T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/410 Esas
KARAR NO : 2025/493
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 15/05/2024
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.12.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle araçta meydana gelen değer kaybı ve hasara ilişkin tazminat talepleri ile yapılan açıklamalarda; 07.12.2024 tarihinde... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın, ...adresinde davacının,...yönetimindeki ... plakalı aracına çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, sigortalı.. davalı şirket nezdinde... poliçe numaralı ZMMS Poliçesiyle kayıtlı bulunduğunu, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere Fevzi Paşa Caddesi üzerinde seyir halinde olan ... sevk ve idaresinde bulunan... plakalı aracın Akyol Caddesine geldiğinde geçiş hakkı kurallarına riayet etmeden, sağdan gelen davacının ...yönetimindeki ... plakalı aracına çarparak kazaya sebebiyet verdiğini, söz konusu kazada sigortalı ... %100 kusurlu olduğunu kaza neticesinde davacının aracında maddi hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, taraflarınca 19.01.2024 tarihinde zararın giderilmesi için sigorta şirketine başvuru yaptıklarını, sigorta şirketi tarafından araçta ağır hasar kaydı bulunması nedeniyle değer kaybı ödemesi yapılamayacağını belirttiğini, sigorta şirketi tarafından taraflarına gönderilen evrakta eksik belgelerin tamamlanması talep edildiğini ancak eksik belgelerin ne olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmadığını, ancak başvuruya ilişkin mailde de görüleceği üzere kazaya ilişkin fotoğrafların, kaza tespit tutanağının, her iki araca ilişkin ruhsat ve sürücülere ilişkin belgelerin davalı şirkete gönderildiğini, kaza ile ilgili olarak davalı şirkete sunulmamış olan herhangi bir evrak bulunmadığını, davalı şirketin ZMMS poliçesi limiti içerisinde ödeme yapmaması nedeniyle bu davayı açarak sonuç olarak; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hasar tazminatına ilişkin şimdilik 500,00-TL, değer kaybına ilişkin 100,00-TL olmak üzere toplam 600,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ... plaka sayılı aracın sigorta şirketi nezdinde ... Poliçe Nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına alındığını, sigorta şirketi ile sigorta teminatı altına alınmış aracın karıştığı kaza neticesinde uğranıldığı iddia edilen araç hasarı ve değer kaybı tazminatı talepli dava açıldığını, ancak açılan davanın haksız olduğunu, usule ilişkin itirazlarında: alacağın belirlenebilir olduğu hallerde, HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat olmadığını, yetki itirazlarında sigorta şirketin ticari merkezinin, Beykoz İlçesi adli hudutları dahilinde olduğunu, ancak...icaret Mahkemesi bulunmaması sebebi ile yetkili mahkemenin Anadolu Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu, görevsizlik nedeniyle davanın reddini ve sigorta şirketin ticari merkezi olan yer mahkemesinin yetkili olmasından dolayı Anadolu Asliye ticaret mahkemesine gönderilmesini, Esasa ilişkin itirazlarında; davacı tarafın Karayolları Trafik Kanunu Gereğince Usulü Yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiğini, Davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin davalı şirkete başvurulmuş olmakla birlikte; başvuru sırasında sigortalı aracın kazaya karıştığını ve hasar tutarını tespitine yarar herhangi bir evrak ibraz edilmediğini, bu sebeple davalı şirket tarafından davacı tarafa hem sigortalı aracın konu kazaya karıştığını gösterir evrakları hem de hasarın tespitine yarar hasar ve onarım fotoğraflarının ibrazı ve aracın ekspertiz incelemesine alınmasına izin verilmesi için ihtarname gönderildiğini, davacı tarafın işbu ihtara rağmen herhangi bir ek evrak sunmamış olup doğrudan yasal yola başvurmayı tercih ettiğini, bu nedenlerle talebin değerlendirilebilmesi için gereken makul evrakların tamamının davalı şirkete iletilmediğini, bu nedenle Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince davacının dava açma hakkı bulunmadığını, davanın usulen reddi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere genel şartlar gereğince davalı şirketin yalnızca anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu sebeple dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesini, Karayolları Trafik Kanunu 90. Maddesinde belirtildiği gibi işbu sigortadan kaynaklanan tazminatlar için Genel Şartlarda belirlenen usul ve esasların geçerli olacağı kanun koyucu tarafından kabul edildiğini, parça ve işçilik bedellerinin yüksek kaynaklanan fahiş hasar bedelinden sorumluluklarının bulunmadığını, davacının fahiş taleplerinin reddi gerektiğini, başvuru sahibinin gerçek zararının tespiti için Bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, üstelik Bilirkişi incelemesinin de yalnızca davacı tarafından sunulan belgelere dayanmaması, ayrıntılı ve denetime elverişli olması gerektiğini, davacı tarafın gerçek zararının tespiti bakımından içtihatlar göz önünde bulundurularak Bilirkişi İncelemesi yapılmasını, başvuran vekili tarafından fatura ibraz edilmediğini ve araç onarımının yapılıp yapılmayacağı yahut kdv ödenip ödenmeyeceğinin belirsiz olduğundan KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini,
mağdur tarafından KDV’nin ödendiğinin yahut ödeneceğinin kanıtlanması gerektiğini, bunun ancak fatura ibrazı ile mümkün olacağını, fatura ibraz edilmeden aracın onarılacağı/onarıldığı, KDV ödendiği dâhil anlaşılamadığından KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini, davalı aleyhine hüküm kurulacaksa bile bunun KDV hariç olarak hesaplanması gerektiğini, davacının değer kaybı talebinin teminat dışında olduğunu, değer kaybının teminat dışında bulunması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı aleyhine değer kaybı tazminatına hükmedilecekse de bunun genel şartlar üzerinden yapılması gerektiğini, anayasa mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve e.2019/40; k.2020/40 sayılı kararı ile ktk’de yer alan birtakım hükümlerin iptaline karar verildiğini, ancak işbu dosyamızda ilgili karar uygulama alanı bulamayacağını, kabul manasında olmamak üzere, davalı şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, kabul manasında olmamak üzere, trafik sigortası genel şartları’nın a.6.b maddesinde de belirtildiği üzere hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatlarının teminat dışında kalan hallerde olacağını, bu sebeple kusur oranlarının tespiti için dosyanın adli tıp trafik ihtisas kurumuna sevk edilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere davacı tarafın faiz talebi yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, davalı şirketin, temerrüde düşmediğinden ancak dava tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulabilecek olup, bir haksız fiil sonucu meydana gelen ölüm olayı nedeniyle hükmedilecek faizin türünün de yasal olması gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun bu aşamada doğmadığından temerrüde de düşmediğini, bu sebeple dvalı şirketin işbu dava öncesi temerrüdü söz konusu olmadığını, TBK'de düzenlenen haksız fiile dayanılarak tazminat talep edildiğinden ve davalı şirketin herhangi bir ödeme yaptığında, genel hükümlere göre sorumlu tutulabilecek sigortalısının halefi olacağından yasal faizden sorumlu tutulması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir tazminata hükmedilecekse de faiz dava tarihi itibari ile yasal olması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, söz konusu uyuşmazlığın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanması gereken faiz türünün, yasal faiz olmasını sonuç olarak ; haksız ve mesnetsiz davanın esastan ve usulden reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden tramer kayıtları celp edilmiştir.
Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'ndan araçlara ait kayıtlar dosyaya alınmıştır.
Davalı Sigorta şirketinden hasar dosyası dosyaya celp edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava, davacı aracında meydana gelen değer kaybı-hasar zararının karşı araç ZMMS sigortacısından tahsili davasıdır.
....6100 sayılı Kanunu'nun 114. maddesinde davacının yatırması gereken gider avansı da dava şartları arasında sayılmıştır. Kanun'un 115/2. maddesine göre, Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder”. Anılan Kanun'un “Harç ve avans ödenmesi” başlığını taşıyan 120. maddesinde davacının, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığı'nca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu; avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 324. maddesinde ise, “delil ikamesi için avans” düzenlenmiş olup, buna göre taraflardan her biri, ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikâmesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler (f.1). Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır (f. 2).
Görüldüğü gibi, 6100 sayılı Kanun'da gider avansı ile delil ikamesi için ödenmesi gereken avans ayrı maddelerde düzenlenmiş ve farklı sonuçlar bağlanmıştır. Buna göre gider avansı delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderlerini kapsamaktadır. Öyleyse delil ikamesi avansı ile dava şartı olan gider avansının birbirinden ayrılması, gider avansı ve delil avansı kalemlerine ilişkin miktarlarının ayrı ayrı belirlenmesi, delilerin ikamesi için alınacak avansın gider avansı içinde yer almaması gerekir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, delil ikamesi avansının süresinde yatırılmaması nedeniyle davanın kanıtlanmadığından söz edilebilmesi için, öncelikle o delilin, uyuşmazlık konusu vakıaya ilişkin iddianın ispatı ile doğrudan ilgili olması gerekir. Bu durumda davacı, giderini yatırmadığı delilden vazgeçmiş sayıldığı için davanın kanıtlanamaması söz konusu olabilecektir. Deyim yerindeyse, o delil olmadan o vakıanın ispatı mümkün olmamalı, taraf, delil avansını yatırmadığından delilden vazgeçmiş sayılınca, o vakıa tümüyle ispatsız kalmalıdır ki bu yönde karar verilebilsin. Bu bağlamda, herkesçe bilindiği üzere (aslında HMK’da tam yeri olmamasına rağmen), uygulamada hâkimin salt işlerin yoğunluğundan dolayı yalnızca hesaplama için aldığı bilirkişi raporunun davanın ispatı ile doğrudan ilgili bulunmaması halinde, bilirkişi ücretinin yatırılmadığından söz edilip, kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmaz.( Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin ...esas ... Karar)
Somut olayda; davacının davasını ispat etmesi için gerekli delillerin dosya arasına getirtildiği, davacı aracında meydana gelen hasar ve değer kaybı hesabının hukuki bilgi dışında teknik incelemeyi gerektirdiği, 20/01/2025 tarihli celsede teknik inceleme yapılması için gerekli olan bilirkişi ücretini yatırmak üzere kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı, 7/05/2025 tarihli celsede Davacı vekiline, 7.000,00 TL bilirkişi delil avansı ve tebligat masrafı için şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere 8.000,00 TL'yi yatırmak üzere son kez 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinden ve bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının, bu halde dosya kapsamındaki delillere göre değerlendirme yapılacağının, sonucuna göre yapılacak yargılama neticesinde iddianın ispatlanamaması durumunda davasının reddedilebileceğinin şeklinde hatırlatıldığı, verilen kesin süre içerisinde masrafın yatırılmadığı, davacı tarafa verilen sürenin delil ikamesi için gerekli olan delil avansı olduğu, bilirkişi incelemesi yapılmadığından davacının davasının ispat olunamadığı dikkate alındığında dosya re'sen ele alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu ret harcından davacı tarafından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 600,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/05/2025
Katip ...
Hakim ...