T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/852 ESAS
KARAR NO : 2025/702 KARAR
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/10/2024
KARAR TARİHİ: 17/07/2025
GEREKÇELİ K.TARİHİ :18/07/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin merkezi Tire’de bulunan, İzmir’in birçok ilçesine yemek dağıtımı yapan ve kendi sektöründe tanınmış bir yemek üretim/dağıtım firması olduğunu, okul, fabrika gibi iş yerlerine yemek dağıtımı yaptığını, anlaşmalı olduğu ve karşılıklı olarak ticaret yaptığı davalının da yemek verilmesi üzerine ticari anlaşma sağlandığını, davalıya yemek hizmeti müvekkili tarafından sunulduğunu, faturalar dahilinde davalı müvekkiline karşı edim borcunu yerine getiremediğini 30/08/2022 tarihli 25.714,80-TL, 26/09/2022 tarihli 19.245,60-TL, 31/10/2022 tarihli 17.382,60-TL olmak üzere üç faturanın ödemelerini müvekkiline gerçekleştirmeyerek taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uymadığını, müvekkilinin mesajlaşmalardan da görüleceği üzere davalı tarafa 4-5 ay gibi bir süre tanıdığını ve iyi niyetli bir şekilde ödemelerini tahsil etmeye çalıştığını, davalı her defasında müvekkili oyalamış çoğu zaman mesaj ve aramalarına geri dönüş bile yapmadığını, son çare olarak alacağına kavuşmak amacıyla yasal yollara müracaat etmek zorunda kaldığını icra takibi yapıldığını ve Tire İcra Müdürlüğü... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhinde faturaların bedeli toplamında 70.100,87-TL olmak üzere 06/10/2023 tarihinde icra takibi başlatıldığını, açıkladığı sebeplerle; davalının Tire icra müdürlüğünün... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptali ile takibin devamını, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Bilirkişi Raporu: Bilirkişi... tarafından 18/06/2025 tarihinde düzenlenen raporda özetle; Davacı ...Gıda Tem. Org. San Ve Tic Ltd. Şti.” nin Davalı... Elektrik Üretim A.Ş.'nden 62.343,00 TL alacaklı olduğu, Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4. Maddesinde “ Ödeme bir aylık kesilen faturaların toplamı son fatura tarihini takip ilk ödeme gününde şirketin bildireceği banka hesabına havale yapılması suretiyle ödenecektir.” Şeklinde olup; Takdir Sayın Mahkemeye ait olmakla birlikte; Fatura tarihini takip eden ilk günün, Sayın Mahkemece ödeme günü olduğu yönde kanaate sahip olunması halinde; davacının davalıdan işlemiş reeskont avans faizi yönünden 9.057,62 TL alacaklı olabileceği, Davacı tarafından icra takibinde talep edilen 31.10.2022 temerrüt tarihinin Sayın Mahkemı kabul edilmesi yönünde kanaate sahip olması halinde; 31.10.2022 - 05.10.2023 tarihleri arasında 7.862,48 TL tutarında reeskont avans faizinden alacaklı olabileceği, davacının 31.10.2022 - 05.10.2023 tarihleri arasında icra takibi ile talep ettiği reeskont avans faizi alacak tutarının 7.757,87-TL olduğu görüşü ile raporunu düzenlemiştir.
Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve "emareler (belirtiler)" olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK. madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK. madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir. (Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir. (M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır. (Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; ...; sf. 370.)
HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalı defterlerinin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın ticari defterlerini dosyaya sunmaması durumunda davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilebileceği yönünde davalı tarafa ihtarat yapıldığı, davacının ticari ilişkiyi ve hizmetin verildiğini ispat ettiği, hizmetin verilmediğini ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, davalı tarafça hizmetin verilmediğine ilişkin aksini ispata yarayacak süresinde cevap dilekçesi ve delil sunulmadığı, davacının ticari ilişkiyi ve hizmetin verildiğini ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirilmiş, Taraların 2024 YILI BA BS formları incelendiğinde; takibe konu faturalar yönünden Form BA/BS beyanları
ile bildirimde bulundukları, dolayısıyla MUTABIK OLDUKLARI tespitine varılmıştır.
Davacı defterleri üzerinde mahkememizce mali müşavir bilirkişiler tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacının defterlerinde yapılan incelemede defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu, Davacının davaya konu faturaları defterlerine kaydettiği, Davalı şirket tarafından ticari defterler süresinde ibraz edilmediğinden defterlerde inceleme yapılamadığı anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre,
Taraflar arasında öğle yemeği hizmeti verilmesine ilişkin olarak sözleşme düzenlendiği, 31.12.2022 tarihine kadar 5 çeşit yemekten oluşan bir öğün yemek için 19,00 TL + KDV dahil ücret
ödeneceği, Ödemelerin banka hesabına, aksatılmadan gününde yapılacağı belirtildiği,
Hizmet Bedeli ve Ödemeler Başlıklı 4. Maddesinde; “Yemek faturaları her 30 günde bir
kesilip iş sahibi muhasebesine teslim edileceği, Ödeme bir aylık kesilen faturaların toplamı son
fatura tarihini takip ilk ödeme gününde şirketin bildireceği banka hesabına havale yapılması suretiyle, Ödemeler aksatılmadan gününde ödeneceği hususunda anlaşıldığı görülmüştür.
Davacı vekili tarafından dosyaya delil olarak sunulan ... Yazışmaları incelendiğinde; Kendisini ...İşveren ... olarak tanıtan kişi tarafından ... hattı
üzerinden... Bey Biogaz isimli ... nolu ...hattına mesaj gönderildiği ve
Bey tarafından da... Hanım merhaba şeklinde cevap verildiği, ... hanım tarafından
Murat beyden ödeme talep edildiği ve ... beyde cevap olarak ödeme beklediğini ve ödeme
gelince ödeme yapacağını belirtildiği görülmüştür.
24.06.2022 tarihinde saat 14:14’de...bey tarafından Mayıs faturasının ödenmediğini ve
... hanım tarafından bu konuda bilgi talep edildiği,01.07.2022 Tarih 13:35’de ... Hanım, Ödemenin geçmediğini ve bu gün ödeme
yapabilecek misiniz diye... beye sorulduğu,
16.09.2022 Tarihinde...Hanım tarafından alacak talep edildiği, ...bey tarafından ise
ödemeyi haftaya yapabileceğini belirten mesaj gönderdiği görülmüştür.
04.11.2022 tarihinde ... Beye... hattı üzeriden mesaj gönderilmesi üzerine
.. 04.11.2022 tarih saat 15:59’da; Şu anda İl Tarım Müdürlüğünde Müdür beyin
yanındayım. Telefonunuzu açamadım. Size döneceğim. Borcumuzu da ödeyeceğiz müsterih olun”
şeklinde cevap verildiği,
Bunun üzerine tekrar 04.11.2022 tarih saat 10:52’ de... Beyin ... hattı
üzerinden “... bey 63 bin küsur borcunuz var bugün ödeme bekliyorum. Ödeme yapılmadığı
takdirde icra başlatmak durumunda kalacağım. Döneceğim dediniz dönmediniz.” Şeklinde mesaj
gönderildiği görülmüştür.
Dosya kapsamına sunulan cari hesap dökümünün incelenmesinde; 2022 yılında davacı şirket
tarafından davalı adına Kdv dahil 190.436,40 TL tutarında 9 adet yemek satış faturası düzenlediği,
6 fatura karşılığı olan 128.093,40 TL’nı tahsil edildiği ancak 3 fatura bedeli olan 62.343,00 TL
tutarındaki alacağın davalıdan tahsil edilemediği anlaşılmıştır. Düzenlenen fatura bedelleri dosya kapsamına sunulan Ba – Bs formları ile uyumlu olduğu
görülmüştür. Davacının BS formları incelendiğinde davalı firmaya Kdv hariç 176.330,00 TL
tutarından mal ve hizmet satışı yaptığı görülmüştür. Söz konusu tutara % 8 Kdv ilave edildiğinde
190.4356,40 TL olduğu hesaplanmıştır. Davacının dosya kapsamına sunmuş olduğu cari hesap
dökümü ile de uyumlu olduğu, davalının 2022 mali yılına ilişkin Form Ba Görüntüleme Ekranı raporunun
incelenmesinde; raporun 2. Sayfasında 9 adet belge ile davacı firmadan Kdv hariç 176.330,00 TL
tutarından mal ve hizmet alışı yaptığı görülmüştür. Söz konusu tutara % 8 Kdv ilave edildiğinde
190.4356,40 TL olduğu hesaplanmıştır. Davacının dosya kapsamına sunmuş olduğu cari hesap
dökümü ile de uyumlu olduğu görülmüştür.
Davacı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesinde; Davalı ... Elektrik
Üretim A.Ş. ile ilgili borç/alacak kayıtlarının 120 Alıcılar Ana hesap kodu altında yer alan
120.01.052 nolu alt hesap kodu altında tutulduğu, Davacı şirketin 2022 yılında Kdv dahil
190.436,40 TL tutarından davalı adına 9 adet yemek satış faturası düzenlediği, 4 adet fatura
karşılığı olan 80.994,60 TL’nın tahsil edildiği, ancak 5 fatura bedeli olan 109.441,80 TL tutarındaki
alacağın tahsil edilemediği anlaşılmıştır. Düzenlenen fatura bedelleri dosya kapsamına sunulan Ba –
Bs formları ile uyumlu olduğu görülmüştür. İcra takip talebinin ve dosya kapsamına dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap
dökümünün incelenmesi sırasında; 2 adet fatura karşılığında tahsil edilen (26.512,92 + 20.585,88 )
toplam 47.098,80 TL’nın tahsil edildiği ancak tahsil edilen bu tutarların davacının ticari defter
kayıtlarında yer almadığı bu nedenle ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 109.441,80
TL alacaklı görülse de davacının davalıdan 62.343,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. İşlemiş Faiz Yönünden taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4. Maddesinde “ Ödeme bir aylık kesilen turaların toplamı son fatura tarihini takip ilk ödeme gününde şirketin bildireceği banka hesabına
havale yapılması suretiyle ödenecektir.” Şeklinde olup ödeme günü tam olarak anlaşıladığından icraya konu edilen faturaların düzenleme tarihlerini
takip eden günün ödeme günü olarak esas alındığında yapılan işlemiş avans faiz hesabına göre davacının davalıdan işlemiş reeskont avans faizi yönünden
9.057,62 TL alacaklı olabileceği,
ancak
Davacının 31.10.2022 - 05.10.2023 tarihleri arasında icra takibi ile talep ettiği reeskont
avans faizi alacak tutarının 7.757,87 TL olduğundan taleple bağlı kalınmıştır.
Davalı takibe itirazında borca ve ferilerine itiraz etmiş, herhangi bir sebep bildirmemiş, ödeme savunmasında bulunmamış, davaya da cevap vermemiştir. Takibe konu faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu ve tarafların vergi dairesine BA/BS bildiriminde bulunduğu görülmüş ancak buna karşın davalının fatura bedellerinin ödendiğine yönelik dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunmadığı tespit edilmiştir. Davalının bu faturaları kabul edip matrahlarını da KDV ve kurumlar vergisi açısından indirim konusu yapması malın kendisine teslim edildiğine karine teşkil etmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., ...K. sayılı kararında da değinilmiştir. Bu açıklamalar ışığında dava ve takip konusu tüm faturaların BA formunda bildirilmesi, davacı ve davalı arasında akdi ilişkinin kurulduğuna ve malların davalıya teslimine karine teşkil ettiğinden, ispat yükü yer değiştirmiş olup, davalı malın teslim edilmediğini yazılı delillerle ispat etmek zorundadır. Davalı taraf davaya cevap vermemiş, delil de bildirmemiştir. HMK’nun 26. Maddesinde düzenlenen taraflarca getirilme ilkesi uyarınca hakimin kendiliğinden delil toplaması mümkün olmadığından ve ispat yükü kendisine düşen davalı taraf herhangi bir delil bildirmediğinden davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmamıştır. Buradan hareketle, ispat yükü kendisine düşen davalı taraf, dava ve takip konusu faturalar nedeniyle borçlu olmadığını usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığından, Davacının davalıdan 62.343,00-TL asıl alacak ve 7.757,87-TL faiz miktarıyla alacıklı olduğuna kanaat edilmiş, davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, alacak likit olduğundan hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş, iş bu dava sebebiyle davacı yanca yapılan tüm yargılama giderleri ile davalının yapmış olduğu yargılama giderleri HMK nın 326. Maddesi uyarınca davalı üzerinde bırakılmış ve davacı yararına vekalet ücreti takdir olunmuştur.
2004 sayılı İİK.'nın 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK. 13/12/1967 Tarih, 9/1344-615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-Tire İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasında davalının; 62.343,00-TL asıl alacak ve 7.757,87-TL faizden oluşan borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile,
Takip talebindeki şartlarla TAKİBİN DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan toplam alacak 62.343,00-TL nin %20'si oranında 12.468,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.788,59-TL harçtan peşin alınan 846,65-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.941,94-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR OLARAK KAYDINA,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı yararına takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak HAZİNE'ye gelir kaydına,
6-Davacının yapmış olduğu 427,60-TL dava açma ilk gideri, 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 65,00-TL tebligat ve posta gideri, olmak üzere toplam 3.992,60-TL Yargılama giderinin peşin yatırılan 846,65-TL harç ile birlikte toplam 4.839,25-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı ve davalı yanca yatırılan delil ve gider avansından sarf edilmeyen kısmın karar kesinleştiğinden yatıran tarafa iadesine,
ilişkin, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/07/2025
Katip...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır