T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/202 Esas
KARAR NO : 2025/644
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/03/2025
KARAR TARİHİ: 01/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 03.08.2024 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkili ...’a ait ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin ... ili ... ilçesi ... mahallesinde ... sk. üzerinde nizami şekilde aracını parketmişken , sigortalı idaresindeki ... plakalı aracı müvekkilinin aracına çarptığını ve bu çarpma neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin kaza tarihinde geçerli olan ... poliçe no’lu ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün tam ve asli kusuru ile neden olduğu maddi hasardan poliçe limitleri ve kapsamı dahilinde sorumlu olduğunu, davalı sigortalı araç sürücüsü ... ve araç ruhsat sahibi ...'in müvekkili aracında meydana gelen zarar ve ziyanın tamamından sorumlu olduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası tamir masrafının, Almanya’da bulunan ... Bürosu tarafından düzenlenen 18.09.2024 tarihli Bilirkişi raporu ile KDV dahil tamir masrafı 5274,04 EURO, kaza sebebiyle müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının 300,00 EURO olarak tespit edildiğini, müvekkili aracının tamiri için geçen süre 2 gün olup , aynı sınıf aracın günlük kiralama bedeli 59-Euro olup toplam istifade zararı 118-EURO olarak hesaplandığını, ayrıca müvekkilinin aracında meydana gelen zararın tespiti için alınması zorunlu bilirkişi raporunun tanzimi için müvekkil tarafından ekspertiz ücreti 981,08 EURO ödemede bulunulmuş olup, bu raporun Türkçe tercümesi için ise 618,80-EURO ödeme yapıldığını, toplam zarar miktarının 7.291,92 EURO’ya tekabül ettiğini, istifade zararı olan 118-EURO poliçe kapsamında olmadığını, sigorta şirketi poliçe limitleri dahilinde ZMMS sıfatıyla zarar görene gerçek zararını ödemek zorunda olduğundan hasar bedeline yansıyacak KDV miktarını da ödemek zorunda olduğunu belirterek 80,00 Euro KDV dahil hasar bedeli, 10,00 Euro değer kaybı ve 10,00 Euro istifade zararı olmak üzere toplam 100,00 Euro tazminatın; 1 no'lu davalı bakımından temerrüt tarihinden, 2 no'lu davalılar bakımından ise kaza tarihinden (ZMMS Poliçe teminat limiti ve kapsamı ile sınırlı olarak-toplam istifade zararı olan 10,00 EURO sadece 2 ve 3 no'lu davalılardan talep edilmektedir.) itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin ekspertiz ücreti olarak ödediği 981,08-Euro ve tercüme ücreti olarak ödediği 618,80-Euro olmak üzere toplam 1.599,88 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dâhil edilerek tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kanuni vekâlet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalılara yüklenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava yoluna gitmeden önce dava şartı olan müvekkili şirkete başvuru şartını yerine getirmiş olması gerektiğini, ancak davacı tarafın usulüne uygun başvuru yapmadığından öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, hasar onarım bedeli gerek ekspertiz raporu gerekse faturalarla tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, belirsiz alacak davasının açılabilmesi, dava değerinin davanın açıldığı tarihte davacı tarafça belirlenebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde mümkün olduğunu, işbu dava konusu miktarın davacı tarafça belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, hasar bedeli hesaplamasının sigortacılık teamülüne ve mevzuata uygun şekilde yapılması ve davacının aracını kasko şirketi nezdinde tamir ettirip ettirmediğinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, poliçede sigorta bedeline kdv dahil olduğuna dair bir ifade bulunmadığını, yabancı plakalı araçlar için genel şartlar uyarınca değer kaybı talep edilebilmesi mümkün olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; 03/08/2024 tarihinde ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... sokakta meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında; davalı müvekkili ...'e adına kayıtlı, ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile davalının aracı arasında çarpışma meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazası neticesinde davalının değer kaybı, tamir masrafı, mahrumiyet bedeli, ekspertiz ücreti ve tercüme bedeline ilişkin işbu haksız ve kötü niyetli davayı ikame ettiğini, davanın belirsiz alacak olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davalı maddi zararlarını müvekkillerine değil sigorta şirketine yöneltmesi gerektiğini, davacı müvekkilinin, ruhsat sahibi ..., ZMMS kapsamında aracı ... Sigorta isimli sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, söz konusu trafik sigorta poliçesinin 15/04/2024-15/04/2025 tarihlerini kapsadığını, davaya konu trafik kazasının meydan geldiği tarihte davalı müvekkilinin aracının poliçeli olduğunu, davacı tarafın maddi zararları için kötü niyetli olarak ruhsat sahibi ve araç sürücüsü davalı müvekkillerine karşı işbu davayı ikame ettiğini, dolayısıyla davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini, davalı müvekkili ...'in KTK md. 57/1-a kuralını ihlal ettiği ve diğer araç sürücüsünün bu kazada kusuru olmadığının belirtildiğini, bu ihlali dolayısıyla müvekkilinin asli kusurlu addedildiğini, dava konusu aracın sürücüsü ...'ın hatalı park yapmış olmasına ve tutanağa geçirildiği halde karşı tarafa kusur yüklenmemesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kasten bir hareketi bulunmamakla birlikte ağır bir kusuru da bulunmadığını, kaza tespit tutanağının karşı taraf araç sürücüsünün aracını trafik kurallarına uygun bir şekilde park edip etmediği, müvekkilinin fren tedbirine başvurup başvurmadığı ile ilgili bir araştırma yapılmadan eksik düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir."
Kesin olmayan yetki hallerinde yetkiye ilişkin ilk itirazın ileri sürülmesi hususu HMK.'nın 19. md. de hükme bağlamıştır. Anılan Yasa'nın 19/2 maddesine göre "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda: Davalı tarafın yetki itirazının davalı sigortanın İzmir'de şubesinin bulunup bulunmadığı ,davalı şirketin merkezinin İstanbul, davacının yerleşim yerinin Almanya olduğu, diğer davalıların yerleşim yerinin Kaş/Antalya olduğu, davaya konu trafik kazasının ...'da meydana geldiği, seçme hakkı kendisinde olan davacının davayı yetkisiz mahkemede açması nedeni ile seçme hakkının davalıya geçtiği, davalının da yetkili mahkeme olarak şirket ikametgah merkezi olan İstanbul Mahkemelerini seçtiği bu şekilde yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla; davalı tarafça yasal süre içerisinde ileri sürülen yetki itirazı mahkememizce haklı bulunmuş, mahkememizin yetkisizliği nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi uygun görülmüş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere ;
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine,
3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince;
a-Dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
b-Dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine,
Sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek davacı vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin yüzüne karşı okunup usulden anlatıldı.01/07/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı