T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/447 Esas
KARAR NO: 2023/974 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/05/2023
KARAR TARİHİ: 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından Mahkememize verilen 30/05/2023 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili firmanın davalıya satmış olduğu fideler karşılığında 24/08/2022 tarihli 22.500,00 TL 'lik fatura keserek davalıya teslim ettiğini, davalının işbu fatura bedellerini süresinde ödememesi üzerine davalı aleyhine icra takibine başlandığını, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini, davalı tarafından Dikili İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine karşı yapılan 23/02/2023 tarihli itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı adına usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı gönderilmiş olmasına rağmen cevap verilmediği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında olduğu beyan edilen Dikili İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası, dosyamız içine alınmıştır.
Davalının tacir olup olmadığına ilişkin inceleme kapsamında İzmir Esnaf ve Sanatkarları Odasına, Ticaret Sicil Müdürlüğüne, ve Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere yanıt verildiği görülmüş, İzmir Vergi Dairesi başkanlığı tarafından verilen 23/11/2023 tarihli cevabi yazıda; davalı ... 'ün herhangi bir mükellef kaydı bulunmadığının ayrıca Ticaret Sicil Müdürlüğü ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasından da ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüş, davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Dava, davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali üzerine işbu davanın açıldığı, davalı tarafça yanıt verilmediği, buna göre; davacı tarafça icra takibinde dayanılan hukuki ilişkinin hangi sebepten kaynaklandığı, icra takibine konu edilen alacak yönünden edimlerin nelerden ibaret olduğu ve bu edimlerin karşılıklı olarak yerine getirilip getirilmediği, davalının tacir olup olmadığı, ve buna göre mahkememizin görevli olup olmadığı, sonuç itibariyle icra takibine konu alacağın doğup doğmadığı, doğmuş ise miktarı ve ferilerinin tespiti ile mahkememizce istemin değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususlarının tespitine ilişkin itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış sözleşmesinden kaynaklı olup, satış sözleşmesine ilişkin düzenleme Türk Borçlar Kanununda bulunmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlığın bu hali ile TBK hükümlerine göre incelenmesi gerekli olup bu durumda davanın ticari dava olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
TTK mad. 4 ile ticari davaların tanımı yapılmış her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davalarında görevli Mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğu, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın hangi uyuşmazlıkların ticari dava olduğu hususu ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu açıklamaya göre TBK hükümlerine göre düzenlenen satış sözleşmesine ilişkin uyuşmazlıkların doğrudan doğruya ticari dava niteliğinde kabul edilmediği madde metninden açıkça anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu uyuşmazlıkların TTKmd.5 te açıklandığı ve buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ve Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK md 2 de ise Asliye Hukuk Mahkemelerinin genel görevli mahkeme olduğu hüküm altına alınmıştır.
Yapılan yazışmalara göre davalının tacir olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satımdan kaynaklandığı ve bu uyuşmazlığın genel hükümler uygulanmak suretiyle çözümü gerektiği, bu haliyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin söz konusu uyuşmazlıkta görevli olduğu, HMK md 114/1-c hükmüne göre, görev hususunun dava şartları içinde sayıldığı, görevin, yargılamanın her aşamasında gerek taraflarca ileri sürülebileceği gibi gerekse mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, bu haliyle mahkememizin görevli olmadığı, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Dosya kapsamında, gerçek kişi olan davalının tacir olmadığı, davalı hakkında yapılan tacir araştırmasına göre İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve Ticaret Sicil Müdürlüğünde kaydının bulunmadığı, yazı cevaplarına göre davalının tacir sıfatının bulunmadığından uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Davanın mahkememizin görevsizliği nedeni ile usulden REDDİNE, görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK Mahkemesi olduğuna,
Karar kesinleştiğinde ve yasal süresi içinde başvuru olduğu taktirde, dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine Gönderilmesine,
Harç ve yargılama giderlerinin HMK md.331 uyarınca görevli/yetkili mahkeme tarafından ele alınmasına,
HMK 20. Md. Uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra başvuru olmadığı takdirde dosyanın mahkememizce ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun dikkate alınmasına,
Dair karar, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvuru yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/11/2023
Yazman ...
e-imzalı
Yargıç ...
e-imzalı