T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/872 Esas
KARAR NO : 2024/431
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 07/11/2022
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
Mahkememizde görülen Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili ile tali posta hizmetlerinin yürütülmesi işi kapsamında davalı ... / ... Nakliyat Otomotiv Petrol San. Tic. (T.C.:...) arasında ... arasındaki posta taşıma işine ilişkin 28/03/2018 tarihli sözleşme (Sözleşmedeki Adresi: ...) imzalandığını, İzmir-Selçuk arasındaki posta taşıma işine ilişkin 28/03/2017 tarihli sözleşme (Sözleşmedeki Adresi: ...) imzalandığını, ... arasındaki posta taşıma işine ilişkin 28/03/2017 tarihli sözleşme (Sözleşmedeki Adresi: ...) imzalandığını, ... arasındaki posta taşıma işine ilişkin 01/10/2015 tarihli sözleşme (Sözleşmedeki Adresi: ...) imzalandığını, İzmir-Selçuk arasındaki posta taşıma işine ilişkin bila tarihli sözleşme (Sözleşmedeki Adresi: ...) imzalandığını, İzmir-Kemalpaşa arasındaki posta taşıma işine ilişkin 31/12/2013 tarihli sözleşme (Sözlesmedeki Adresi: ...) imzalandığını, müvekkili tarafından 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (VC.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmeye istinaden anılan Şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamı adı geçen Şirkete ödenmiş, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödenmek durumunda kalındığını, Söz konusu KDV tutarlarının vergi dairesine ödenmesi üzerine, adı geçene yazılan 25/02/2021 tarih, ... sayılı ve 25/02/2021 tarih ve ... sayılı yazılarımız ile kendisine fuzulen ve fazladan ödenen tutarları iade etmesi ihtar edilmiş ve bunu müteakip kendi KDV beyanlarını düzeltebileceği ve bu suretle vergi dairesine ödediği bir KDV varsa da iade/düzeltme konusu edebileceği hususu hatırlatılmış olmasına rağmen bugüne kadar söz konusu alacağın ödenmediğini, müvekilinin alacağının, adı geçen şirkete 25.02.2021 tarih ve ... sayılı ödeme ihtar yazısının tebliğ tarihi olan 28/03/2021 tarihinden (ilgili belgeler Ek:3'tedir) itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte yasal yoldan tahsili için öncelikle dava şartı zorunlu ticari arabuluculuk müracaatımız neticesi 07.07.2022 Tarih ve ... Büro No ve ... Arabuluculuk No ile verilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağında da görüleceği üzere anlaşma sağlanamadığından iş bu dava açılmak zorunda kalındığını, Davayla ilgili olarak, vergisel yönden uygulama ve mevzuatla ilgili olmak üzere ve bu minvalde davalı firmanın Şirketimizden fazladan ve haksız olarak söz konusu meblağları elinde bulundurduğu hususlarına ilişkin olarak; Gelir İdaresi Başkanlığı dönemindeki görev sürecinde 2014-2019 yılları arasında Türkiye'nin KDV İadelerinin analizinden sorumlu Grup Başkanı, 2019-2021 yılları arasında ise Türkiye'nin KDV mevzuatı ve uygulamalarından sorumlu Daire Başkanı olarak görev yapan halihazırda ise bu mevzuatların mükellefler tarafından tatbik edilmesi süreçlerinde Yeminli Mali Müşavir olarak görev yapmakta olan Uzmandan alınan görüş de gözetilerek ( söz konusu “Uzman Görüşü” ekte bulunmaktadır) hukuki diğer gerekçeleriyle birlikte hazırlanan bilgiler ışığında izah edilmesi gerekirse; KDV' nin işleyiş sistematiği bakımından; KDV, gerek dünya gerekse ülkemiz uygulamasında, bünyesindeki indirim mekanizması sayesinde kural olarak mükellefler üzerinde vergi yükü kalmamasını, her aşamanın sadece kendisinin yarattığı katma değer üzerinden vergilendirilmesini ve verginin nihai tüketiciye yansıtılmasını öngören dolaylı bir işlem vergisi niteliğinde olup verginin işlem vergisi olması, her bir işlem (fatura) itibarıyla ayrı ayrı hesaplanması gerektiği, dolaylı olması ise verginin mükellefi üzerinde yük olarak kalmaması, yani alıcıya yansıtılabilir olduğu anlamına gelmediğini, yüklenici tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde anılan Şirkete KDV'nin tam Tevkifat yapılmaksızın tam ve peşin ödenmiş olması sebebiyle müvekkili üzerinde kaldığı, bu nedenle, yüklenici firmada sebepsiz zenginleşme yaratan bu durum karşısında müvekkili adlarına vergi dairesine yatırılan, 162.717,75 TL'nin (alacak meblağı) iade edilmesi gerektiğini, davalıdan toplam alacak miktarının 432.000,13 TL olmakla beraber İzmir ili için yapılan sözleşmelere isabet eden miktarın 162.717,75 TL olduğunu, Davalının iyi niyetli olmaması ve alacak meblağının yüksek oluşu göz önünde bulundurulduğunda bir Kamu Kuruluşu olan müvekkilinin biran evvel alacağına kavuşmasını teminen ivedilikle İHTİYATİ HACİZ talep edildiğinden, ihtiyati haczin şartları bakımından -Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş/geçmiş bir para borcu bulunmaktadır. İhtiyati haciz taleplerinde tam bir ispatın aranmasının gerekmediği, yaklaşık ispatın yeterli olduğu da dikkate alındığında, yasada ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yer alan şartlar somut olayda gerçekleşmiş olup vadesi gelmiş ifa edilebilir bir alacak/borç bulunmaktadır. Bilahare sözleşmelerden kaynaklı bir alacak söz konusu olup, davalının gerçekleştirdiği ihlal üzerine tarafımızca borç ödenmiş olduğundan alacaklı sıfatımız muaccel hale gelmiş durumda olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin talep hakları talep ve dava etme hakları saklı kalmak kaydıyla taşınır, taşınmaz, bankadaki mevduatlarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında tatbik edilmek üzere müvekkili tarafından Davalı Şirket adına ödenmek zorunda kalınan 162.717,75 TL'lik miktar üzerinden tahsilini teminen Şirketimizin Sermayesinin tamamının Türkiye Cumhuriyetine ait olduğu da göz önüne alınarak öncelikle teminatsız şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesini (Sayın mahkeme aksi kanaatte ise en düşük bedel ile ihtiyati haciz kararı verilmesini ) neticede Davalı Adına ödenmek zorunda kalınan 162.717,75 TL'nin 28.03.2021 Tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte Davalı Şirketten rücuen tahsiline; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Mahkememizin 08/03/2023 ve 27/03/2023 tarihli ara kararları ile ihtiyati haciz kararı verilerek ara karar evrakı düzenlendiği, ihtiyati haciz ara kararının taraflara tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından 22/03/2023 tarihinde teminatın yatırılarak ihtiyati haciz kararının infaz edildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davacı kurum ile müvekkili arasında nakliye işi ile ilgili anlaşma yapıldığını, müvekkilinin davacı tarafa nakliye işi ile ilgili olarak bir hizmet sunmuş olduğunu, Müvekkili firmanın anlaşma tarihlerinde yasada Tevkifat uygulaması olmadığından, müvekkilinden bu tarihe kadar olan sözleşme ilişkisi nedeniyle Tevkifat kesintisi yapılmayacağını, Vergi uygulamasında tevkifat uygulaması ile ilgili olarak 16 Şubat 2021 salı tarihli resmî gazetede yayınlanarak yürülüğe giren değişikler sonrasında taşımacılık hizmetini fiilen ifa eden firmadan alınan hizmet için KDV tevkifatı uygulaması getirildiğini, bu tarihten önce nakliye işi ile ilgili olarak daha önce tevkifat uygulaması olmadığını, Müvekkili firma ile davacı arasında yapılan iş çerçevesinde işin yapıldığı tarihlerde tevkifat uygulaması olmadığından, müvekkilinden bu tarihe kadar olan sözleşme ilişkisi nedeniyle tevkifat kesintisi yapılmayacağını, özet olarak taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında tevkifat uygulaması ile ilgili olarak 16 Şubat 2021 salı tarihli Resmî Gazetede yayınlanarak yürülüğe giren değişikler sonrasında taşımacılık hizmetini fiilen ifa eden firmadan alınan hizmet için KDV tevkifatı uygulaması getirildiğinden bu tarihe kadar müvekkili firmadan tevkifat kesintisi yapılamayacağını ve müvekkili firmadan tevkifat adı altında para talebinin yasal olmadığını, Müvekkili tarafın sorumlu olmadığı bir bedelin müvekkili adına ödendiği iddiası ile para talebi yasal olmadığı gibi, iddia edilen ödemenin müvekkil adına yapılıp yapılmadığının belli olmadığını, Müvekkili firma adına bir ödeme varsa davacı tarafın öncelikle bu ödemeyi ortaya çıkarması gerektiğini, ayrıca davacı tarafından müvekkili adına yapıldığı iddia edilen ödeme nedeniyle müvekkili firmanın Vergi Dairesine bir borcu olması gerektiğini, ancak Müvekkili firmanın KDV Borcu da olmadığını, bu halde müvekkili firma aleyhine doğmayan yada doğmuş olsa dahi müvekkili firma tarafından ödenmiş olması nedeniyle bir borç olmadığından müvekkili firma adına ödeme yapıldığı iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, yük taşımacılığı hizmeti alımlarında (2/10) tevkifat uygulamasının 16 Şubat 2021 tarihinde yürürlüğe girdiğini, bu tarihten sonraki iş ve işlemler için 2/10 tevkifat kesintisi uygulanacağını, bunun anlamının, yapılan iş ve hizmet karşılığı doğan KDV.'nin 2/10 iş yada hizmet alımı yapan tarafından kesilerek vergi dairesine ödenmesi anlamına geldiğini, bu halde kalan KDV'nin Mükellef tarafından ödeneceğini, Davacı tarafın iddia ettiği oranların fahiş olduğunu, müvekkilinin davacı ile yaptığı iş ve hizmet karşılığı doğan KDV miktarını kuruma ödediğini, Vergi Dairesinden sorularak müvekkili firmanın belirtilen iş nedeniyle işin yapıldığı tarihlerde borcu olup olmadığının tespiti gerektiğini, müvekkili firmanın borcu olmadığından davacı tarafın haksız talepte bulunduğunu, davacı tarafın ödendiğini iddia ettiği tevkifat ile ilgili olarak müvekkili firmadan herhangi bir talebi olmadığı gibi, müvekkilinin bu nedenle borcu olmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin ödeme yükümlülüğü olmadığı halde, müvekkiline sorulmadan, yasal düzenleme olmadığı halde, müvekkili adına tevkif KDV ödenmesinin yasal olmadığını, davacı kurumun vergi dairesine müracaat ederek maddi hata yapıldığını belirtmek suretiyle fazla yapılan ödemeyi geri alması gerektiğini, müvekkilinin sorumlu olmadığı halde yasal olmayan şekilde sorumluluk yüklenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, açıklanan ve yargılama ile tespit edilecek nedenlerle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir.
DELİLLER:
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazı cevabı, Karşıyaka Vergi Dairesinin yazı cevabı ve SMMM bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan 12/05/2023 havale tarihli bilirkişi heyet raporu ve SMMM bilirkişi ..., SMMM bilirkişi ... ve hesap bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 06/12/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu dosyamız arasındadır.
Mahkememizce 08/03/2023 tarihli duruşmada verilen ara karar gereği SMMM bilirkişi ... ve ... tarafından hazırlanan 12/05/2023 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporun incelenmesinde özetle; "incelenen faturalara göre, toplam KDV’nin 176.921,33 TL olduğu, 9/10 oranında tevkif
KDV tutarının ise 159.229,20 TL olduğu; dava dilekçesinde belirtilen tutarın 162.177,75 TL
olduğu,
davalı ... ile davacı ... AŞ arasında imzalanan Posta
Taşıma Hizmetine Ait Sözleşmelerin işgücü temin hizmeti kapsamında olduğu,
davalı ...’a hakkedişlerden KDV kesintisi yapılması gerekirken eksik
yapıldığı belirtilen ve tarafımızca tespit edilen 159,229,20 TL’nin Tablo 1 ve Tablo 2’de gösterilen
dönemler itibariyle davalı ... tarafından beyan edilerek vergi dairesine ödendiği
beyanname, tahakkuk fişi ve tahsilat belgeleriyle tevsik edilmediğinden davacı tarafından söz
konusu 159.229,20 TL’nin hem davalı ...’a hem de vergi dairesine ödediği
" kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekilince ve davalı vekilince beyan ve itiraz dilekçelerinin sunulduğu, itirazlar kapsamında bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyetince 14/07/2023 havale tarihli ve 15/01/2024 havale tarihli bilirkişi heyetinin ek raporlarını ibraz ettiği, taraf vekillerince ayrı ayrı bilirkişi ek raporlarına karşı beyan ve itiraz dilekçesi ibraz edildiği görülmüştür.
Mahkememizce 01/11/2023 tarihli duruşmada verilen ara karar gereği yukarıda özetlenen bilirkişi raporunu düzenleyen heyete hesap bilirkişisi ... eklenmek suretiyle rapor düzenlenmesine karar verildiği, SMMM bilirkişi ..., SMMM bilirkişi ... ve hesap bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 06/12/2023 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, söz konusu raporun incelenmesinde özetle; "incelenen faturalara göre, toplam KDV’nin 176.921,33 TL olduğu, 9/10 oranında tevkif
KDV tutarının ise 159.229,20 TL olduğu; dava dilekçesinde belirtilen tutarın 162.177,75 TL
olduğu,
davalı ... ile davacı ... AŞ arasında imzalanan Posta
Taşıma Hizmetine Ait Sözleşmelerin işgücü temin hizmeti kapsamında olduğu,
davalı ...’a hakkedişlerden KDV kesintisi yapılması gerekirken eksik
yapıldığı belirtilen ve tespit edilen 159,229,20 TL’nin Tablo 1 ve Tablo 2’de gösterilen dönemler itibariyle davalı ... tarafından beyan edilerek vergi dairesine ödendiği
beyanname, tahakkuk fişi ve tahsilat belgeleriyle tevsik edilmediğinden davacı tarafından söz
konusu 159.229,20 TL’nin hem davalı ...’a hem de vergi dairesine ödediği" kanaat belirtildiği görülmüştür. Söz konusu rapora karşı davacı vekilince ve davalı vekilince beyan ve itiraz dilekçelerinin sunulduğu, mahkememizce rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri kapsamında bilirkişi ...'dan ek rapor alındığı, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle; "Davalı tarafından Davacıya düzenlenen hakediş faturalarının tümünün nakliye faturası olarak düzenlenmiş olduğuna, davacının tevkifat alacağı talebi açısından; davacıya düzenlenen hakediş faturalarının işgücü temin niteliğinde kabul edilerek toplam tutarı üzerinden tevkifat kesintisi yapılacağına karar verilmesi halinde; Faturalardaki toplam 1.012.893,24 TL tutarındaki hakediş tutarına göre hesaplanan 182.320,78 TL KDV tutarına göre hesaplanan tevkifat tutarının 164.088,70 TL olduğuna, Faturalardaki hakediş tutarlarına Sosyal Güvenlik Kurumu Asgari İşçilik Tespit Komisyonunca Belirlenen Çeşitli İşkollarına Ait Asgari İşçilik Oranlarını gösterir Tebliğdeki Nakliye (Kargo Dağıtım) işine ait %7 olarak belirlenen işçilik oranı esas alınarak fatura içeriği işin işçilik oranı tespit edilmek ve bu tutara %5 kar oranı eklenmek suretiyle hesaplanan nakliye işindeki adam çalıştırma tutarı olan 74.447,65 TL'nin hesaplanan KDV tutarının 13.400,58 TL, hesaplanan tevkifat tutarının 12.060,52 TL olduğu" şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle oluşan toplam 162.717,75 TL vergiden kaynaklanan kamusal borcu aralarındaki hizmet alım sözleşmesine göre yüklenici olan davalıdan tahsili rücu talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında akdedilmiş sözleşmeler incelenmiş olup, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanuna ve Uygulama Genel Tebliği ile KDV sürküleri uyarınca; taraflar arasında "iş gücü temin hizmeti" sözleşmesi imzalandığı, 5018 sayılı kanun kapsamında bulunan davacının "Sorumlu sıfatıyla" 9/10 oranındaki KDV tevkifatını davalıya yansıtması gerekirken, KDV beyannamesi ile davalı adına mükellefi bulunduğu kendi vergi dairesine ödemesi sebebiyle davalının ödenen 9/10 oranındaki KDV tevkifatı kadar sebepsiz zenginleştiği anlaşılmaktadır.
Davacının davalı tarafından ödenmeyen KDV bedelini tarafların aralarındaki sözleşme ve ilgili mevzuat gereğince ödemek zorunluğunun bulunduğu, dava dosyası kapsamında bulunan belgeler ile yapılan incelemelere göre; davacının VUK madde 371. göre düzeltme beyannamesi ile tevkifatı davalı adına mükellefi bulunduğu vergi dairesine 7256 sayılı kanun uyarınca ödemiş olduğu belirlenmiştir.
Davacının 3065 sayılı yasa gereğince davalı adına ödemiş olduğu 164.088,72 TL vergi aslı için davalıya rücu edebileceği, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmüş olup ihtarnamede davalıya verilen 30 gün sürenin sonu olan 28/03/2021 tarihinde temerrütün gerçekleştiği, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın aralarındaki sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle avans oranında temerrüt faizi talep edilmesi bir yanlışlık bulunmadığı sonucuna varılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi uygun görülmüş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; 164.088,72-TL alacağın 28/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 11.208,90 TL nisbi ilam harcından, peşin alınan 2.778,82 TL peşin harcın ve 23,41 TL ıslah harcının mahsubu ile 8.406,67 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre tayin edilen 26.254,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından işbu davada sarf edilen harç masrafı olarak 3.015,93 TL, posta, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden ibaret 4.314,00 TL olmak üzere toplam 7.329,93 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Bakiye avans hakkında HMK'nın 333. maddesine göre işlem yapılmasına,
7-1.560,00 TL arabulucuk ücretinin davalıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.29/05/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı