T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/66 Esas
KARAR NO: 2025/572
DAVA: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/01/2025
KARAR TARİHİ: 18/06/2025
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlunun, davacı şirket yetkilisi ... ile... ilişkisi içinde olan tacir olup mevcut ekonomik koşullar dolayısı ile çok sıkıştığı bir dönemde bir ihale teminatını yatırabilmek için davacıdan borç istediğini, davacı şirket tarafından deliller arasında sunulan makbuz örneklerinde bulunan 16 Şubat 2024 tarihinde 500.000,00-TL 19 Şubat 2024 tarihinde 80.000,00-TL 19 Mart 2024 tarihinde 1.268.000,00-TL olmak üzere dekontlara "BORÇ" açıklaması da düşerek havale yolu ile toplamda 1.848.000,00-TL borç verildiğini, davalı borçlunun 19/03/2024 tarihinde bu ödüncün sadece 14.154,00-TL'sini davacının acil o miktar paraya ihtiyacı olması sebebi ile "BORÇ İADESİ" açıklamasıyla iade ettiğini, bakiyesini uzun isteklere rağmen bu güne kadar ödemediğini, Davalı, borçlunun havale dekontuna şerh ettiği borç iadesi açıklamasından da anlaşılacağı üzere aradaki borç ilişkisinin davalı tarafından da kabul edildiğinin anlaşıldığını, davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında, dava konusu borç ve davacı şirketin kendisine verdiği borç ile ilgi ve alakası olmayan, davacı şirket yetkilisi ... ile davalı ...arasındaki yürütülen...lerden kaynaklanan ödemeleri sanki davacı şirkete yapılmış gibi göstermeye çalışarak borcundan kurtulmaya çalıştığını, ancak yargılama sırasında da kanıtlanacağı üzere davalının itirazına dayanak olarak gösterdiği belge ve...lemlerin dava konusu ödünç...lemi ile ilgisi bulunmamakta olup davalının, davacıya takipte talep edilen kadar borcu bulunduğunu, davalının itirazı üzerine ara buluculuk uyuşmazlık çözümü denendiğini ancak davalının anlaşmaya yanaşmaması üzerine sürecin anlaşamama ile sonuçlandığını, bütün bu sebeplerle davalının takibe yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptali için...bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle fazlaya dair alacak ve hakları saklı kalmak üzere; davalının takibe yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazın iptali ile takibin devamına, alacaklı lehine %20 den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm taleplerinin haksız ve mesnetsiz olup, davacının davalı müvekkilden talep edebileceği herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacı şirket tarafından davalıya ait banka hesabına "borç" açıklaması ile 3 parça halinde toplam 1.848.000,00 TL gönderildiğini, davacı şirketin tek ortaklı bir şirket olup, şirketinin tek sahibi, tek yetkilisi ve tek temsilcisi ... olduğunu, bu yüzden bu konularda davacı adına da hep ... ile görüşmekte ve onunla mesajlaşıldığını, ödemelerden bir kısmı ise davacı şirketin tek sahibi ve tek yetkilisi olan ...'nun WhatsApp üzerinden bildirdiği kendi şahsına ait IBAN hesap numaralarına ''borç iadesi '' açıklamalı olarak yapıldığını, -21.05.2024 tarihinde 300.000,00-TL davalı müvekkilin ...Bankası hesabından, davacı şirket yetkilisi ...'nun... Bankası hesabına,-22.05.2024 tarihinde 40.000,00-TL davalı müvekkilin ...Bankası hesabından, davacı şirketin yetkilisi ...'nun... Bankası hesabına,-14.06.2024 tarihinde 1.400,000.00 TL davalı müvekkilin ...Bankası hesabından, davacı şirketin yetkilisi ...'nun ...Bankası hesabına,
-25.06.2024 tarihinde 700.00,00-TL davalı müvekkilin ...Bankası hesabından, davacı şirketin yetkilisi ...'nun... Bankası hesabına,-28.06.2024 tarihinde 100.000,00-TL davalı müvekkilin ...Bankası hesabından, davacı şirketin yetkilisi ...'nun... Bankası hesabına, -01.07.2024 tarihinde 100.000,00-TL davalı müvekkilin ...Bankası hesabından, davacı şirketin yetkilisi ...'nun... Bankası hesabına gönderildiğini, ... kendi şahıs hesabından da daha önce davacıya 16.02.2024 tarihinde 500.000,00 TL para gönderdiğini ve bunun iadesinin de yapıldığını, davalı tarafından alınan tüm borcun ödendiği gibi, davalının borcundan daha fazla miktarda parayı davacı şirkete ait hesap ve şirketin sahibi olan ...'nun hesaplarına gönderildiğini, davacı şirkete ve şirket sahibi ...'na herhangi bir borcu kalmadığını, gerek davacı şirket, gerekse şirket sahibi ... tarafından davalıya gönderilen başka bir para da bulunmadığını, ...'ndan alınan başkaca bir borç ta bulunmadığını, ...'nun şahıs hesabına gönderilen paralara ilişkin dekontlarda da açıkça "borç iadesi" yazıldığını, ...nun buna dair herhangi bir itirazı, iadesi veya başkaca beyanının da hiç olmadığını, Davacının, tamamen haksız ve kötü niyetle açtığı dayanaktan yoksun davasına dayanak oluşturmaya çalışmak için bir takım isimler zikredildiğini, davacının, özellikle davalı tarafından gönderilen 1.400.000,00 TL borç iadesi parasının, izah edildiği üzere, davacı tarafından "borç" açıklaması ile gönderilen paraların çok fazlasıyla ödenmiş olup, alacağı olduğunu ispat eden davacı iddiasını ispatla mükellef olduğunu, esasen davacının gönderdiği ihtarnamede, başlattığı icra takibinde ve açtığı bu davada haksız ve kötüniyetle hareket ettiğini, davacı şirket sahibi ..., davalının kendisine bir borcu olmadığını çok iyi bildiği halde, haksız bir şekilde davalıdan para tahsil etmeye çalıştığını, bu nedenle davanın reddi ile birlikte, davalıya karşı haksız ve kötüniyetle hareket eden davacıdan takip miktarının %40 ı oranında kötüniyet tazminatı alınmasını talep ettiklerini , bu nedenlerle Haksız ve mesnetsiz...bu davanın reddine, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı takibin iptaline, dava konusu...bu icra takibi ve bu davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olduğu için, davada talep edilen meblağın %40'ınden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine ve diğer sonuçlarına karar verilmesini talep etmişlerdir.
KANITLAR:
Davacı vekili Av. ...le Davalı vekili Av.... geldi. Açık ön inceleme duruşmasına başlandı.
Davalı vekilinin usulüne uygun yetki belgesi sunmuş olduğu görüldü.
Davacı vekilinin delil dilekçesi sunmuş olduğu görüldü.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi sunmuş olduğu görüldü.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'ne yazılan müzekkerelere cevap verilmiş olduğu görüldü.
İzmir Konak Sosyal Güvenlik Merkezi, İzmir Bayraklı Sosyal Güvenlik Merkezi ve İzmir Yedi Eylül Sosyal Güvenlik Merkezi'ne yazılan müzekkerelere ayrı ayrı cevap verilmiş olduğu görüldü.
İzmir Karşıyaka Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği görüldü.
Davacı vekilinden soruldu; dava dilekçemizi tekrar ederiz müvekkil davalıya borç olarak verdiği parayı geri alamamıştır, davamızın kabulüne karar verilsin , dedi.
Davalı vekilinden soruldu; cevap dilekçemizi tekrar ederiz, görev itirazımız vardır, öncelikle değerlendirilmesini talep ederiz, davacı tarafın davasını yazılı delil ile ispat etmesi zorunlu olduğundan tanık dinlenmesine muvafakat etmiyoruz dedi.
Dosya incelendi. Araştırılması gereken bir husus kalmadığından
GEREKÇE :
Dava; itirazın iptali davasıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari...letmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı...lerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı...i sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari...letmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
TTK.'nın 14. maddesine göre “Bir ticari...letmeyi kısmen dahi olsa kendi adına...leten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari... sayılan bir...in diğeri için de ticari... sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari... esasına göre değil, ticari...letme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca,...in ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak ... bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve...letme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'.nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve...letme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile...letme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
6098 sayılı TBK'nun 379. Maddesinde "Ödünç sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlanmış , aynı yasanın 386. Maddesinde ise "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlanmıştır.
Dosya kapsamından davacı, davalının kendisinden ödünç aldığı paranın tahsili amacıyla giriştiği takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Bu haliyle uyuşmazlığın ödünç sözleşmesinden kaynaklandığı açıktır. Gerçek kişi olan davalının şahsi mükellefiyetinin bulunduğu, gerçek usulde vergiye tabi olduğu, davalının dava dışı şirketin ortağı ve/veya yetkilisi olduğuna ilişkin müzekkere cevapları gelmiş ise de davalının ortak ya da şirket yetkilisi olması durumunun davalıya tacir sıfatını kazandırmayacağı ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ...Karar, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı ilamları), davanın davalı gerçek kişiye yöneltildiği, borcun davalı gerçek kişiye verildiği dolayısıyla davalının tacir sıfatını haiz olmadığı, davalının tacir sıfatına sahip olmaması sebebiyle davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay...HD:'nin...ara sayılı, 03/11/2015 tarihli,... esas, arar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay HD'nin ...karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın mahkememizin GÖREVSİZ olması nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-HMK.'nın 20. maddesi gereğince karar verildiği anda kesinse bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulduğunda dosyanın görevli ve yetkili NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK.'nın 331/2 maddesi gereğince davaya gönderme kararından sonra görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerini görevli mahkeme tarafından hükmedilmesine, davaya görevli mahkeme tarafından devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememiz tarafından yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. maddesi uyarınca 2 haftalık süresi içinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/06/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza