T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/466 ESAS
KARAR NO: 2025/889 KARAR
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/05/2025
KARAR TARİHİ: 10/10/2025
Mahkememizde görülen Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşi üzerine kayıtlı... plakalı...marka eouro cargo 2007 model kamyonu şanzıman arızası sebebiyle 26/06/2024 günü Pınarbaşı 5. Sanayi Sitesinde bulunan davalının sahibi olduğu ... Oto Şanzıman isimli iş yerine götürdüğün ve aracın tamiri hususunda anlaştığını, 73.000TL'yi orada kredi kartı ile ödediğini, müvekkilinin eşi kamyonu 29/06/2024 günü ... Oto'ya bıraktığını, davalının sahibi olduğu işletmede, işleri yürüten davalının eşi ...in aracı teslim aldığını, araç... Oto tarafından yolun karşısına park edildiğini, müvekkilinin eşi kamyonu tamirhaneye teslim ettikten sonra oradan ayrıldığını, ardından gün içinde dükkanın karşısında bulunan otluk arazide meydana gelen yangının müvekkilinin aracına sıçradığını, aracın yandığını, sadece iskelet halinin kaldığını, müvekkilinin İtfaiye Yangın Ve Acil Müdahale Şube Müdürlüğünden aldığı yangın raporunda aracın tamamen yanarak ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini, aracın müvekkilinin ticari iş için kullandığını, araç ile lojistik işi yapıldığını, çeşitli şirket ve işletmelere ait malların taşındığını, müvekkilinin eşinin aracı şoför olarak kullandığını, aile geçimini bu şekilde sağladığını, müvekkilinin aracın yanması sebebi ile hem malından olmuş hem de aracını kullanamamasından kaynaklı büyük zarara uğradığını, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi ...D.iş sayılı dosyası açıldığını, aracın rayiç değeri, hurda değerinin hesaplandığını, davalı tamirhaneye bırakılması ile birlikte aracın zilyetliğinin de davalı tarafa bırakıldığını, davalı tarafın müvekkili ile aracın tamiri konusunda anlaştığını, aracı teslim aldığını, aracın bakım ve muhafaza yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yangın sonucunda müvekkilinin ailesinin geçim kaynağını yok olmasından kaynaklı oluşan zararlarının büyük olduğunu, çıkan yangın sonucunda davalının gerekli önlemleri almaması sebebiyle müvekkili gibi aracını davalıya tamir için bırakmış olan başkaca kişilerinde de maddi zararları oluştuğunu, yaşanan toplam zararın büyüklüğü göz önüne alındığında, davalı tarafın bu maddi yükten kurtulmak adına mal kaçırma girişimlerinde bulunduğunu, davanın kazanılmasının davaya konu alacağın tahsili sağlanamadıktan sonra hiç bir önemi kalmadığını, konusu para ve teminat olan alacak davalarında veya icra takiplerinde, alacağını güvence altına almak isteyen alacaklının, mahkemeden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep edebildiğini, ihtiyati haczin tedbir mahiyetinde, borçlunun mevcut menkul ve gayrimenkullerini kaçırmasını önlemek ve borcun tahsilinin güvende altına alınması için talep edildiğini, yargılama safhasında yapılacak masrafların müvekkilinin zararları ve ferileri içeren mahkeme ilamının sonuçsuz kalmaması için, kusurlu davalı adına kayıtlı araç ve taşınmaz mallar üzerine İhtiyati Haciz konulmasına karar verilmesini, açıkladığı sebeplerle; ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü, müvekkilinin üzerine kayıtlı ... plakalı aracın bedeli için HMK 107. Maddesi gereği şimdilik 70.000-TL'nin 29/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile,... plakalı aracın kazanç kaybı bedeli için HMK 107. Maddesi gereği şimdilik 30.000-TL'nin 29/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalı tarafça ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını, taraflar arasında mevcut uyuşmazlıkta görevli mahkemenin "asliye hukuk mahkemesi" olduğunu, meydana gelen yangında müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, yangının otluk alana atılan sigara izmaritinden kaynaklandığının yangın raporu ile sabit olduğunu, 3. kişinin kasti davranışı ile illiyet bağının kesildiğini, 3. kişinin kastı ile meydana gelen yangından doğan zararın müvekkiline yüklenemeyeceğini, yangının çıkmasının müvekkilinin herhangi bir davranış ya da eksikliğinden kaynaklanmadığını, tamamen üçüncü bir kişinin attığı sigara izmaritinden kaynaklandığını, yangının meydana geldiği ortak alanın bakım ve temizliğinden site yönetimi, büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyesinin sorumlu olduğunu, yangının büyüme nedeni ve dolayısıyla dava konusu aracın zarar görme sebeplerinden birisinin de ege kap soğuk sistem lastik kaplama isimli dükkana ait bırakılan lastiklerin hızlıca tutuşması olduğunu, açıkladığı sebeplerle, davanın reddini, davanın izmir büyükşehir belediyesi, bornova belediyesi, pınarbaşı 5. sanayi sitesi yönetimi ve ali külçür'e ihbarını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; Tarafların gerçek kişi olduğu anlaşılmakla esnaf tacir araştırması yapılmış, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve hasılatın 414.641,25-TL ile tacir sayılacak sınırın altında kaldığı anlaşılmıştır.
Eldeki davada davacının tacir sıfatına haiz olmadığı dosyadaki kayıt ve belgelerden anlaşılmakla; davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi nispi ticari dava özelliği de taşımadığı, davalının tüketici sıfatına da sahip olmadığı ve TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle göreve dair dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.10/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır