T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/175
KARAR NO: 2025/728
DAVA: Maddi Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/02/2025
KARAR TARİHİ: 25/07/2025
Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; dava dışı ... San. A.Ş.'nin İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde "Merkez-..." sicil numarası ile işlem gördüğünü, faaliyet alanının "...iletim malzemeleri üretimi ve ticareti" olduğunu, sermayesinin 100.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin 100 adet paya sahip bulunduğunu, davalı ....'nin dava dışı bu şirketin TTK'nın 195. maddesi gereği hakim pay sahibi olduğunu, dava dışı şirketin % 98 oranında pay sahibi olan ... menşeli davalı şirketin yönetimi altında olduğunu, Kanada menşeli davalı şirketin gerçek kişi temsilcisinin ise müvekkilinin öz amcası olan davalı ... olduğunu, bu çerçevede hakim pay sahibini ve bağlı şirket olan dava dışı şirketi davalı ...'ın bizzat yönettiğini, hakim pay sahibi olan davalı şirketin dava dışı şirketin yöneticilerini kendisinin atadığını, dava dışı şirketin alım, alım miktarı ve alım fiyatı konusunda davalı hakim pay sahibi şirketin belirleme yaptığını, dava dışı şirketin veya diğer ortakların bu konuda herhangi bir tasarruflarının olamadığını; davalı hakim pay sahibinin dava dışı şirketi zarara uğratarak yetkilerini kötüye kullandığını, dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları ile vergi beyannameleri ve eki bilançolar incelendiğinde görüleceği üzere; dava dışı şirketin üretimde kullandığı tüm ham madde ve yarı mamul ürününü hakim paydaş konumundaki davalı şirketten satın almak zorunda kaldığını ve yine ürettiği ürünün tamamını herhangi bir fiyat deklare edemeden davalı şirkete satmak zorunda kaldığını, yani dava dışı şirketin ortağı olan davalı hakim pay sahibi şirketin dava dışı şirketin hem tedarikçisi hem de müşterisi konumunda olduğunu, bu çerçevede davalı şirketin dava dışı şirkete fahiş fiyatlardan ham madde ve yarı mamul ürünü sattığını, buna karşılık dava dışı şirket tarafından üretilen nihai ürünü de piyasa koşullarının çok altındaki fiyatlarla satın aldığını; ek olarak davalı şirket ve yetkilisinin yönlendirmesiyle dava dışı şirketten "bonus" adı altında nakit paraların çıkarıldığını, bu paralarla dava dışı şirkete taşınır ve taşınmaz alımlarının yapıldığını, bu hususların muavin defterlerinde açıkça görüleceğini, bu nedenle dava dışı şirketin aktif ve pasif taşınır ve taşınmaz sorgulamalarının yapılmasını istediklerini, 2023 yılı dönemi ticari defter ve kayıtları ve bu kayıtlarla ilgili evrakların gerçek durumu ortaya koyacak nitelikte olmadığını, eksik ve usulsüz olduğunu, dava dışı şirketin davalı hakim pay sahibi şirket tarafından bilerek ve kasten borçlandırıldığını, davalı şirketten alacaklara herhangi bir vadenin belirlenmediğini ve faiz işletilmediğini, bilirkişi raporuyla da ispatlanacağı üzere bilançoda fiktif tutarların yer aldığını ve şirket kasasının şiş görülmemesi amacıyla davalı hakim pay sahibi şirkete nakletmek amacıyla işlemlerin uygulandığını, şifahen edinilen bilgilere göre de davalı şirketin yurt dışında bulunan müşterilerine davalı şirketin sevkıyat masrafı olmasın diye dava dışı şirketten ihracat yapıldığının gösterildiğini ancak ödemeleri davalı şirketin hesaplarına aktarıldığını, bu hususun bile şirketin ticari defter ve kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını kanıtladığını, dava dışı şirketin kullanmayacağı ham maddeyi dolar bazında borçlanarak peşinen satın aldığını ve işleyemediği bu ham madde nedeniyle ham madde tutarı kadar kambiyo zararına katlandığını, dava dışı şirketin neredeyse sermayesinin doğrudan iflas istenecek seviyede erimesine neden olan haksız eylemler nedeniyle oluşan zararın TTK'nın 202-209 maddeleri gereğince tazmininin zorunlu olduğunu, davalı şirketin haksız ticari eylemleriyle dava dışı şirketin transfer fiyatlandırması ve örtülü kazanç dağıtımı yapmasını sağladığını, dava dışı şirketin tüm kaynaklarının ve faaliyetlerinin şirketin hakim pay sahibinin ihtiyaçlarına konu edildiğini, dava dışı şirketin hakim pay sahibi davalı şirkete karşılıksız finansman hizmeti vererek transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğunu, bu hukuka aykırı ticari işlemler sonucunda dava dışı şirketin kaynaklarının örtülü yoldan davalı hakim pay sahibine aktarılarak diğer ortakların haklarının açıkça ihlal edildiğini, TTK'nın 202/1 maddesi gereğince bağlı şirketin her bir pay sahibi tarafından hakim ortaktan zararların tazmin edilmesinin mümkün olduğunu, davalı şirketin iştiraki konumunda bulunan dördüncü şirket konumundaki ABD uyruklu ...Hamam La LLC unvanlı şirketin Türk yasalarına göre kurulmuş ...Hamam İnş. A.Ş., ... Hamam A.Ş. ve ... Mermer A.Ş. unvanlı şirketlerin hakim ve hatta tek ortağı olduğunu, dolaylı hakimiyet şeklinde söz konusu ilişkiye dahil olan üç ayrı tüzel kişiliğin varlığı ile toplam ilişkili şirket sayısının altıya çıktığını, bu durumun TTK'nın 202/1 maddesinin uygulanması için yeterli olduğunu, eldeki bu davayı davalı hakim şirketin dava dışı şirketin kaynakları ile kendisini fonlayarak ticari teamüllere aykırı bir şekilde transfer fiyatlandırma yaparak örtülü kazanç sağlaması ve dava dışı şirketin diğer ortaklarının haklarına zeval getirmesi ve hali hazırda dava dışı şirketin sermayesinin doğrudan iflas istenecek seviyede erimesine neden olan haksız eylemler gerçekleştirmesi nedeniyle oluşan zararın tazmini amacıyla TTK'nın 202-209 maddeleri gereğince açtıklarını belirterek, davalı şirketin dava dışı şirkette bulunan hisselerine ihtiyati tedbir uygulanmasına, dava dışı şirketin hakim ortağı olan davalı şirket ile yaptığı hukuka aykırı iş ve işlemler nedeniyle TTK'nın 202 ve 206. maddeleri gereği bilirkişilerce hesaplanacak zarar bedelinin belirlenmesinden sonra şimdilik belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL zararın dava dışı şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını,... A.Ş.'nin sermayesinin % 0,1’ine isabet eden 1 adet payın davacıya ait olduğu ileri sürülmekte ise de, davacının şirkette hukuken kazanılmış bir hissesi olmayıp ne şekilde hisse sahibi olduğunun şaibeli olduğunu, bu konuda taraflarınca açılan tespit davasının İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bu dava bakımından söz konusu davanın bekletici sorun yapılması ve bunun sonucuna göre davanın davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini; davacının davasını dayandırdığı TTK'nın 202. maddesinin 2. fıkrasında; "Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir.” dendiğini, bu madde uyarınca hakim şirket aleyhine tazminat davası açabilmek için bağlı şirketin pay sahibi olunmasının gerektiğini; davacının iddialarına konu olayların gerçekleştiği dönemlerde davalılardan ...Optik San. Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulunda yer almadığından bu davalı yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davanın ilgili dönemde şirket genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olan Süleyman Metin Sezerman'a ihbarını istediklerini; kabul anlamına gelmemek kaydıyla ileri sürülen maddi olayların tamamına yakını 2024 yılından önceki dönemlere ait olup, bu dönemlerde davalı müvekkili ...'ın değil, davacı ve onunla birlikte hareket eden dava dışı... yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, dolayısıyla, davacının kendi görev yaptığı dönemlerde bilgisi ve rızası dahilinde yapılan eylem ve işlemlerin hukuka aykırı olduğunu iddia etmesinin ve tazminat istemesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu; davacı ile diğer küçük ortaklardan dava dışı Süleyman Metin Serzerman’ın müvekkili şirkette yöneticilik yaptıkları dönemde icra ettikleri hukuka aykırı işlemlerden dolayı şirkete verdikleri zararların tazmini istemiyle kendilerine karşı açılan sorumluluk davasının İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu; yine davacı ile diğer küçük ortak aleyhinde TTK'nın 208. maddesi uyarınca açılan ortaklıktan çıkarma davasının İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu; davalının suç oluşturan eylemleri nedeniyle başlatılan soruşturmanın da İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı dosyasıyla sürdüğünü, bu dosyaların incelenmesini istediklerini, şayet davanın usulden reddine karar verilmeyecek olması halinde davanın İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı davası ile birleştirilmesini istediklerini; davayı ve davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla TTK'nın 202/2 maddesi uyarınca davacının tazminat isteği yerine daha hakkaniyetli bir çözüm olarak davacının paylarının müvekkili şirket tarafından satın alınmasına karar verilmesini istediklerini; ... ürünleri ağırlıklı olarak müşteri ihtiyaçlarına uygun özel dizayn edilen ürünler olup, bu ürünler için bir piyasa fiyatından söz edilemeyeceğini, ...'nin bu ürünlerin fikri mülkiyet hakları için ... A.Ş.'ye ayrı bir telif hakkı faturası kesmediğini, dolayısıyla, ... ürünleri çoğunlukla müşterinin siparişine veya pazarın ihtiyacına göre özel olarak tasarlandığı için, bu ürünlerin bir piyasa fiyatı olmadığından, ürünlerin piyasa fiyatının altında satılması gibi bir durumdan söz edilemeyeceğini, müvekkilinin dava dışı bağlı şirkete zarar vermek bir yana onu sürekli olarak finanse etmek suretiyle ekonomik açıdan büyük yararlar sağladığını, davacının TTK'nın 202. maddesine dayandırdığı iddialarının haksız olduğunu belirterek, davacının ortak sıfatının yokluğunun tespiti için İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtıkları ... Esas sayılı davanın bu dava kapsamında bekletici sorun yapılmasını ve bu davanın sonucuna göre davanın davacı sıfatı (aktif husumet) yokluğundan reddine; davanın davalı müvekkili ... yönünden davalı sıfatı - pasif husumet yokluğundan reddine; mahkemece davanın esasına girilmesi durumunda öncelikle davanın ...ihbar edilmesine; bu davanın; davacı ile diğer küçük ortaklardan dava dışı ... A.Ş.'de yöneticilik yaptıkları dönemde icra ettikleri hukuka aykırı işlemlerden dolayı şirkete verdikleri zararların tazmini istemiyle İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açılan sorumluluk davası ile birleştirilmesine; davanın ihtiyati tedbir isteğinin ve davanın esastan reddine; davacının hakimiyetin hukuka aykırı kullanılmasına dair iddialarını ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, TTK'nın 202/2 maddesi uyarınca, davacının tazminat istemi yerine daha hakkaniyete uygun bir çözüm olarak davacının paylarının ... tarafından satın alınmasına; yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; dava dışı şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla TTK'nın 202-209 maddeleri gereğince belirlenecek zararın tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın "Sorumluluk" ana başlıklı "Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması" alt başlıklı 202. maddesinde; "(1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın. b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas etmemiş olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilirler. d) Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez. e) Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır. (2) Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. (3) İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir. (4) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, pay sahiplerine ve ortaklara tanınmış bulunan diğer haklar saklıdır. (5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde hükümleri dolayısıyla pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının, bir sözleşme ile üstlenmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Davalılar vekilinin birleştirme isteği üzerine İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyası getirtilerek incelenmiştir.
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası üzerinde yapılan incelemede; davacısının...Optik Ticaret A.Ş., davalılarının ... ve ..., dava tarihinin 11/07/2024 olduğu, davanın davacı şirketin eski yönetim kurulu üyeleri olan davalıların görev yaptıkları dönemde kusurlu eylemleri ile şirkete zarar verdikleri hususunun ileri sürülerek TTK'nın 553 ve izleyen maddelerine dayalı sorumluluk davası olduğu, bu mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konularının "dava dilekçesinde davalıların davacı şirketi zararlandırıcı işlem, eylem ve kararlarının bulunduğu iddiasında kısmen veya tamamen haklılık bulunup bulunmadığı, davalıların birinin veya her ikisinin şirketi zararlandırıcı işlem, eylem ve kararlarının dava dilekçesinde dile getirilen çerçevede varlığının belirlenmesi halinde bunlardan bir kısmının veya tamamının TTK'nun 560.maddesi uyarınca zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve TTK'nun 558.maddesinde düzenlenen davacının dava hakkını kaldıracak ibra kararında olumlu oy kullanıp kullanmadığı, bu nitelikte bir ibra kararı almaksızın ve zamanaşımına uğramamış davacı şirketi zararlandırıcı işlem, eylem ve kararların varlığının belirlenmesi halinde bunların hangi nitelikte ve hangi tarihlerde ve hangi miktarlarda zararlandırıcı işlemler olduğu, buna bağlı olarak davalıların her birinin veya her ikisinin sorumlu olacağı ve tazminat ödemesini gerektiren işlem, eylem ve kararlarının varlığının bulunup bulunmadığı, varsa sorumluluk miktarlarına ilişkin olduğu" konularında olduğunun belirlendiği, davanın derdest olduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nın 166. maddesinde; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan inceleme sonucunda; eldeki davada davacı ... tarafından davalıların dava dışı... A.Ş.'yi zarara uğrattıklarının ileri sürülerek, TTK'nın 202-209 maddeleri gereğince belirlenecek zararın dava dışı bu şirkete ödenmesine karar verilmesinin istendiği; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde bu kez Oz Optics A.Ş. tarafından ... ve... aleyhinde açılan davada davalılar ... ve ...davacı ... A.Ş.'yi zarara uğrattıklarının ileri sürülerek 6102 sayılı TTK'nın 553 ve izleyen maddeleri uyarınca tazminata karar verilmesinin istendiği; her iki davada da aynı şirketin yani ...'nin bağlı şirketi olan ...A.Ş.'nin zarara uğratıldığı hususunun ileri sürüldüğü ve konularının aynı olduğu, dolayısıyla her iki davada...A.Ş.'nin ileri sürüldüğü şekilde zarara uğratılıp uğratılmadığı, zarara uğratılmış ise kim tarafından zarara uğratıldğı ve zarar miktarının ne olduğu hususlarının tartışılacak olduğu, bu kapsamda da aynı incelemenin yapılacak olması sebebiyle delillerin birlikte değerlendirilmesinde gerek yargılamanın daha sağlıklı yürütülebilmesi yönünden gerekse usul ekonomisi yönünden yarar olduğu kanaatine ulaşıldığından, aradaki fiili ve hukuki bağlantı sebebiyle her iki davanın 6100 sayılı HMK'nın 166. maddesi gereğince birleştirilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Aradaki fiili ve hukuki bağlantı sebebiyle mahkememizin ... Esas sayılı bu davası ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı davasının HMK'nın 166. maddesi gereğince BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-Birleştirme nedeniyle mahkememizin bu dosyasının esas kaydının kapatılmasına,
3-Yargılamaya İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin...Esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine,
4-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konularının birleştirilen dosyada esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluklarında, esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/07/2025
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza