T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/248 Esas
KARAR NO: 2024/572
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 23.03.2023
KARAR TARİHİ: 10.07.2024
Mahkememizde görülen Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... vekilinin 23.03.2023 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkili ile davalı ... 10.08.2015 tarihinde ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Müşavirlik Eğitim ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti’yi kurduğunu, müvekkili ile davalı ...'nin şirket müdürü olarak münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığını, şirketin 2017 yılında artık kar sağlamadığını, şirketin giderek kötüye gittiğini ve bunu şirket ortağı olan davalı ...’ye sözlü olarak anlattığını ve şirketi kapatma konusundaki fikirlerini ortağına sözlü olarak sunduğunu, ilerleyen yıllarda şirketin borcunun arttığını ve Covid-19 pandemisinin de etkisiyle müvekkilinin 2021 yılı Haziran ayında sözlü olarak şirketten ayrılmak istediğini davalı şirket ortağına beyan ettiğini, şirketin kendi giderlerini bile karşılayamaz hale geldiğini, 2021 yılının Haziran ayından itibaren 2021 yılının Ekim ayına kadar hiçbir somut adım atılmadığını, davalı şirket ortağının 2021 Eylül ayında hisseleri satın alıp şirketi devam ettirmek istediğini sözlü olarak müvekkiline bildirdiğini, davalı şirket ortağının 2022 yılının Ocak ayından başlamak üzere her ay 5.000,00 TL’lik 30 adet senet imzalamayı kabul ettiğini ve hisse devri yapmak üzere davalı şirket ortağı ile müvekkilinin İzmir ... Noterliğine gittiğini, noterlikte davalı ortak senetlerin arkasına bu taahhüt edilen edilebileceğine ve bu amaç dışında herhangi bir şekilde tahsil edilemeyeceğine ve şirketten alacaklarına karşılık bu senetlerin imzalandığını söyleyerek bu ibarenin eklenmesinin söz konusu alışverişinin şartlarına uygun olmadığını belirttiğini, bu nedenle tartışarak müvekkilinin çantasındaki senetleri zorla ele geçirip yırttığını ve imha ettiğini, bu nedenle müvekkili 13.01.2022 tarihli dilekçe ile İzmir Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğüne ve ECBS (... Çevre Bilgi Sistemi) başvurduğunu ve fiili olarak ayrıldığını, müvekkili kâğıt üzerinde hala ortak olarak görülmesinden dolayı halen şirketin bankacılık işlemlerine erişimini yapabildiğini, kontrollerinde şirketin para transferleri ve gelir gider akışını incelediğinde şirkete ait ... nolu ... IBAN nolu Garanti Bankasında bulunan hesabına yapılan tüm para transferlerinin davalı şirket ortağı şahsi hesabına geçirildiğini gördüğünü, şirket muhasebecisine de ulaşamadığını diğer ortağa ulaşmasının mümkün olmadığını, şirketin tedbiren faaliyetlerinin durdurulmasını, fiilen şirketten ayrılmasının tespitini, beyan ederek şirketin feshine olmadığı takdirde şirketten olan tüm alacakları hesaplanarak kendisine ödenmesi kaydıyla şirket ortaklığından ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi mahkememizce 16.05.2023 tarihli ara karar ile değerlendirilerek, yaklaşık ispat kurallarına göre davanın sonucunda elde edebilecek olan menfaatin davanın başında hükmedilmesinde imkân bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin 27.06.2023 tarihli cevap dilekçesiyle; ... Çevre Danışmanlık Müh. Müş. Eğitim ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti'nin müvekkili ile davacının şirkete dair tüm ekonomik ve ticari konularda anlaşmış olması üzerine 2015 yılı Ağustos ayı içerisinde kurulduğunu ve Ticaret Sicil Gazetesinde tescili ilan edildiğini, müvekkilinin bu iş ve sektörde daha önceden çalışması nedeniyle deneyimli bir kişi olduğunu, davacının ise bu sektörde tecrübesi olmadığını, davacının sürekli ofiste vakit geçirmeyi tercih ettiğini ve sahada görev almadığını, iş ve işlemlerin çoğunlukla müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, 2020 Mart ayında Covid-19 pandemisi bilindiği üzere nedeniyle danışmanlık iş ve işlemlerini de tamamen durduğunu, bu dönemde tekstil, baskı tesisi artımı tesisi vb. planlamaları yapmak suretiyle şirkete kazanç sağlamak gayesinde olduğunu, pandemiden sonra tekrar değerlendirme yapmaları gerektiğini davacıya beyan ettiğini, 2021 yılı pandeminin hafiflemesi ile danışmanlık hizmetleri aktif olarak başladığını, şirketin ayrıca birikmiş vergi ve sigorta borcu olduğunu, taraflar bir araya geldiğini ve yaptığı görüşmede; müvekkili davacıya şirketin aktif ve pasif malvarlığının göz önüne alınması gerektiğini, mevcut durumda hizmet verilen veya hizmet almak isteyen şirketlerle de görüşülmesi gerektiğini belirttiğini ve yapılacak bu değerlendirmeye göre nihai bir karara varılması gerektiğini iletmişse de, davacı şirketin hiç bir borcundan sorumlu olmadığını söyleyerek müvekkilin ödeme gücünden çok yüksek meblağlar ile pay devrini teklif ve talep ettiğini, müvekkil ise yine tek başına çalışan şirket ortağı ve müdürü olarak şirketle ilgili tüm ödemeleri yapmaya ve şirketin özellikle pandemi nedeniyle oluşan zararlarını gidermeye çalıştığını, davacı ise yine dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere; müvekkiline öncesinde hiç bir bilgi vermeksizin 13.01.2022 tarihinde Çevre Müdürlüğü’ne dilekçe vermek suretiyle dava konusu şirkette çevre mühendisi olarak artık çalışmayacağını beyan ettiğini ve şirketi ve mevcut durumda danışmanlık hizmeti verilen firmaları yasal olarak zor durumda bıraktığını, 30.07.2019 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevre Yönetimi Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin m. 6/3 bendi gereği şirketin bünyesinde 4 adet çevre görevlisi bulundurulması zorunluluğu olduğundan habersiz yapılan bu çıkış nedeniyle şirketin yeterlilik belgesinin iptali riski doğduğunu, müvekkili bu durumu ... Çevre Bilgi Sistemi (ECBS) üzerinde tesadüfen fark etmiş ve ilgili Yönetmelik gereği 1 ay içerisinde yerine yeni bir personel alımı yapmak suretiyle yeterlilik şartlarının devamını sağladığını, davacının bilgi vermeden Çevre Bakanlığı Yeterlilik Sisteminden çıkması nedeniyle şirkete yeni bir çevre mühendisi alınmak mecburiyetinde kalındığını bu hususun şirket açısından ekstra personel maliyetine neden olduğunu, davacının sistemden ayrıldığı tarihten sonra iki kez Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından şirket çevre yeterlilik denetimi yapıldığını ve yeterlilik şartlarını sağladığı tutanak ile kayıt altına aldığını, davacı, ... Çevre Bilgi Sistemi (ECBS) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çevre sistemi ile ilgili yasal portalı üzerinden Onay Çevre ‘ye ait portala giriş yapamadığı belirtmişse de davacının sisteme giriş işlemi için T.C. numarası ve şifresi ile giriş yapması yeterli olduğunu, ... Çevre Dan. Ltd. Şti. olarak firmanın iş ve işlemleri için ise farklı herhangi bir kullanıcı adı ve şifre mevcut olmadığını, davacı kendi hesabıyla giriş yaparak ... Çevre Dan. Ltd. Şti.'nin her türlü iş ve işlemi yapmaya yetkili olduğunu, ancak dava dilekçesinde yer alan bu iddiadan davacının, şirket ortağı olarak çalıştığı bu 8 sene içerisinde bu temel sistemi dahi tam olarak bilmediği anlaşıldığını, farklı bir şifre mevcut olmadığını, davacı kayıt silme işlemlerini yaptığı tarihten sonra ise ... Çevre Dan. Ltd. Şti. ile ilgili ortaklık dışında çevre mühendisi veya danışmanı olarak sistemsel bir bağlantısı kalmadığını ve davacının yerine yeni bir personel (çevre mühendisi) alınmak mecburiyetinde kaldığını, davacının ... olan adresine ait yıllık alan ve domain ödemeleri daha önce şirket nam ve hesabıma davacı tarafından yapılıyor olmasına rağmen davacının bilgi vermeksizin bu ödemeyi yapmaması ve de ödeme yapılması gerektiği hususunda bilgi verilmemesi nedeniyle şirketin yaklaşık 8 yıldır kullanmakta olduğu bu internet adresine ilişkin olan domain hakkını kaybedildiğini, davacı dava konusu şirkette mevcut durumda dahi tüm banka hesaplarına ulaşılabilmekte ve banka hesaplarda her türlü işlemi yapabildiğini, davacıya 12.08.2022 tarihine kadar çeşitli tarihlerde çeşitli miktarlarda şirket hesabından para aktarımı da devam ettiğini, şirkette mevcut durumda işlerini geliştirdiğini, bilinirliliğini arttırdığını ve aylık sabit kazancı olan bir şirket haline geldiğini, mevut durumda şirketin aylık danışmanlık hizmeti verdiği şirket sayısı 25'e ulaştığını, davacının şirkette resmi olarak çevre danışmanı olduğu dönemde yaklaşık 15 olan danışmanlık hizmeti verilen firma sayısı müvekkilin çabası ve yapılan ekip çalışması sonucunda kısa süre içerisinde 10 tane daha arttığını, şirkette ortalama fatura birim tutarı mevcut danışmanlık hizmeti verilen şirketler açısından 4.100 TL + KDV'ye yükseldiğini, şirketin aylık danışmanlık hizmetinin yanı sıra şirketlere Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) danışmanlığı ile Atık su proje çalışmalarının yapılması işlemlerini yaptığını, ÇED danışmanlık fiyatları hizmet verilen tesisinin durumuna ve büyüklüğüne göre 5.000-TL ila 150.000 TL+KDV arasında ücretlendirildiğini ve yine Atık su proje onayı işlemlerine dair verilen hizmetin ücreti de 3.500,00 TL ila 210.000 TL+KDV olacak şekilde güncellendiğini, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Danışmanlığı işinden yılda ortalama 5-6 kez, Atık su Proje hazırlama iş ve işlemlerini ise yılda ortalama 2-3 kez yapmakta ve şirket bu yolla ekstra kazanç sağlayabildiğini, çevre danışmanlığı ile ilgili özellikle Yönetmelik gereği asgari ücret uygulaması ve yukarıda sayılan ve kazanç açısından ekstra iş olarak adlandırılabilecek iş ve işlemlere istinaden şirketin mali durumu geçen 1 yıl içerisinde önemli ölçüde değiştiğini, 2022 yılı için aylık danışmanlık hizmeti ücretleri ortalama 800,00 - 1.000,00 TL iken her bir şirket için yaklaşık 3 kat artarak asgari 2.835 TL + KDV’ye çıkarıldığını ve yine ÇED Kapsam dışı ücretlendirmesi her bir iş için 1.000,00 – 3.000,00 TL iken 5.000-TL ila 150.000TL + KDV'ye ve Atık su Proje İşleri 1.000 - 120.000 TL arasında ücretlendirilmekteyken 3.500,00 TL ila 210.000 TL + KDV arasında ücretlendirilmeye başladığını, şirketin giderleri hususunda ise şirkete ait kredi kartının olmaması nedeniyle şirkette uygulama haline geldiği üzere aylık kira, araç kiralama, elektrik, su, internet vb. abonelik faturaları, muhasebe ödemeleri, akaryakıt ve yemek vb. bir çok gidere ilişkin harcamalar ve ödemeler genelde kişisel hesaplardan yapılmakta ve sonrasında ise bu ödeme ve harcamalar fiş, belge, dekont vb. karşılığında şirket hesabından kişisel hesaba aktarıldığını, şirketin kuruluşundan bu yana hep aynı şekilde yapıldığını, davacı da bu sistemi yıllarca kullandığını, ancak mevcut durumda çok iyi bildiği ve yıllarca kullandığı bu ödeme sistemini dahi bilmediği yeni bir yöntem gibi olduğunu belirttiğini, davacının iddialarını soyut olduğunu, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davacı ... vekilinin 10.07.2023 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin çevre danışmanlığı konusunda yetkin bir kişi olduğunu, 2014 yılından itibaren ... Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi üyesi İzmir Delegesi ve Şube Danışmanlık Komisyon üyesi olduğunu, yasal mevzuat ve yönetmelik hakkında görüş bildirdiğini, müvekkil ile davalı arasında şirkette iş bölümü yapılırken müvekkilin ofis içinde şirket hukuki ve teknik işleri ile uğraşacağı, davalıların ise saha çalışması yapacağı şeklinde anlaştıklarını, devlet dairelerinde yapılacak işler ile ilgili müvekkilinin görevlendirildiğini, davalının saha hizmetlerinde kendisinin görevlendirildiğini, müşteri adaylarıyla görüşmeler yaptığını, daha önceden tanıdığı firmalar ile tanışıklığını kullanarak iş getireceğini beyan ettiğini, ancak saha çalışması yapması gereken davalının iş getirmediğini, işin bir kısmının masa başında yapılması gereken işler olduğundan müvekkilinin bu iş üstlendiğini, davalının ... Danışmanlığı ve Atık Su Proje çalışmaları ile ilgili tek başına işler yaptığını iddia ettiğini, bunun tamamıyla doğru olmadığını, davalının ÇED yeterliliği ile ilgili herhangi bir bilgisinin olmadığını, teknik bilgi içeren bir husus olduğunu, müvekkilinin daha önceden şirketten ayrılmak istediğini ancak aralarında anlaşamadıklarını, müvekkilin sermaye payı ve şirket alacakları hesaplandıktan sonra şirketin feshi yada ortaklıktan çıkmak için talepte bulunduğunu, davalının cevap dilekçesinin 3. Maddesinde yer alan ECBS portalına giriş şifresini bilmediği iddiasının yerinde olmadığını zira bu portala şirket ortaklarından birisinin girmesinin yeterli olduğu, müvekkilin şirketi zarara uğratmak için herhangi bir faaliyette bulunmadığını, şirket hesabından kendi hesabına para aktarmadığını ancak çok zorda kaldığı dönemlerde belli miktarlarda küçük tutarlarda parayı çekmek durumunda kaldığını, şirketten alacağına mahsuben yaptığını, bu tutarların toplamının 5.278,16 TL olduğunu, müvekkilin şirkete ait resmi giderlerin tamamının şirket hesabı kullanarak internet bankacığı veya mobil bankacılık üzerinden ödemeleri yaptığını belirterek öncelikle şirketin tasfiyesi, olmadığı takdirde şirketten ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Danışmanlık Mühendislik Müşavirlik Eğitim ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti. usulüne uygun tebligat yapılmış ise de davaya cevap vermemiştir.
Her ne kadar davalı şirket davaya cevap vermemiş ise de; davacı ve davalının ana sözleşmede %50 pay sahibi olduğu ve her ikisinin de Ticaret Sicil Kayıtlarına göre 05.08.2015 – 05.08.2025 tarihleri arasında 10 yıllık idare ve temsil yetkisine sahip olduğu, dolayısıyla her ikisinin de şirket müdürü ve temsilcisi olarak ana sözleşmede yetkilendirdikleri belirlendiğinden şirkete ayrıca bir temsil kayyımı atanmasına gerek olmadığı tespit edilmekle yargılamaya devam edilmiştir.
Dava; davalı şirketin fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde davacının şirket ortaklığından ayrılmasına ilişkin davadır.
Şirkete ait defter ve kayıtlar, şirketin ticaret sicil kayıtları, banka kayıtları, incelenmiş, ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Davacı taraf tanık dinletmeyeceğini bildirmesi üzerine davalı tarafa 12.07.2023 tarihli celsede tanık dinletmek istediği takdirde bir haftalık kesin süre içerisinde tanıklarını bildirmesi için süre verilmiş, ancak davalı taraf tanık dinlenmesi için gerekli süre içerisinde tanık isimlerini bildirip gerekli giderleri yatırmamıştır.
Şirkete ait sicil kayıtları incelendiğinde; şirketin Merkez – 182772 sicil numarası ile 05.08.2015 tarihinde 80.000 TL sermaye ile tescil edildiği, şirketin % 50 pay sahibi 2 ortaktan oluştuğu, %50 ortağı ... ve %50 ... olduğu, şirketin ana sözleşmesinde her iki ortağın yer aldığı, ana sözleşme ile 10 yıl süre ile şirket ortaklarının münferiden temsil ve ilzama yetkili atandığını, bu atamanın sicile de kayıt edildiği ve 05.08.2025 tarihinde bu yetkinin sona ereceği belirlenmiştir.
Bilindiği üzere limited şirketin fesih ve tasfiye sebepleri arasında TTK m. 636/2 fıkrasına göre şirketin uzun süreden beri gerekli organlarından biri mevcut olmaması veya genel kurul toplanamaması, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinin müdürleri dinleyerek şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için uygun bir süre vermesi ve buna rağmen bu durum düzeltilmezse şirketin feshine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteme hakkı bulunduğu, bu halde mahkemenin bu talebi değerlendirerek şirketin feshi yerine ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verebileceği belirtilmiştir.
Şirketin sona ermesi halinde A.Ş.’lere ilişkin sona erme hükümlerinin yani TTK m. 529 ve devamındaki hükümlerin uygulanması gerektiği TTK m. 636’da yer almaktadır.
Somut olayda davacının iddia ettiği üzere haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı, şirketin feshinin şartlarının oluşup oluşmadığı, bu şartlar oluşmuş ise başka bir çözüm yolunun uygulanıp uygulanmayacağı konusunda bilirkişiden rapor alınması gerektiği belirlenmiştir.
Mahkememizce seçilen bilirkişi YMM ... vasıtasıyla yapılan incelemeyle alınan 23.11.2023 tarihli raporda; şirkete ait defter ve kayıtlarının bulunmadığı, şirketin Detay, Nizam ve Mali tabloları ile Kurumlar Vergisi Beyannameleri istendiği halde şirketin muhasebecisinin elinde Kurumlar Vergisi Beyannamesi bulunması nedeniyle bu beyannamelerin incelendiği, şirketin 2016 – 2020 yılları arasında mali durumu incelendiğinde sermayesinin 80.000,00 TL olup, tamamının ödendiği, 2016 ve 2022 yılında şirketin zararda olduğu, 2017 - 2018 - 2019 - 2020 - 2021 yıllarında ve 2023 yılının ilk altı ayında kar elde ettiği, borca batık durumda olmadığı, kaydı öz varlığının yıllar içinde arttığı, şirketin geçici Vergi Beyannamesine göre faaliyetin devam ettiği, şirketin 05.08.2015 tarihinde kurulduğu, şirket müdürü ve temsilcisinin ... ve ... olduğu, her ikisinin münferit yetkisinin bulunduğu ve %50 hissedar oldukları, TTK m. 636/3f’ya göre haklı sebebe dayanarak feshinin istendiği, davacının davalı şirket içinde % 50 pay sahibi olduğu, şirketin Kurumlar Vergisi Beyannameleri ekindeki mali kayıtlar 30.06.2023 tarihli Geçici Vergi Beyannamesi incelendiğinde davalı şirketin hali hazırda ticari faaliyeti olduğu borca batık durumda olmadığı, genel olarak karlılığın devam ettiği, şirketin 2017 yılından sonra genel kurul yaptığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı 05.08.2017 tarihli karar ile şirketi 10 yıllığına temsilci olarak davacı ... ve davalı ...’nin münferit temsil ve ilzam yetkili olarak atandıkları, şirketin feshi için haklı sebebin bulunmadığı, TTK m. 636/3’e göre davacının ortaklıktan çıkarılmasına hükmedilmesi halinde çıkma payının karar tarihine en yakın rayiç değerinin 79.448,18 TL olduğu belirlenmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 30.11.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, tüm defterlerin incelenmediğini, yeni bir rapor alınmasını istediklerini, haklı bir sebep bulunmasına rağmen şirketin feshi için gerekçe teşkil etmediklerinin bildirdiklerini, şirket muhasebecisinden defterlerin alınması gerektiğini, belirterek yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekilinin 13.12.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; davacının ortaklıktan çıkarılmasının doğru çözüm olacağını, davacının aynı zamanda şirket yöneticisi olduğu, kendi tasarrufu ile sistemden çıkana kadar dava konusu şirketin işlemlerini ... Çevre Bilgi Sistemi portalından şirketin her türlü iş ve işlemi görebildiğini, ancak davacının bunu kendisinin kapattığını, kendisinin çevre mühendisi olarak çalışmayacağını beyan ettiğini, bu nedenle şirketin yeterlilik belgesinin iptali riskinin doğduğunu ve bu durumun yönetmelik gereği 1 aylık süre içerisinde giderilerek eksikliğin tamamlandığı, şirket malvarlığının kaydi öz varlığının devam ettiğini, belirterek bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce asıl rapora tarafların itirazları dikkate alınarak YMM bilirkişi ...’ten ek rapor alınmasına karar verilmiş, davalıdan şirkete ait defter ve kayıtları ibraz etmesi ve bilirkişinin incelemesi istenmiş, davalı taraftan defter ve kayıtların bulunduğu yerin bildirilmesi ile (SMMM ...’da defter ve kayıtlarının bulunduğunu 30.01.2024 tarihli dilekçesi ile) dosya YMM bilirkişiye tevdii edilmiştir.
YMM bilirkişi ...’ten 25.03.2024 tarihli alınan ek raporla şirket muhasebecisinin defalarca aranmasına rağmen defter ve kayıtları ibraz etmediğini bildirdiği ve 2021 – 2022 – 2023 yılı mizan ve kurumlar vergisi beyannameleri incelenmekle şirket sermayesinin 80.000 TL olup tamamının ödendiği 2016 – 2022 – 2023 yıllarında zararın olduğu 2017 – 2018 – 2019 -2020 – 2021 yıllarında kar elde ettiği, kaydi öz bağlarının müsbet olduğu, aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, şirket ortaklarının şirkettin 31.12.2023 tarihinde herhangi bir bakiye ve alacaklarının olmadığını, davacının şirketteki payının 22.136,79 TL olarak belirlendiğini bildirmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 04.04.2024 tarihli beyan dilekçesinde; şirket defterlerinin incelenmediğini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, vergi dairesi ve SGK üzerinden yapılacak borç sorgulamalarında şirket defterleri ile birlikte inceleme yapılarak ayrıntılı rapor düzenlenmesi gerektiği, şirketten olan alacağının doğru belirlenmediğini, şirketi mali hesaplarının doğru incelenerek davalı ortağın şahsi hesabına para aktarıp aktarmadığının değerlendirilmesinin istediğini belirterek rapora itiraz etmiştir.
Bu rapora karşı davalı vekilinin 15.04.2024 tarihli beyan dilekçesinde; ek rapordaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, haklı sebebin oluşmadığını, şirketin borca batık olmadığı ancak öz varlığının (+) olmasına rağmen şirketin ekonomik sıkıntılar nedeniyle 2023 yılında zarar ettiğini belirtmiştir.
Mahkememizce şirket ve kayıtların incelenmesi için yeniden bilirkişiden 04.06.2024 tarihli ek rapor alınmıştır. Bu raporda; şirketin 2015 – 2023 arasındaki tüm defter ve kayıtların incelendiği, şirket sermayesinin 80.000,00 TL olup tamamının ödendiği, şirketin 2023 yılında zarara uğradığı, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayacak nitelikte olduğu, kaydi öz varlığının müsbet olduğu, 2022 yılı sonuna kadar öz varlığının arttığı, 2023 yılında azaldığı, 31.12.2023 tarihi itibariyle şirket ortaklarının şirketi karşı borç ve alacaklarının bulunmadığı, davacının çıkma payının 22.136,79 TL olduğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 14.06.2024 tarihli beyan dilekçesi ile; dava konusu şirketin defter ve kayıtlarının incelendiğini, davalının şirket defterleri üzerinden tahrifat yapmış olabileceğine dair şüphelerinin bulunduğunu, şirketin banka dökümlerinin incelenmediğini, kaydi öz varlığın dikkate alındığını, şirketin borca batık olmadığının tespit edildiğini, ancak bu tespitin doğru olmadığını, 2022 – 2023 yılları arasında şirketin öz varlığından 100.000,00 TL’ye yakın bir düşüş olduğunu, davalının şirket hesabından kendi hesabına para aktardığını, ... hesabından müvekkilinin şirketten ayrıldıktan sonra aktif olarak kullanıldığını ve para çekildiğini, davalı ortağın şahsi hesabına para aktarıldığını belirterek müvekkilinin çıkma payının doğru hesaplanmasını talep etmiştir.
Bu rapora karşı davalı ... vekilinin 24.06.2024 tarihli beyanında; davacının çıkma payının 22.136,79 TL olduğunu, şirketin feshi için haklı sebebin mevcut olmadığını, şirketin faaliyetine devam ettiğini, borca batık olmadığını, davacının müvekkiline bilgi vermeden İzmir Çevre İl Müdürlüğüne Çevre Mühendisi olarak çalışmayacağını beyan ettiğini, bu nedenle şirketi zorda bıraktığını, şirketin yeterlilik belgesinin iptali riskinin doğduğunu, bu durumun ... Çevre Bilgi Sistemi ECBS den tesadüfen öğrenildiğini, yeni bir personel alarak durumun düzeltildiğini, şirketin yeni bir personel alması nedeniyle maliyetinin doğduğunu belirterek aleyhe olan hususları kabul etmediğini beyan etmiştir.
Davacının bilirkişi raporu itirazında belirttiği şirket defter ve kayıtların usulüne uygun olmadığını ve bankalarda şirkete ait davalı hesabına para bulunduğu iddiası ayrı bir dava konusu olması (şirket yöneticisinin sorumluluğu) ve davacının da aynı zamanda davalı şirketin yöneticisi olması ve defterlerin usulüne uygun tutulmadığı iddiasının da kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğinden bu talebi kabul edilmemiştir.
Davacının davalı ile ortaklıklarını devam etme iradesinin bulunmadığı belirlenmiştir.
Mahkememizce şirketin fesih sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ve organlarının bulunup bulunmadığı, incelenmiş ve şirketin temsilcisi ve yönetim yetkisinin davacı ... ve davalı ... olduğu, 05.08.2015 – 05.08.2025 tarihleri arasında 10 yıllık idare ve temsil yetkisine sahip olduğu, dolayısıyla her ikisinin de şirket müdürü ve temsilcisi olarak ana sözleşmede yetkilendirdikleri, şirketin organlarının bulunmasına rağmen davacının davalı ile bir araya gelme ve şirketi yönetme iradesinin bulunmadığı, davacının şirket yöneticisi olmasına rağmen şirket yönetimine katılmadığı ve şirketin idaresinde bulunmadığı, şirketin mevcut haliyle bu iki ortak tarafından birlike yürütülmesinin mümkün bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı ile davalının ortaklığını sürdürmeleri ve kar elde etmek amacıyla çalışmalarının mümkün olmadığı, tarafların her ikisi için de birlikte şirketi idare etme konusunda iradenin ortadan kalktığı, gerek davacının gerekse davalı ...’nin davacının şirketten ayrılmasına ilişkin talebini kabul ettikleri belirlenmiştir.
Bu halde şirketin birlikte idare edilmesine ilişkin el ve gönül birliği ortadan kalktığından davada haklı sebebinin bulunduğu, davacının bu talebinin davalı tarafından da kabul edildiği tespit edilmekle, şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılmasının yasanın düzenlenmesinde esas amaç olup; bu amaç dikkate alınarak karar vermek gerekmiştir.
Düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakim değerlendirilmesi zorunlu olduğundan mevcut durumda TTK. m. 636 ve devamına göre haklı sebeplerin bulunması halinde mahkemenin şirketin feshi yerine başka bir çözüm yoluna karar verebileceği (TTK. m. 636/3) belirtilmektedir.
Somut olayda da tarafların şirketi birlikte yürütme ve idare etme iradelerinin ortadan kalktığı, el ve gönül birliğinin bulunmadığı, mevcut durumda şirketin feshi için %50 pay sahibi olan davacı ve davalının ortaklığı yürütme iradesinin ortadan kalkmış olması nedeniyle davalı şirketin feshine karar vermek yerine davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacının şirketten çıkarılmasında fayda bulunduğu belirlenmekle, bu durum bilirkişiden alınan raporla sabit olmuştur.
Böylece davalı şirketin feshinden önce, davalının da bu yöndeki talebi kabul etme şeklindeki rızaları göz önüne alınarak TTK. m. 638 ve devamına göre davacının ortaklıktan çıkarılmasına ve karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerini oluşturan 22.136,79 TL çıkma payının karar tarihine en yakın değer olduğu belirlenerek bu değerin kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;
1-Davacının terditli talebinden öncelikle davalı şirketinin feshini istediği, davalı ortağın ise davacının şirketten çıkmasına muvafakat ettiği, tarafların (davacı ile davalı şirketin diğer ortağının) ortaklığı birlikte yürütmesinin imkânının bulunmadığı, şirketin feshi için şirketi tarafların birlikte yürütme iradesi bulunmadığından haklı sebeplerin oluştuğu, ancak şirketin fesh etmenin ekonomik ve hukuki anlamda bir faydasının bulunmayacağı, TTK m. 636/3 fıkra uyarınca dosyadaki talebi de gözetilerek 6102 sayılı TTK m. 636/3f. gereğince şirketin davacı ve diğer ortakla birlikte yürütmesinin ve kar elde etme amacının mevcut durum itibariyle gerçekleşmeyeceği tespit edildiğinden somut duruma en uygun çözüm olarak Davacı ...’in, Davalı ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Müşavirlik Eğitim ve Turizm Ltd. Şti ortaklığından çıkarılmasına,
Şirket ortaklığındaki payının bilirkişilerce hesaplanan 22.136,79 TL gerçek ayrılma payının davalı ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Müşavirlik Eğitim ve Turizm Ltd. Şti’den KARARIN KESİNLEŞME TARİHİNDEN itibaren işleyecek ticari faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine,
2- Davacının davalı ... hakkında aleyhine açmış olduğu davanın bu davalıların şirket ortağı olup; bu davalı yönünden açılan davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.512,16 TL harçtan dava açılışında alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 1.332,26 TL harcın davalı ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Müşavirlik Eğitim ve Turizm Ltd. Şti’den tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafça yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 179,90 TL ve peşin harç 179,90 TL ile yazışma - tebligat 823,25 TL ve bilirkişi ücreti 2.000,00 TL olmak üzere toplam 3.183,05 TL'nin davalı ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Müşavirlik Eğitim ve Turizm Ltd. Şti’den alınarak davacıya verilmesine,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Çevre Danışmanlık Mühendislik Müşavirlik Eğitim ve Turizm Ltd. Şti’den alınarak vekili yararına davacıya verilmesine,
Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT m. 7/2 ye göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına bu davalıya verilmesine,
HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin ve davacı ...'in yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/07/2024
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı