T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/424 Esas
KARAR NO : 2024/430
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/05/2022
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
Mahkememizde görülen Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; Taraflar arasında 01/01/2021 tarihinden itibaren geçeli olmak üzere, 04/12/2020
tarihinde 1 yıl süreli “Elektrik Satış Sözleşmesi” akdedildiği, sözleşmeye göre (aynı tarihli ek protokolde belirtildiği üzere), elektik birim fiyatının
0,488 TL olarak belirlendiği ve bu birim fiyatın sözleşme süresince sabit kalacağı,
Ancak 02/08/2021 tarihli yazı ile davacı yanın, sözleşmede sabit birim fiyat olarak
anlaşıla 0,488 TL’nin, 01/07/2021 tarihi itibariyle 0,597218 TL olarak değiştirileceğini
bildirdiği,
Aynı yazıda ayrıca bu yönlü bir birim fiyat revizyonunun kabul edilmediği takdirde,
sözleşmenin sonlandırabileceğinin de belirtildiği,
Bunun üzerine davacı yanın davalı işletme ile 09/08/2021 tarihli ikinci bir ek protokol
imzaladığı ve bu protokolde, iş bu dava ile talepte bulunulan alacak iddiasına dayanak
olacak şekilde davacı yanın dava açma haklarının saklı olduğu belirtilen aşağıdaki
ihtirazı kaydın konulduğu,
“04/12/2020 tarihinde imzalanan elektrik satış sözleşmesi hükümlerine
göre belirlenen sabit fiyat ile revize edilen fiyat arasındaki farktan
kaynaklı yasal yollara başvuru hakkımızı saklı tutuyoruz”
Yukarıya alıntılanan kaydın davalı işletmece de kabul edilmek suretiyle 09/08/2021
tarihli yeni ek protokolün taraflarca imzalandığı ve bu doğrultuda davalı işletmenin
01/07/2021 tarihinden 31/12/2021 tarihine kadar yeni birim fiyattan elektrik tedarikinde
bulunduğu,
Davacı yanca yapılan hesaplamaya göre, 01/07/2021-31/12/2021 tarihleri arasında,
0,488 TL ile 0,597218 TL birim fiyatlar arasındaki farktan kaynaklı olarak 150.951,25
TL tutarında bir alacak bakiyesi doğduğu,
Bu farkın, İzmir ... Noterliğinin 02/02/2022 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile
davalı yandan iadesinin talep edildiği,
Buna karşılık olarak ise davalı işletmenin Kadıköy .... Noterliğinin 09/02/2022 tarih ve
... yevmiye sayılı cevabı ile itiraz ettiği, itirazda özetle aşağıdaki hususların dayanak
gösterilerek fiyat farkının davacıya ödenmediği,
İhtirazı kaydın, 01/01/2021 ile 01/07/2021 tarihleri arasına ilişkin
olduğu,
01/07/2021 tarihinden sonrası için davacı yanca talepte
bulunulamayacağı,
yeni birim fiyatlardan tanzim edilen davalı yan satış faturalarına da
davacı yanca herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve faturaların
ödenmiş olması uyuşmazlık konusu olan fiyat farkının davacı yanca da
kabul edilmiş olduğu,
ancak davalı yanca belirtilen ihtirazı kaydın 09/08/2021 tarihine kadar doğmuş olan
haklara ilişkin olacağına ilişkin beyanının tutarlılığının olmadığı,
dolayısıyla ilk sözleşme olan 04/12/2020 tarihli sözleşmede sabit birim fiyat üzerinde
anlaşmaya varıldığı ve yeni birim fiyat için düzenlenen ek protokol ile bilhassa ihtirazı
kaydın varlığı nedeniyle sabit birim fiyattan farklı bir birim fiyat ile elektrik kullandırıldığı ve buna dair yapılan fazla ödeme tutarının (150.951,25 TL) davalı yandan
iadesinin usul ve yasalara uygun olduğu,
ihtirazı kayıt iradesinin varlığının sözleşme hükümleri içinde saptanabildiği, bu nedenle
de sonradan sözleşme hükümleri aksine gerçekleştirilen fiili uygulamanın,
sözleşmedeki iradeyi kaldırıcı, değiştirici ve yeni bir sözleşme oluşturur nitelikte
olmadığından alacaklının bu uygulama karşısında ihtirazı kayıt ileri sürmediği sonucuna
varılamadığı, bu hususta İçtihatlar bulunduğu,
bu bakımdan, davalı yanın Kadıköy .... Noterliğinin 09/02/2022 tarih ve ... yevmiye
sayılı cevabi ihtarnamesinde belirttiği hususların; 09/08/2021 tarihinden sonra
düzenlenen elektrik faturalarını ihtirazı kayıt koymadan ödeme yaptığı, bir başka ifade
ile ihtirazı kayda ilişkin iradesini açık şekilde yansıtan sözleşme olmadığı olası bir
durumda anlamlı olabileceği,
ancak taraflar arasında böyle bir durum olmadığı, ihtirazın yeni ek protokolde
saptanabileceği, bu nedenle de 09/08/2021 tarihinden sonra düzenlenen her elektrik
faturasını öderken ihtirazı kayıt bildirmesine gerek bulunmadığı belirtilmekle 04/12/2020 tarihinde imzalanan
elektrik satış sözleşmesi ile belirlenen elektrik sabit fiyatı ile 09/08/2021 tarihinde imzalanan
ek protokol ile 01/07/2021 tarihinden sonra farklı elektrik fiyatı uygulanmasından
kaynaklandığı iddia edilen 150.951,25 TL tutarındaki fazla ödemenin fazlaya ilişkin hakları
saklı kaymak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL’sinin fazla ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren
ticari faiz işletilerek davalıdan tahsili ve davacıya ödenmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; Davacı vekilinin dava dilekçesi ile taraflar arasında akdedilen Elektrik Satış Sözleşmesi’nde belirtilen sabit fiyat taahüdünün müvekkili şirketi tarafından uygulanmadığından bahisle, fazla tahsil edilen tutarın ve iadesini talep ettiğini, elektrik piyasası koşulları, taraflar arasındaki sözleşmenin akdedilmesinden sonra hızla değiştiğini ve artan maliyetler karşısında elektrik fiyatlarında hızlı bir ivmeyle arttığını, buna bağlı olarak müvekkili şirketin elektrik tedarik ettiği üretici firma ile alım sözleşmesi, üretici firma tarafından erken feshedildiğini, maliyetlerin, öngörülemez şekilde satış fiyatlarının çok üzerine çıktığını ve davacı ile anlaşılan şekilde sözleşmede yer alan sabit fiyat üzerinden elektrik tedariki sağlamanın imkansız hale geldiğini, müvekkilinin, sözleşmeyi feshetme yoluna gitmediğini, iyi niyet çerçevesinde ve davacıyı mağdur etmeme amaçlı olarak, fiyatlama modeline ilişkin güncelleme yaptığını ve bu durumu davacıya bildirdiğini, güncellenen fiyat modelinin kabul edilmemesi durumunda ise sözleşmede yer alan cezai şart maddesi uygulanmaksızın sözleşmenin feshedilebileceği hususunun belirtildiğini, davacı tarafça sözleşmenin feshedilmemesinin de ötesinde, 09.08.2021 tarihinde müvekkili şirket ile yeni bir protokol imzalandığını, her ne kadar davacı, söz konusu protokolü ihtirazi kayıtla imzaladığını belirtiyorsa da ihtirazi kayıt, o ana kadar doğmuş olan haklara ilişkin olduğunu, yeni bir sözleşme, şartlar üzerinde anlaşılması halinde imzalandığını, tarafların şartlar üzerinde anlaşmadılar ise sözleşme kurulmayacağını, zira birkaç elektrik tedarik şirketinin bulunduğu piyasada davacının, müvekkili ile sözleşme imzalamak zorunda olmadığını, tacir olan davacının hür iradesi ile protokol imzaladıktan sonra, ihtirazi kayda dayanarak, bu tarihten sonraki aylara ilişkin talepte bulunmasının mümkün olmadığını, kaldı ki davacı, yeni protokole istinaden düzenlenmiş faturalara süresi içinde itiraz etmediğini ve ödediğini, zaten yeni protokol imzalanması yeni fiyat farkının kabulü anlamına gelmekteyken, buna da ek olarak fatura bedellerinin itiraz etmeksizin ödenmesi, yeni fiyatlandırma modelinin kabulü anlamına geldiğini, Türk Medeni Kanunu m.2’de yer alan objektif iyi niyet kuralı gereği, her zarara uğrayanın, zararını en aza indirmek için azami gayreti gösterme mecburiyeti vardır. Aksi halde hukuki güvenilirlik zedelenmiş olacaktır. Mevcut durumda da, eğer davacı ödemeye devam ettiği sözleşme bedelleri için zarara uğradığını düşünüyor ise herhangi bir harekette bulunmayıp zarara uğramaya devam etmeyi göze alması kabul edilemeyeceğini, somut olayda davacının, piyasadan, müvekkili tarafından sunulmuş olan yeni fiyatlardan daha düşük bir fiyatı bulmaya çalışması gerekirdi, davacı taraf bulamıyor ise zaten müvekkilinin sunduğu fiyat kendisi için en düşük fiyat olacak ve bu sebeple zarar etmeyecekti, daha düşük bir fiyat bulabiliyorlarsa, o zaman müvekkiline dönüp, bulduğu bu fiyat ile müvekkilin satış fiyatı arasındaki farkı talep edebileceğini, bunun ötesinde talepte bulunulmasının kötü niyetli olduğunu ve hukuk düzeni tarafından korunması mümkün olmadığını, müvekkili şirketin fiyatlandırma metodunu güncellediği dönemde birçok elektrik tedarik şirketi müşterileri ile arasındaki sözleşmeleri feshetme yoluna gittiklerini, bu doğrultuda davacı tarafından açılan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek davanın müvekkili şirket açısından reddi gerektiğini belirtmiştir.
Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir.
DELİLLER:
Davalı tarafın ticari defterlerinin ve kayıtlarının incelenmesi yönünden düzenlenen SMMM bilirkişi ... tarafından hazırlanan 11/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ve davacı ticari defter ve kayıtlarının incelendiği SMMM bilirkişi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından hazırlanan 20/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu dosyamız arasındadır.
Mahkememizce 10/10/2022 tarihli duruşmada verilen ara karar gereği davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının İstanbul ilinde olduğunun belirtilmesi üzerine İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığı, bilirkişi olarak ...'ın görevlendirildiği ancak bilirkişi görevden çekilme dilekçesi ibraz ettiği, bunun üzerine bilirkişi ... görevlendirildiği anlaşılmakla bilirkişi ... tarafından hazırlanan 11/11/2023 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde özetle; "Davalı şirkete ait defterlerin gerek Kadıköy ... Noterliğinde gerek Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi Başkanlığı’nda Berat Tasdikleri yapılmış olup Davacı şirkete ait defterler TTK 83 ve HMK 220 kapsamında delil niteliğini haiz olduklarını, davalıya ait muhasebe defterlerinin (yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterleri) birbirlerini doğruladığı tespit edildiğini, dava konusuna ilişkin fatura tahakkukları ve tahsilatları Davalıya ait defterlerde yer almakta olup Davacıya ilişkin cari hesap durumunda Davacıya ait iade faturası veya lehinde indirim faturası tespit edilmediğini, davalı Şirketin e-defter kullanarak kayıtlarını yaptığından BA ve BS formları düzenlenmemekte e-fatura bildirimleri yeterli görüldüğünden BA ve BS formları düzenleme yükümlülüğü olmadığını, davalının defterlerinde davacıya ait cari hesap durumu sıfır bakiye verdiğini, yaptığı inceleme sonucunda muhasebe kayıtlarında yer alan davacıya ait verilen cari hesap durumuna göre davacının davalıdan muhasebe ilkeleri ve standartları ile muhasebe tekniğine göre bir alacağı olmadığı" kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı beyan ve itiraz dilekçelerinin sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizin 11/01/2024 tarihli ara kararı ile mahkememizin 10/10/2022 tarihli celsesinde verilen ara karar ile dosyanın SMMM ve Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişiye tevdiine karar verildiği, davalı şirket defterlerinin İstanbul ilinde olması nedeniyle talimat yazıldığı, bilirkişi tarafından raporun düzenlendiği, taraf vekillerinin beyan ve itiraz dilekçesi sundukları bu nedenle de mahkememizin 18/12/2023 tarihli celsesinde dosyanın Elektrik Mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle ek rapor alınmasına karar verildiği ancak davacı tarafın ticari defterlerinin ... adresinde bulunduğu görülmekle mahkememizin 18/12/2023 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince verilen dosyanın Nitelikli Hesap Uzmanına tevdii ara kararından sarfı nazar olunmasına, dosyanın mahkememizce resen seçilecek SMMM ve ELEKTRİK MÜHENDİSİ bilirkişi heyetine tevdi ile taraf vekilleri tarafından sunulan beyan dilekçeleri ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi değerlendirilmek ve davacı vekilinin ticari defterleri incelenmek suretiyle rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce 11/01/2024 tarihli ara karar gereği görevlendirilen SMMM bilirkişi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından hazırlanan 20/02/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunun dosyaya sunulduğu ve ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde özetle; "davacı işletmenin, dava konusu döneme ait ticari
defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun
tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna göre; 6762 sayılı eski TTK’da
belirtildiği haliyle “Kati Delil” olma niteliğinin aksine 6102 sayılı yeni TTK’nın atfıyla,
6100 sayılı HMK’nın 222.md. sine göre “Takdiri Delil” sayılacağından delil niteliği
hususunda takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, Tarafların iddia ve savunmaları ile birlikte dosya kapsamı kül halinde dikkate alınarak
incelendiğinde; davacı işletme ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında, herhangi bir
borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı,
davacı işletmece, davalı tarafından tanzim edilen tüm faturaların
sözleşmeye uygun şekilde ödendiği, davalı yanın bu ödemeleri, fatura içeriklerinin ve dolayısıyla revize
birim fiyatların kabulü olarak ileri sürdüğü, fiyat farkı talebinin de TMK
md.2’ye göre objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığı yönünde beyanda
bulunduğu,
davacı yanın ise, ek protokolde saptanabilen ihtirazı kaydın varlığı
nedeniyle böylesi bir fatura itirazına gerek olmadığını belirterek bu
hususa ilişkin Yargıtay İçtihadı refere etmesi nedenleri ile uyuşmazlığın
bu yönüyle tamamen hukuki nitelik barındırdığı kanısı hasıl olup, takdir
sayın Mahkemeye bırakıldığını, Ancak detayları Elektrik Mühendisi Bilirkişinin Değerlendirilmesi bölümünde
açıklandığı üzere;
Ana sözleşmenin geçerliliğini koruduğu varsayımıyla hareket edildiğinde
Davacının KDV Hariç 150.955,85 TL. veya KDV Dahil 178.127,90 TL alacağı bulunduğu,
Ek Protokolün yapılmasına neden olan Davalının ileri sürmüş olduğu
gerekçelerin geçerli olabileceği değerlendirildiğinde Davacının KDV Hariç 101.409,97 TL
veya KDV Dahil 119.663,77 TL alacağı bulunduğu," kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davalı vekili tarafından beyan dilekçesinin sunulduğu görülmüştür.
Davacı vekilinin ıslah dilekçesi ibraz ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Yapılan inceleme neticesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 2021 tarihli Elektrik sözleşmesi ve sözleşmenin eki protokol sözleşmesi sona erdikten sonra revize edilen fiyat farkının Elektrik fiyatlarındaki hızlı artışın ve mevcut şartların fiyat farkı artışı yapılıp yapılamayacağı ve bu durumun protokol kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, değerlendirilmesi halinde davacının davalı taraftan alacağının bulunup bulunamayacağına ilişkin olduğu anlaşılmakla dosya bir bütün olarak ele alındığında davacı ile davalı arasında 09/08/2021 tarihinde ek protokol yapıldığı, yapılan ek protokolün 04/12/2020 tarihinde imzalanan Elektrik Satış Sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu, 04/12/2020 tarihinde 2021 yılını kapsayan şekilde aktif enerji bedeli olarak 0.488 TL sabit birim fiyatla enerji alım sözleşmesi yapıldığı, 30/06/2021 tarihinden sonra 09/08/2021 tarihinde yapılan ek protokol gereği aktif enerji birim fiyatının 0.5972 TL olarak uygulandığı, 31/10/2021 tarihine kadar bu bedel üzerinden enerji bedelinin uygulandığı, bu tarihten sonra da Kasım ayında 0.9344 TL ve Aralık ayında 1.160 TL olarak uygulandığı, davalı tarafından ek protokol şartlarında olmamasına rağmen sözleşme süresi içerisinde bulunan Kasım ve Aralık aylarında farklı birim fiyat uygulaması nedeniyle 6 aylık tüketim miktarı karşılığında KDV dahil toplam 504.385,78 TL ödeme tahakkuk ettirildiği anlaşılmış ise de taraflar arasında ek protokol ile belirlenen aktif enerji bedelinin 0.5972 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle 442.590,42 kWh'lik tüketim miktarı karşılığında KDV dahil toplam 384.722,01 TL ödenmesi gerektiği, ödenen KDV dahil 504.385,78 TL'lik bedel arasında 119.663,77 TL fark bulunduğunun görüldüğü, bu hususun Elektrik Mühendisi bilirkişi raporuyla sabit olduğu anlaşılmakla mahkememizce ek protokolün tanzimiyle belirlenen Elektrik aktif enerji bedeli üzerinden yapılan tüketim hesabı uyarınca davacının davalı yana 119.663,77 TL fazla ödeme yaptığının kabul edildiği, davalının temerrüt tarihinin arabuluculuk son tutanağı tarihi olarak kabul edilmesiyle açılı davanın kısmen kabulü ile; 119.663,77TL nin davalı yanın temerrüt tarihi olarak takdir edilen 10/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 119.663,77TL nin davalı yanın temerrüt tarihi olarak takdir edilen 10/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gereken 8.174,23 TL nisbi ilam harcından 170,78 TL peşin harcın ve 2.871,20 TL ıslah harcının mahsubu ile 5.132,25 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından işbu davada sarf edilen 3.122,68 TL harç masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından işbu davada sarf edilen posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.703,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı nazara alınarak 4.502,97 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 19.146,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Bakiye avans hakkında HMK'nın 333. maddesine göre işlem yapılmasına,
9-1.560,00 TL arabulucuk ücretinin davalıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.29/05/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı