T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/430 ESAS
KARAR NO : 2025/500 KARAR
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/05/2024
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
Mahkememizde görülen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.07.2023 tarihinde...a ait ve ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkiline ait ve kendi sevk ve idaresindeki ...yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın İzmir ili Karaburun ilçesinde; müvekkiline ait aracın kurallara uygun şekilde seyir halindeyken davalı araç sürücüsünün bulunduğu en sağ şeritten direksiyonunu kırarak sola doğru şerit ihlali yapması sebebiye müvekkiline ait aracın sağ yan ön, arka kapı kısımları ve sağ arka çamurluk kısımlarına çarpması neticesinde gerçekleştiğini, 1 ve 2 no'lu davalıya kazaya sebebiyet veren araç sürücüsü ve aracın işleteni sıfatıyla, 3 nolu davalı ... Sigorta A.Ş'ye 27.04.2023-27.04.2024 arasında geçerli 84208750 numaralı ZMMS poliçesi olduğunu, illiyet bağının mevcut olduğunu, müvekkilinin Türkiye’de bulunduğundan müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı araçta kaza sonrası meydana gelen zararın, Almanya’da bulunan... tarafından düzenlenen 20.09.2023 tarihli rapor ile KDV dahil hasar miktarı 6.150,34 EUR olarak tespit edildiğini, aracın tamir maliyeti aracın marka ve modeli birlikte değerlendirildiğinde rayiç değerine göre çok düşük kaldığından aracın tamir edilmesinin daha ekonomik olduğu kabul edildiğini, müvekkili nezdinde gerçekleşen maddi zarara ilişkin hasar bedelinin 6.150,34 EUR olarak belirlendiğini, ... Sigorta A.Ş tarafından 12.01.2024 tarihli 16.000,00 TL değerindeki kısmi ödeme yapıldığını, ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru dikkate alındığında kısmi ödemenin 484,53 EUR'ya tekabül ettiğini, açıkladığı sebeplerle; bakiye hasar bedelinin (6.150,34 - 484,53) 5.665,81 EUR olarak tespit edildiğini, araçta meydana gelen bakiye hasar karşılığı 5.665,81 EUR tutarındaki maddi tazminatın fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru Türk Lirası karşılığının 1 ve 2 nolu davalıdan kaza tarihi olan 14.07.2023 tarihinden itibaren, 3 nolu davalı... Sigorta A.Ş.'den temerrüt tarihi olan 29.03.2024 'ten itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte, müşterek ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraflara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı...Sigorta vekili, cevap dilekçesinde özetle; İhbar sonrası müvekkilinin araçtaki hasara ilişkin alınan eksper raporuna göre tespit edilen 16.000,00tl'yi 12.01.2024 tarihinde davacı asil hesabına hasar bedeli olarak ödendiğini, müvekkilinin poliçe limitinin üstündeki değerlerden sorumlu olmadığını, poliçede sigorta bedellerine kdv dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, tazminat bedelinde makul oranda iskonto uygulanması gerektiğini, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın adli tıp trafik ihtisas dairesine gönderilmesi gerektiğini, açıkladığı sebeplerle; davanın reddini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Türkiye sınırları içerisinde davacının karıştığı maddi hasarlı kazada davacının aracında oluşan hasarın giderilmesi için müvekkilinin kazalı aracın yetkili ... servisinde yaptırılmasını teklif ettiğini ancak davacının bu teklifi kabul etmediğini, davacı aracını aynı firmanın Almanya'daki yetkili servisine yaptırdığını, davacının kaza tarihinde 10 yaşında olan 2013 model aracının Türkiye'de değil de Almanya'da yaptırılması için hiç bir makul sebep olmadığını, böylesi bir hasar için Türkiye'de verilen fiyatın 12 katına Almanya'nda aracı tamir ettirmenin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, 2023 yılı itibarı ile Almanya'da e 2. El fiyatı 7-8 Bin EURO olduğu halde davacının tamir için 6 bin avro odediği iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, sigorta kurallarına göre aracın değerine yakın bir onarım masrafı olduğunu ve bu hali ile pert olması gerekirken onarılıp müvekkiline rücu edildiğini, kazalı aracın kaza tarihindeki Almanya ülkesindeki değerinin tespit ettirilmesi gerektiğini, açıkladığı sebeplerle; delillerin toplanmasını ve davanın reddine karar verilmesini vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Bilirkişi Raporu: Bilirkişiler... ve ... tarafından 01/12/2024 tarihinde düzenlenen raporda özetle; Davacı ve davalı vekillerinin dilekçeleri, trafik kazası tespit tutanağı, eksper raporu, dekont, hasar fotoğrafları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davaya konu 14.07.2023 tarihli kaza nedeniyle davaya konu araçta oluşan hasarın tutanaklarda belirtildiği şekilde çarpma ve çarpılma neticesinde gerçekleştiği; araçta oluşan hasarın, kaza tespit tutanağı, hasar fotoğrafları ve eksper raporu ile uyumlu olduğu, Almanya piyasasına göre kaza tarihi itibarıyla araçtaki gerçek hasar toplam onarım bedelinin KDV dâhil 6.150,34Euro; araç değerinin ortalama 8.000,00Euro olabileceği, hasar bedelinin araç bedeline oranının %77 olduğu, aracın perte ayılması gerektiği, onarımın ekonomik olmayacağı, Kaza zamanı itibarıyla davaya konu aracın sovtaj değerinin 2.830Euro olacağı, Araçtaki gerçek zarar miktarının; 8.000,00Euro — 2.830,00-TL — 5.170,00Euro olabileceği, davacıya davalı sigorta şirketi tarafından 12.01.2024 günü 16.000,00TL ödeme yapıldığı, bu bedelin 12.01.2024 tarihli T.C. Merkez Bankası kurlarına göre; 1 Euro — 32,9124TL 16.000,00TL / 32,9124TL — 486,14Euro olduğu, davacının hasar tazminatı bakiye alacağının 5.170,00 — 486,14 — 4.683,86Euro olduğu, görüşü ile raporlarını düzenlemişlerdir. Kök rapora itirazlar üzerine aynı heyetten öncelikle ek rapor alınmış,
Bilirkişi Ek Raporu: Bilirkişi ... tarafından 04/12/2024 tarihinde düzenlenen raporda özetle; Davacı ve davalı vekillerinin dilekçeleri, trafik kazası tespit tutanağı, eksper raporları, dekont, hasar fotoğrafları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davaya konu 14.07.2023 tarihli kaza nedeniyle davaya konu araçta oluşan hasarın tutanaklarda belirtildiği şekilde çarpma ve çarpılma neticesinde gerçekleştiği; araçta oluşan hasarın, kaza tespit tutanağı ve hasar fotoğrafları ile uyumlu olduğu, Dava dosyasında yer alan Almanya'da hazırlanan eksper raporunda; 6.150,34Euro hasar bedeli hesaplandığı, onarım sırasında gerekli olmayacak birçok parçanın listeye eklendiği, özellikle arka tampon hasarının işbu kaza ile ilgisi olmadığı, teknik olarak bu ekspertize itibar ve kanaat edilmediği, Sayın Mahkemenin Almanya şartlarına göre tamir bedelini istediği, Almaya piyasasına göre kaza tarihi itibarıyla araçtaki gerçek hasar toplam onarım bedelinin KDV dâhil 3.570 Euro olduğu, Yapılan araştırmalarda araç değerinin Almaya piyasasında ortalama 8.000,00 Euro bedelde olduğuna kanaat edildiği, Hasar bedelinin araç bedeline oranının %45 olduğu, aracın perte ayılamayacağı, onarımın ekonomik olacağı, dolayısıyla sovtaj bedeli tespitinin söz konusu olmayacağı, Araçtaki gerçek zarar miktarının; 3.570 Euro olduğu, Davacıya davalı sigorta şirketi tarafından 12.01.2024 günü 16.000,00TL ödeme yapıldığı, bu bedelin 12.01.2024 tarihli T.C. Merkez Bankası kurlarına göre; 16.000,00TL / 32,9124TL — 486.14Euro olduğu, Davacının hasar tazminatı bakiye alacağının 3.570 — 486,14 — 3.085,47 Euro olduğu görüşü ile raporunu düzenlemiştir.
Dosyada aldırılan kök ve ek raporun uyumlu olmaması ve Davacı vekilinin otomotiv mühendisi bilirkişi tarafından yapılan bakiye hasar alacağına davacının hasarı almanyada giderileceğinden tamirat standartları bakımından da almanya rayici uygulanması gerektiği ve davacının tamirat şekli bakımından söz hakkına sahip olmayacağı ve Alman eksper raporunda davaya konu kaza sebebiyle müvekkil aracının hasar alan kısımlarına ilişkin yedek parça listesi hasara dahil edilmediği, Alman eksper raporunda ayrıntılı olarak listelenen yedek parça listesi incelendiğinde listede yer alan parçaların, davacı aracında kaza sebebiyle hasar alan bölgelerine ilişkin olduğu açıkça görüldüğü, Bu sebeple bilirkişi kök ve ek raporunda, Alman ekspertiz raporunda yer alan tespite itibar edilmemesi doğru olmadığı itirazları üzerine, Kara yolları Fen Heyetinden dosyada mevcut eksper raporu ve bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi istenmiş olup alınan rapora göre;
Bilirkişi Raporu: Bilirkişiler ... tarafından 10/03/2025 tarihinde düzenlenen raporda özetle; ... Plaka Sayılı araç ( Motosiklet) sürücüsü...;2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 46/b,84/f maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %100 ( Yüze yüz) oranında kusurlu olduğu, ...Plaka Sayılı araç ( Otomobil) sürücüsü ...; Bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığı, ... Plaka Sayılı araçta 14.07.2023 tarihinde meydana gelen kaza sonrası hasarın; Trafik Kazası tespit Tutanağı ile Kaza sonrası araca ait fotoğrafları ile uyumlu olduğu, ... Plaka Sayılı araç için dosya kapsamında bulunan ve Almanyada hazırlanan eksper raporunda 6.150.34 Euro hasar bedelinin hesaplandığı, ancak onarım sırasında gerekli olmayacak birçok parçanın listeye eklendiği, Teknik olarak ekspertiz raporuna heyet olarak katılmadığımızı, 14.07.2023 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak Almanya piyasasına göre ...Plaka Sayılı araç için kaza tarihi itibariyle araçtaki gerçek hasar toplam onarım bedelinin KDV dâhil 3.570.00 Euro olduğu, ... Plaka Sayılı aracın Almanya piyasasında ortalama değerinin 8.000.00 Euro olacağı, ...Plaka Sayılı araçta kaza sonrası hasar bedelinin araç bedeline oranının %45 olduğu, aracın perte ayrılamayacağı, onarımının ekonomik olacağı, ...Plaka Sayılı araçta kaza sonrası hasar bedeli için davacıya davalı sigorta şirketi tarafından 12.01.2024 tarihinde 16.000.00 TL ödeme yapıldığı, bu bedelin 12.01.2024 tarihindeki Merkez bankası kurlarına göre 16.000.00 TL / 32.9124 TL = 486.14 Euro olacağı, Davacının kalan hasar bakiye alacağının 3.570.00 Euro 486.14 Euro = 3.085. 86 Euro olacağı görüşü ile raporlarını düzenlemişlerdir.
GEREKÇE:
Dava; davacı aracında meydana gelen bakiye hasar bedelinin davalılardan tahsiline ilişkin tazminat davasıdır.
Dava tarihinde yürürlükte olan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1.maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın amacı A.1 maddesinde “Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.” şeklinde belirlenmiştir. Sigortanın kapsamı ise genel şartlar A.3. maddesinde “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK.nın 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde...E-... K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnalarının bulunduğu, yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması, benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usulü kazanılmış hakka göre değil, İBK'na veya geçmişe etkili yeni kanuna ya da Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebileceği (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve... E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve ...E., ... K), dolayısıyla bilirkişi raporları alındıktan ve bu raporlar nedeniyle taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka göre değil sonra Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin ...esas, ... karar sayılı, ... esas, ... karar sayılı emsal kararlarında da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda anılan iptal kararı sonrasında oluşan yeni duruma göre KTK'nun 90. Maddesi hükmü dikkate alındığında, zarar gören hak sahiplerinin zarar veren 3.kişilerden ve sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminatın kapsamının belirlenmesinde kullanılacak yöntem ve ölçütler konusunda kısıtlama bulunmadığından, üçüncü kişi olan davacının uğradığı hasar zararının tespitinde 6098 sy Türk Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak yerel piyasa koşulları, yedek parça ve servis maliyetleri, kazalı parça ve yeri, işçilik maliyetleri, KDV dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
DAVACIYA AİT OLAN ARACIN YABANCI PLAKA OLMASI VE YAPILAN HASAR TAZMİNATI HESABININ YABANCI PARA OLUP OLMAYACAĞINA İLİŞKİN İNCELEMEDE; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... Esas ... Karar sayılı ilamında ".......Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da aracın yurt dışındaki hasar tespiti ve onarım bedeline yakın meblağların belirlendiği görülmektedir. Davalı taraf kusuru oranında sigortalı araçta meydan gelen gerçek zarardan sorumlu olacağından, olayda kaza tarihi itibariyle yurt dışında uğranılan gerçek zarar miktarı belirlenerek bu miktara hükmedilmesi gerektiği açıktır. Yurt dışında yaşayan araç malikinin geçici olarak Türkiye’de bulunduğu sırada oluşan hasar nedeniyle, aracın Türkiye’de tamiri mümkün olabilecek olsa da, aracın tamirini burada yaptırmaya zorlanamayacağı kabul edilmelidir" gerekçesiyle oybirliğiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
... Almanya’da ikamet eden, tatilini geçirmek üzere Türkiye’de bulunan ve geçici olarak getirdiği aracı trafik kazası sonucunda hasara uğrayan sigortalının, aracının onarımını Türkiye’de yapması konusunda zorlanamayacağının kabulü gerekir. Sigorta ettiren, aracını Türkiye’de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahiptir. Sigorta ettirenin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine ilişkin gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının rücuen tazminine karar verilmelidir"
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun... Esas ... Karar sayılı ilamında ... Esas ...Karar sayılı "Borçlar Kanunu’nun 23.11.1990 gün ve 3678 sayılı Yasa ile değişik 83.maddesinde haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan alacaklarda yabancı para üzerinden zararın ne şekilde giderileceği konusunda açık ve net bir hüküm bulunmamakla birlikte, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan davalarda oluşan zararın yabancı para üzerinden ödenmesine engel emredici ve yasaklayıcı bir hüküm de yer almış değildir. Bu konuda yasada bir boşluk bulunduğu şüphesizdir.
Nitekim İsviçre’de de haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan zararlarda İsviçre Borçlar Kanunu’nda zararın yabancı para üzerinden ödeneceğine dair düzenleyici bir hüküm bulunmamasına rağmen, uygulama ve öğretide bu hallerde de zararın yabancı para üzerinden giderilmesi kabul edilmektedir. Bu sonuca şu gerekçelerle ulaşılmaktadır:
Tazminatın amacı, zarar gören kişinin gerçek zararını karşılama olmalıdır. Zararın giderilmesinde hangi para biriminin esas alınacağı sorusu da, zararın hangi para birimi ile tam olarak karşılanabileceği şeklinde olmalıdır. Yasanın amacı, zararın tamamen giderilmesine yöneliktir. Sözleşme dışı tazminat taleplerinde doğru ve hakkaniyete uygun bir sonuca varılabilmesi gerekir. Böylece ileride munzam zarar ve kur farkı davalarına (BK m.105) meydan verilmemesi ve zararın tam olarak karşılanması için, bu zararın zarar gören açısından tespiti gerekir. Zarar gören açısından zarar, hangi para birimine göre doğmuşsa, o para biriminin tazminat olarak talep edilmesi amaca uygunluk yönünden en uygun olanıdır (Bkz. BGE 48 II 79:BGE 47 II 194). Örneğin deniz taşımalarında kullanılan yabancı menşeli konteyner haksız eylem sonucunda Türkiye’de hasarlanmış ise, hasarlanan konteynerin yerine konulacak yabancı menşeli bir konteynerin Türkiye ve yabancı ülkelerde yabancı para ile alınabileceği belirgindir. Zarar gören kişinin zararı ancak yabancı para ile giderilebilir. Bu noktada, zarar ve tazminat kavramları hakkında kısa bir açıklama yapılmasında yarar vardır. Hemen belirtilmelidir ki, kaynağı veya hukuki sebebi ne olursa olsun, zarar kavramı, zarar görenin mal veya manevi varlığındaki bir azalmayı; zararın tazmini ise, eğer zarar oluşmasaydı zarar görenin malvarlığı hangi halde olacak idiyse, o halin yeniden sağlanmasını ifade eder.
Doğaldır ki; kaynağına, sebebine ve her somut olayda farklı şekillerde gündeme gelebilecek benzeri ölçütlere göre, hem zararın nitelik ve kapsamı ve hem de tazmini, her olayın kendine özgü yapısı içerisinde, değişen bir özellik gösterecektir. Dolayısıyla, zarar verenin tazminat yükümlülüğü belirlenirken, zarar görenin malvarlığının zararın doğumundan önceki hale getirilmesinin sağlanması esas tutulmalı; bunu tam olarak sağlayacak, eş söyleyişle gerçek zararı gidermeye yeterli olacak miktarda tazminata hükmedilmeli; tazminat miktarı, zarar görenin malvarlığında zarardan önceki duruma göre bir artış sağlamamalı, ancak azalmaya da neden olmamalıdır.
Açıklanan ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.12.2003 gün ve E:... K:... sayılı ilamında da benimsenmiştir...."
Yukarıda belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararları dikkate alındığında davacı vekilinin zararını bulunduğu ülke koşullarına göre istemesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Deliller:
Trafik kazası tespit tutanağının ve kaza yeri krokisinin düzenlendiği,KTT"…Bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü...2918 sayılı KTK nun 46/2-c (Aksine bir işaret bulunmadıkça trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmek) maddesini ihlal ettiği kanaatine varıldığı,"
Kaza anına ilişkin kamera kaydının olmadığı, kaza sonrası fotoğrafların olduğu, Kazaya karışan ... ın sürücü belgesinin olmadığı,Eksper ... nin "..." plakalı araç için 12.12.2023 tarih ve... dosya no.lu "Hasar Durumu Eksper Raporu, ... Sigorta A.Ş. tarafından davacı ...e 12.01.2024 tarihinde banka havalesiyle 16.000.00 TL ödemenin yapıldığının dekontu, Hasar dosyası, Araç kayıtları, Kazaya karışan ...plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigorta örüntüsüne alındığını gösterir ... numaralı trafik poliçesisi, kaza sonrası Almanya da "... " isimli firma tarafından 20.09.2023 tarihinde kaza ile ilgili olarak Ekspertiz raporu, Bu rapora Göre;Yedek Parça ve İşçilik Bedeli: 5.168.35 Euro%19 KDV : 981.99 EuroYedek Parça ve İşçilik Bedeli ( KDV Dâhil ) : 6.150.34 Euro olduğu, tespit edilmiştir.
Eldeki davada, dava konusu kazanın 14.07.2023 günü, sürücü... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Kuyucak Caddesi-Yeni liman istikametinde seyir halinde iken tek şeritli bölünmüş yolun en sağ kısmından orta kısmına geçmek istediği sırada aynı istikametten gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sağ yan ön ve arka kapı kısımları ile sağ arka çamurluk kısımlarına çarpması sonucu meydana geldiği dosya içine bulunan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Tarafların Kusurlarının tespiti yönünden trafikçi bilirkişi ve birbiriyle uyumlu Karayolları Fen Heyetinden alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmış, davalı sigortalısı bulunan ...Plaka Sayılı araç ( Motosiklet) sürücüsü...2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 46/b,84/f maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %100 ( Yüze yüz) oranında kusurlu olduğu, ...Plaka Sayılı araç ( Otomobil) sürücüsü ... Bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığı, ... Plaka Sayılı araçta 14.07.2023 tarihinde meydana gelen kaza sonrası hasarın; Trafik Kazası tespit Tutanağı ile Kaza sonrası araca ait fotoğrafları ile uyumlu olduğu, kazanın oluşumunda sigortalı aracın tam kusurlu olması nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu,
Hasar yönünden; Almaya piyasasına göre kaza tarihi itibarıyla araçtaki gerçek hasar toplam onarım bedelinin KDV dâhil 3.570 Euro olduğu, Yapılan araştırmalarda araç değerinin Almaya piyasasında ortalama 8.000,00 Euro bedelde olduğuna kanaat edildiği, Hasar bedelinin araç bedeline oranının %45 olduğu, aracın perte ayılamayacağı, onarımın ekonomik olacağı, dolayısıyla sovtaj bedeli tespitinin söz konusu olmayacağı, Araçtaki gerçek zarar miktarının; 3.570 Euro olduğu, Davacıya davalı sigorta şirketi tarafından 12.01.2024 günü 16.000,00TL ödeme yapıldığı, bu bedelin 12.01.2024 tarihli T.C. Merkez Bankası kurlarına göre; 16.000,00TL / 32,9124TL — 486.14Euro olduğu, Davacının hasar tazminatı bakiye alacağının 3.570 — 486,14 — 3.085,47 Euro olduğuna kanaat edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18.05.2016 tarih ve... E. Ve ... K. Sayılı kararında; " Onarım masraflarının aracın riziko tarihi itibariyle piyasa değerinin yarısını aşması halinde araç Pert- Total çalışmasına tabi tutulur ve pert total çalışmasında ödenecek tazminat bedeli aracın riziko tarihi itibariyle güncel 2. El piyasa değerinden sovtaj değeri düşülmek suretiyle bulunur" denilmiştir. Hasar bedeli araç değerinin yarısının altında olduğu için aracın pert-total kapsamında değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurularak aracın onarımının ekonomik olacağı kanaatiyle , Dosyada alınan otomotiv bilirkişi ek raporu ve itirazlar üzerine alınan Kara yolları Fen Heyeti raporlarının uyumlu olması ve davacı tarafından dosyaya sunulan Almanya'da düzenlenen eksper raporunda onarım sırasında gerekli olmayacak birçok parçanın listeye eklendiğine kanaat edilerek, davacının itirazlarının reddi ile davacı tarafından dosyaya sunulan eksper raporuna itibar edilmemiş, dosyada alınan bilirkişi ek ve kara yolları fen heyeti raporları doğrultusunda kaza sonrası hasar bedeli için davacıya davalı sigorta şirketi tarafından 12.01.2024 tarihinde 16.000.00 TL'nin 12.01.2024 tarihindeki Merkez bankası kurlarına göre 16.000.00 TL / 32.9124 TL = 486.14 Euro olacağı hesabıyla
Davacının kalan hasar bakiye alacağının 3.570.00 Euro- 486.14 Euro = 3.085. 86 Euro olduğuna kanaat edilmiştir.
Davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun davalıya 15/03/2024 tarihinde mail yolu ile ulaştığı,KEP ile gönderilen iletiler; gönderimin ertesi iş günü sonunda okundu sayıldığından(18/03/2024 tarihinde), Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesinin “Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.’’ hükmü uyarınca, davalı Sigorta Şirketi ödemekle yükümlü olduğu zarar miktarı bakımından ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonunda temerrüde düşmüş sayılır. Buna göre, davalı sigortanın 29/03/2024 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiş davalı sigorta şirketi tarafından 12.01.2024 tarihinde 16.000.00 TL ödeme yapıldığından sigortanın sorumluluğu bakiye poliçe limiti olan 104.000,00 TL ile sınırlı tutulmuş ve davalılar Hasan Hüseyin Korkmaz ve İsmet Fırat yönünden kaza tarihi 14/07/2023 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının müşterek ve müteselsilen alınarak Davacıya verilmesine, yapılan yargılama giderleri HMK nın 326. Maddesi uyarınca davalıya yükletilmiş, kabul edilen tazminat miktarı üzerinden vekalet ücreti takdir olunmuş ve aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Arabuluculuk ücreti yönünden; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... Esas,... Karar sayılı ilamına göre "Bu bağlamda aynı Kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Ne var ki karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası 2918 sayılı Kanun ile düzenlendiğinden karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortacısına karşı açılacak davalar zorunlu arabulucuk dava şartına tabi değildir." ZMM sigortası 2918 S.Yasa ile düzenlenmiş olup trafik sigortacısına karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğundan, davalı sigorta şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması da mümkün bulunmadığından, diğer davalı işleten yönünden de zorunlu arabuluculuk dava şartı olmadığından ara buluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılarak, aşağıdaki hükmün tesisi gerekmiştir. (aynı yönde T.c. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2022/1474 dosya no ve 2025/290 karar numaralı ilam)
HÜ K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,
1-3.085,86-Euro bakiye hasar onarım bedelinin;
Davalı sigorta şirketi yönünden (teminat limiti 104.000,00TL ile sınırlı olmak üzere ) 29/03/2024 tarihinden itibaren, davalılar... ve ... yönünden kaza tarihi 14/07/2023 tarihinden itibaren, 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının müştereken ve müteselsilen alınarak Davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.390,31-TL harçtan peşin alınan 3.392,26-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.998,05-TL harcın davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş. bu tutarın 3.843,29-TL'sinden sınırlı sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş. bu tutarın 28.838,75-TL'sinden sınırlı sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davalı ... ve davalı ... Sigorta A.Ş. yararına takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara eşit oranda verilmesine,
5-İş bu davada davalı sigorta şirketine başvuru şartı zorunlu dava şartı olduğundan, zorunlu arabuluculuk dava şartı niteliğinde olmadığından arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.800,00-TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı 1.577,00-TL davetiye ve posta gideri, 17.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere 19.077,00-TL yargılama giderinden davanın kabul oranı nazara alınarak 10.390,21-TL yargılama gideri ile davacı tarafın karşıladığı 427,60-TL başvurma harcı, 3.392,26-TL peşin alınan harç olmak üzere toplam 14.210,07-TL’nin davalılardan (davalı... Sigorta A.Ş. bu tutarın 13.660,02-TL'sinden sınırlı sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafın yaptığı bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı.29/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim...
¸e-imzalıdır