T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/292 ESAS
KARAR NO: 2025/340 KARAR
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/03/2025
KARAR TARİHİ: 16/04/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Telekomünikasyon Bilişim Teknolojileri A.Ş. tarafından İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, Müvekkilinin davalı ile 25 Ağustos 2023 tarihinde mobil uygulama hazırlama ve yayımı için sözleşme imzaladığını, sözleşme bedelini iki taksit halinde ödediğini, davalının sözleşmeden kaynaklanan kendi yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkilini hem maddi hem de manevi yönden zarara uğrattığını, Davalının hem edimini yerine getirmediğini hem de müvekkiline sözleşmenin ortadan kaldırılmasına yönelik protokolü dayattığını, müvekkilinin ekonomik zorluk sebebiyle ve ödediği parayı bir an önce alabilmek için kendi aleyhine gözüken protokolü imzalayıp karşı tarafa gönderdiğini, davalının kendisinin de imzaladığı protokolü müvekkiline vermediğini, davalının ödeme sürelerine riayet etmemesine rağmen bu protokole dayanarak 10.06.2024-30.06.2024 tarihlerinde olan ödemesini, 05.07.2024 tarihinde 10.000,00-TL 19.07.2024 tarihinde 6.500 TL ödeme gerçekleştirdiğini, davalının ödemediği protokolün 4. Taksiti için İzmir... İca Dairesinin... E.sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını ve davalının bu takibe itiraz etmediğini, takibin kesinleştiği için davalının 12.12.2024 tarihinde 25.771.91 TL ödeme yaptığını, davalının böyle bir protokolü imzaladığını ve borcu olduğunu ikrar ettiğini, alacağın likit bir alacak olduğunu, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takibin durduğunu, müvekkilinin mağdur olduğunu, alacağın %20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, açıkladığı sebeplerle; davanın kabulü ile, davalının itirazlarının iptali ile takibin devamını, Asıl alacağın %25’inden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Görev yönünden itiraz ettiklerini, davacının tacir sıfatına haiz olmadıklarından görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemesi olmayacağını, Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesini, davayı kabul etmediklerini, iddiaların doğru olmadığını, davacının dayanağı olan sözleşmeyi kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıya icra dosyasına konu olan borcu olmadığını, açıkladığı sebeplerle; görevsizlik kararı verilerek doyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; HMK 114/1-c maddesine göre mahkemenin görevli olması hususu dava şartıdır. HMK'nın 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138/1 maddesine göre mahkeme öncelikle dava şartları hususunda değerlendirme yapmalıdır.Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
TTK.'nın 14. maddesine göre "Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; "iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Davacı taraf hakkında tacir-esnaf ayrımına ilişkin araştırılma yapılmış olup gelen müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır. Vergi Dairesine yazılan müzekkereye cevap verildiği davacının işletme esasına göre defter tuttuğu ve hasılatın tacir sayılacak sınırın altında kaldığı görüldü.
Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınacağından, mahkememizce görev konusu üzerinde durulmuş ve bu çerçevede yasal mevzuat değerlendirilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, mal varlığı haklarına ve şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir.
Dosya kapsamından, gerçek kişi olan davacının en son vergi beyannamesindeki gayrisafi hasılat miktarı dikkate alındığında bilanço esasına göre defter tutma hadlerinin altında kaldığı, dolayısıyla davacının tacir sıfatını haiz olmayıp, esnaf olduğu, davacının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay 20. HD:'nin 2015/10410 esas, 2015/1025 kara sayılı, 03/11/2015 tarihli, 2015/15241 esas, 2016/788 karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay 19. HD'nin 2015/15811 esas, 2016/5002 karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2-HMK.'nın 20. maddesi uyarınca kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde gönderilme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK.'nın 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.16/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim...
¸e-imzalıdır