T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/390 Esas
KARAR NO : 2025/719
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/04/2017
KARAR TARİHİ: 18/07/2025
Mahkememizin 04/02/2021 tarih ve ... Esas ve ... karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi14. Hukuk Dairesi’nin 30/04/2024 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile kaldırılmakla yukarıdaki esas sayılı dosyada yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı-borçlu şirket ile davacı şirket arasında akdedilmiş inşaat sözleşmesi ve 29.12.2012 Tarihli Fatura gereği borç ilişkisi oluştuğunu, uzun bir süre davalı şirket borcunun bakiyesini ödemediğini, davalı şirket tarafından bedel ödeme borcunun bakiyesine uygun olarak, ifadan kaçınmak adına 60.300 TL tutarında 01.10.2015 Tarih, A-6143 No'lu iade faturası tanzim edilerek davacı şirkete 09.10.2015 Tarihinde tebliğ edildiğini, tebliğ edilen iade faturasının taraflarınca yasal süresi içerisinde ve 12.10.2015 Tarihinde, Manisa 1.Noterliği'nin 12.10.2015 Tarih, 22096 Yevmiye No'lu ihtarnamesi iade edilerek bakiye bedel ödeme borcunun işlemiş faizi ile birlikte yerine getirilmesinin yeniden talep edildiğini, taraflarınca 27.10.2015 Tarihinde Manisa 1.İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalı tarafından yasal süresi içerisinde 11.05.2017 Tarihinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, aynı zamanda yine bakiye bedel ödeme borcundan kaçınmak amacı ile yapılan inşaattaki kusurlar ve giderim bedelinin tespit edilmesi talebi ile 03.11.2015 Tarihinde Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/41 D.İş sayılı dosyasının derdest edildiğini, bunun üzerine taraflarınca Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E. Sayısı ile itirazın iptali davasının derdest edildiğini, davanın yerel mahkemenin 19.01.2017 Tarih, ... K. Sayılı ilamı ile yetkili icra dairelerinin borçlunun yerleşim yeri veya akdin ifa edileceği yerde olduğu, bu nedenle icra takibinin geçerli olmadığını, yerel mahkeme kararının kesinleştiğini, bu nedenlerle yeniden ilamsız icra takibi yapmakta hukuki yarar görülmeyerek mahkemeniz tahtında eldeki 'eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası'nın derdest edilmesinin gerektiğini, Davalı-Borçlu ile davacı şirket arasında münakit, "İzmir Pancar O.S.B.'de uygulanacak olan 4425 m2 zemin kat 175 m2 batar kat alanlı "Prefabrik.. Bina İnşaatı" işi ile ilgili, ekte teknik detay ve ebatlarının belirtildiği çizimleri bulunan "Prefabrik... Elemanları ve Panel Duvar" imalatlarının, üretim, nakliye ve montajı" konulu 335.000 TL + KDV bedelli inşaat yapım işi sözleşmesi gereği cari hesap ilişkisi oluştuğunu, davacıl şirketin tüm edimlerini yerine getirdiğini ancak davalı borçlunun bedel ödeme borcunu tam olarak ifa etmediğini, Davalı borçlunun sözleşmesel ilişki gereği kıymetli evrakla temin edilen ve KDV hariç miktar 335.000 TL'yi çeşitli vadelerde ödemdiğini, ancak KDV miktarına tekabül eden ve taraflarınca da kıymetli evrak ile de güvenceye alınmamış olan 60.300 TL'lik bedel ödeme borcu baki olduğunu, 29.12.2012 Tarihli kesilen fatura davalı tarafından kabul edildiği ve kayıtlarına işlendiğine göre sözleşmesel hüküm gereği KDV'nin ödenmesi gereken son tarih KDV ödemelerinin son günü olan 24.01.2013 olduğunu, KDV'nin son ödeme gününe sözleşmede açıkça atıf yapılmadığı müteakip ay denilerek boşluk bırakıldığı hususlarına istinaden davalı lehine yorumlansa dahi bu vadenin en geç 31.01.2013'de dolduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davalı tarafça faturanın düzenlenmesininden sonraki süreçte ayıba ilişkin hususların Bornova 1. Noterliği'nin 11.02.2013 Tarih 04074 Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile ileri sürüldüğünü, taraflarınca kendilerine Manisa 1. Noterliği'nin 20.02.2013 Tarih 04648 Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile cevap verildiğini, bu ihtarnamede 60.300 TL tutarındaki bakiye bedel de talep edildiğini, davalı tarafın ayıba ilişkin hususların birebir aynılarını Bornova 1. Noterliği'nin 11.02.2013 Tarih 04074 Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile ileri sürdüğünü, taraflarınca kendilerine Manisa 1. Noterliği'nin 20.02.2013 Tarih 04648 Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile cevap verilmiş bu ihtarnamede 22.02.2013 gününde şantiyeye bahsedilen şikayetlerin kontrolü için gelineceğinin bildirildiğini, davalı tarafın Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi'ne yaptığı başvurusu üzerine 22.200 TL giderim bedeli tespit edilen raporun tanzim edildiğini, tespit isteyen davalının eldeki yola başvurma nedeninin ise Manisa 1.Noterliği’nden taraflarınca keşide edilen 12.10.2015 tarihli 26618 Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile 60.300 TL tutarındaki bakiye cari hesap borçlarının işlemiş faizi ile birlikte kendilerinden yeniden talep edilmiş olması olduğunu, güncel giderim bedeli 22.200 TL olarak tespit edilen ayıplar nedeni ile 60.300 TL'lik borcun 29.12.2012 tarihinden beri ödenmemesinin yasal ve içtihadi bir dayanağının olmadığını, temel hukuk kaideleri nazara alındığında dayanağının olmasının da mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle davalının eser sözleşmesinden kaynaklanan bedel ödeme borcu olan 60.300 TL'nin, taraflar arasında münakit ve TTK 1530. Maddesine uygun hüküm içeren sözleşme ile belirlenen ve KDV borcuna ilişkin temerrüt tarihi olan 24.01.2013 Tarihinden veya uygun görülmeyecekse 31.01.2013 Tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı şirkete verilmesine, faiz başlangıcına ilişkin iş bu talep kabul edilmeyecekse sırasıyla ve terditli olarak; Manisa 1.Noterliği'nin 20.02.2013 Tarih, 04648 Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, 20.02.2013 Tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalıdan alınıp davacı şirkete verilmesine, Manisa 1.Noterliği’nin 12.10.2015 Tarih, 26618 Yevmiye No'lu ihtarnamesi ile davalının temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, 12.10.2015 Tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalından alınıp davacı şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalate ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından haksız olarak ikame edilen davayı kabul etmedikleri, dava dilekçesinin eklerinin müvekkile edilmediğinden bu belgelere ilişkin cevap haklarını saklı tuttuklarını, eser sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda zaman aşım süresinin 5 yıl olduğunu, bu sebeple kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından talep edilen bedelin zaman aşımına uğradığını, müvekkil ile davacı şirket arasında 13.12.2011 tarihinde “... OSB de uygulanacak olan 4425 m2 zemin kat 175 m2 batar kat alanlı “... Bina İnşaatı” işi ile ilgili “... Elemanları ve Panel Duvar” imalatlarının üretim, nakliye ve montajını içeren inşaat sözleşmesinin akdedildiğini, davacı şirketin sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmeyip eksik ve ayıplı imalat yaptığını, bu eksik ve ayıplı imalatların düzeltilmesi için müvekkil şirketin davacı ile birçok kez iletişime geçmesine rağmen davacı tarafından bu taleplere her hangi bir cevap verilmediğini, eksik ve ayıpların giderilmediğini, müvekkil şirketin günlük faaliyetlerini yerine getiremediğini,, bir çok işinin gecikmeye uğradığını ve maddi açıdan kayıplar yaşadığını, müvekkil şirketin bu eksilerin ve ayıpların tespitine yönelik... Yapı Denetim Ltd. Şti. den rapor tanzim edilmesinin talep edildiği, 04.02.2013 tarihli bu rapora göre sözleşmeye konu prefabrik yapıda; çatı parapetlerinin birleşim yerlerinde montaj hataları, vinç kirişlerinin terazilerinin bozukluğu ve bağlantı hataları, kaplama panellerinin montaj hataları, idari bina üzerindeki montaj panellerinin deforme olması, dış cephe panel duvarlarında çatlama olması, aşıkların makaslara düzgün oturmaması, akslarında kaçıklık, çatı kenar ve köşelerden su sızıntıları eksikliklerinin mevcut olduğunun belirlendiği, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından davacı şirkete Bornova 1. Noterliğinin 11.02.2013 tarih 04074 yevmiye nolu ihtarname ile eksik ve ayıplı işlerin tamamlanması yönünde ihtarat yapıldığı, davacı tarafın ise Manisa 1. Noterliğinin 20.03.2013 tarih 04648 yevmiye nolu ihtarnameyi gönderdiği, 22.02.2013 tarihinde var olan montaj eksikliklerinin tamamlanacağını taahhüt edilmiş, bu taahhütte rağmen davacı şirketin eksikliklerin ve ayıpların giderilmesine yönelik hiçbir işlem yapmadığını, bunun üzerine bu eksik ve ayıplı imalatların bilirkişi incelemesi yoluyla tespiti için müvekkil şirketin Torbalı Asiye Hukuk Mahkemesinin 2015/41 D. İş dosyası ile tespit yaptırıldığı, bu tespit raporu ile sözleşmeye... yapıda; makas ölçülerindeki ve montaj işçiliğindeki hatalar sebebiyle makaslar üzerindeki yuvaların aynı yatay eksen üzerinde yer almadığı, kayma bulunduğu, bu nedenlerle ara aşıklarında aynı eksen üzerinde devam etmediği, yapının çatısı boyunca devam ederken doğrusal eksenden saptıkları, betonarme prefabrik duvar panellerinin birbirinin üzerine oturmadığı, duvarda iç kısımda boydan boya zemine paralel çıkıntı oluştuğu, çatıda özellikle betonarme prefabrike makaslar üzerinde ve duvar kiriş birleşimlerinde su ve rutubetin sebep olduğu pas ve lekelerinin bulunduğu, yağışlı havalarda yapı içine çatı ve duvar derzlerinden su girdiği, kreynleri (vinçleri) taşıyan ... kirişlerin üst yüzeylerinde kreyn rayının oturduğu üst bölümde kalıp ve işçilik hataları nedeniyle yüzeyin pürüzlü ve dalgalı olduğu, kreynin yatay hareketi sırasında bu engebeli bölümlerde kasis yaparak ilerlediği, betonarme prefabrik duvar panellerinin çatı saçak kotunu aşarak devam ettiği bir bölümünün parapet duvar olarak çatı deresini gizlediği, Panellerin parapet kısımlarının da doğrusal devam etmediği binanın dörtkenarında da yatay bazı bölümlerde de düşey eksenden saptıkları, panelleri bir arada tutan çelik saç bağlantı elemanlarının koruma boyasıyla boyanmamaları sebebiyle yoğun korozyona maruz kalıp paslandıkları, ölçü ve imalat hataları nedeniyle panellerin montaj esnasında bir arada tutabilmek amacıyla kırılarak donatılarının açığa çıkarıldığı ve bağlantılarının bu yolla sağlandığı, montaj probleminin çatının tümünü etkilediği, izolasyonu güçleştirdiği, düzensiz ve farklı derzlerden, derelerden, su oluklarından yapı içine su girdiğinin tespit edildiğini, ayıplı imalattan kaynaklana olumsuzlukların müvekkil şirketi zarara uğrattığı, müvekkil şirketin defalarca onarımı üstlenmek zorunda kaldığı, davacıya 335.000 TL ödeme yapıldığı, eksiklikler nedeniyle bakiye bedelin davacı şirketin hak edişinden kesildiği, belirtilen eksik ve ayıplı imalatların piyasa değerinin kesinti yapılan bedelden çok daha fazla olduğunu, İfada sıra hükmü gereğince öncelikle davacının eksik ve ayıplı imalatlarını gidermesi gerekirken alacak iddiasında bulunmasının yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin aradan geçen zaman içerisinde bu ayıplardan ve eksikliklerden gördüğü zararlar dikkate alındığında kesinti yapılacak bedel 60.300 TL den fazla olacağını, davacı tarafı Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/41 D. İş. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporuna karşı teknik ve hukuki açıklamalar bulunduğu, davacı tarafın sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediği, ayıp ve eksik imalatta bulunduğuna yönelik beyanlarımızın keşif ve bilirkişi incelemesi ile incelenmesi gerektiği, davacı tarafın sözleşmede belirtildiği şekilde işin kesin kabulünü sağlaması ve bu durumu bir tutanakla tespit etmesi gerekirken kendi edimlerini gereği gibi yerine getirmeden alacak talebinde bulunmasının hukukken yerinde olmadığı, faiz talebinin de söz konusu olamayacağı, kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz başlangıç tarihinin ancak dava tarihi olacağı, zaman aşımının kesin kabul yapılamadığı için bu iddiasının yersiz olduğu, davacı tarafın eksik ayıplı imalatları hiçbir zaman giderme yoluna gitmediği, davacı tarafın bu yöndeki iddialarının kötü niyet niteliğinde olduğu, belirtilen tüm bu sebepler ile davacı tarafından haksız olarak ikame edilen davanın reddinin gerektiği talep edilmiştir.
KANITLAR:
Bilirkişiler İnş.Yük. Müh. Prof. Dr. ..., Harita Müh. ..., İnş.Müh... 24.11.2020 tarihli bozma öncesi raporlarında özetle; Davaya konu olan prefabrike yapıda ve kren kirişlerinde görülen dönme, eksenden sapma problemlerinin kaynağının yapının üzerine oturduğu zeminde görülen farklı oturmalar olabileceği, zeminde görülen farklı oturmaların binanın oturduğu alana yapılmış olan dolgunun yeterince sıkıştırılmamasından kaynaklanabileceği, yapının zemin betonunda görülen çatlama, oturma, dönme ve kot farklılıklarının bunun göstergesi olduğu, sadece prefabrike karkas inşaatı yapmaktan sorumlu olan davacı tarafın zemin kaynaklı oturma sonucu ortaya çıkan prefabrike yapıdaki sorunlardan sorumlu olamayacağı, fabrika yapısında inşa edilmiş ve kullanılan kren kirişlerinin birinin 5 ton diğerinin ise ve 15 ton kapasiteli olduğu, yapının projelendirme aşamasında sözleşme gereği kren kirişlerin 8 ton kapasiteli yapılmasının ön görüldüğü, ancak 15 ton kapasiteli kren kirişin davalıca yaptırılıp çalıştırıldığı, projelendirme kapasitesinin üzerinde bu kren vincinin çalıştırılması ile prefabrike yapının taşıyıcı sistemine kapasitesinin üstünde gerilme tesiri olabileceği, bu etki sonucunda da prefabrike yapıda bazı yapısal sorunlar görülebileceği, yapıda tespit bilirkişisince belirlenmiş olan izolasyon ve ince iş kaynaklı problemlerden (prefabrik panel duvarlarında bindirme, boyama montaj ve yalıtım hataları) taraflar arasında yapılan sözleşme gereği davacı şirketin sorumlu olduğu, yukarıda açıklanan teknik nedenlerden dolayı davacı yükleniciden kaynaklanmış olan prefabrik panel duvarlarında bindirme, boyama, montaj ve yalıtım hataları için 74.000 TL’nin %10’unun nefaset kabul edilerek kesilmesinin uygun olabileceği, bu durumda davacı şirket alacağının 60.300 TL (KDV alacağı) - 7.400 TL = 52.900 TL olabileceği tespit edilmiştir.
Bilirkişiler İnş.Yük. Müh. Prof. Dr....Harita Müh...İnş.Müh. ... 31.01.2025 tarihli raporlarında özetle; Yapıda tespit bilirkişisince belirlenmiş olan izolasyon ve ince iş kaynaklı problemlerden (... duvarlarında bindirme, boyama montaj ve yalıtım hataları) taraflar arasında yapılan sözleşme gereği davacı şirketin sorumlu olduğu, kök raporda açıklanan teknik nedenlerden dolayı davacı yükleniciden kaynaklanmış olan prefabrik panel duvarlarında bindirme, boyama, montaj ve yalıtım hataları için 74.000 TL'nin %10'unun nefaset kabul edilerek kesilmesinin uygun olabileceği, bu durumda davacı şirket alacağının 60.300 TL (KDV alacağı) - 7.400 TL = 52.900 TL olabileceği, kök raporumuzda belirlediğimiz nefaset bedeli düşülerek gerçekleşen iş bedeli 395.300TL - 7.400 TL = 387.900 TL kdv dahil olacağı, buna göre gerçekleşen iş bedelinin sözleşme bedeline oranı: % 98,13 olacağı, gerçekleşen iş bedeli - yapılan ödeme bedeli=387.900-335.000= 52.900 TL davacı alacağı olduğu tespit edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkememizce verilen 04/02/2021 tarih ve ... Esas ve... karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesi’nin 30/04/2024 tarih ve ... Esas ve ... karar sayılı ilamı ile" ... Eser sözleşmesi niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Eserde iş sahibinin borcu bedelin yükleniciye ödenmesi, yüklenicinin borcu ise iş sahibinin amacına, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğüdür. İşin tam ve eksiksiz yapıldığının ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispat yükü iş sahibindedir.
Götürü bedelli sözleşmelerde iş sahibinin iş bedelinin tamamını ödememesi halinde eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelini talep etmesi mümkün olmayıp, bu durumda fiziki oran yöntemi olarak adlandırılan, eksik ve kusurlar da dikkate alınıp düşülmek suretiyle, gerçekleştirilen imalât gözetilerek iş bedeli belirlenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 6.HD’nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı)
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinde bedel götürü bedelli olup, götürü bedelli işlerde yerleşik Yargıtay içtihat ve uygulamalarında kararlaştırılan işin eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle yapılan imalâtın, işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip bu oranın götürü bedele uygulanarak hak edilen bedelin hesaplanması ve bunun kanıtlanan ödemelerle karşılaştırılarak yüklenici alacağının ya da fazla ödemenin olup olmadığının belirlemesi gerektiği, ancak mahkemece hükme esas alınan 27.01.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda fiziki oran tespit edilip bu oranın götürü bedele uygulanarak hak edilen bedelin hesaplanmadığı; Mahkemece 27.01.2020 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi heyetinden fiziki oran yöntemi kullanılarak yüklenicinin hak ettiği iş bedeli ve fazla ödeme olup olmadığı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu yönde inceleme yaptırılmadan hüküm kurulması yerinde görülmediğinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Sözleşme ve dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 472/3 ve 476. maddeleri uyarınca; yüklenici işin ehli olup bedele hak kazanabilmesi için, eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmesi zorunludur. Sözleşme ve ekleri ile proje varsa teknik resimlere aykırı olarak imalât yapılmış olması halinde, imâlatın bu şekilde yapılması iş sahibi tarafından talep edilmiş olsa dahi yüklenici iş sahibine karşı genel ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemişse, yüklenici doğacak sonuçlardan kurtulamaz. (Yargıtay 6.HD'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı)
Buna göre, TBK 472/son maddesinde eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek bir durum ortaya çıkarsa yüklenicinin iş sahibine bu durumu hemen bildirmek zorunda olduğu aksi takdirde bunun sonuçlarından sorumlu olcağı kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacı yüklenicinin üstlendiği "....Elemanları ve Panel Duvar" imalatlarının, üretim, nakliye ve montajı imalâtının yapımına başlamadan önce fabrika yapısının bulunduğu alanın topoğrafik yapısını gözönüne alması, fabrika alanının aynı kota getirilmesi için davalı iş sahibi tarafından alan ve çevresinde dolgu ve kazıların yapılması ve yapının da bu dolgu üzerine oturtularak inşa edilmesi nedeniyle yapının oturduğu zeminin yeterince iyi sıkıştırılıp sıkıştırılmadığını denetlemesi ve TBK 472/son maddesinde eserin gereği gibi meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek bir durum olup olmadığını iş sahibine hemen bildirmesi gerektiği halde Mahkemece davacı yüklenicinin bu bildirimi yapıp yapmadığı araştırılmaksızın "zemin sıkıştırma işinden davacı yüklenicinin TBK 472. maddesi kapsamında sorumluluğu bulunmadığına" karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan bu husustaki davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.
TBK'nun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit duruma düşer. İhtarnamenin bulunmaması halinde icra takibi var ise icra takip tarihinden, icra takibinin bulunmaması halinde ise dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesi tarafından 19.10.2015 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş ise de, hangi ihtarname esas alınarak temerrüt tarihinin belirlendiği ve bunun sebebi gerekçede belirtilmediği anlaşıldığından bu husustaki davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür." gerekçesi ile bozularak yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma ilamında işaret edildiği üzere Davacı vekiline zeminin sıkılaştırılması konusunda davalı iş sahibine bildirimde bulunup bulunmadığı hakkında beyanda bulunmak ve varsa bildirime ilişkin evrakları dosyaya sunmak üzere süre verilmiş olup aksi durumda 6098 sayılı yasanın 472/son maddesi uyarınca eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek durumdan yükleniciye bildirimde bulunmak zorunda olduğuna ilişkin ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinin kabul edileceği ihtar edilmiştir.
Davacı vekili tarafından bildirim yapıldığına ilişkin yazılı belge sunulmamış olup tanık bildirilmiştir.
İhbarın içeriğine ilişkin yapılan değerlendirme; Eser sözleşmesinde iş sahibi tarafından yapılacak ihbarda, ayıbın genel hatları ve niteliğinin belirtilmesi gerekli ve yeterlidir. Başka bir ifade ile iş sahibi eserde tespit ettiği ayıpları, türü ve kapsamını belirtir şekilde yükleniciye ihbar etmelidir. (Şenocak, Ayıbın Giderilmesi, Sayfa 126) Yüklenici ancak bu durumda ayıpların önem ve niteliğini kavrayabilir. İş sahibinin soyut ifadeler kullanarak "eser ayıplıdır", "sözleşmeye aykırıdır", "iyi olmamış" gibi ayıbın nitelik ve önemini ifade etmeyen beyanları ayıp ihbarı olarak nitelendirilemez. "Tavandan su sızıyor" gibi somut beyanlarla ihbarın yapılması gereklidir. İş sahibinin teknik konularda yükleniciyi bilgilendirmesi ise beklenemez. Zira konunun uzmanı iş sahibi değil, yüklenicidir. İş sahibi ayıbın tespiti için resmi veya özel bilirkişiye tespit yaptırmış ise raporu iş sahibine göndermek veya buradaki tespitlere atıflarda bulunabilir.
İhbarın şekli ve ispatına ilişkin yapılan değerlendirme; Kanun koyucu, ayıp ihbarının yapılmasını, şekle bağlamamıştır. İhbar yazılı veya sözlü olabilir. Bu anlamda mektup, telgraf, elektronik posta, mesaj, telefon ile ayıp ihbarının yapılması mümkün olduğu gibi yüklenicinin ücretini istemesine rağmen iş sahibi tarafından ödeme yapılmaması ve yüklenicinin açtığı bedel tahsili davasına itiraz etmesi şeklinde de ihbarın yapılması mümkündür. (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar) Ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de kanıtlanabileceği kabul edilmektedir. Zira ayıp ihbarı bir hukuki işlem değil, hukuki işlem benzeri fiildir. Ancak ihbarın noterden yazılı olarak yapılması ispat bakımından iş sahibinin yararınadır.
Yapılan şeyin ayıplı olmasının iş sahibinin sağladığı malzeme ya da arsanın ayıbından doğması durumunda yüklenicinin ihbar yükümlülüğüne ilişkin yapılan değerlendirme; Eserdeki ayıp, iş sahibinin verdiği malzemenin elverişsizliği veya gösterdiği arsanın ayıbından kaynaklanırsa, kural olarak yüklenicinin ayıp sebebiyle sorumluluğu ortadan kalkar. Bunun sonucu olarak, iş sahibi ayıp sebebiyle sorumluluktan doğan haklarını yükleniciye karşı ileri süremez. Yüklenicinin ayıplı eserden dolayı, ayıp sebebiyle sorumluluğundan kurtulabilmesi için, ayıbın iş sahibinin sağladığı malzeme veya arsadan kaynaklanmasının yanı sıra yüklenicinin, iş sahibini uyarı yükümlülüğünü de yerine getirmiş olması gerekir. Bu yükümlülüğün temelini TBK. 472/III teşkil eder. Tüm bu hallerde yüklenicinin ayıp sebebiyle sorumluluğundan kurtulabilmesi için iş sahibini uyarı yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekmektedir. Aksi halde yüklenici ayıp sebebiyle doğan sorumluluktan kurtulamayacaktır.
Tacirler arasındaki ihbara ilişkin yapılan değerlendirme; 6102 Sayılı TTK'nın 18. maddesinin 3. fıkrasında "tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
Davacı tarafça bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiğine ilişkin tanık sıfatıyla Mahkemeye davet edilen kişinin davacı şirket yetkilisi olduğu anlaşılmakla duruşmada isticvabına karar verilerek Davacı şirket yetkilisinin alınan beyanlarında bildirimin sözlü bir şekilde yapıldığı, yazılı ihbar ya da bildirim gönderilmediği beyan edilmiştir.
Tarafların tacir olması nedeniyle ihbarların 6102 Sayılı Kanunun 18. Maddesi uyarınca noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Bildirimin yapılması herhangi bir şekil şartına bağlanmamış ise de bildirim yapıldığınını ispat edilmesi gerekir. Davacı tarafça genel ihbar külfetinin yerine getirildiği davacı tarafça ispat olunamadığından davacı yüklenicinin sorumluluktan kurtulmadığı kabul edilerek davacının davasının reddine karar verilmiştir
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 1.029,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 414,38 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı tarafından yapılan talimat, tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 3.262,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Taraflara ait kullanılmayan kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.18/07/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza