T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/697 Esas
KARAR NO: 2023/1058
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/09/2023
KARAR TARİHİ: 13/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalının akdettiği sözleşmeye istinaden Al Mekanik Tesisatlar, Otopark, Sprink Tesisatları, HDPE Borular, Çevre Peyzaj, Temiz Su, Yangın Ana Dağıtım Hatları, Bloklar Ana Dağıtım Mekanik İşleri'ne ilişkin imalat ve montaj işlerinin davalı tarafından gerçekleştirilmesi adına 02/02/2022 tarihli sözleşmeyi akdettiklerini, sözleşmenin halen yürürlükte olduğunu ve sözleşme konu işlerin devam ettiği sürede, davalının sözleşme kapsamında edim ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı işlem ve eylemlerde bulunduğunu, sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi, aksi takdirde sözleşmenin feshedileceği ve uğranılan zararlar ile sözleşme kapsamındaki cezai şartların davalıdan tahsil edileceğinin, İzmir .... Noterliği'nin 07/09/2022 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediği gibi sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, İzmir .... Noterliği'nin 29/09/2022 tarihli ihtarnamesi ile müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşmenin haklı bir şekilde feshedildiğini, ihtarnamede, ortaya çıkabilecek kazalardan kaynaklı ortaya çıkabilecek masraflar için davalıya ödenen 10.000,00 TL avansın, davalı tarafından faturalandırılıp, delillendirilemediği için var ise artan bedelin iadesi, cari hesap dökümünden kalan 33.279,15 TL'nin ödenmesi, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla sözleşmeden doğan cezai şart, tazminat, teminat ve sair kalemler ve sair borçların ödenmesi ve ayrıca kalan işler için başka bir firmayla anlaşılması halinde uğranılacak zararlar ile fesih tarihine dek davalı tarafından gerçekleştirilen işlerden doğabilecek ayıp, hasar ve sair bir zararın ortaya çıkması halinde tüm bunların davalı'dan tahsil olunacağının ihtar edildiğini bunun üzerine; İzmir .... İcra Dairesi, ... E. Sayılı dosyası ile yukarıda anılan alacaklara ilişkin davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı'nın 31.10.2022 tarihli borca itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı'nın sözleşmeye aykırı davranışlarının sabit olduğunu, bu hususların yazılı tutanak altına alındığını, sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haklı şekilde feshedildiği ve davalı'nın sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle müvekkili şirket'in zarara uğradığını, müvekkili şirket'in davalı'dan alacaklı olduğu ve alacağın, davalı tarafından itiraz edilmemiş olan cari hesap dökümüne dayalı ve likit olduğunu, neticede davalı'nın İzmir ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu borca itiraz, açıkça haksız ve kötüniyetli olduğundan dolayı müvekkili Şirket lehine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın kabulüne, davalı'nın İzmir ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, alacağın davalıya ihtar edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında iş kanunu anlamında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu için iş mahkemesinin görevli olduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin iş kanuna tabi olduğunu, davacının talebi gereği icra mahkemesi görevli olduğunu, müvekkilinin iş sahasında iş kazası geçirmiş olup bu kazadan davacının, işveren olarak sorumlu olduğunu, müvekkil, iş kazası dolayısıyla işe devam edemediği için davacının, müvekkilin işine son verdiğini, müvekkilin cari hesaptan kaynaklanan borcu olmadığını, bu nedenlerle; İİK madde 68. gereği Asliye Ticaret Mahkemesi'nden "itirazın kaldırılması" talebinde bulunulamayacağı için davanın usulden reddine, müvekkilİ ile davacı işveren arasında iş hukuku anlamında işçi-işveren ilişkisi olduğu için görevsizlik kararı verilerek dosyanın iş mahkemesine gönderilmesine, diğer hususlardan davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin, süresi içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçesi sunduğu, müvekkilinin davacı şirketinde işçi olarak çalıştığına dair SGK kayıtlarını dosyaya sunmuş, Vergi Dairesi'nin cevap yazısında davalının 2. Sınıf tacir olduğu bildirilmiş, Ticaret Sicil Müdürlüğünde'de kaydının olmadığı anlaşılmıştır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Somut olayda, Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabı da incelendiğinde; Davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar olduğunun bildirildiği anlaşılmış, davalının tacir kaydının bulunmaması, taraflar arasında da işçi işveren pozisyonu bulunması nedeniyle davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli mahkeme olan İzmir İş Mahkemeleri'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davalının tacir kaydının bulunmaması, taraflar arasında da işçi işveren pozisyonu bulunması nedeniyle, tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir İş Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir İş Mahkemelerine GÖNDERİLMESİNE,
Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine,
3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince;
a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine,
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulden anlatıldı. 13/12/2023
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı