T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/76
KARAR NO : 2025/848
DAVA : Menfi Tespit/İstirdat
DAVA TARİHİ: 17/09/2007
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan ... Esas, ... Karar sayılı dosyasından verilen davanın reddine yönelik kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesinin... Esas,.. Karar sayılı ilamı ile kaldırılması ve dosyanın yeniden esasa kaydedilip yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin,... Bankası A.Ş’ye olan borçlarından dolayı haklarında İzmir ... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takip tarihi olan 25/08/1998 tarihi itibariyle 32.863.769.441 TL asıl alacak, 14.309.432.944 TL temerrüt faizi, 715.471.647 TL BSMV, 6.750.000 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 18.500.000 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam alacağın 47.913.924.032 TL olduğunu, borca yapılan itiraz üzerine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18/05/2001 tarih, ... esas ve karar sayılı kararı ile itirazın kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle müvekkillerinin borcunun 32.863.769.441 TL asıl alacak, 12.953.802.455 TL temerrüt faizi, 670.283.964 TL BSMV, 6.750.000 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 18.500.000 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 46.513.105.860 TL olduğuna hükmedildiğini, takip devam ederken alacaklı ... Bankası A.Ş.’nin 27/07/2001 tarihinde icra dosyasına, alacağının 85.607.000.000 YTL’lk kısmını davalı ...’a temlik ettiğini bildirdiğini, davalı ...’ın da icra dairesinde imzalanan tutanakta icra dosyası alacağının 85.607.000.000 YTL lik kısmını temlik aldığını kabul ettiğini, temlik sözleşmesi incelendiğinde temlik edilen borç ilişkisinin sözleşme değil, dosya alacağı olduğunu, bir borç ilişkisinin tümüyle devrinin ancak karşı tarafın muvafakati ile mümkün olup müvekkillerinin hiçbir şekilde borç ilişkisinin devrine muvafakat vermediklerini, icra dosyasındaki temlik sözleşmesinde bunlardan hangisinin temlik edildiğinin açık olmadığını, açık olan tek konunun dosya alacağının 85.607.000.000 YTL’lik kısmının davalıya devredildiği hususu olduğunu, dolayısıyla davalının yalnızca bu miktarla sınırlı olarak davalıya ödeme yapılabileceğini, geri kalan meblağın ise temlik eden alacaklıya ait olduğunu, alacağın tüm hak ve ferileri ile birlikte devredildiği temlik sözleşmesinden anlaşılmamasına rağmen temlik alan davalının sanki ilk alacaklının sözleşme ile sahip olduğu bütün haklara halef olmuş gibi dosya alacağının tamamına %165 oranı üzerinden faiz işlettirdiğini, dosya borcunu bu şekilde hesaplattırarak müvekkillerinin menkul ve gayrımenkullerini haczettirdiğini, bu nedenle dosya borcunun dava tarihinde 550.000,00 YTL’nin üzerinde olduğunu, davalı alacaklının ekte sunulan makbuzdan ve banka dekontlarından anlaşılacağı üzere haricen tahsil ettiği 155.100,00 YTL’yi icra dosyasına bildirmediğini, keza İzmir ... İcra Dairesince davacı ... adına kayıtlı olup haczedilen... plakalı otomobilin parasının harçlar düşüldükten sonra davalı ...’a 5.400,00 YTL olarak ödenmiş olmasına rağmen dosya borcu hesaplamasında bu ödemenin de mahsup edilmediğini, üstelik icra dosyasında bu araç ile ilgili hiçbir bilgi ve belgeye de rastlanmadığını, davalının müvekkili ... ait Manisa’da kain taşınmazı satışa çıkarttığını, 27/08/2007 tarihinde ihalenin gerçekleştiğini, itfa nedeniyle takibin iptali için İzmir ...İcra Hukuk Mahkemesine başvuruda bulunduğunu, anılan mahkemenin 2007/942 esas sayılı dosyasında davanın halen derdest olduğunu, yapmış oldukları 160.500,00 YTL ödeme nazara alındığında, dosya alacağının yalnızca 85.607,00 YTL’lik kısmını devralan davalı...’a borçlu olmadıklarının tespiti ve takibin davalı ... bakımından iptali ile fazladan ödenen (160.500,00 – 85.607,00)= 74.893,00 YTL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan istirdana karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07/04/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile istirdat talepleri doğrultusunda dava değerinin 160.500,00-TL olduğunu belirterek, bu miktarın harcını yatırdıklarını bildirmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İİK’nun 72/7. Maddesine göre 1 yıllık hak düşürücü süre ile BK’nun 62. ve 66. Maddelerine göre 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacıların borca ve ferilerine karşılık yaptıklarını beyan ettikleri ödemelerin 2005 ve en son 15/05/2006 tarihinde yapıldığını, son ödeme tarihinin üzerinden 1 yıldan fazla sürenin geçtiğini, davacıların kendilerine yapılan kıymet takdirlerine, satış ilanlarına ve 103 davetiyelerine hiçbir şekilde itiraz etmediklerini, bu nedenle davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreye uğramış olması nedeniyle öncelikle davanın reddine, davacı tarafların takibe yaptıkları itiraz nedeniyle İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... esas, ... karar sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında alacağın mahkeme kararıyla kesinleştiğini, itirazın iptali davasında alacağın varlığı kesin hükümle tespit edilmiş olduğundan, davacı borçluların menfi tespit veya istirdat davası açamayacaklarını, BKnun 162. Maddesi uyarınca yapılan alacağın temliki için borçlunun rızasının aranmayacağını, temlik ile alacaklının değişeceğini, alacağın temlik alan üçüncü kişiye geçeceğini, temlik edilen alacağa bağlı olan yan haklar ve öncelik haklarının da temlik işlemi sonunda temlik edilene geçeceğini, alacağın faizlerinin de (birikmiş ve temlikten sonra işlemecek faizler) alacağa bağlı yan haklar olduğunu, bunların da temlik ile birlikte temlik edilene geçtiğini, müvekkili ile alacaklı banka arasında 27/07/2001 tarihinde takip dosyasında alacağın temliki yapıldığını ve temlik damga vergisi yatırıldığını, temlik işleminden sonra 27/06/2002 tarihinde Manisa ... İcra Dairesine müzekkere yazılarak davacıya ait taşınmaza 24/07/2002 tarihi itibariyle haciz konulduğunu, gelen tapu kayıtlarına göre davacı borçlulara 103 davetiyesi tebliğ edildiğini, borçlular tarafından 3 günlük kanuni süre içinde hacizlere itiraz edilmediğini, ıttıla tarihinden itibren 1 yıl içinde de menfi tespit davası açılmadığını, alacağın temliki için borçluların rızasının aranmayacağını, temliğin geçerli olması için belirlenebilir olmasının yeterli olduğunu, 27/07/2001 tarihli temlikte açıkça 85.607.000.000 YTL’nin temlik edildiğinin belirtildiğini, BK’nun 162. vd Maddeleri uyarınca müvekkilinin takip konusu alacağı tüm ferileriyle beraber devralması karşısında işlemiş ve işleyecek faiz talep hakkının da müvekkiline geçmiş bulunduğunu, BK’nun 168. Maddesinde açıkça temlik edilen alacak ile birlikte ferilerinin ve faizlerinin de temlik alana geçeceğinin düzenlendiğini, 2001 yılından bu yana borcun faizleriyle birlikte artmasının doğal olduğunu, davacının icrada bir hesap hatası yapıldığını iddia ediyorsa memur işlemini İTM’ye şikayet edebileceğini, satış talep edilen tarip itibariyle icra dosyasındaki alacaklarının 511.097,00 YTL olduğu, davacıların bu miktar için borçlu olmalarına rağmen halen borcun tamamını ödediklerini idda etmelerinin kötü yetli olduklarını gösterdiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK’nun 72.maddesi uyarınca menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Menfi tespit davasının dayanağını 2004 sayılı İİK’nın 72. maddesi oluşturmaktadır. İİK'nın “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. maddesi;“ Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Dayanılan hukukî ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukukî yararının bulunması şarttır. Borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, icra takibinden önce borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
İstirdat davasının maddi hukuka ve takip hukukuna ilişkin şartları mevcut olup, bu davanın maddi hukuka tek şartı, davacının borçlu olmadığı bir parayı ödemiş olmasıdır. Davacı istirdat davası açabilmek için, maddi hukuk bakımından borçlu olmadığı bir parayı, cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmalıdır. Geri verilmesi istenen paranın maddi hukuk bakımından geri istenmesinin mümkün olması gerekir. Burada borçlu yalnız borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını ispat etmekle yükümlü olup, bu parayı yanılarak (hata ile) kendisini borçlu sanıp ödemiş olduğunu ispat etmek zorunda değildir. İstirdat davası, bir yıl içinde açılabilir. Bir yıllık dava açma süresi zamanaşımı değil hak düşürücü süredir. Bu nedenle mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bir yıllık dava açma süresi, borç olmayan paranın doğrudan doğruya alacaklıya veya icra dairesine ödendiği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp bedelinin icra dairesine ödendiği tarihten itibaren başlar. Borcun ödenmesi takside bağlanmış ise bir yıllık dava açma süresi son taksitin ödendiği tarihten itibaren başlar. Senede dayalı olmayan ilamsız icra takibinde borçlunun mazeretsiz olarak ödeme emrine itiraz etmemesi nedeniyle ilamsız icra takibinin kesinleşmesi ve borcu ödemesi üzerine istirdat davası açması halinde ispat yükünün davacı borçluya ait olması gerekmektedir.
İstirdat davasının takip hukukuna ilişkin şartları ise şu şekildedir: İlk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. Para borçlu tarafından ödenmiş olabileceği gibi, borçlunun mallarının haczedilip satılması suretiyle de olabilir. İstirdat davası açılabilmesi için, paranın icra dairesine(icra veznesine girmiş) olması yeterli olup, paranın icra dairesince alacaklıya ödenmiş olması da şart değildir. İkinci şart; icra dairesine yapılmış olan ödemenin, borçlunun ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazının kesin olarak kaldırılmış olması yüzünden yapılmış olması gerekir. Buna karşılık, borçlu takip konusu parayı ödeme emrine itiraz süresi içinde öderse İİK'nun 72.maddesine göre istirdat davası açamaz. Çünkü borçlunun henüz itiraz etme ve bununla birlikte icra takibini durdurma imkanı bulunduğu bir dönemde yaptığı ödeme, cebri icra tehdidi altında bir ödeme değildir. Bu halde borçlu, ancak TBK nın 78.maddesine göre sebepsiz zenginleşme davası açabilecektir. Bunun gibi, ödeme emrine karşı süresinde yapmış olduğu itirazını geri alan (vazgeçen) ve ondan sonra mallarının haczini önlemek için borcu ödeyen borçlu, rızai bir ödemede bulunmuş olacağından, istirdat davası açamaz. ( (Prof. Dr.Baki Kuru, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003) İİK mad. 72/VII'ye göre geri alma davasından farklı olarak TBK mad. 78'e göre açılacak sebepsiz zenginleşme davasında "borç olmayan para ödediğini" ileri süren davacı - borçlunun "ödemeyi, yanılarak, kendisini borçlu sanarak yapmış olduğunu" ispat etmesi gerekmektedir. (HGK 28.03.2017 T., 3-18/171; 4. HD 20.12.1988 T., 8438/10944)
Davacılar vekili eldeki dava ile davacıların borçlu, davalının temlik alan sıfatı ile alacaklı olduğu İzmir 4.İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası kapsamında davalıya 160.500,00-TL borçlu olmadıklarının tespiti ile icra tehdidi altında fazla ödenen bu bedelin davalıdan istirdatını talep etmektedirler.
Mahkememizin ... Esas,... Karar sayılı dosyasından verilen davanın reddine yönelik kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesinin... Esas, ...Karar sayılı ilamı ile özetle, yeni bir bilirkişi raporu aldırılması gerekçesi ile kaldırılmış, mahkememizce bilirkişi heyetinden 12/05/2025 tarihli rapor alınmış; anılan raporda, davacıların İzmir ...İcra Dairesinin...esas sayılı dosyası kapsamında eldeki dava tarihinden sonra 19/03/2018 tarihinde 150.886,00-TL fazla ödeme yaptıkları, bu yanı sıra Manisa ... İcra Dairesinin... esas sayılı icra dosyasında davacı borçlu ...'a ait... plaka sayılı aracın 03/03/2003 tarihinde yapılan ihale sonucunda 6.752,00-TL bedele satılarak paraya çevrildiği, ihale bedelinden 299,50-TL motorlu taşıtlar vergisi, 175,75-TL yediemin ücreti ödendikten sonra arta kalan 6.276,75-TL sinin ise sıra cetveli yapılarak 02/07/2004 tarihinde İzmir ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına gönderildiği, anılan bu bedelin de( 6.276,75-TL) davacılarca fazla ödendiği belirtilmiş, raporun ayrıntılı, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu görülerek, usul ekonomisi ilkesi, davalı yanın anılan rapora itirazlarının süresinden sonra bulunması ve eldeki davanın 2007 yılında açılıp yargılama sürecinde çok sayıda bilirkişi raporu alınması nedeniyle yeni bir bilirkişi heyeti raporu alınmasına gerek duyulmamıştır.
Davacılar vekiline mahkememizce her bir davacı yönünden talebini açıklamak üzere süre verilmiş, davacılar vekili 02/10/2025 tarihli son duruşmadaki beyanında, davacıların alacaklı olduğu miktarı belirlemelerinin mümkün olmadığını, takibin tüm davacılara yönelik başlatıldığını, istirdat taleplerinin kabulü halinde hüküm altına alınan miktarın davacılara eşit biçimde verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, davalının temlik alan alacaklı bulunduğu, davacıların takip borçlusu oldukları davaya konu İzmir ...İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyası nedeniyle eldeki dava tarihinden sonra 19/03/2018 tarihinde 150.886,00-TL fazla ödeme yaptıkları, yine Manisa ... İcra Dairesinin... esas sayılı icra dosyasında davacı borçlu ...'a ait... plaka sayılı aracın 03/03/2003 tarihinde yapılan ihale sonucunda 6.752,00-TL bedele satılarak paraya çevrilmesi sonucu arta kalan 6.276,75-TL sinin 02/07/2004 tarihinde İzmir 4.İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına gönderildiği, anılan bu bedelin de( 6.276,75-TL) davacılarca fazla ödendiği sabit olduğundan, davacıların menfi tespit ve istirdat davalarının kısmen kabul, kısmen reddine karar vermek gerekmiş, iş bu dava yönünden davacılarca yapılan yargılama giderleri HMK nın 326.maddesi uyarınca davanın kabul ve red oranına göre taraflar arasında paylaştırılmış, davacılar lehine maktu vekalet ücreti, davalı lehine reddedilen dava değeri kadar vekalet ücreti takdir olunarak, aşağıdaki hükmün tesisi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile İzmir ...İcra Dairesinin... esas sayılı dosyası nedeniyle davacıların davalıya 157.152,75-TL borçlu olmadıklarının tespiti ile 157.152,75-TL nin, 150.886,00-TL sinin fazla ödemenin yapıldığı tarih olan 19/03/2018 tarihinden, 6.276,75-TL sinin ise 02/07/2004 itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit olarak verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.735,10-TL harçtan, 1.155,70-TL peşin harç ve 1.227,75-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.383,45-TL harcın mahsubu ile 8.351,65-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydına,
3-Davacı tarafça dava açılışında yatırılan 13,10-TL başvurma harcı, 1.155,70-TL peşin harç ve 1.227,75-TL tamamlama harcı olmak olmak üzere toplam 2.396,55-TL harcın davalıdan alınarak taleple bağlı kalınarak davacı taraflara eşit olarak verilmesine,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacılar yararına takdir olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak, taleple bağlı kalınarak davacılara eşit verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesine göre ve ret miktarı üzerinden takdir edilen 3.347,25-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine,
6-Dava tarihi itibariyle iş bu davada ara buluculuk zorunlu dava şartı olmadığından ve bu yönde yapılan giderde bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacıların yaptığı 1.251,00-TL davetiye ve posta gideri, 13.300,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.551,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 14.248,34-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara eşit olarak verilmesine, kalan 302,66-TL'sinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
8-Dava kısmen reddedildiğinden; davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-HMK.nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının davacıya karar kesinleştiğinde resen iadesine,
Dair davacılar vekillerinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır