T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/96
KARAR NO: 2025/445
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 29/01/2025
KARAR TARİHİ: 21/05/2025
Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; limited şirket olarak kurulan müvekkilinin daha sonra tür değişikliğine giderek anonim şirket olduğunu, davalının, müvekkili şirketin kurucu ortağı olduğunu ve 08/08/2023 tarihli pay devri öncesinde % 33,02 oranında, dava tarihinde ise % 8 oranında pay sahibi olduğunu, davalının, şirketin kuruluşundan itibaren yönetim kurulu üyeliği yaptığını ve bu görevinin 10/05/2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile sona erdiğini, davalının 08/08/2023 tarihli pay devri ile şirketteki % 92 oranındaki payını... devrettiğini, davalının yönetim kurulu üyeliğinin bu pay devrinden sonra da 10/05/2024 tarihine kadar devam ettiğini, pay devri sonrasında müvekkili şirkette inceleme başlatıldığını, hukuka aykırı eylemlerin belirlenmesi üzerine hukuki sürecin başlatıldığını, bu davaya konu icra takibinin yönetim kurulu üyeleri tarafından gerçekleştirildiği belirlenen hukuka aykırı ödemelere ilişkin olduğunu, davalı tarafından Karşıyaka.... Noterliği'nin 05/08/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 1.362.288,00 TL tutarında ödeme isteğinde bulunulduğunu, bu isteğin dayanağının araştırıldığını ve dayanaksız olmasına karşın daha önce davalıya kendi talimatı ile 1.134.305,54 TL tutarında ödeme gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını, davalıya bu ihtarnamedeki isteğine konu dönemden önceki dönemlerde müvekkili tarafından davalının verdiği talimata dayalı ödeme yapıldığının anlaşıldığını, bu haksız ve dayanaksız ödemelerin sebepsiz zenginleşme uyarınca şirkete iade edilmesi için davalıya Beşiktaş... Noterliği'nin 24/09/2024 tarihli... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ancak davalı tarafça iadenin yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında İzmir.... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu; arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını; icra takibine konu ödemelerin huzur hakkı adı altında yapıldığını ancak yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın alınmadığını, davalıya yapılan ödemelerin esas sözleşmede düzenleme bulunması veya genel kurulda yönetim kurulu üyelerine mali hak tanınmasına ilişkin karar alınması durumunda hukuki bir dayanağa sahip olacağını, yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemenin esas sözleşmenin 8. maddesinde yer aldığını ve bu maddede yönetim kurulu üyelerine herhangi bir mali hakkın tanınmadığını, müvekkili şirket tarafından yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ya da kar payı verilmesine ilişkin karar alınmadığını, davalının davaya konu ödemeleri aldığı dönemde tek yönetim kurulu üyesi olmayıp aynı dönemde yönetim kurulu üyeliği yapan diğer kişilere herhangi bir ödemenin yapılmadığını, davalı ile müvekkili şirket arasında işçi ve işveren ilişkisinin ya da hizmet ilişkisinin bulunmadığını, davalının da kabul ettiği üzere yapılan ödemelerin yönetim kurulu üyeliğinden de kaynaklanmadığını belirterek davalının İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, müvekkili lehine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, HMK'nın 29, 327 ve 329. maddeleri çerçevesinde davalı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın asıl amacının müvekkiline ödenmeyen Ağustos/2023- Mayıs/2024 arası ücret alacaklarını ödemekten kaçınmak olduğunu, müvekkilinin uzun yıllar davacı şirkette yönetim kurulu üyesi olmasının yanı sıra şube müdürü ve yönetim direktörü olarak çalıştığını, bu hizmetlerinden dolayı kendisine 08/08/2023 tarihine kadar aylık ücret ödendiğini, en son aldığı ücretin 89.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin şirkette olan % 25,02 hissesini 08/08/2023 tarihinde diğer paydaşa devrettiğini, bu devirden sonra şirketteki yönetim kurul başkanlığı, müdürlük ve yönetim direktörlüğü görevini 04/06/2024 tarihine kadar sürdürdüğünü, 08/08/2023 tarihinden görevden ayrıldığı 04/06/2024 tarihine kadar müvekkiline hiçbir ücret ödemesinin yapılmadığını, müvekkilinin ödenmeyen ücret alacağı için davacı şirket aleyhinde İzmir... İcra Müdürlüğü'nde ... sayılı dosya üzerinden icra takibi başlattığını, yasal süre içinde itiraz edilmediği için takibin kesinleştiğini, ardından davacı şirket tarafından müvekkili aleyhinde İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosyada menfi tespit davasının açıldığını, her ne kadar farklı icra takip dosyalarına yapılan itirazların iptali istemine ilişkin olsa da her iki dosyada tarafların ve davanın konusunun aynı olduğunu, bu nedenle iki davanın birleştirilmesi konusundaki takdiri mahkemeye bıraktıklarını, müvekkiline yapılan ödemelerin huzur hakkı değil fiilen yaptığı görevler nedeniyle hak ettiği ücretler olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, kötü niyetli olan tarafın davacı taraf olduğunu, tanık anlatımlarıyla müvekkilinin yaptığı işlerin kanıtlanacağını belirterek davanın reddine, İİK'nın 67/2 maddesi gereğince müvekkili lehine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE ;
Dava; davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalının sorumluluğuna dayalı itirazın iptali davasıdır.
Eldeki davaya sorumluluk davası olması sebebiyle 15/05/2025 tarihinden sonra heyetçe bakılmıştır.
Davanın konusu olan İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı şirket, borçlunun davalı ..., takibin ilamsız takip olduğu, takipte toplam 865.888,59 TL alacağın tahsilinin istendiği, takibin dayanağının değişik işlem tarihli maaş ödemelerine ilişkin dekont örnekleri olduğu görülmüştür.
15/05/2025 tarihli duruşmada davacı vekili; bu davadaki isteklerinin, davalı eski yönetim kurulu üyesinin davacı şirket hesabından kendi banka hesabına "huzur hakkı ödemesi" adı altında göndermiş olduğu meblağların haksız olarak gönderilmesi sebebiyle yapılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsiline ilişkin olduğunu, davalının yönetim kurulu üyesi olmasından kaynaklı sorumluluğunun bulunduğunu; davalı vekili de; huzur hakkı iddiasını kabul etmediklerini, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin yanı sıra şirketin şube müdürlüğü görevini ve Tübitak ile yapılan projenin yöneticiliğini vb. şirketin fiilen yönetilmesi görevini yürüttüğü için şirketin kuruluşundan bu yana ödenen bir ücret olduğunu, nitekim; ücretlerin eksik ödenen kısmına ilişkin olarak İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında başlatılan ilamsız icra takibinın itirazsız kesinleşmesinden sonra davacı şirket tarafından İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında mefi tespit davasının açıldığını, derdest olduğunu, her iki dosya arsında irtibat olduğunu düşündüklerini belirtmiştir.
İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacısının ...ndüstriyel Bilişim ve Otomasyon Sanayi Ticaret İthalat İhracat Anonim Şirketi, davalısının..., dava tarihinin 05/11/2024 olduğu, söz konusu davada şirketin davalı ...e İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına konu edilen 1.761.500,00 TL tutarında borcunun olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesinin istendiği, davanın derdest olduğu, görülmüştür.
İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı davasının konusu olan İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun... Endüstriyel Bilişim ve Otomasyon Sanayi Ticaret İthalat İhracat Anonim Şirketi Ege Serbest Bölgesi Şubesi olduğu, takibin ilamsız takip olduğu, takipte işlemiş faizi ile birlikte toplam 1.761.500,00 TL ücret alacağının tahsilinin istendiği, takibin dayanağının Karşıyaka ... Noterliği'nin ihtarnamesi olduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nın 166. maddesinde; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda; davacı tarafça, davalıya yapılan ödemelerin hukuka aykırı ödemeler olduğunun ileri sürüldüğü, eldeki takibin ve davanın konusunu da yapılan bu ödemelerin oluşturduğu, davalı tarafın İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında açtığı davada ise şirketten ücret ve hizmet alacağının olduğunu ileri sürdüğü; dolayısıyla her iki davanın konusunun da şirketin geçmişte pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan ...'e yapılan ve yapılmayan ödemeler olduğu, dolayısıyla ...'in davacı şirketteki pozisyonuna bağlı olarak şirketten gerçekte ücret alacağının olup olmadığı, varsa miktarının ne olduğu, kendisine ödenen tutarın yaptığı hizmetin karşılığı mı yoksa hukuka aykırı bir ödeme mi olduğu gibi hususların yargılamanın özünü oluşturduğu, davalar arasında taraflarının aynı olmasının yanı sıra fiili ve hukuki bağlantının olduğu, delillerin ortak olduğu, aynı araştırmaların yapılması gerektiği anlaşıldığından, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için davaların birleştirilerek görülmesine yarar olduğu kanaatine ulaşıldığından, her iki davanın birleştirilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Aradaki fiili ve hukuki bağlantı sebebiyle mahkememizin... Esas sayılı bu davası ile İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı davasının HMK'nın 166. maddesi gereğince BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2-Birleştirme nedeniyle mahkememizin bu dosyasının esas kaydının kapatılmasına,
3-Yargılamaya İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin...esas sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine,
4-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konularının birleştirilen dosyada esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluklarında, esas hükümle birlikte istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2025
Başkan...
¸E-imza
Üye...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip...
¸E-imza