T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/170 Esas
KARAR NO: 2023/943
Dava: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/03/2023
KARAR TARİHİ: 15/11/2023
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirket, Ticaret Kanununa uygun olarak kurulmuş ve içecek ürünleri satışı konusunda ticari faaliyette bulunan bir firma olup ...Kültür Eğitim kurumunun kantin işletmesini yapan davalı ile ticari ilişkileri olduğunu, müvekkili firma, davalı borçlu ile aralarındaki akdi ilişki çerçevesinde tedarik ettiği mal ve hizmetler karşılığında davalı tarafından ödenmekten imtina edilen cari hesap bakiyesi alacağına ait işlemiş faizi ile birlikte toplamda 2.704,50 TL olan alacağını tahsil etmek amacıyla davalı aleyhine İzmir .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu, müvekkili firma tarafından başlatılan takibe haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu, davalı borçlu, borcun tamamına ve ferilerine itiraz ettiğini beyan ederek takibe itiraz ettiğini, bu itiraz üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, cari hesap ekstresinden görüleceği üzere Cari Hesap Ekstresi bakiyesi 2682,11 TL davalı borçlu olarak gerçekleştiğini, davalı tarafından gerçekleşen bu miktar ödenmediğini, icra takibi başlatılırken rakam benzerliğinden sehven 2.628,11 TL olarak takip başlatıldığını, fakat takip başlattıkları miktar bakiye miktarından düşük olduğundan dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı tutuyor çoğun içerisinde az da vardır kaidesi gereği davanın takip talebindeki miktar üzerinden görülmesini talep ettiklerini, davalı, borçlu olduğu halde haksız olarak takibe itiraz ettiğini, paranın alım gücünün sürekli düştüğü mali ortamda borçlular bu şekilde zaman kazanmak için veya paranın kendilerinde başka türlü yatırım araçlarında değerlenmesi için borçlarını ödememekte ve kötü niyetli olarak alacaklıların zararına neden olduğunu, müvekkili firma, borçlu aralarındaki ticari ilişki gereği üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, buna rağmen davalı borçlu icra takip dosyasında itirazda bulunmuş olup işbu bedeli ödemekten kaçınarak müvekkilinin alacağına ulaşmasını haksız ve kötü niyetli olarak engellemeye çalıştığını, borçlunun itirazı üzerine dava konusu işlem ticari bir işlem olduğundan ve Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiğinden dolayı dava açılmadan önce zorunlu başvuru yolu olan arabuluculuğa başvurulmuş, davalı tarafın arabulucu tarafından yapılan tebligata ve aramalara rağmen arabuluculuk ilk oturumuna katılmaması üzerine anlaşma olmadan arabuluculuk görüşmesi sona ermiş ve bu husus arabulucu tarafından belirtilerek son tutanak düzenlendiğini, davalı arabulucu tarafından yapılan ihtara rağmen arabuluculuk görüşmesine katılmadığından dolayı yargılama giderlerine mahkum edilmesi gerektiğini, tüm bu sebeplerden ötürü, davalı borçlunun borca itirazı haksız ve yersiz olup hukuki dayanağı olmadığını, itirazın iptali davası uyarınca fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere asıl alacağı, faizlerini ve fer’ilerini ve bunların yanı sıra, davalının kötü niyetli ve haksız itirazından dolayı asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır.
Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilip incelenmelidir.
Davalının tacir sıfatının tespiti bakımından Vergi Dairesine, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine, Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereler yazılmış, yazı içeriklerinden Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğünce mükellefiyet kaydının olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, Esnaf ve Sanatlar Odası nezdinde kaydının olmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kaydının olmadığı ve davalının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı tarafından açılan itirazın iptaline ilişkin davada, 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği anlaşılmakla, işbu davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava da olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,
HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı asilin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde,İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/11/2023
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı