T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/729 Esas
KARAR NO : 2025/654
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05.09.2024
KARAR TARİHİ: 09.07.2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından, davalı şirkete 29.05.2024 tarihli fatura içeriğinde yer alan 400 adet ... baskı için KDV dahil 28.800,00 TL, 30.05.2024 tarihli fatura içeriğinde yer alan 25 adet içeriğindeki ... Baskı (Ek gelen) için KDV dahil 1.800,00 TL faturalar tanzim edildiğini, fatura içeriğindeki siparişleri davalıya teslim edilmiş ise de, davalı şirket tarafından ödeme yapılmamış olduğunu, bildirilerin faturaların 05321765616 numaralı telefon numarasını kullanan Derya hanımdan 31.05.2024 tarihinde ödenmesi talep edilmiş, ancak davalı şirket faturaları ticari defterlerine işlemiş olmasına, siparişlerini almış olmasına rağmen davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmamış olduğunu, bu sebeple, davalı aleyhine temerrüte düştüğü 31.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte fatura alacaklarına ilişkin İzmir 17. İcra Dairesi'nin 2024/5929 takip sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme erinin davalı şirkete 28.06.2024 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, davalı tarafından kötü niyetli olarak 01.07.2024 tarihinde itiraz edilmiş olduğunu, takibe konu 28.800,00 TL bedelli, 29.05.2024 tarihli... numaralı fatura ve 1.800,00 TL bedelli, 30.05.2024 tarihli ... numaralı faturaların davalı şirket tarafından ticari defterlerinde kaydedildiği ve fatura içeriklerine herhangi bir itirazlarının olmadığının açık olduğunu, bu nedenle, davalı tarafın kötü niyetli itiraz neticesinde 01.07.2024 tarihinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiğinden, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2024/4624 Büro dosya numaralı, 2024/86549 Arabuluculuk numaralı arabuluculuk dosyası ile dava şartı arabuluculuk görüşmesinin gerçekleştirilmiş olduğunu, ancak davalı tarafından ödeme yapılması taleplerinin kabul edilmemesi neticesinde anlaşmama tutanağı tanzim edildiğini, Mahkeme huzurundaki açılan dosya ile davalı şirketin kötü niyetli itirazının iptalini ve alacağın likit olduğu gözetilerek %20 icra inkar tazminatı ödemesi talebi ile bu davayı açma zaruretlerinin hasıl olmuş olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı ve re'sen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafın alyehine başlatılan İzmir ... İcra Dairesi'nin 2024/5929 sayılı İcra takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini ve takibin devamını, kötü niyetli davalı şirketin %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf davalı şirkete tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı şirket ile arasında mevcut ticari ilişki nedeniyle, davalı şirketin kendisine borçlu olduğunu iddia ederek, davalı şirket aleyhine İzmir ... İcra Dairesi'nin 2024/5929 sayılı İcra dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, ancak davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığından, bu takibe itiraz ettiklerini, davalı şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığı, sırf davalı şirkete zarara uğratmak maksadı ile kötü niyetli olarak, davalı şirket aleyhinde icra takibinin yapıldığını, ancak davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmamakta olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 21/1. maddesi uyarınca, ticari işletmesi gereği bir mal satan, üreten veya bir iş gören yada menfaat sağlayan tacir, talep üzerine fatura düzenlemek ve bedel ödenmiş ise bu hususu da faturada göstermek zorunda olduğunu, sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenen ve sözleşmenin ifasıyla ilgili bir belge olan fatura, Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesi ile faturada, sözleşme konusu malın veya işin türü, miktarı, fiyatı ve tutarı ile birlikte, mal alıcıya teslim edilmişse teslim tarihi, bedel ödenmiş ise ödenen bedelin yer alması gerekmekte olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmamakta ve davacı tarafın, davalı şirketten herhangi bir hak alacağı bulunmadığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir sözleşme, hizmet alımının olmadığını, somut olayda, davacı şirketçe iddia edilen alacakla ilgili Mahkemeye sunulmuş faturalar, davalı şirkete tebliğ edilmemiş olup tebliğ edilenler ise davalı şirket tarafından, davacı şirkete iade edildiğini, faturanın bir ispat vesikası olabilmesi için satıcı tarafından müşteriye gönderilmiş olması ve bu gönderme eyleminin de ispat edilmesinin gerektiğini, bu nedenle davacı şirketin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen hizmetle ilgili dosyaya sunulmuş geçerli bir fatura, sözleşmenin dahi bulunmadığını, borca dayanak olarak gösterilen faturalarda davalı şirketin imzasının bulunmadığını, davalı şirketin imzasının bulunmadığı belgelere dayanılarak ödeme emri gönderilmesinin hukuka aykırı olacağını, hiçbir ilgisi olmayan faturalara dayanılarak yapılan bu itiraza konu icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, HMK. 200 gereği ilgili alacağın senetle ispat edilmesinin zorunlu olup alacaklı tarafın bu dosya kapsamında ispat şartını yerine getirmediğinin aşikar olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddinin gerektiğini, davalı şirket aleyhinde haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle davacı şirket aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerekmekte olduğunu, davalı şirket aleyhinde İzmir ... İcra Dairesi'nin 2024/5929 sayılı İcra dosyası üzerinden sırf davalı şirketi zarara uğratmak maksadı ile başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunun, bu nedenle davacı tarafın davasının reddi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca davacı şirket aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerekmekte olduğunu, davacı şirket tarafından tanzim edilen dava dilekçesinde ve icra takibinde alacağın likit olduğu ve bu itibarla asıl alacağa reeskont faizi işletilmesi gerektiği ve bu kapsamda itirazların kaldırılmasının gerektiği talep edildiğini, ancak davacı tarafın talep ettiği faiz türünün taraflarınca kabulünün mümkün olmayıp söz konusu faiz talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yasal olarak talep edilmesi gereken faiz oranının oldukça üstünde olup açılan davada belirtilen faiz taleplerinin reddinin gerektiğini, tüm bu hususlardan açıkça anlaşılacağı üzere davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmamakla birlikte açılan davanın reddine karar verilmesinin gerekmekte olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, davacı şirketçe açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptalinin ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddini, davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle davanın reddini, davacı şirketin icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR:
İzmir ... İcra Dairesi'nin 2024/5929 sayılı İcra dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir.
Ankara İvedik Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı şirkete ait BA ve BS formları celp edilmiştir.
İzmir Kordon Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirkete ait BA ve BS formları celp edilmiştir.
Mahkememizce Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/66 Talimat dosyası ile SMM Bilirkişi ...den 23.04.2025 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/66 Talimat dosyasında aldırılan, 23.04.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ...Reklam Ürünleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2024 hesap döneminde davalı Akord Organizasyon Ajans Reklam Prodüksiyon Turizm Nakliye İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alacağıyla ilgili olarak; Davacı... Reklam Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2024 hesap dönemi Yevmiye Defterinin tasdik işleminin yasal süresinde usulüne uygun olarak yapıldığı, söz konusu hesap dönemine ait Yevmiye Defterinin kapanış işlemlerinin yıl sonu kayıtlarının ve enflasyon muhasebesi işlemlerinin, dönemi gelmediği için yaptırılmadığının beyan edildiği ve görüldüğü, Dava konusu olan ve davalı adına düzenlenen 29.05.2024 tarih ve...no'lu 28.800,00 TL tutarındaki faturanın ve 30.05.2024 tarih ve... no'lu 1.800,00 TL tutarındaki faturanın Davacı Dtgrup Reklam Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 'nin yevmiye defteri ile muavin defterinde kayıtlı olduğu, yasal süresinde kayıtlara alındığı, Davacının Yevmiye Defter kayıtları ve Muavin Defterinden davacının, davalıya yaptığı satışlardan dolayı (yevmiye defterine en son kayıt yapılan 31.05.2024 tarihi itibariyle) muavin defter (120-Alıcılar Hesabı) borç bakiyesinin 30.600,00 TL olduğu, (Davacının, davalıdan olan alacak tutarıdır.) Yevmiye defteri muhasebe sistem kayıtlarının sadece 31.05.2024 tarihine kadar olan kısmının tasdikli yevmiye defterine dökülmüş (kayıt edilmiş) olması nedeni ile diğer aylar ve yıl sonu işlemlerinin tarafımca tespitinin mümkün olmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "Dava konusu olan ve davalı adına düzenlenen 29.05.2024 tarih ve ... no'lu 28.800,00 TL tutarındaki faturanın ve 30.05.2024 tarih ve ... no'lu 1.800,00 TL tutarındaki faturanın Davacı... Reklam Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 'nin yevmiye defteri ile muavin defterinde kayıtlı olduğu, yasal süresinde kayıtlara alındığı, Davacının Yevmiye Defter kayıtları ve Muavin Defterinden davacının, davalıya yaptığı satışlardan dolayı (yevmiye defterine en son kayıt yapılan 31.05.2024 tarihi itibariyle) muavin defter borç bakiyesinin 30.600,00 TL olduğu," tespit edilmiştir.
HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalı defterlerinin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın ticari defterlerini dosyaya sunmaması durumunda davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilebileceği, davacının ticari ilişkiyi ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK.'nın 67/2. Fıkrasına göre; bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/5929 sayılı dosyasında davalının 31.771,40 TL alacağa yönelik yapılan itirazının İPTALİNE, takibin takip talebinde belirtilen şartlar altında DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.170,30 TL nispi harçtan, peşin alınan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.742,70 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 60,00 TL tebligat ve posta gideri ve 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.560,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL'nin davada haksız çıkan davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09.07.2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim...
¸E-imza