T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/281
KARAR NO: 2025/661
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/03/2025
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkilinin davalı adına kayıtlı olan ... şasi numaralı,... plaka sayılı, Audi A6 marka/model ve 403 bin km.de bulunan aracı, Akyurt ... Noterliğinin 02.11.2024 tarih ve... yev. numaralı araç satış sözleşmesiyle, 1 milyon 280 bin TL bedelle satın aldığını, 28.11.2024 tarihinde araç ... km.de bulunduğu sırada çalışmadığını, çekici yardımıyla... Tamir & Bakım Servisi isimli işletmeye götürüldüğünü, burada yapılan incelemede, arızanın marş motorundan kaynaklı olabileceğinin ifade edildiğini, bu sorunun giderilmesi için 7 bin TL ödendiğini, buna rağmen aracın çalışmadığını, detaylı incelemede aracın motorunun kitlenmiş olduğunun ve sorunun sandık motor takılmak suretiyle giderilebileceğinin, bunun tamir maliyetinin ise 1 Milyon TL civarında olduğunun bildirildiğini, davaya konu aracın ilanında, 130.000-TL lik hasar kaydı olduğunun belirtildiğini, ancak aracın 22.01.2019, 28.04.2019, 02.12.2021, 10.06.2024 tarihlerinde 4 adet kazaya karıştığını, bu hasar kayıtlarına göre, toplam onarım maliyetinin 515.182-TL. olduğunu, 02.12.2024 yapılan ekspertiz incelemesinde ise, aracın sürücü ve yolcu hava yastığının işlemli olduğunun, torpidonun kaplanmış olduğunun, sürücü ve yolcu emniyet kemerlerinin dirençle kandırılmış olduğunun anlaşıldığını, 02.12.2024 tarihinde, durumun davalıya İzmir ...Noterliği'nin 02.12.2024 tarih ve... yev.nolu ihtarnamesi ile bildirildiğini, fakat sonuç alınamadığını, 03.12.2024 tarihinde, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş sayılı dosyası ile delil tespitinin yapıldığını, davaya konu aracın üç ayrı yönden gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin toplamda 349.101,90 TL ödeme yaptığını, davaya konu aracın müvekkiline yaklaşık 350 bin TL civarında tamir maliyeti gerektirecek şekilde, ayıplı olarak satıldığını, müvekkilinin ayıplı aracı tamir gerektirmesi sebebiyle makul süre boyunca kullanamadığını, ikame araç bedelinin bilirkişi marifetiyle bulunmasını talep ettiğini, arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ancak sonuç alınamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile, şimdilik 100-TL (belirsiz) olmak üzere, aracın satış bedelinden yapılması gereken indirim tutarının bilirkişi marifetiyle tespiti ve tespit edilecek tutarın satış tarihi olan 02.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, şimdilik 100-TL (belirsiz) olmak üzere, davaya konu aracın tamirde geçecek makul süre sebebiyle boyunca kullanılamayacak olması sebebiyle, bilirkişi marifetiyle tespit edilecek ikame araç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, İzmir...Noterliği'nin 02.12.2024 tarih ve ... yev.nolu ihtarnamesi için noterliğe ödenen 1.797,84-TL ve İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.İş sayılı dosyası için ödenen tutarlar da gözetilmek suretiyle yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davanın haksız ve mesnetsiz olarak açıldığı gibi, yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, aracın fili tesliminin Ankara'da gerçekleştirildiğini, davalı müvekkilinin yerleşim yerinin de Ankara ili sınırlarında bulunduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı taraf,ın dava dilekçesinde aracı 1.280.000 TL bedelle satın aldığını ileri sürdüğünü, ancak, dava dilekçesi ekinde sunulan 01.11.2024 tarihli ve... yevmiye numaralı satış sözleşmesinden açıkça anlaşılacağı üzere, araç satış bedelinin tarafların ortak iradesiyle 1.020.000 TL olarak belirlendiğini, 02.11.2024 tarihli ve... yevmiye numaralı satış sözleşmesinden açıkça anlaşılacağı üzere, davaya konu aracın 403.000 km’de ve 1.020.000 TL bedel karşılığında davacıya satıldığını, aracın satış anı itibarıyla çalışır ve kullanılabilir durumda olduğunu, herhangi bir motor veya şanzıman arızasının bulunmadığını, aracın mevcut durumunun davacı tarafından incelendiğini, hiçbir ayıp yada eksiklik ileri sürülmeden teslim alındığını, aracın yaklaşık 1.500 km boyunca aktif olarak kullanıldığını, bu mesafeden sonra motor ve şanzıman arızasını verdiğinin ileri sürüldüğünü, bu tür mekanik arızaların araç seyir halindeyken belirgin şekilde kendini göstermesinin beklendiğini, davacı tarafça dilekçede kullanılan “motorun kitlendiği” yönündeki ifadenin, teknik anlamda son derece genel ve muğlak olup somut bir arızaya işaret etmediğini, tramer kayıtlarına ilişkin olarak davacı tarafça ileri sürülen 364.000 TL tutarındaki hasar kaydına yönelik iddiaların yanıltıcı olduğunu, davacının aracı almadan önce... numaralı servisten aracı sorgulattığını, sorgulama sonucu toplamda 4 adet kaza olmak üzere tramer kaydının 150.863 TL bedel olduğunun davacı tarafça bilindiğini, satış ilanında yer alan tüm bilgilerin gerçeğe uygun şekilde hazırlandığını, aracın değişen ve boyalı parçalarının eksiksiz olarak belirtildiğini, davacı tarafın iddia ettiği üzere 1 Milyon Türk Lirasını aşkın bir zararın bulunmadığını, dosyaya ibraz edilen tamir faturasının ve bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin 353.269,90 TL olduğunu, bu nedenlerle öncelikle dosyanın Yetkili Ankara Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karsı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasında akdedilen araç satımına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davalının tacir ve esnaf kayıtlarının bulunmadığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre gayrimenkul sermaye iradı mükellefi olduğu bu sebeple deftere tabi olmadığı, VUK'nun 177. maddesi uyarınca 1.sınıf tacir sayılmadığı anlaşılmıştır.
Eldeki davada davacı tacir, davalı ticari şirket ortağı ise davalının limited şirket ortaklığının münhasıran davalıya tacir sıfatını kazandırmayacağı, davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi nispi ticari dava özelliği de taşımadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, davalı vekilinin yetki itirazının görevli mahkeme olan İzmir Asliye Hukuk Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliği nedeniyle göreve dair dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde(iki hafta) istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre (iki hafta) içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
5-Davalı vekilinin yetki itirazının, görevli mahkemece karara bağlanmasına,
ilişkin, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, Asliye Ticaret Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi veya 21. Hukuk Dairesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.10/07/2025
Katip ...
¸E-imzalıdır
Hakim ...
¸E-imzalıdır