirmek için harekete geçtiğinde, alacaklının itirazın iptali veya kaldırılması talebi üzerine, borçlu bu konudaki savunmalarını genel mahkemede veya icra mahkemesinde ileri sürebilecektir.
Diğer hâlde borçlu, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması hâlinde borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. (İİK. m. 72/2).
Alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür (İİK. m. 72/3). Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açarak bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamayacaktır. Zira borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki bu da istirdat davasıdır (..., M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156-164).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK.) 72. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz" hükmünü içermektedir.
05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 15. maddesi ile 2004 sayılı İİK.'nın 72/5. fıkrasında yer alan "yüzde kırkından" ibaresi "yüzde yirmisinden" olarak değiştirilmiştir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, 2006, s. 334, 335).
Başka bir ifadeyle; İİK.'nın 72. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacının üzerindedir.
Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 'Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri' başlıklı 42. maddesinde; (1)Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak;
a)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi,
b)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi,
c)Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sisteminde müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi,
ç)Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, 'kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.' denilmektedir.
3-Kullanım yerine ait perakende satış sözleşmesi iptal edilmiş ve enerjisi kesilerek mühürlenmiş iken, mührün açılarak sayaç üzerinden geçmek suretiyle elektrik tüketimi yapılması halinde fatura düzenlenmesi mümkün olmamaktadır. Bu şekilde sözleşmesiz elektrik tüketimi Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42.1.a maddesinde kaçak elektrik kullanımı olarak tanımlanmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda davacının kaçak kullanım yaptığı tespit edilmiştir. Davaya konu kaçak tespit tutanağı 11/12/2023 tarihinde düzenlenmiş olup davalı şirket tarafından Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42.1.b maddesinin tüketici aleyhine olması ve kaçak kullanım olması durumunda tespit edilen gücün %60 kullanım faktörü ile çarpılması gerektiğine ilişkin yönetmeliğin 14.01.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu davanın 19/04/2024 tarihinde açıldığı, her davanın açıldığı tarihteki şartlarda değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında; davacının eski yönetmelik döneminde kullandığı elektrik nedeniyle davalının kendi lehine yorumladığı yönetmelik maddesi nedeniyle daha fazla kaçak tespit tutanağı düzenlemesine neden olan yönetmeliğin dava tarihinde yürürlülükten kaldırılmış olması nedeniyle davacının kaçak kullanım miktarının %60 oranı ile yapılan bilirkişi hesabı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Kötüniyet tazminatının yapılan değerlendirilmesinde: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK.) 72. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz" hükmünü içermektedir.
Davacının İİK. 72/5 uyarınca talebi bulunduğu anlaşılmakla Davalının eski yönetmelik hükümlerine göre hesap yapması durumunun kötü niyet olarak kabul edilmeyeceği anlaşılmakla davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davacının İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 183.558,59 TL'lik asıl alacak ve bu miktarın faizi, KDV'si yönünden davalı tarafa BORÇLU BULUNMADIĞININ TESPİTİNE,
İİK. 72/5.maddesi gereğince yasal koşulları gerçekleşmediğinden Davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
Davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.538,84 TL nispi harçtan, peşin alınan 5.232,25 harcın mahsubu ile bakiye 7.306,59 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına.
2-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL Başvuru Harcı, 5.232,25 TL Peşin harç, olmak üzere toplam 5.659,85 TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan 3.410,00 TL'den ibaret yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.281,00 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 320,00 TL tebligat ve posta yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 106,00 TL'sinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 01/10/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza