T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/218 Esas
KARAR NO : 2025/646
DAVA : Menfi Tespit (Taksitli Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/03/2025
KARAR TARİHİ: 01/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili aleyhine Ödemiş İcra Dairesi nezdinde ... sayılı icra takibi başlatıldığını, dayanaksız olarak başlatılan iş bu icra takibine ait ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edilmiş olmakla, müvekkilinin süresi içerisinde itiraz etme hakkını kaçırdığını, müvekkili ve boşanma aşamasında olduğu eşi ...'ın ekonomik sıkıntılar yaşadığını ve başta bankalar olmak üzere bir kısım alacaklılar tarafından hem müvekkiline hemde boşanma aşamasındaki eşi ...'a ödeme emirlerinin gelmekte olduğunu, müvekkilinin bir kısım borçlardan haberdar olup, kefilliği veya bilgisi olduğunu ancak iş bu davaya konu icra takibi gibi iki adet icra takibinin tamamen hasız olduğunu, eşinin yanlış yönlendirmesi ile süresinde bu iki icra takibine itiraz edemeyen müvekkilinin sonradan yaptığı araştırma ile durumun farkına vardığını, hakkında 12 tane icra takibi başlatılan müvekkilinin bunların hepsine değil sadece 2 adet icra takibine ve borca itiraz ettiğini, müvekkilinin bu iki dosya kapsamında borçlu olmadığını, Ödemiş İcra Dairesi ... sayılı dosya incelendiğinde görüleceği üzere asıl borçlunun ... olduğunu, müvekkilinin herhangi bir şekilde satış sözleşmesine imzası veya kambiyo senedi asla mevcut olmadığını, eldeki menfii tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunduğunu, icra takibi kapsamında müvekkilinden tahsil edilen veya edilecek olan bedellerin davalıya ödenmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı alınmasını bu sebeplerle müvekkilinin davalı şirkete, Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı takip dosyası kapsamında 62.330,00 TL anapara taksitli satış bedeli ve faizi olan 14.918,22 TL tutarında borcunun olmadığının tespitine, müvekkilinin borcunun olmadığının tespiti akabinde Ödemiş İcra Dairesi ... sayılı dosya kapsamında müvekkilin borçlu kaydının silinmesine, dava sürecinde müvekkilinden tahsilat yapılması ihtimaline binaen sadece müvekkili ...'dan yapılacak tahsilatların alacaklı davalıya ödenmeyerek tedbiren icra dosyasında yargılama sonuna kadar bekletilmesine, İcra takibinin haksız ve kötü niyetle gerçekleştirilmesinden kaynaklanan zararların telafisi için davalıdan %20 oranında kötü niyet tazminatının tahsil edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmadığını, görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, davacı tarafça arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, davacı tarafça dava dilekçesinde herhangi bir delile dayanmadığını, yargılama aşamasında öne sürülecek delillere muvafakatleri olmadığnı, davacının; icra takibine dayanak sözleşmede borçlu sıfatına haiz olup imzasının bulunduğunu, davacının ne borca ne de imzaya bir itirazı olduğunu, usule uygun şekilde icra takibine itiraz etmeyen davacının haksız olarak kendisine takip başlatıldığını öne sürerek menfi tespit talebiyle işbu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını, taraflar arasındaki taksitli satış sözleşmesine göre davacı borçlu taksit tutarlarını zamanında ve eksiksiz olarak ödemediğini, ödenmeyen taksit tutarlarına istinaden taraflarınca Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ve dava dışı eş ...nın icra takibine itiraz etmemeleri sebebi ile takibin kesinleştiğini, davalının icra takibine konu alacak yönünden borçlu olmadığını iddia edebileceği haklı bir gerekçe, usulsüz bir işlem bulunmadığını, tüm bu sebeplerle davacının haksız ve kötü niyetli davasının öncelikle usulden reddine, sayın mahkemenizce aksi kanaatte olunması halinde ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Ödemiş ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasının UYAP sistemi üzerinden celp edildiği anlaşılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında bir alım satım sözleşmesi olmadığından bahisle davacının davalı tarafa icra takibine konu borçla ilgili borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminat talebi istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin, “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği belirtilmiş, aynı kanunun 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği düzenlenmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73.maddesine göre, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir.
Somut olayda dava konusuna göre, davalı tarafından davalı aleyhine Ödemiş ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeni ile, davacının davalıya borcu olup olmadığının tespitine yönelik istemin, davacı ile davalı arasında taksitli satış sözleşmesi imzalandığını, davacı vekilinin beyanına göre müvekkilinin sağlık personeli olarak Manisa Şehir Hastanesinde çalışmakta olduğu, taraflardan birinin tacir olmaması ve davanın mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı; Türk Ticaret Kanunu'nun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre de görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği bu şekilde mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasında tüketici işlemi ve tüketici ilişkisi niteliğinde bulunduğu, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre, 6502 sayılı yasanın 73. maddesi uyarınca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan, yine aynı kanunun 83/f.2 uyarınca, "Taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmü gereğince dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu nazara alındığında, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, açılan davada Türk Ticaret Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı kanaatine varıldığından; bu davanın çözümünde, genel mahkeme sıfatıyla görevli ve yetkili mahkeme olan Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu, Mahkememizin görevli bulunmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli Nöbetçi İzmir Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine,
3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince;
a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine,
4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemesince karar verilmesine,
Sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı okunup usulden anlatıldı.01/07/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı