T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/107 ESAS
KARAR NO: 2025/481 KARAR
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/02/2025
KARAR TARİHİ: 28/05/2025
Mahkememizde görülen İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösterdiğini, sanayi sicil belgesine sahip olması nedeni ile; elektrik tüketimine yönelik ücretlendirme "Sanayi Abone Grubu" tarifesi üzerinden yapıldığını, Davacı şirketin 2024 yılında elektrik tüketimine yönelik geriye dönük incelemesi sonucunda; şirketin aboneliğinin, "2024 Yılı Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül" ay faturalarında ticarethane olarak belirtildiği, bu nedenle tüketime yönelik faturalandırmanın da ticarethane aboneliği üzerinden yapıldığı tespit edildiğini, bunun üzerine 06.11.2024 tarihli dilekçe ile faturada ödenen fazla dağıtım bedelinin iadesi talep edildiğini, davalı 20.11.2024 tarih ...lı yazısı özetle; "İşletmeye, sanayi sicil belgesinin geçerlilik tarihinin dolacağına dair bilgi ve vize süresinin bitmiş olduğuna yönelik uyarılar elektronik ortamda ve fatura ile verilmektedir. Vizesi yenilenmiş sanayi sicil belgesine sahip olmayan işletmelere son kaynak ticarethane tarifesi uygulanması yönünde tarife değişikliği yapılması zorunludur. Sanayi Sicil Belgesinin yenilenmemesi ve ilgili şebeke işletmecisine ibraz edilmemesi durumunda son kaynak ticarethane tarifesi üzerinden hesaplanan bedeller doğru ve mevzuata uygundur." açıklaması ile, davacı şirketin itirazı ve talebi doğrultusunda herhangi bir düzenleme yapılamayacağı ifade ettiğini, Davalı Organize Sanayi Bölgesi'nin yapılan tarife değişikliği işleminin kanuna uygun olduğu bahsi ile müvekkil şirket tarafından fazladan ödenen dağıtım bedelini iade etmemesi, gerekçe olarak ise bildirimde bulunulduğu halde vizesi yenilenmiş sanayi sicil belgesinin sunulmadığını ileri sürmesi, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Yasal mevzuat kapsamında, dağıtım ve tedarik şirketlerinin, vizesi sona eren sanayi sicil belgesine sahip firmalara tarife değişikliği uygulayabilmesi için, öncesinde yazılı bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeleri, bildirime rağmen müşteri firmaların vizesi yenilenmiş sanayi sicil belgesini sunmaması gerektiğini, Bilgilendirme yükümlüğünün tedarik/dağıtım şirketine ait olduğu belirlenmekle; ticarethane tarifesi üzerinden yapılan faturalandırmanın hukuka uygunluğuna karar verilebilmesi için öncelikle bildirim yükümlüğünün yerine getirilip getirilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, Yüksek mahkeme kararlarında da açık bir şekilde ifade edildiği üzere; sanayi sicil belgesinin bitimine yönelik satış/dağıtım/tedarik şirketlerince yazılı bir bilgilendirme veya ihtarda bulunulmadığı sürece; tarife değişikliği uygulanarak ticarethane aboneliği üzerinden tüketim bedeli hesaplanması ve de bunun ilgili firmaya tahakkuk ettirilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından, cebri icra ve elektrik kesintisi tehdidi altında, ödemesi yapılan 2.082.271,00-TL elektrik tüketim bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davacıya iadesine / ödenmesine, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında cereyan eden uyuşmazlığın çözümü noktasında Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olmadığını, davalının, kendi üzerine düşen edim yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmiştir. Bu noktada yasal süreler dahilinde Davacı tarafa sanayi abone grubu vizesinin biteceği bildirdiğini, Müvekkilinin kurmuş olduğu ve her bir katılımcısına yasal sürelere riayet ederek otomatik bildirim gönderdiği sisteminin ekran görüntüsü incelendiği vakit ise; ...up ID numarası,...ıcı Kodu ile 05.12.2023 tarihinde saat 15:20'de şirket yetkilisi olarak KOSBİ'ye sunulan ...maralı telefonuna '' Sayın...motiv Sanayi Ticaret A.Ş; Sanayi Sicil Belgenizin vizesi 22.01.2024 tarihinde bitecektir. Yeni vizeli belgeniz ve bitim tarihinden itibaren bir ay içerisinde ibraz edilmediği takdirde tarifeniz SANAYİ HARİCİ olarak değiştirilecektir. Gereği için bilgilerinize sunarız '' bildiriminin gönderildiği ve sanayi grubu abone vizesinin biteceğinin ihtar edildiğinin görüleceği, Ticaret şirketi sıfatını haiz Davacı'nın basiretsiz tutumunun sonuçları Müvekkil KOSBİ'ye yansıtılamayacağını, Gerek ulusal gerekse uluslararası hukukun temel kaidelerinden biri olan ‘’ kimse kendi kusurundan yararlanamaz’’ ilkesi gereğince Davacı'nın somut olay kapsamında hukuka aykırı kazanım elde etme amacını kabul etmediklerini, Aksine herhangi bir hususu kabul etmemekle birlikte- Mahkemenizce karşı yandan tahsil edilen bedellerin iadesine karar verilse dahi bu bedellere ticari faiz işletilmesi mümkün olmadığını, Müvekkilinin üzerine düşen yasal yükümlülük halini gereği gibi yerine getirdiğini, Karşı yanın bildirmiş olduğu işveren temsilcisine yapılan bildirimler, Abysis OSOS işletim sisteminin otomatik uyarıları, düzenlenen faturalarda belirtilen ibareler bir bütün olarak değerlendirildiğinde karşı yanın basiretli bir tacir gibi hareket etmeksizin iş ve işlemlerine devam ettiği ve böylelikle abonelik tipinin değişmesine sebebiyet verdiği anlaşıldığını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Somut olayda,Davanın davalı Organize Sanayi Bölgesi'nin davacıdan 2024 yılı nisan mayıs haziran temmuz ağutos eylül aylarına ilişkin ticarethane tarifesi uygulanmasından dolayı yüksek miktarda fatura tahsil edildiği iddiası nedeniyle davacı tarafından davalıya fazladan ödendiği iddia olunan elektrik dağıtım bedelinin tahsiline yönelik açılmış istirdad davası olduğu, Davalı sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak ve sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirmek ve geliştirmek amacı ile hareket etmektedir. Bu meyanda KOSBİ'nin ruhsat verme, kamulaştırma yapma ve tahsis işlemleri gerçekleştirme gibi kamusal yetkileri haiz özel hukuk tüzel kişisi olduğu açıktır. Organize Sanayi Bölgeleri kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıyla sanayiciler tarafından kurulan dernek ve kooperatiflerin temsilcilerinin katılımıyla oluşan tüzel bir kişilik olduğu, bu haliyle davalının tacir niteliğinde bulunmadığı kanaati oluşmuştur.(Ankara BAM 4.Hukuk Dairesi'nin 2018/2957 - 2094 E-K sayılı kararı)
Kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemeleri arasında var olan görüş ayrılıklarının giderilmesi adına vermiş olduğu emsal kararında görüşünü ortaya koymuştur. Şöyle ki;
"4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir. Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmıştır."(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 15.06.2023 tarih, 2022/4599 Esas ve 2023/3797 Karar) Yukarıda yapılan açıklamalar ve Yargıtay kararı doğrultusunda işbu uyuşmazlığın ticari davaya vücut vermediği, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin uyuşmazlığın çözümünde yargılama faaliyetini yürüteceği açıktır.
Eldeki davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
İlişkin, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar verildi.28/05/2025
Katip...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır