T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/225
KARAR NO: 2025/526
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 09/03/2025
KARAR TARİHİ: 10/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin uluslararası yük taşıma hizmeti yapmak amacıyla davalıdan bir araç satın almak istediğini, davalı taraf da kendi adına olduğunu iddia ettiği yabancı plakalı ...plaka sayılı aracın satışını ve devrini müvekkiline vereceğini iddia ederek müvekkilinden toplam 6.990 EURO'luk bir ödeme aldığını, müvekkilinin her iki ödemeyi de aynı anda yaptığından sadece 1.190 EURO'luk dekonta açıklama olarak "satış bedeli" ifadesini not olarak düştüğünü, diğer dekontu ise açıklamasız olarak gönderdiğini, her iki ödemenin 18 ve 19.04.2024 tarihlerinde sadece 1 gün ara ile yapıldığını, Müvekkilinin, her iki ödeme dekontunu da içeren mesajı tek seferde Whatsapp üzerinden davalının... numaralı hattına gönderdiğini, Alman Hukuk sistemine göre aracın devri için taraflar arasında bir devir sözleşmesinin yapılması ve araca ait tescil belgesini ve sertifikasını müvekkiline teslim etmiş olmasının yeterli olduğunu, davalının, aracın kendisine ait olduğunu ancak Alman firması olan "..." isimli bir firma üzerine kayıtlı olduğunu, aracı müvekkiline devredeceğini söylediğini, müvekkilinin 2 parçada toplam 6.990 EURO ödedikten sonra aracın devrini davalı ...'dan defalarca kez istediğini, ancak davalının müvekkilini sürekli oyaladığını, müvekkiline aracın tescil belgesini de attığını, devir için gerekli işlemleri yapacağını, ruhsatı müvekkiline teslim edeceğini, Türkiye'de de...yetkilisi... ile noter huzurunda sözleşme yapacaklarını ifade ettiğini, ancak davalının,...n Türkiye'ye gelmemesini bahane ederek araç devrini gerçekleştirmediğini, müvekkilinin yaklaşık 2-3 ay kadar aracın devrini beklediğini ve bu dönemde aracın kendi nam ve hesabına çalıştırmak istediğini, bunun için ... yetkilisi...'ın aracın lisans giderlerini, sigorta giderlerini hep müvekkilinden istediğini, aracın yük taşımasına ilişkin tüm masraf ve giderlerin müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin satın alım için parasını ödemiş olduğu ... plaka sayılı aracın, devir yapılmayan bu 2-3 aylık dönemde özellikle ... vergi numaralı ...Lojistik Ltd. Şti. ile olan ticari ilişkide birçok taşıma işinde kullanıldığını, bu şirketin ünvanının ... Lojistik Ltd. Şti. olarak değiştirildiğini, müvekkilinin satın aldığı ancak devrinin verilmediği dönemde ... adına kayıtlı bulunan... plaka sayılı araç ile... Lojistik Ltd. Şti. arasındaki 05.06.2024 - 25.07.2024 dönemine ait cari hesap hareketlerine göre bu dönemde yapılan ticari işlerden kaynaklanan 6.800 EURO'luk alacak için müvekkiline sadece 800 EURO'luk bir ödeme yapıldığını, yine... plaka sayılı aracın, ...le ...ızlı ve... Teslimat Tic. Ltd. Şti. arasında birçok kez taşıma işinde kullanıldığını, masrafları müvekkiline yaptırıldığını, ancak buradan da müvekkiline sadece ... Lojistik yetkilisi... üzerinden 1.000 EURO'luk bir ödemenin gönderildiğini, ilgililer hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunulacağını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında İzmir.... İcra Dairesinin...ra dosyası üzerinden icra takibinin yapıldığını, davalının işbu icra takibine haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına vaki itirazının iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli yapılmış olması ve alacağın likit olması nedeniyle davalının %20’den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkûmiyetine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; İzmir.... İcra Dairesinin ...akip sayılı dosyasından başlatılan haksız ve mesnetsiz icra takibine yaptıkları itirazın iptalinin talep edildiğini, iş bu davanın usul ve esas açıdan reddinin gerektiğini, tarafların yıllarca birlikte uluslararası tır şoförlüğü mesleğini icra ettiklerini, farklı firmalar nezrinde şoför olarak çalıştıklarını ve aralarında arkadaşlık bağının kurulduğunu, müvekkili ...'ın yurt dışı firmalar üzerine kayıtlı araçlar ile kendi namına çalışmaya başladığını, yabancı ülke vatandaşının oturum izni sahibi olmadığı için kendi üzerine yabancı plakalı araç satın alamadığını, davacının bu konu ile ilgili müvekkili ile görüştüğünü, kendi namına çalışabileceği benzer bir araç satın almak istediğini, müvekkilinin de davaya konu... plakalı mercedes sprinter aracını ...'na 15.000 euro bedelle satabileceğini fakat "..." adına kayıtlı şirket üzerindeki bu aracın ruhsatını o ülkenin oturum iznine sahip olursa alabileceğini belirttiğini, aracın müvekkiline ait olduğuna ilişkin araç sözleşmesinin ekte sunulduğunu, davacının oturum alacağını düşünerek... plakalı aracı zilyedine alıp, kendi nam ve hesabına çalıştırmaya başladığını, müvekkilinin araç satış bedeline ilişkin olarak davacıdan 1.190 Euro aldığını, araç bedeli olan ödemeyi "araç satış bedeli" şeklinde açıklayıp gönderdiğini, ertesi gün göndermiş olduğu bedelin ise araç satışına ilişkin değil, borç ödemesine ilişkin olduğunu, özellikle açıklama kısmının boş bırakıldığını, aksini ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının aracı alıp 4 ay boyunca uhdesinde kendi nam ve hesabına çalıştırdığını, şirkete 1 lira dahi ödeme yapmadığını, yapmış olduğu taşıma işlerine ilişkin faturaları "..." şirketine kestiğini ve ilgili firmalara gönderdiğini, fatura bedellerinin ise davacı ... hesabına, eşinin hesabına/davacının gösterdiği başka bir hesaba yatırıldığını, 4 aylık süre içinde müvekkilinin defalarca davacıyı arayıp kalan araç bedelini ve şirketin aracın çalışmasından kaynaklı masraflarını ödemesini istediğini, davacının oturum iznini alır almaz aracın ruhsatını alacağını ve borcunu ödeyeceğini belirterek müvekkilini oyaladığını, davacı yanın aracı aldığını ama ruhsatın kendisine devredilmediği iddiası ile suç duyurusunda bulunacağını belirttiğini, kendilerinin de müvekkili ... ve diğer müvekkili şirket adına davacıya karşı suç duyurusunda bulunacaklarını, bu nedenlerle öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının esastan reddine, icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, İİK nun 67. Maddesi uyarınca araç satış sözleşmesi uyarınca ödenen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türlerindendir.
Davacı vekili, davaya dayanak takip tutarı 6.990,00-Euro bedelinin, araç satış bedeli olarak davalıya verildiğini iddia etmiş, davalı vekili ise sadece 1.190,00-Euronun davacının araç satış bedeli olarak alındığını, kalan kısmın borç ödemesi olarak davacı yanca yapıldığını savunmuştur. Taraflar arasında takibe konu tutarın tamamının araç satış bedeli olduğu hususu çekişmelidir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, tarafların ticaret sicil müdürlükleri nezdinde tacir kayıtlarının bulunmadığı, davacının vergi kaydına göre basit usule göre vergilendirildiği, tacir sayılmadığı, esnaf kaydının da bulunmadığı, davalının ise şoförlük işine ilişkin esnaf kaydının bulunduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, kazançlarını gerçek usulde vergilendirdiği, dönem içinde elde edilen hasılat miktarının 2024 ve 2025 yılları tacir olma sınırının altında kaldığı anlaşılmıştır.
Eldeki davada tarafların tacir sıfatını haiz bulunmadığı, davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi nispi ticari dava özelliği de taşımadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle göreve dair dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
ilişkin, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi veya 21. Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. 10/06/2025
Katip ...
¸E-imzalıdır
Hakim ...
¸E-imzalıdır