T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/580
KARAR NO: 2024/10
DAVA: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 24/07/2023
KARAR TARİHİ: 10/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... Mühendislik Mimarlık İnşaat Taahhüt Proje Sanayi ve Limit Şirketi vekili Av. ...'in 24/07/2023 tarihli dava dilekçesiyle; davalı tarafça dava dışı takip borçlusu ... isimli kişi aleyhine faktoring kredi alacakları kapsamında İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden 7 örnek icra takibi başlatıldığını, icra dosyası üzerinden müvekkiline 1., 2. ve 3. haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkilinin takip borçlusuna bir borcu olmadığını, takip borçlusuna teslim edilecek bir mal da bulunmadığından huzurdaki davanın açılması gerektiğini, huzurdaki davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davada görev hususu icra takip dosyasındaki alacağa bağlı olup takip dosyasındaki alacak faktoring kredi alacağına dayalı olduğunu, 6102 sayılı TTK 4. madde uyarınca, faktoring kredi alacakları ticari dava kapsamında olup görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeler olduğunu, davanın zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında olduğunu, davanın İİK 89/3 maddesi uyarınca açılmış özel nitelikli bir menfi tespit davası olduğunu, iş bu davanın süresinde açıldığını, İİK 89/3 haciz ihbarnamesi müvekkiline e-tebligat yoluyla 09/07/2023 tarihinde tebliğ edildiğini, İİK 89/3 gereği dava açma süresi tebliğden itibaren 15 gün olup iş bu dava yasal süresi içinde açıldığını, müvekkili ile dava dışı takip borçlusu ... arasında 2022 yılında müvekkilinin mermer malzemesi ihtiyacı sebebiyle mermer alım-satım ilişkisi kurulduğunu, müvekkili ile dava dışı takip borçlusu ... arasında bahsedilen iş dışında başkaca bir ticari ilişki-alışveriş vs olmadığını, müvekkilinin dava dışı takip borçlusuna almış olduğu mal bedellerini ödediğini, müvekkilinin dava dışı takip borçlusundan almış olduğu mermerlerin bedelini 2022 yılı içinde ödendiğini, ödemelerin müvekkili olan şirket hesabından yapılan banka havalesi, şirket yetkilisi hesabından müvekkil olan şirket adına yapılan banka havalesi, nakit ödeme ve çek vermek suretiyle yapıldığını, dava dışı takip borçlusu tarafından bahsedilen mermer alım-satım işi için müvekkiline 06/04/2022 tarihli ... numaralı 65.962 TL tutarlı fatura ile 09/06/2022 tarihli ... numaralı 100.890 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, 166.852 TL toplam bedelli iki adet faturaya karşılık dava dışı takip borçlusuna banka havalesi yoluyla 28/03/2022 tarihinde 9.870 TL, 23/05/2022 tarihinde 5.000 TL, 27/05/2022 tarihinde 15.000 TL çek vermek suretiyle,12/07/2022 vade tarihli ... çek numaralı ... bankasına ait 16.000 TL bedelli çek, 22/07/2022 vade tarihli ... çek numaralı ...bankasına ait 40.000 TL bedelli çek, 31/08/2022 vade tarihli 9167928 çek numaralı ...bankasına ait 40.000 TL bedelli çek, 27/09/2022 vade tarihli ... çek numaralı ...bankasına ait 40.000 TL bedelli çek, nakit olarak 30/06/2022 tarihinde 982 TL olmak üzere toplam 166.852 TL ödeme yapıldığını, dava dışı takip borçlusunun müvekkilinden hiçbir alacağı kalmadığını, bunun yanı sıra esasen müvekkiline gönderilen mermer malzemesinin bir kısmının ayıplı olması sebebiyle dava dışı takip borçlusundan alacağı bulunduğunu, dava dışı takip borçlusunun müvekkilinden bir alacağı bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı takip borçlusu arasında 2022 yılında tek bir alım-satım işi için ilişki kurulmuş ve müvekkilinin satın aldığı malın bedelini dava dışı takip borçlusuna ödediğini, taraflar arasında başkaca bir ilişki bulunmadığından ve alınan malların bedeli ödendiğinden dava dışı takip borçlusunun müvekkilinden hiçbir alacağı bulunmadığını, dava dışı takip borçlusunun müvekkili nezdinde bulunan bir malı ve/veya hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkiline davalı tarafın talebi üzerine icra müdürlüğünce sırasıyla 1., 2., 3. haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkili tarafından sehven bir kısım aksaklıklar sebebiyle e-tebligat yoluyla tebliğ edilen 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine yasal süresinde itiraz edilmediğini, müvekkiline icra müdürlüğünce 09/07/2023 tarihinde, 61.456,12 TL tutarlı 89/3 haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini, müvekkilinin dava dışı takip borçlusuna hiçbir borcu olmadığını, dava dışı takip alacaklısının da müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, İİK 89/3 maddesi uyarınca İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, İİK 89/3 maddesi uyarınca müvekkilinin İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Faktoring Anonim Şirketi vekili Av. ...'un cevap dilekçesiyle; davanın görevsiz mahkeme nezdinde ikame edilmiş olup görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu gözetilerek davanın usulden reddi ile görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, her ne kadar davacı yan tarafından görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna yer verilmişse de huzurdaki davada görevli Mahkeme "İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri" olduğunu, davanın ticari dava olarak kabul edilebilmesi ancak TTK'nın 4. Maddeleri uyarınca mutlak veyahut nispi ticari dava olup olmadığına bağlı olduğunu, müvekkili ile davacı yan arasında her iki tarafta tacir olsa da doğrudan bir "hukuki ilişki" bulunmadığı gözetildiğinde ticari dava olarak kabul edilmesini gerektirir yasal koşulların oluşmadığını, yine davanın takip hukukuna özgü niteliği gereğince de mutlak ticari dava hükmünde de bulunmadığı gözetilerek Ticaret Mahkemesinde görülmesinin mümkün olmadığının sabit olduğunu, bu nedenle mahkememizin görevine açıkça itirazla görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan sebep usulden reddini talep ettiklerini, hak düşürücü süre içerisinde açılmamış davanın usulden reddi gerektiğini, İİK 89 hükmünde üçüncü kişinin gönderilen haciz ihbarnamesine karşı izlenebilecek yol belirtilmiş aynı hükümde borçlunun 15 günlük müddet içerisinde menfi tespit davası açması gereği hüküm altına alındığını, icra dosyasının celbi ile görüleceği üzere davaya konu somut olayda haciz ihbarnamesi davacı şirketin UETS hesabına gönderildiğini, davacı yan kendisine haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde menfi tespit davası ikame etmekle mükellef iken işbu davayı süresi dışında ikame ettiğini, bu kapsamda ise herhalde davacının davasının usulden reddi gerekeceği izahtan veraset olduğunu, davacı yan tarafından yalnızca tarafına husumet yöneltilmişse de dava dilekçesinde esasen borçlu yana "borcu bulunmadığını" belirten bunu davasına dayanak etmiş davacının borçlu yanı da davaya dahil etmesi gerektiğini, bu kapsamda herhalde davanın esasa girmeksizin reddinin gerektiğine dair usule ilişkin itirazları baki kalmakla beraber aksi kanaat halinde esasa dair bir inceleme gerçekleştirilebilmesi için davacının borçlu olmadığını belirttiği dava dosyasında husumetin dava dışı borçlu ... (... Maden Mühendislik) yöneltilmesi gerektiğini, bu halde iki yanın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak haciz ihbarnamesinin gönderildiği tarih itibariyle davacının dava dışı borçlu yana doğmuş/doğacak borçlarının tespit edilebileceği, bu haliyle husumet yönünden eksik olan davada davacıya dava dışı borçluyu davaya dahil etmesi için süre verilmesini aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettikleri, davacı yan tarafından ikame edilen davada dava dışı borçlu ... ile ticari ilişki içerisinde olduklarını ikrar ile müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla belirtilen miktarda bir borcunun bulunmadığını iddia ettiğini, müvekkili olan şirket faktoring şirketi olarak Türkiye genelinde hizmet vermekle dava dışı borçlu şirkete müracaat ettiğinde kendisinden alınan evraklar sonucunda düzenlenen yasal takip formunda davacının da ikrarında olduğu üzere davacı ile ticareti olduğu yer almakta olduğundan borçlunun kendisinde olan alacağı var ise bunu ödemesi adına kendisine bu ticari ilişkiye dayanılarak haciz ihbarnameleri gönderilmişse de davacı hiçbirine karşı ne beyanda itirazda bulunmadığını, dolayısıyla davacının dava dışı borçlu ile ticari ilişkisinin bulunduğu sabit olan dosyada müvekkilinin işbu davanın açılmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davada davacı yanın ispata yarar herhangi bir evrak ibraz edemediğini, davacının dava dosyasında iddiasını ispata yarar bir delil ibraz edemediği gibi ticari defterlerine dayanan davacı yan yine aynı kötü niyet içerisinde dava dışı borçlu ...'lıya borcu olmadığını iddia etmekteyse de kendisine husumet yöneltmekten kaçınmış yalnızca tarafımıza husumet yöneltmekle yetindiğini, ancak ...'a borcu olmadığını iddia eden davacı yan ile borçlu ...'ın ticari defterlerinin karşılıklı incelenmesiyle ancak bu hususta tetkike haiz bir rapor alınabileceği davaya konu somut olayda davacının dava dilekçesinde dava dışı borçluya husumet yöneltmemesi eksik olduğunu, delillerinde borçlunun defterlerine dayanmaması da iyi niyetinden haklı olarak şüphe duymalarına neden olduğunu, dava dosyasında kötü niyetli ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini, alacağına ulaşmasını engellemek amacıyla itirazda bulunan davacı yanın alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkeme aksi kanaatte olması halinde İcra takip dosyasında 89/3'e dayalı borçlu olmadığının tespitini konu alan davada müvekkili olan şirketin işbu davanın ikamesine sebebiyet vermediği izahtan vareset olduğunu, davacı yanın hak düşürücü süre içerisinde haciz ihbarnamelerine itiraz etmemesi sebebiyle davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini, mahkememiz aksi kanaatte olması halinde ise dava açılmasına tarafımızın herhangi bir kusurunun bulunmadığı dikkate alınarak aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nin 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Dava, İİK. 89/3 maddesi uyarınca açılan İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe esas alacak yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır.
İİK'nin 89/3. maddesinin üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir.
Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nin 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolunda açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve ... E., ... K. ve 17.12.2015 tarih ve ... E., ... K., sayılı ilamları da bu yöndedir.
Somut olayda, taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlıkta, davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, davacı tarafa çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmektedir.
01.10.2011 tarihinden sonra açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nin 2. m. uyarınca asliye hukuk mahkemesidir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.476)
Bu durumda, İİK'nin 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından, Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,
HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda;
Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/01/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı