T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/854 Esas
KARAR NO: 2025/775
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/10/2024
KARAR TARİHİ: 17/09/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından açılan icra takibine davalının itirazının iptali ile talepleri doğrultusunda takibin aynen devamına ve davalı aleyhinde asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesi talep ederek yapılan açıklamalarında; davacı ile davalı arasında mevcut ilişki gereğince davacı bu ilişkiden doğan tüm edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalının ise muhtelif tarihlerde hizmet alımında bulunmasına karşın, bundan doğan borcunu ödemekten imtina ettiğini, davacı yerine getirdiği edimler karşılığında dosyaya sundukları faturaları düzenlediklerini, faturaların davalıya elektronik ortamda gönderildiğini, faturalara itiraz edilmediğini, ancak ne var ki, davalı tarafça fatura tutarlarının ödenmediğini, bunun üzerine İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takip ile 567.521,90-TL toplam alacağın icra takip masraflarının, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yıllık reeskont avans faizi ile birlikte tahsili talep edildiğini, ödeme emrine itiraz edildiğini, hiçbir somut veri ve gerekçeye dayanmayan haksız itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, davalının itiraz dilekçesinde; davacı ile ilişkisine itiraz etmediğini, yalnızca genel ve soyut bir ibare ile bir borcu olmadığını belirtiğini, faize itiraz edilse de ticari ilişki kapsamında istenen değişen oranlarda avans faizinin yasaya uygun olduğun, zira, taraflar arasında görülen ticari bir iş olduğunu, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olmasının ve borcun da ticari işletme ile ilgili olmasının yeterli olacağını, öyle ki, alacaklının da tacir olması gibi bir zorunluluğunun dahi olmadığını, mahkemece yapılacak yargılama ve gerekli görüldüğü takdirde davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davalının borçlu olduğu miktarın (asıl alacak ve işlemiş faiz) açıkça ortaya konulabileceğini ve haklı iddialarının sübuta ereceğini, takip konusu faturaların, düzenleme tarihlerinde davalıya gönderildiğini, kanunda belirtilen otuz günün sonunda davalı yanın mütemerrit olduğunu ve bu süre dikkate alınarak icra takibinde işlemiş faiz talep edildiğini, bu nedenle, dosya üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesinde işlemiş faiz yönünden de hesap yapılmasını talep ettiklerini, öte yandan, icra inkar tazminatının talep edilebilmesi için borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olduğunu, likit (muayyen,belirli) bir alacağa itirazın, bu alacak senede bağlanmamış olsa bile haksız sayılacağını, fatura alacağının ise Yüksek Mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere likit bir alacak olduğunu, bu nedenle, somut olayda icra inkar tazminatı talebi için kanunun aradığı tüm şartların gerçekleşmiş olmakla, davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, mahkemece başvurmadan önce, 6102 ve 6325 Sayılı Yasa gereği, davalı ile mevcut uyuşmazlığı çözmek üzere arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak, davalı ile anlaşma sağlanmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığına dair 19.08.2024 tarihinde son tutanağın imzalandığını, sonuç olarak izah edilen ve resen gözetilecek nedenlerle; haklı davanın kabulü ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasından yürütülen takibe yönelik davalı borçlunun itirazının iptali ve takibin devamına, alacağın %20'ından az olmamak üzere inkâr tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddia ve taleplerinin gerçeklikten uzak olduğu kadar hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, yapılan açıklamalarında; somut olayda alacaklının takip talebine konu alacağı fatura alacağı olduğunu, takip talebine dayanak olarak dosyaya sunulan tek taraflı düzenlenmiş faturalara itiraz ettiklerini, alacaklının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olarak dosyaya sunduğu faturaların kendileri tarafından kabul edilemediğini, faturaların taraflar arasındaki gerçek ilişkiyi yansıtmadığını davalı tarafından, tam ifa edilen edimlere istinaden kesilen faturaların eksiksiz ödendiğini, davacının, yerine getirmesine rağmen ücretini alamadığı bir işi olmadığını, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, İcra ve İflas Kanununun 67/2. maddesine göre; itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edileceğini, bu maddeden de anlaşıldığı üzere, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazının haksız olması gerektiğini, bu sebeplerle hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı yönünden ilk itirazlara öncelikli olarak sunduklarını belirterek, yukarıda arz ve izah olunanlar ile mahkemece re'sen dikkate alınacak sebepler doğrultusunda; hak düşürücü süreler ve zamanaşımı yönünden ilk itirazlarını öncelikli olarak sunarak Haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
KANITLAR: İzmir ... İcra Dairesi'nin ...sayılı takip dosyasının Uyap sisteminden dosya içerisine alınarak yapılan incelemesinde; alacaklının... Taşımacılık şirketi, borçlunun ... Akdeniz Madencilik şirketi olduğu, borç miktarının 567.521,90 TL olmak üzere fatura ve işlemiş faiz alacağına ilişkin takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Kordon Vergi Dairesi ve Acıpayam Vergi Dairesi'nden tarafların vergi kayıtları dosyaya celp edilmiştir.
Bilirkişi SMMM... tarafından hazırlanan 17/06/2025 tarihli raporunda özetle;" Davacı...Taş. Der. Tic. San. Ltd. Şti.'nin davalı ... Akdeniz Mad. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nden 539.825,00 TL alacaklı olduğu; takip tarihine kadar 48.851,90 TL, dava tarihine kadar 47.199,35 TL yıllık reeskont avans faizi işlediği; Davalı ... Akdeniz Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ni temsilen icra takibine yapılan itirazın yersiz olduğu," tespit edilmiştir.
Bilirkişi SMMM KGK Bağıtmsız Denetçi ...03.07.2025 tarihli raporunda özetle; "İncelenen davacıya ait 2024 yılı ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu ve defter kayıtlarının kendi içinde birbirini doğruladığı, delil vasfı taşıdığı, Davacının takibe dayanak yaptığı 5 adet faturadan 24.06.2024 tarih... Seri nodu 112.365,00 TL” lik faturaya ait kendi defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmamakta olup, iptal edildiği tespit edilen bu faturanın geçersiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğu, Davacının 4 adet faturadan dolayı takip tarihi itibariyle 406.305,00 TL davalıdan alacaklı olduğu, Davacının takibe dayanak 4 adet faturadan dolayı takip tarihine kadar 46.621,54 TL işlemiş faiz talep edebileceği" tespit edilmiştir.
GEREKÇE :
Dava; Faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru;..; sf. 370.)
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede "incelenen davacıya ait 2024 yılı ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunduğu, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu ve defter kayıtlarının kendi içinde birbirini doğruladığı, delil vasfı taşıdığı, Davacının takibe dayanak yaptığı 5 adet faturadan 24.06.2024 tarih... seri nodu 112.365,00 TL” lik faturaya ait kendi defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmamakta olup, iptal edildiği tespit edilen bu faturanın geçersiz ve yasal dayanaktan yoksun olduğu, Davacının 4 adet faturadan dolayı takip tarihi itibariyle 406.305,00 TL davalıdan alacaklı olduğu, Davacının takibe dayanak 4 adet faturadan dolayı takip tarihine kadar 46.621,54 TL işlemiş faiz talep edebileceği " tespit edilmiştir.
Davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmaması nedeniyle vergi cevapları üzerinden yapılan incelemede " Davacı...Taş. Der. Tic. San. Ltd. Şti.'nin davalı ... Akdeniz Mad. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nden 539.825,00 TL alacaklı olduğu; takip tarihine kadar 48.851,90 TL, dava tarihine kadar 47.199,35 TL yıllık reeskont avans faizi işlediği " tespit edilmiştir.
HMK.'nın 222/1. fıkrası uyarınca taraf defterlerinin incelenmesinin kabul edildiği, kesin süre içinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemesi veya bulunduğu yerin bildirilmemesi ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz edilmeme hakkında kabul edilebilir bir mazeret gösterilmediği takdirde, söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının, karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunması halinde, 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sy. yasanın 23. maddesi ile değişik HMK.'nın 222/3. fıkrası uyarınca karşı tarafın HMK.'nın 222/2. fıkrasına uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edileceğinin, defterinin sunulmasına yönelik usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalı defterlerinin dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın kayıtlarının Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıların değerlendirildiği, davalı tarafın ticari defterlerini dosyaya sunmaması durumunda davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilebileceği, davacı defterlerine göre takibe konu edilen... seri nodu 112.365,00 TL” lik faturaya ait davacı defterlerinde de herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı defterlerine göre bu faturanın iptal edildiği, davacının ticari ilişkiyi ispat ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın kısmen kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında davalının 406.305,00 TL asıl alacak 46.621,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 452.926,54 TL borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğunda alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 30.939,41 TL nispi harçtan, peşin alınan 6.854,25 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 24.085,16 TL harcın davalı taraftan alınarak Hazine’ ye gelir kaydına.
5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru, 6.854,25 TL peşin harç olmak üzere toplam 7.281,85 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 130,00 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 8.130,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.074,00-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 71.939,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine.
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine.
9-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 17/09/2025
Katip...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza