T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/720 Esas
KARAR NO: 2025/50
DAVA: İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/08/2024
KARAR TARİHİ: 22/01/2025
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davacı-alacaklı müvekkili ...; Urla Vergi Dairesi mükellefi olup İzmir Ticaret Odası’na ... sicil numarası ile kayıtlı ‘’müteahhit’’ olarak ticari faaliyet gösterdiğini, TTK’ nun 12. Maddesi uyarınca ‘’tacirdir.’’ işbu davada, davalı-borçlu için, verilen ‘’düzenleme şeklinde vekaletname’’ uyarınca vekaleten inşaat işi yaptığını, davalı-borçlu ...; Kordon Vergi Dairesi’ne kayıtlı, ticari defter ve kayıt tutmakla mükellef olduğunu, vergi kimlik numarası, ... olan Davalı-Borçlu, ‘’tatil amaçlı pansiyonların faaliyetleri’’ konusunda iştigal etmekle birlikte, satın aldığı taşınmazları yaptırarak ve/veya tadil ederek satarak ve/veya kiraya vermek suretiyle de ticari faaliyetini sürdürdüğünü, TTK’nun 12. Maddesi uyarınca ’tacirdir.’, işbu davada, davacı-alacaklı müvekkiline verdiği ‘’düzenleme şeklinde vekaletname’’ ile inşaat işi yaptırdığını, davacı-alacaklı müvekkilinin davalı-borçlu aleyhine başlattığı icra takibi, davalı-borçlunun itirazı ile durduğunu, davacı-alacaklı müvekkili, 27.02.2024 tarihinde, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyası ile davalı-borçlu aleyhine, hizmet bedeli borcundan bahisle 1.131.788,83 TL’lık iflas yolu ile adi takip başlattığını, ödeme emri, 03.04.2024 tarihinde davalı-borçluya tebliğ edilmiş olup, 03.04.2024 tarihinde icra takibine itiraz edildiğini, takibin durduğunu, sonrasında, 12.06.2024 tarihinde İİK 43. Maddesi uyarınca takip yolu haciz yolu olarak değiştirdiklerini, düzenlenen bu ödeme emrine de davalı-borçlu 14.06.2024 tarihinde haksız şekilde itiraz ettiğini, takibin durduğunu, taraflar arasında hukuki ilişki ve davacı-alacaklı müvekkilinin durumunun davalı-borçlu maliki olduğu, ‘’...’nde bulunan, tapunun ... arsa niteliğindeki taşınmaz üzerinde, projesi davalı-borçlu tarafından çizdirilmiş ‘’fabrika’’ binasının yapılmasıyla ilgili olarak, davacı-alacaklı müvekkili, İzmir .... Noterliği’nin 02.08.2022 tarih ve ... yevmiye numarası ile ‘’düzenleme şeklinde vekalet’’ ile ‘’vekil’’ olarak görevlendirmiş ve taraflar arasında vekalet sözleşmesi kurulduğunu, davalı-borçlu, projesi kendisi tarafından yaptırılmış olmak suretiyle, belirtilen vekaletname ile, davacı-alacaklı müvekkili arsa niteliğindeki taşınmaz üzerinde, dilediği zaman, dilediği şekil ve koşullarda, ev, apartman, iş yeri ve sair her nevi inşaatlar yapmaya, yaptırmaya ve diğer tüm yasal işlemleri gerçekleştirmeye ‘’vekil’’ olarak görevlendirdiğini, netice olarak, 02.08.2022 tarihinde davacı-alacaklı müvekkilinin ‘’vekil’’ ve davalı-borçlunun ‘’vekalet veren’’ sıfatıyla ‘’vekalet sözleşmesi’’ kurulduğunu, davacı-alacaklı müvekkili, ‘’vekil’’ sıfatıyla 02.08.2022 tarihinden itibaren, iş görme borcunu ifaya başladığını, 23.12.2022 tarihinde ... numaralı yapı ruhsatını almış, tüm görevlerini vekil edenin talimatları çerçevesinde, sadakat ve özen yükümlülüğüne tam olarak riayet ederek gerçekleştirmiş ve 20.11.2023 tarih ve ... numaralı ‘’yapı kullanım izin belgesini’’ alarak ve taşınmazı vekil eden tarafından yaptırılmış olan projeye uygun olarak davalı-borçluya teslim ettiğini, vekil, davacı-alacaklı müvekkili, projesi davalı-borçlu tarafından yaptırılmış olan ‘’fabrika’’ binasının inşaatının yapılmasıyla ilgili olarak, vekil edenin talimatları çerçevesinde, tüm yapım aşamasındaki inşaat malzemesi satın almalarını gerçekleştirmiş, ödemeleri davalı-borçlunun gönderdiği avans tutarlarından ve hatta bir kısmını kendi malvarlığından karşılayarak ödemiş, imalatın projeye uygun yapılmasını sağlamış, trafoyu kurdurmuş, kalıp, demir, beton, elektrik, su ve benzeri tüm inşaat işlerini gerçekleştirmiş ve taşınmazı davalı-borçluya tam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, bu durum, davacı-alacaklı müvekkili tarafından alınmış yapı kullanım izin belgesi ile de sabit olduğunu, davacı-alacaklı müvekkili, vekillik görevi boyunca, davalı-borçluya hemen her zaman ve kendiliğinden, inşaatın mali durumu ile, yapılan alımlar ve ödemeler konusunda sürekli olarak hesap vermiş, ödemelerin kimlere ve hangi tutarlarda yapıldığını ... mesajları ile bildirmiş, inşaatın durumu ile ilgili neredeyse günlük olarak bilgi verdiğini, davacı-alacaklı müvekkili, vekalet sözlşemesine göre tüm yükümlülüklerini eksiksiz ifa etmiş olmasına rağmen, davalı-borçlu sözleşmeden kaynaklanan vekil edene ait hiçbir yükümlülüğünü ifa etmediği gibi, davalı-alacaklının hakkını inkar cihetine gittiğini, hizmet ücreti, davalı-borçlu tarafından ödenmediğini, davacı-alacaklı müvekkili ile davalı-borçlu arasında kurulmuş olan vekalet sözleşmesiyle ilgili ücrete ilişkin, taraflar sözlü olarak, satın alınan tüm inşaat malzemelerinin ve yapılan tüm inşai faaliyetlerinin tutarlarının %6’sı oranında, hizmet ücreti konusunda sözlü olarak anlaşmaya vardıklarını, davacı-alacaklı müvekkili, vekillik görevi süresince hiçbir şekil ve surette, taraflar arasında anlaşmaya varılmış olan hizmet ücretini tahsil edememiş, davalı-borçlu da hiçbir ödeme yapmadığını, davacı-alacaklı müvekkilinin davalı-borçludan 1.067.104,83 TL hizmet bedeli alacağı bulunduğunu, hizmet bedeli ile ilgili davalı-borçluya Sarıyer .... Noterliği’nin 29.01.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarname 31.01.2024 tarihinde muhataba tebliğ edilmiş olup, ödeme yapılmadığından ve hatta alacak da inkar edildiğinden Davalı-Borçlu 31.01.2024 tarihinde temerrüde düştüğünü, davalı-borçlu, Karşıyaka ... Noterliği’nin 07.02.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, tamamı mücerret, hiçbir maddi ve somut olguya dayanmayan gerçek dışı beyanlarla, davacı-müvekkilinin hizmet bedelini inkar etmiş ve borçlu olmadığını beyan ettiğini, bunun üzerine, davacı-alacaklı, yasal takip başlatmış, bu takip de davalı-borçlunun haksız itirazı nedeniyle durmuş ve huzurdaki dava açılmak zorunda kalındığını, davacı-alacaklı müvekkilinin taraflar arasında 02.08.2022 tarihinde kurulmuş olan vekalet ilişkisine göre hizmet bedeline hak kazandığı tartışmasız olduğunu, mesleği mimarlık olan davacı-alacaklı müvekkilinin, bir hizmet ücreti almaksızın, 15 ay süren inşaat faaliyeti ile ilgili iş görmesi, emek ve zaman harcamış olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu tür işlerin, işin uzmanları tarafından mutlak surette hizmet ücreti karşılığında yapılıyor olması ticari hayatın zorunlu bir unsuru olduğu gibi, oluşan teamül de bu yönde olduğunu, vekillik görevi hizmet ücreti almaksızın ifa edilmemekte, taraflar genellikle sözlü olarak ücret tutarı konusunda anlaşmaya varıldığını, davanın davacısı da davalısı da ‘’tacirdir.’’ Bu halde dahi, TTK 20. Madde uyarınca, davacı-alacaklı müvekkili vekil sıfatının ötesinde de, tacir olan davalı-borçlunun işini görmüş olması nedeniyle ücrete hak kazanmış durumda olduğunu, gerek bu madde ve gerekse TBK’nun ilgili hükümleri ve uygulama ve doktrin, vekile hizmet ücreti ödemesi yapılmasını, vekil edenin en önemli borcu olarak kabul ettiğini, taraflar aralarında açık bir şekilde hizmet ücreti ve oranı konusunda anlaşmaya varılmışken, bu durum zaten ticari hayatın da mutlak bir gerçeği halindeyken, bir mimarın, 15 ay boyunca davalı-borçluya ait ‘’fabrika’’ binasının inşasını gerçekleştirip hizmet ücreti de istememesi hem hayatın doğal akışına hem de tüm ticaretin gerçekliğine aykırı bir durum olduğunu, davacı-alacaklı müvekkili tarafından yapılan işin niteliği, bu iş için harcadığı zaman ve emek, iş konusuyla ilgili uzmanlığı ve yüklendiği sorumluluk derecesi sabit olduğunu, piyasada oluşmuş, teamül haline gelmiş en az %12 oranındaki hizmet ücretinin de çok altında, geçmişten gelen dostluklarına binaen mutabakata varılmış olan %6 oranındaki hizmet ücretinin ödenmemesi, bununla yetinilmeyerek mücerret ve gerçekdışı ifadelerle inkarı hakkaniyete uygun olmadığını, davacı-alacaklı müvekkilinin malvarlığından davalı-borçlunun borçlarını ödemek için harcadığı tutar da ödenmediğini, vekalet sözleşmesi bir iş görme sözleşmesi olduğunu, vekalet sözleşmesinde, müvekkili vekil, davalı borçlunun Karşıyaka .... Noterliği’nin 07.02.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde beyan ettiği gerçek dışı vakıalarla ilgili olmadığını, müvekkili vekil, bir sonucun mutlak surette elde edilmesi için değil, belli bir yönde, projesi davalı-borçlu tarafından yaptırılmış inşaatını bitirilmesi için özen ve sadakatle çalışma yükümlülüğü altındadır ve bu yükümlülüğünü de eksiksiz olarak ifa etmiş ve inşaatı bitirerek davalı-borçluya teslim ettiğini, davalı-borçlu ‘’fabrika’’ binasını teslim almış ve yapı kullanım izin belgesi tarihi olan 20.11.2023 tarihinden itibaren kullanmaya başladığını, üçüncü kişiye kiralamış, ticari amacını gerçekleştirmiş ve işletmesine gelir kazandırmaya başladığını, bu halde müvekkili vekil, yine de bir sonucun elde edilmesinden ve/veya elde edilememesinden sorumlu olmadığını, sonucun tüm ticari riski davalı-borçluya ait ve fakat dava konusu olayda davalı bir ticari riskle de karşılaşmadığını, davacı-borçlu, davacı-alacaklı müvekkili cevabi ihtarnamesinde gerçek dışı beyanlarla sorumlu tutmak gayretine girişmiş ve bu beyanların sahibi olarak vekile ‘’güven’’ duygusunu da yitirmiş olması gerekirken, taraflar arasında 02.08.2022 tarihli vekalet sözleşmesi ile verdiği ‘’düzenleme şeklinde vekaletnameden’’ dolayı davacı-alacaklı müvekkili azil de etmediğini, vekalet sözleşmesinin en temel unsuru olan ‘’güven’’ unsurunu ise asıl ihlal eden vekil eden olarak davalı-borçlu olmuş, vekil müvekkilinin hizmet ücretini de kendi malvarlığından yaptığı ödemeleri de ödememiş ve hatta inkar yoluna gittiğini, vekalet sözleşmesinde, iş görmenin gerektirdiği tüm giderleri karşılamak kural olarak vekil edene ait olduğunu, davalı-borçlu bu yükümlülüğünü ifa etmemiştir ve etmemeye de devam ettiğini, vekil eden, vekalet sözleşmesinde, vekaletin ifası sebebiyle vekilin uğradığı zarardan da sorumlu olduğunu, bu fasıldaki hak, alacak ve dava hakkı saklı tutulmuş, dilekçede belirtilen yasal takip dosyalarına vaki itirazın iptaline ve takibin devamına, haksız yapılan itiraz nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, tüm yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin de karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... Urla Vergi Dairesi mükellefi olup İzmir Ticaret Odası’na ... sicil numarası ile kayıtlı ‘’müteahhit’’ olarak ticari faaliyet yaptığını doğruladığını, mahkemenin Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen kayıtlarda ticari faaliyeti olan müteahhitliğin amaç ve konusu ''ikamet amaçlı binaların inşaai(müstakil konutlar,birden çok ailenin oturduğu binalar, gökdelenler vb.nın inşaatı'' olarak belirlendiğini, dava ...'nun iş bu davaya konu ... inşaati fabrika yapımına dair olup, davacı müteahhidin fabrika binası inşaatı yapımına dair ticari olarak yetkiye sahip bir belgesi bulunmadığını, dolayısıyla bu yaptıklarını iddia ettikleri müteahhitlik işi ticari bir iş olarak nitelendirilemeyeceğini, vergi dairesinden gelen beyannamelerde 2022 yılına ait 95.909,44 TL,mahsup edilecek zararları 125.792,42 TL ve 2023 yılına ait ticari kazancı 305.253,20TL ve mahsup edilecek geçmiş yıl zararları 221.701,86 TL olduğu görülmekte dolayısı ile ticari olarak yaptığını söylediği ticari fabrika inşaatı bu beyanlarında yer almadığını, kar ve zarar beyannameleri yanında talep ettiği ticari alacak 1.131.788,83 TL olduğunu söyleyerek talep edilenin ticari iş olmadığını gözler önüne serildiğini, müvekkili ... doktor olup, inşaat işinin yapımında ticari faaliyetine dayanarak bir işlem yapmamış ve yaptırmamıştır. Adına kayıtlı ... arsa üzerine yaptırdığı fabrika inşaatını şahsi olarak yaptırmıştır. İş bu sebeble mahkemece açılan bu davaya tarafların ticari işletmesiyle ilgili olmamasından dolayı görev itirazında bulunmak gerektiğini, davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, sözleşmeden doğan davalarda yetki yasalarda yetki 6100 sy HMK m.10’da tek bir cümleyle belirtildiğini, buna göre MADDE 10- (1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Şeklinde olduğunu, davacı taraf fabrika binasının yapılmasına dair düzenleme şeklinde sözleşmeye dayanıyor ve bu sözleşmeyi ... arsa üzerinde yapacağını da belirttiğini, buna dayanarak sözleşme Kemalpaşa ilçesinde ifa edileceğinden yetkili Mahkeme Kemalpaşa Adliyesinde açılması gerektiğini, her ne kadar icra takibinde yetkiye itiraz yapılmamış olsa bile bu durum yetki yönünden itirazı engellemediğini, buna dair Yargıtay kararları da bu yönde karar verdiğini, davacı ...; ... arsa üzerinde fabrika binasını yapımı konusunda davalı müvekkili ...'ya yardımda bulunduğunu, davacı ... ile arkadaşının tavsiyesi ile tanışıp, Kuşcularda bir bina yaptırmış ve sorunsuz teslim edildiğini, bunun üzerine Urla, Kalabak'taki arsasına da ev yaptırmak isteyen davalı ... burada da davacı ... ile çalıştığını, aralarında arkadaşlık ve güven duygusu oluşması ile fabrika binasında da yardım edeceğini söyleyerek bu işe girdiklerini, taraflar arasında bu işin yapılmasına dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını, Urla, Kalabak'taki inşaat devam ederken ve her ne kadar aralarında dostluk olup iş yapmakla birlikte, delil olarak sunulan ... yazışmalarında görüleceği üzere davalı ... davacı ... tarafından istenen tüm paraları sorgusuz gönderdiğini, her hangi bir borcu kalmadığını, bunun yanında, davacı ... yapı ruhsatını almış olmasına rağmen fabrika binasında birçok eksikliklerle teslim ettiğini, üstelik aralarındaki konuşmalarından da anlaşılacağı üzere Yapı Kullanma İzin Belgesini 2023 yılı haziran ayında teslim edeceği her daim konuşulmuş olmasına rağmen, Haziran 2023 tarihinden daha ileri bir tarihte 2023 yılı Kasım ayında Yapı Kullanma İzin Belgesi alındığını, davacı ...'nin ... görüşmelerini dosyaya sunduğu ve bu görüşmelerden de 14.09.2023 tarihli mesajlaşmalarında geç tesliminden dolayı davacı ... ''siz bana ceza kesin isterseniz'' diyerek davalı ...'yu zarara uğrattığını kabul ettiğini, yapı kullanma izin belgesinin geç alınması sebebi ile müvekkili davalı ... 5 aylık kira kaybı yaşadığını, fabrika binasındaki davacı tarafından eksik olarak teslim edilen fabrika binası, eksiklikleri de tekrar masraf yaparak başka bir şirketle anlaşmak suretiyle tamamlatıldığını, davalı ..., Yapı ruhsatının alınmasına kadar davacı ... tarafından istenen ücretleri yatırdığını, yine davacı ...'nin 14.09.2023 tarihli ... görüşmesinde ... ''son 1 milyon kalmıştı.700 bin ödedim.300de ruhsatı aldıktan sonra ..'' diyerek yazışma yapmış buna karşılık davacı ... ''300 binden fazla borcunuz var '' diyerek belirtmiş bu ödemenin de 25.10.2023 tarihli yazışma ile ödendiğini, davacı ... tarafından istenen ücretler sorgusuzca yatırıldıkça istekler bitmemiş ruhsat alındıktan sonra 200.000 TL sözleşmeye dayanarak hizmet bedeli istediğini, bu bedel kendisine ödenmesine rağmen tekrar istendiğini, bu bedel için İzmir .... İcra Dairesinin ... E. ile 200.000 TL'lik icra takibi başlatmış ancak bu takibe tarafımızca itiraz edildiğini, yapılan itiraz sonucu İzmir .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... E- ... K dosyası ile dava açıldığını, görev yönünden yaptıkları itiraz ile davanın görev nedeni ile reddi kararı verildiğini, dava ile %6'lık hizmet bedeli olan 1.131.788,83 TL'yi İzmir ....İcra Müdürlüğü ... E. ile takip yapmış itiraz üzerine iş bu davayı açıldığını, ayrıca İzmir ....İcra Dairesi ... E. ile 1.071.309,42 TL alacağı olduğunu iddia ederek takip yapmış ve dava açtığını, hizmet bedeli olarak tarafların böyle bir hizmet bedeline dair anlaşmaları bulunmadığını, tacir olduğunu ve bu fabrika binasının inşaatı için aralarında %6'lık hizmet bedeline anlaştıklarını söylemesine rağmen buna dair herhangi bir sözleşme ibraz edilmemiş, fatura kesilmemiş ve ... yazışmalarından da görüleceği üzere %6'lık bir hizmet alacağı da istenmemiş ve aralarında da böyle bir anlaşma yapılmadığını, 2023 yılına kadar sorgusuzca ödenen ücretlere 2023 yılı Haziran ayında teslimi konuşulmuş olmasına rağmen 5 aylık 1.500.000-TL 'ye yakın kira kaybı ile Kasım ayında idari binaların kapıları dahi olmadan teslim etttiğini, Güven kaybı yaşanmasından dolayı yapı ruhsatının alınmasından sonra eksiklikleri başka şirkete yaptırmış ve iş bu zararını davacı ...'den istemediğini, ancak davacı ... 200.000 TL hizmet bedeli, iş bu dava ile %6'lık hizmet bedeli olan 1.067.104,83 TL ve yine İzmir ... İcra Dairesi ... E ile 1.071.309,42 TL alacağı olduğunu iddia ederek takip yapmış ve dava açtığını, somut olayda takibe dayanak olarak 1.131.788,83 TL%6'lık hizmet bedeli davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğuna dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığını, aralarında akdi bir ilişki bulunmadığını, davacı aralarında yüzde 6'lık bir sözleşme yaptıklarını ve bunu talep etmesi kötüniyetine dayanmadığını, buna dair herhangi bir faturası olmadığı gibi ticari defterlerinin kontrolü ile bunun doğru olup olmadığı ortaya çıkacağını, taraflar arasındaki ... görüşmelerinin tamamı her ne kadar dosyaya sunulmamış olsada sunulan yazışmalardan anlaşılacağı üzere, davacı ... her para istediğinde davalı ... tarafından para gönderilmiş ve bu gönderilen paralar banka yoluyla olduğu kadar elden de verildiğini, davacı ... tarafından ruhsat alındıktan sonra bile 300.000 TL'den fazla denilen borç ödenmesine rağmen 2.338.414,25TL borç çıkartıldığını, İzmir .... İcra Dairesinde ... E ile 200.000 TL'lik hizmet bedeline dair icra takibi başlatmış ancak bu takibe tarafımızca itiraz edildiğini, yapılan itiraz sonucu İzmir .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... E- ... K dosyası ile dava açıldığını, davacının yeniden %6'lık sözleşme olduğu iddiası ile hizmet bedeli talebi, davacı ...'nin bu zamana kadar itiraz edilmeden her talebinin ardından ödenen, gerçekten bu bedel karşılığı mıdır? diye sorgulamaya dahi girmeyen müvekkili ...'nun güvenini kötüye kullandığını, hizmet bedeline dair bir dava açılmış ve derdest olduğunu, İzmir .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... E- ... K dosyasında bulunan hizmet bedeline dair fatura kesildiğini, talep edilen %6'lık bedele dair herhangi bir fatura davalı ...'ya tebliğ ve beyan edilmediği gibi davacının ticari defterlerinde de böyle bir gelir ve bu bedelde hizmet bedeli de bulunmadığını, davacı, ... olmayan bir borcu tahsil etmeye çalıştığını, dosyanın görev yönünden reddine, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, yetki itirazın kabulü ile Kemalpaşa Mahkemelerine gönderilmesine, görev ve yetki itirazlarının kabul edilmez ise haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli açılan takip nedeni ile takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
İzmir 9.İcra Müdürlüğü 2024/3294 esas sayılı dosyası UYAP'tan çıkartılmış, dosya içine alınmış ve incelenmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2024/3294 esas sayılı icra dosyasındaki alacağın varlığı, miktarı ve icra inkar tazminatı ile kötüniyet tazminatına ilişkin noktalarında toplandığı,
Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2024/3294 esas sayılı dosyasında davalı hakkında davacı tarafından icra takibine başlandığı, davalı borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmakla,
Tarafların sıfatının tespiti bakımından yazılan müzekkerelere gelen cevabi yazılara;
Davalı açısından; Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde davacının kaydının bulunduğunun belirtildiği, ancak kaydın bir şirket temsilciliği şeklinde olduğu, kuruculuk-hissedarlık yahut gerçek kişi tacir kaydının olmadığı, Esnaf ve Sanatlar Odasınca nezdinde davacının kaydının bulunduğu, Vergi Dairesi nezdinde davalının kaydının bulunduğu, 1.sınıf tüccar olarak bilanço esası usule göre defter tuttuğunun belirtildiği,
Davacı açısından; Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde davacının kaydının bulunduğu-... inşaat ünvanı ile-, Esnaf ve Sanatlar Odasınca nezdinde davacının kaydının bulunmadığı, Vergi Dairesi nezdinde davacının kaydının bulunduğu, ikamet amaçlı binaların inşaşatı faaliyeti şeklinde vergisel faaliyet kaydının olduğu, buna mukabil hangi usule göre defter tuttuğunun belirtilmediği anlaşılmış olmakla;
Davanın TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava olmadığı, Mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen incelenmesi gerektiğinden HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,
HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yüzüne karşı,
Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/01/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza