T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/540 ESAS
KARAR NO: 2025/673 KARAR
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/06/2025
KARAR TARİHİ: 16/07/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... unvanı ile davalı ...e ait olan ... Makina isimli işyeri arasında birtakım sosyal medya işlerinin yürütülmesi amacıyla anlaşma yapıldığını, anlaşmaya istinaden 40.000-TL + KDV olmak üzere taraflar toplamda 48.000-TL bedel ile davalıya ait olan işyerinin tanıtım filmi işlemlerinin yapılması ve dijital materyaller hazırlanması konusunda anlaştıklarını, davalının 09.04.2024 tarihinde müvekkilinin hesabına anlaşmaya istinaden 15.000-TL yatırdığını, anlaşmaya istinaden ise müvekkilinin 16.04.2024 tarihinde 40.000-TL+KDV bedeli olarak toplam 48.000-TL bedelli fatura düzenleyerek davalıya tebliğ ettiğini, davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturaya itiraz edilmediğini, fatura bedelinin kesinleştiğini, müvekkilinin davalı iş yerinin tanıtım filmi işlemlerinin yapılması ve dijital materyaller hazırlanması noktasında anlaştıklarını, anlaşma tutarının 48.000-TL olduğunu, davalı tarafından yalnızca 15.000-TL ödendiğini, ödeme günü müvekkilinin anlaşılan meblağın eksik geldiğini bildirmek maksadıyla davalıya Whatsapp isimli uygulama üzerinden mesaj gönderdiğini ve davalı ikrar mahiyetinde kalan meblağın dava dışı Pelin isimli şahıs tarafından bayram dönüşü ödeneceği şeklinde beyanda bulunduğunu, anılan tarihten yasal takibe girişilen güne kadar hiçbir ödeme yapılmaması sebebiyle müvekkili tarafından işlemlere başlandığını, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini, davalıdan olan alacağı nedeniyle davalı aleyhine Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyasıyla başlatılan ilamsız icra takibi, borçlunun itirazı üzerine durduğunu, açıkladığı sebeplerle; davanın kabulünü, Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden açılan icra takibine borçlu tarafından borcun tamamına yapılan itirazın iptali ile ticari temerrüt faiziyle birlikte hesaplanacak miktar üzerinden takibin devamını, davalı takibe itiraz edilmesi ve icra takibine konu alacağın muayyen ve likit olması sebebiyle İİK m.67 gereğince takip tutarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Çiğli Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından davacıya ilişkin olarak gönderilen 2024 Yılı Gelir Vergi Beyannamesi ile BA-BS formları incelendiğinde, davacının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve gelirinin esnaf sınırını aşmadığını, davacı tarafından gerçekleştirilen tanıtım ve film işlemlerinin sermayeden ziyade bedeni çalışmaya dayandığı da gözetildiğinde davacının esnaf olduğu ve tacir olmadığını, davanın ticari dava olmadığı açık olup davanın usulden reddinin gerektiğini, müvekkili ile birtakım sosyal medya işlerinin yürütülmesi amacıyla 40.000-TL+KDV olmak üzere anlaşma yapıldığını ve müvekkili tarafından anlaşma bedelinin eksik ödendiği iddia ettiğini, davacı tarafın müvekkilinin faturaya itiraz etmediği ve müvekkili tarafından davacıya hiçbir cevap verilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından düzenlenen 17.05.2024 tarihli ihtarname ile davacıya cevap verilerek davacı tarafından hizmet verilmediğini, faturaya itiraz edildiği ve bu sebeple iade faturası kesildiği açıkça ihtar ve ihbar edildiğini, fatura kesilmiş olmasının davaya konu alacağı ispatlamadığını, davacı tarafın iddialarını ispatlar nitelikte hiçbir delil sunmadığını, müvekkilinin davacı taraftan hiçbir hizmet almadığını, hazırlandığı iddia edilen dijital materyallerin aslında müvekkili tarafından hazırlandığını, dijital materyallere ilişkin olarak bütün yazılar, fotoğraflar ve kullanılan logolar müvekkil tarafından davacıya temin edildiğini, ürün katalogları için önem arz eden iki husus bulunduğunu, bunların makinelere ilişkin fotoğraflar ve makineleri açıklayan yazılar olduğunu, ilgili WhatsApp konuşmaları incelendiğinde makinelere ait fotoğrafların ve açıklama yazılarının müvekkili tarafından davacıya gönderildiğinin görüldüğünü, davacının katalogların içeriğini oluşturmadığı gibi basımını da yapmadığını, müvekkiline herhangi bir şekilde fiziki olarak katalogları teslim edilmediğini, davacı tarafın hazırlamış olduğu katalogları kullanmadığını, içeriğini kendi hazırladığı, fotoğraflarını kendisinin çektiği ve yine kendisinin fiziki olarak matbaadan bastırmış olduğu katalogları kullandığını, müvekkili tarafından davacının hiçbir hizmetinin kullanılmadığını, açıkladığı sebeplerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; davacının eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağının konu edildiği icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden,Tarafların gerçek kişi olduğu anlaşılmakla esnaf tacir araştırması yapılmış,davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu ve 1. Sınıf tacir sayıldığı ancak İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve Çiğli vergi Dairesi'nin yazı cevabından davacı gerçek kişinin tacir kaydına rastlanmadığı, esnaf kaydının da bulunmadığı, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve hasılatın 131.020,52-TL ile tacir sayılacak sınırın altında kaldığı anlaşılmıştır.
Eldeki davada davacının tacir sıfatına haiz olmadığı dosyadaki kayıt ve belgelerden anlaşılmakla; davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi nispi ticari dava özelliği de taşımadığı, davacının tüketici sıfatına da sahip olmadığı ve TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenleme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle göreve dair dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, birleştirme hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.16/07/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır