T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/57 ESAS
KARAR NO : 2025/646 KARAR
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/11/2023
KARAR TARİHİ: 09/07/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, Çeşme Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirket ile borçlu olan şirketin sahibi olduğu... isimli işyeri arasındaki ticari alacaklara ilişkin kesilen fatura karşılığında oluşan borcun davalı tarafça ödenmediğini, bunun üzerine, Çeşme İcra Müdürlüğü’nün.. Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, borçlu firmanın ödeme emrine ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, ve takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinde ise davalı tarafın toplantıya katılmayıp sürecin sona erdiğini, borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olup, yalnızca borcun tahsil edilmesini sürüncemeye sokma çabasından ibaret olduğunu, takibe konu edile fatura suretlerinin de borcun varlığını kanıtlar nitelikte olduğunu, davalının kötü niyetli itirazı nedeni ile duran takibin devamı için işbu davayı açma zorunluluklarının hasıl olduğunu, dava dilekçesinde arz izah edilen nedenlerle, davalı tarafın Çeşme İcra Müdürlüğü nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden açılan takibe yapılmış bulunan haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Bilirkişi Raporu: Bilirkişi... tarafından 06/03/2025 tarihinde düzenlenen raporda özetle; Dava dosyasına sunulan defter, belge evrak bilgilerine göre Davacı... Süt Ürünleri Ticaret Limited Şirketi' Nin, Davalı Makinist Otelcilik Gıda Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'den 01/01/2023 ile 31/12/2023 tarihleri arasında 92.157,14 TL alacağı olduğu görüşü ile raporunu düzenlemiştir.
Dava; Ticari satımdan ilişkisinden kaynaklanan alacağın alacak takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Taraflar arasında alım satım ilişkisinden kaynaklanan bir ticari ilişki bulunduğu, davacı alacağı nedeniyle davalı aleyhine takip başlatmış olduğu görülmüştür.
Davalının davaya süresinde cevap dilekçesi sunmamış ve verilen sürede ticari defter ve kayıtlarını sunmamış yerlerini bildirmemiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; Davacıya ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, defterlerin açılış onaylarının ve yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı tespit edildiğinden defterlerin delil niteliği taşıdığı,
Davacının ticari defter kayıtlarında Dava dosyasına sunulan defter, belge evrak bilgilerine göre Davacı ... Süt Ürünleri Ticaret Limited Şirketi' Nin, Davalı Makinist Otelcilik Gıda Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'den 01/01/2023 ile 31/12/2023 tarihleri arasında 92.157,14 TL alacağı olduğu tespit edilmiş olduğu,
Tüm dosya kapsamına göre;Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (...; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; ... sf. 370.)
HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalı defterlerinin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın ticari defterlerini dosyaya sunmaması durumunda davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilebileceği yönünde davalı tarafa ihtarat yapıldığı, davacının ticari ilişkiyi ve hizmetin verildiğini ispat ettiği, hizmetin verilmediğini ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalı tarafça hizmetin verilmediğine ilişkin aksini ispata yarayacak süresinde cevap dilekçesi ve delil sunulmadığı, davacının ticari ilişkiyi ve hizmetin verildiğini ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirilmiş, Taraların 2023 YILI BA BS formları incelendiğinde; davalının 118.468,06 TL vergi hariç BA bildiriminde bulundukları, tespitine varılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre;
Davalı takibe itirazında borca ve ferilerine itiraz etmiş, herhangi bir sebep bildirmemiş, ödeme savunmasında bulunmamış, davaya da cevap vermemiştir. Takibe konu faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu ve davalının vergi dairesine davacıdan yaptığı alışa yönelik 118.468,06 TL vergi hariç BA bildiriminde bulunduğu görülmüş ancak buna karşın davalının fatura bedellerinin ödendiğine yönelik dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunmadığı tespit edilmiştir. Davalının bu faturaları kabul edip matrahlarını da KDV ve kurumlar vergisi açısından indirim konusu yapması malın kendisine teslim edildiğine karine teşkil etmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(... E.,.. K. sayılı kararında da değinilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dava ve takip konusu tüm faturaların BA formunda bildirilmesi, davacı ve davalı arasında akdi ilişkinin kurulduğuna ve malların davalıya teslimine karine teşkil ettiğinden, ispat yükü yer değiştirmiş olup, davalı malın teslim edilmediğini yazılı delillerle ispat etmek zorundadır. Davalı taraf davaya cevap vermemiş, delil de bildirmemiştir. HMK’nun 26. Maddesinde düzenlenen taraflarca getirilme ilkesi uyarınca hakimin kendiliğinden delil toplaması mümkün olmadığından ve ispat yükü kendisine düşen davalı taraf herhangi bir delil bildirmediğinden tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Buradan hareketle, ispat yükü kendisine düşen davalı taraf, dava ve takip konusu faturalar nedeniyle borçlu olmadığını usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığından ve Davacının davalıdan kendi defter kayıtlarına göre 92.157,14-TL alacaklı olduğuna kanaat edilmiş, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, alacak likit olduğundan hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş, iş bu dava sebebiyle davacı yanca yapılan tüm yargılama giderleri ile davalının yapmış olduğu yargılama giderleri HMK nın 326. Maddesi uyarınca davalı üzerinde bırakılmış ve davacı yararına vekalet ücreti takdir olunmuştur.
Davacı vekilinin takipte işlemiş faiz talebinin bulunmadığı, dava harcı ödemesinde ve dilekçesinde harca esas değer tutarında faiz talep etmediği göz önüne alındığında, temerrüt faiz hesabı yönünden davalının icra takip tarihi itibariyle temerrüde düşürülmüş olacağı, davalının takip tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceği, kanaatine varılmış,
Davacının davasının kısmen kabulü ile; Çeşme icra müdürlüğü' nün ...e. sayılı dosyasında davalının; 92.157,14-tl asıl alacakdan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile,takip talebindeki şartlarla takibin devamına karar verilmiştir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344-615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-Çeşme İcra Müdürlüğü' nün ...E. sayılı dosyasında davalının; 92.157,14-TL asıl alacakdan oluşan borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile,
Takip talebindeki şartlarla TAKİBİN DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan toplam alacak 92.157,14- TL nin %20 si oranında 18.431,42 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.295,25-TL harçtan peşin alınan 1.865,13-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.430,12-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre, 1.861,88-TL'lik kısmının davalıdan, 1.258,12-TL'lik kısmının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı 159,00-TL davetiye ve posta gideri, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere 3.659,00-TL yargılama giderinden davanın kabul oranı nazara alınarak 2.183,53-TL yargılama gideri ile davacı tarafın karşıladığı 269,85-TL başvurma harcı, 1.865,13-TL peşin alınan harç olmak üzere toplam 4.318,51-TL’nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafın yaptığı bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
09/07/2025
Katip...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır