T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/496 Esas
KARAR NO: 2024/111
DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
DAVA TARİHİ: 12.10.2017
KARAR TARİHİ: 08.02.2024
Mahkememizde görülen Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar ... vasisi ... vekili 12.10.2017 harç tarihli dava dilekçesiyle; 08.08.2017 tarihinde sürücü ... yönetiminde bulunan ... plakalı aracın ... İlçesinde ... Caddesinde seyir halinde iken karşıdan karşıya geçmekte olan yayaya çarpması neticesiyle yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği, müvekkilli yaya ...'ın ağır derecede yaralandığını, hastanelerde tedavi gördüğünü, kaza nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma açıldığını, hem sürücünün hem de yayanın kusurlu bulunduğunu, ... plakalı aracın ZMMS poliçesini davalı ...'nin düzenlediğini, geçici ve kalıcı maluliyetin tespiti ile maddi zararlarını talep ettiklerini, 6704 sayılı yasa m.5 ile 2918 sayılı kanun m.97'de yapılan değişiklik gereğince davalı ... şirketine 11.09.2017 tarihinde yazılı başvuru yaptıklarını, 15 günlük yasal süre içerisinde müvekkiline eksik evrak bildiriminde bulunduklarını, ancak bu evrakları tamamlamadan dava açtıklarını, yazılı başvuru şartının gerçekleştiğini belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydı ile müvekkili için 100,00 TL kalıcı iş görememezlik, 100,00 TL geçici iş görememezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden kusuru oranından tahsili ile müvekkiline ödenmesine, poliçe asılları İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık dosyası, Buca Seyfi Demirsoy Hastanesinden bütün tıbbi evrak ve belgelerin istenmesi, davacı lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili 21.12.2017 tarihli cevap dilekçesiyle; dava konusu kazaya karışan aracın müvekkili şirkete 20.04.2017 - 2018 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitlerle sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, sigortacının araç işletenin sorumluluğu nispetinde sorumlu olabileceği, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, hesaplanacak tazminattan indirim yapılmasını istediklerini, ceza dosyası ve kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporu alındıktan sonra Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden kaza ile illiyet bağı bulunan maluliyet durumu hakkında rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının SGK'da geçici iş görememezlik ödeneği, tedavi gideri yâda peşin sermaye değeri almış ise SGK'nın müvekkili şirkete rücu etme imkânı bulunduğundan bu durumun mahsup edilmesi gerektiğini, bu nedenle SGK'dan ödeme alınıp alınmadığının tespit edilmesi gerektiğini, aktüerya siciline kayıtlı bir bilirkişi incelemesi yapılmasını istediklerini, davacının faiz talebinin ise müvekkili sigorta şirketinin temerrüdünü tüm belgelerin teslim edilmesinden 8 gün sonra başladığından henüz temerrüdün gerçekleşmediğinden faiz talebinin reddini talep ettiklerini belirtmiştir.
Dava; davacının 08.08.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı davalı ...’ye karşı ZMMS sigortasına ile ilgili olarak sigortalının kusuruna dayalı olarak açmış olduğu kalıcı ve geçici iş görememezlik kaybına dayalı tazminat davasıdır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı hazırlık dosyası, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, Buca Seyfi Demirsoy Hastanesinden bütün tıbbi evrak ve belgelerin, Ege Üniversitesi Adli Tıp Kurumundan alınan maluliyet oranına ilişkin rapor ve bilirkişi incelemesi yapılmış ve değerlendirilmiştir.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı hazırlık dosyası incelendiğinde; Mağdur ..., şikâyetçi ...'ın şikâyetiyle şüpheli ... Hakkında taksirle yaralamaya sebebiyet verme suçundan dolayı TCK m 89/1-2 b, 22/3 ve 53/6 gereğince İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamasında sanığın kullandığı motosiklet ile yaya mağdur ...'ın çarpması ve kemiğini kırmasıyla yaralanmasına sebebiyet verdiği şüphelinin 0,98 promil alkollü olduğu mağdurun zihinsel özürlü olması nedeniyle velayeti annesi ... da olduğu belirtilerek sanığın cezalandırılmasının istendiği yapılan yargılamada keşif ve bilirkişi incelemesi ile 19.06.2018 tarihli raporda sanığın alkollü olarak motosiklet kullanması nedeniyle 2918 sayılı KTK m. 48/5 ve 52/a-b hükümlerini ihlal ettiğinden tali kusurlu müşteki mağdurun ise güvenli geçiş yapması gerekirken gerekli dikkati göstermeyip yola dikkatsiz çıkması nedeniyle 2918 sayılı KTK m. 68/b hükmünü ihlal ettiğinden asli derecede kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Davacının vasisi olarak atanan ...'ın TMK m. 462 'ye göre vesayet makamından izin aldığına dair kararı sunması için 2 hafta süre verilmiş ve bu süre içerisinde davacı tarafından İzmir ... Sulh hukuk Mahkemesinin 06.3.2018 tarihli ... Esas - ... Kararla yetki ve husumete izin verildiğine dair karar ibraz edilmiştir.
Davalı ... şirketinden hasar dosyası istenmiş ve hasar dosyası 10.01.2018 tarihinde hasar dosyası gelmiştir. Hasar dosyasında sürücü ... sigorta ettiren olarak ... plakalı aracın/motosikletin sigorta ettireni olduğu sigorta tarihinin 20.04.2017 - 2018 tarihlerini kapsadığı, sigortacının kişi başına sakatlanma ve ölüm nedeniyle 330.000,00 TL toplam sigorta teminatı verdiği ve kaza başına tedavi giderinin de yine 330.000,00 TL ile sınırlı olduğu, davacıların sigorta şirketine ödeme için başvuru yaptığı, ancak ödeme yapılmadığının bildirildiği belirlenmiştir.
Davacı tarafın yapılan hasar incelemesinde davacı ... şirketine, davadan önce 11.09.2017 tarihinde başvuru yaptığı, ancak ...'nin ödeme yapmadığı ve KTK m.99'a göre davalı ... şirketinin başvurudan sonra 8 iş günü geçtikten sonra 22.09.2017 tarihinde temerrüdünün gerçekleştiği bu tarihinden itibaren işleyecek faiz ile davalının sorumluluğunun kabul edilmesi gerekmiştir.
Davacıların maluliyet oranının belirlenmesi için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen tüm davacıların şikâyetleri dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden haksız fiilen gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğünün veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı Oranının Tespit İşlemleri yönetmeliği dikkate alınarak rapor alınmasına karar verilmiş buna ilişkin alınan 27.09.2018 tarihli raporda; davacının %11 kazanç gücünü kaybettiği belirlenmiştir.
SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacıya meydana gelen kaza nedeniyle 5510 sayılı kanun uyarınca bağlanan aylıklar ve yapılan yardımların (aylıklar bakımından tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğünün veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranının Tespit İşlemleri Yönetmeliği dikkate alınarak rapor alınmasına karar verilmiştir.
Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından rapor geldikten sonra davacıların beden gücü kaybı oranı göz önüne alınarak kalıcı iş görememezlik tazminatı konusunda belirlenerek davacıya ödenecek tazminatın belirlenmesi için Trafik bilirkişisi ...'den ve sigortacı Aktüerya uzmanı D.R ... ve sigorta bilirkişisi ...’dan 26.12.2018 tarihli rapor alınmıştır.
Trafik bilirkişisi ...'den alınan 04.05.2018 tarihli raporda; sürücü ... ... plakalı aracı kullanırken 0,98 promil alkollü olduğu ve bu alkol düzeyiyle kazanın oluş şeklinde %25 derecede tali oranda kusurlu bulunduğu 2918 sayılı KTK m.47/d, 48/5 ve 52/1-b maddelerini ihlal ettiği mağdur davacı ... Uçarında KTK m.68/b hükmünü ihlal ettiği ve yaya geçiş kurallarına riayet etmediği %75 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Bilirkişiler... ve ...'dan alınan 26.12.2018 tarihli raporda; poliçenin 01.06.2015 tarihinden sonra yapılmış olması nedeniyle yeni gelen şartların uygulanması gerektiği ve bu nedenle TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapıldığı, davacının geçici iş görememezlik zararının tıbbi şifa süresi tam iyileşme veya meslekteki işten kalma süresi / çalışılamayan süre olduğunu davacının tıbbi iyileşme süresinin 08.08.2017 - 08.11.2017 tarihleri arasını kapsayan 3 ay olduğunu geçici iş görememezlik zararın 1053 TL olarak belirlendiğini yine sürekli maluliyetten kaynaklanan zararının da bilinen veya bilinmeyenlerin hesaplanmasıyla 595,91 TL + 16.198,30 TL = 16.794,21 TL olduğu sigorta şirketinin sakatlık teminatının kişi başına 330.00 TL ile sınırlı olduğu, kusur durumları da dikkate alınarak sigortalının %25 oranında kusurlu olmasıyla hesaplanan toplam zararının 17.847,21 TL olarak belirlendiği belirtilmiştir.
Bu rapora karşı ... vekiline tebligat yapılmasına rağmen beyanda bulunmamıştır. (E-Tebligat)
Davacı taraf dava dilekçesinde yer alan taleplerinin 04.03.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; ıslah ederek 100,00 TL olan kalıcı iş görememezlik zararını 16.794,21 TL'ye, 100 TL olan geçici iş görememezlik zararını da 1.053,00 TL'ye yükseltmiş ve 04.03.2019 tarihinde harç yatırmıştır.
Islah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiş ancak davalı taraf ıslah dilekçesine karşı beyanda bulunmamıştır.
Mahkememizce yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporları dikkate alınarak somut olayda davacı ...’ın %75, davalı ... şirketinin sigortalısı ... %25 oranında kusurlu olduğu, meydana gelen kaza nedeniyle davacının 3 ay iş güçden kalacak şekilde yaralandığı ve %11 malul kaldığı davacının geçici iş görememezlikten doğan zararının kusur oranı dikkate alınarak 1.053,00 TL, sürekli maluliyetten doğan zararının da 16.794,21 TL olduğu sigorta şirketinin sürekli ve geçici maluliyetten doğan sorumluluğunun 330.000,00 TL sınırlı olduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere KTK m. 99’a göre 22.09.2017 tarihinde temerrüdünün oluştuğu belirlenmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Mahkememizce verilen karar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin ... Esas – ... Karar sayılı 21.04.2022 tarihli kararıyla kaldırılmıştır. Kaldırma gerekçesinde “…1-Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, tüm talep için dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasalara ve içtihatlara aykırı olacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ıslah edilen tutar için ıslah tarihinden faize hükmedilmesi gerektiği itirazında bulunmuş ise de; 6100 sayılı HMK 107.maddede; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." denilmiştir. Buna göre, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Somut olayda davalının sorumluluğuna esas kusur durumunun ve kaza nedeniyle araçta meydana gelen hasar bedelinin ancak bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenebileceği, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararının bulunduğu anlaşılmış; alacağın belirsiz alacak davası yolu ile talep edilmesi durumunda faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesinde, dava/temerrüt tarihi ve miktar artırım tarihi şeklinde ayrım yapılmamalı, anılan alacaklarda hüküm altına alınacak tüm miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmelidir.
Somut olayda, davacının dava tarihinden önce davalı ... şirketini usulüne uygun şekilde temerrüte düşürdüğü anlaşılmıştır. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılmış olduğu, davacı vekilince dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren faiz talep etmesine rağmen 04/03/2019 tarihli değer arttırım dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edilmiştir. Belirsiz alacak olarak talep edilen alacaklarda dava açıldıktan sonra yargılama esnasında artırılan alacak miktarları bakımından zamanaşımı süreleri işlemeyeceği gibi artırılan miktar bakımından faize hükmedilirken de kısmi davadan farklı olarak tüm alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği davacı tarafından davanın da HMK'nın 107. maddesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılmış olduğu nazara alındığında, mahkemece dava tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak kabulü ile tespit edilen alacak tutarının tamamına bu tarihten itibaren faiz işletilmesi isabetli olup, mahkeme kararı bu yönden usul ve yasaya uygun olmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin, davanın ihbarı taleplerinin masrafı da yatırılmasına rağmen değerlendirilmediği yönünden yapılan itirazın değerlendirmesinde; HMK'nın 61/1 maddesinde "Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir" şeklinde düzenleme bulunduğundan, davanın ihbarı için mahkeme hâkiminin ya da diğer tarafın izni aranmaz. Hâkim ihbar talebi üzerine gerekli giderleri alıp dava dilekçesini ihbar edilecek kişiye tebliğ eder. Davalı vekilinin 17/10/2018 tarihli dilekçe ile davanın dava sigortalı araç sürücüsüne ihbarını talep ettiği, mahkemece 18/10/2018 tarihli duruşmada davalı vekilinin ihbar talep dilekçesi okunmuş ise de, bu hususta herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının kabulü gerekmiştir.
3-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 22/06/2021 tarih ve 2021/3089 E, 2021/3441 K sayılı ilamı aynı doğrultudadır.
Somut olayda; kaza tarihi olan 08/08/2017 itibari ile davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, Adli Tıp Kurumu veya en yakın üniversite hastanesinin adli tıp ana bilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin rapora ilişkin süresinde verdiği itiraz dilekçesi duruşmada okunduğu halde, mahkemece itiraz konuları değerlendirilerek bu hususta olumlu ve olumsuz karar verilmeksizin, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir.
Mahkemece, kararın kaldırılma nedeni ve davalı vekilinin istinaf nedenleri de nazara alınarak, kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlenecek yeni bir maluliyet raporu alınarak, duruma göre maluliyet oranının değişmesi halinde gerekirse yeni bir aktüer bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre hüküm kurulması için kararın kaldırılması gerekmiştir.
4-Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına yönelik istinaf incelemesine gelince; geçici iş göremezlik tazminatı zarar görenin çalışıp gelir elde edebilecekken maruz kaldığı haksız eylem nedeniyle çalışamaması ve bu gelirden mahrum olması nedenine dayalı gerçek bir zararın karşılanmasını amaç edinmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 6704 sayılı Yasayla değişik 90, 92, 93, 97 ve 99. maddelerinin kimi yönlerden Anayasanın bir kısım hükümlerine aykırılık oluşturacağından bahisle yapılan itiraz başvuruları üzerine, 09/10/2020 günlü ve 31269 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 esas ve 2020/40 karar sayılı ilamında; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 14/04/2016 tarihli ve 6704 sayılı Yasası'nın 3. maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "... ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda .." ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan "... ve genel şartlarda..." ibaresinin; aynı Kanunun 92'nci maddesine 6704 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen "i" bendinin; Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, davalı sigortacının sorumluluğunun kapsamının 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinde yapılan değişiklikle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceği kabul edilemez. Dolayısıyla da 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.5. maddesinin (b) bendine göre sigorta şirketinin kalıcı sakatlık raporu alınana kadar tedavi sürecindeki bakıcı giderlerinden ve geçici iş göremezlik tazminatından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olacağı düzenlemesinin olayımızda uygulanma imkânı kalmayıp geçici iş göremezlik zararından da davalı ... şirketinin sorumlu tutulabilir ise de;
İlk derece mahkemesince, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen raporda davacı için iyileşme süresi öngörülmediği halde aktüer raporda bu konuda uzman olmadığı halde bilirkişinin dosyadaki tedavi belgelerini esas alarak resen 3 ay iyileşme süresi belirleyerek geçici iş göremezlik tazminatı hesapladığı, mahkemece bu hesaplama esas alınarak davacının bu yöndeki talebin kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Kaldı ki, davacının İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...E.-...K. Sayılı kararı ile kısıtlanarak annesi ...'ın velayeti altına alındığı, davacının velisi annesi ...'ın 29/09/2017 tarihli Buca Emniyet Müdürlüğüne hitaben kati rapora temini hususuna ilişkin imzalı beyanında, oğlu ...'ın %97 zihinsel engelli olduğunu beyan ettiği, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında da aynı şekilde bu hususu 22/05/2018 tarihli duruşmada beyan ettiği, yine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kazaya ilişkin olarak düzenlenen 20/12/2017 tarihli ve ... nolu iddianamede de davacının zihinsel engelli olduğunun belirtildiği nazara alındığında, kısıtlı davacının kısıtlanma nedenine göre de, davacı kaza tarihinde kısıtlı olup gelir getiren bir işte çalışacağı düşünülemeyeceğinden ve bu dönemde çalışarak gelir elde edebilmesi fiilen ve hukuken mümkün olmadığından davacının tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancının olmadığı, davacının kaza tarihinde çalışarak gelir elde ettiğine dair dosya kapsamında bir iddia ve delil de bulunmadığı, dolayısıyla mahkemece davacının geçici iş göremezlik zararı oluşmadığı gözetilmeyerek, geçici iş göremezlik tazminatına yönelik istemin reddi yerine kabulüne dair verilen kararında bir isabet görülmemiş olup, davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının kabulü ile kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355/1 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırılma şekli ve sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
Davalı tarafın ihbar talebi dikkate alınarak HMK m. 61/1 gereğince davanın sigortalı araç sürücüsü ...’a ihbarı gerçekleştirilmiştir.
İzmir BAM .... HD nin 21.04.2022 tarihli kararına istinaden davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmekle; faiz başlangıç tarihlerinin dava ve miktar artırım tarihi itibariyle ayrı ayrı olmaksızın dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir. Yine kaldırma kararında yer aldığı üzere davacının dava tarihinden önce davalı ... şirketini usulüne uygun temerrüde düşürdüğünden ve davanın belirsiz alacak davası niteliğinde açıldığından zamanaşımı süreleri işlemeyeceğinden tüm alacağı dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Kaza tarihi 08.08.2017 tarihi olup, bu tarih itibariyle 01.06.2015 -26.02.2019 tarihleri arasında geçerli uygulanması gerekli olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliğine göre Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak maluliyet oranı belirlenmiş, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden gelen 20.07.2023 tarihli, ... numaralı raporda; ...’ın Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliğine göre tüm vücut engellilik oranının % 0, iyileşme süresinin 12 ay olduğu belirtilmiştir. Bu rapor üzerine mahkememizce bilirkişi Çağatay Yılmaz’a aktüerya incelemesi için dosya verilmiş ancak bilirkişinin 17.11.2023 tarihli raporunda davacının %97 zihinsel engelli olması nedeniyle geçici iş görememezlik zararının oluşmadığı ve Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliğine göre maluliyetin %0 olduğu tespit edildiğinden sürekli iş görememezlik zararı bulunmadığı belirtilerek dosya iade edilmiştir.
Davalı vekilinin 17.08.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulu raporuna karşı beyan dilekçesinde; davacının maluliyetinin bulunmadığı, tedavi giderlerinin SGK’dan karşılanması gerektiği, genel şartlar gereği bakıcı gideri ve geçici iş görememezlik zararlarının sağlık giderleri teminatı kapsamına alındığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının gerek Adli Tıp Kurumundan alınan 20.07.2023 tarihli, ... numaralı raporda ...’ın Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliğine göre tüm vücut engellilik oranının % 0 olduğu ve gerekse bu davacının % 97 zihinsel engelli olması nedeniyle İzmir BAM .... Hukuk Dairesinin ... Esas – ... Karar sayılı kararında belirtildiği üzere geçici iş görememezlik zararının bulunmadığı tespit edildiğinden davacının sürekli ve geçici iş görememezlik tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
Davacının davasının Adli Tıp Kurumundan alınan 20.07.2023 tarihli, ... numaralı raporda “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmeliğine” göre tüm vücut engellilik oranının % 0 olması sürekli iş görememezlik zararı bulunmadığı ve geçici iş görememezlik talebinin ise davacının % 97 zihinsel engelli olması nedeniyle çalışamayacağı ve bu nedenle geçici iş görememezlik tazminatı talep edemeyeceğinden reddine,
Harçlar Kanunu alınması gereken 427,60 TL harçtan dava açılışında alınan 31,40 TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 61,00 TL nin (toplam 92,40 TL ) mahsubu ile bakiye 335,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT m. 13/4 ve 13/2 gereğince 17.847,21 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/02/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı