T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/447 Esas
KARAR NO : 2025/886
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/05/2025
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
Mahkememizde görülen Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkiline ait ... plakalı araç ile ... Sigorta A.Ş. sigortalısı ...'a ait olan ... plakalı aracın 16.08.2024 tarihinde karışmış olduğu trafik kazasında maddi hasarlı trafik kazası oluştuğunu, kaza tespit tutanağından da sürücü karşı taraf meydana gelen kazada kusurlu ve sorumlu olduğunun görüldüğünü, bu sebeple meydana gelen zararın davalıdan tahsili gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı araç kaza tarihinde ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... Nolu ‘‘Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi’’ sigorta poliçesi ile teminat kapsamında olduğunu, Sigorta Genel Şartları A5 Kapsama Giren Teminat Türleri başlığı altında; ‘‘a-) Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir.’’ hükmüne amir olup maddi hasarlı trafik kazalarında araçta meydana gelen değer kaybının teminat kapsamında olduğuna ve atfedilen kusur ve teminat limitleri dahilinde karşılanması gerektiği belirtildiğini, oluşan zarardan birden fazla kişinin sorumlu tutulduğu hallerde sorumlular arasında müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğunu, somut olayda müvekkilinin tüm zararlarından davalı şirket, işleten ve araç sürücüsü ile birlikte müşterek müteselsil sorumlu olduğundan tüm zararın davalıdan karşılanması gerektiğini, davalıya mail yoluyla teminat limitleri içinde ödeme yapması ihtarı ekiyle birlikte 19/10/2024 tarihinde sigorta şirketine iletilmiş şirket tarafından geri dönüş yapılmadığını, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması dava şartı olduğunu, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplaması gerektiğini, sigorta şirketince başvuru cevaplanamaz veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde dava yoluna başvurabileceği öngörüldüğünü, davalı sigorta şirketi süresi içerisinde ihtarnameye cevap vermediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 107 kapsamında belirsiz alacak şimdilik 100,00 TL avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte KTK 88. maddesi uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini ve kazaya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin sigorta şirketinden celp edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usul yönünden dava şartı arabuluculuk itiraz ettiklerini, dava dilekçesinde ticaret mahkemesi görevli olarak dava açıldığını, davacı şahsın talepleri Türk Ticaret Hukuku sigorta hükümleri gereği sigorta şirketine karşı açılmış Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olan bir dava olduğunu, ticari davalar için zorunlu arabuluculuk dava şartı mevcut olduğunu, davacı tarafça bu şart yerine getirilmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu gereği tazminat talepleri için sigorta hasar başvurusu zorunlu olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirkete sadece değer kaybı tazminatı talepli başvuru yapıldığını, bakiye hasar bedeli diye bir başvuru mevcut olmadığını, bu talebin reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa yaptığı ödemelere dava dilekçesinde hiçbir şekilde değinilmemiş olması dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve davacı taraf art niyetli olduğunu, davacı taraf haksız olup, art niyetli çabalarına mahkemeyi de alet ederek haksız yere mükerrrer ödeme alma derdine düştüğünü, dava konusu maddi hasarlı trafik kazasına karışan ... plaka sayılı araç müvekkili şirketçe ...sayılı Trafik ZMMS Poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava konusu kaza için 17.08.2024 tarihinde müvekkili şirket tarafından ... numaralı hasar dosyası açıldığını, davacı yanın aracındaki hasar onarım bedelleri için davacı yana 55.003,22-TL ödeme yapıldığını, araç onarımı ... adresindeki ... Oto Kaporta Boya Servisi
tamir işletmesinde yapıldığını, tamirhaneyi davacı taraf seçtiğini, ödeme de gerçek zarar ve onarım tutarı esas alınarak yapıldığını, bakiye zarar olması mümkün olmadığını, değer kaybı için de davacı vekili hesabına 07.11.2024 günü 60.105,00 TL ödendiğini, mini onarım ufak hasar için bakiye değer kaybı olması mümkün olmadığını, müvekkili şirket ancak ve ancak gerçek zarardan sorumlu olduğunu, poliçe limiti uyarınca sorumlu olduğundan dosyada poliçe limitleri üzerinde karar verilemeyeceğini, davacının iddia ettiği gibi bakiye bir onarım bedeli olması mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere: 2024 yılı ZMMS poliçe limiti 200.000 TL ile sınırlı olup, ödemeler sonrası 84.891,78-TL bakiye limit kaldığını, dava konusu kaza sonucu çok büyük bir hasar varmış gibi iddialar asılsız olduğunu, davacı aracının sağ arka çamurluk kısımlarında çizik mevcut olduğunu, sök tak değişim ve boya tamir işlemleri davacının kendi belirlediği tamir işletmesinde yapıldığını, müvekkili şirketin dosyayı verdiği eksper, tamir yapan işletme ile mutabık kalarak 55.003,22-TL onarım bedeli tespit ettiğini, bedel de ödendiğini, iddia edildiği gibi bakiye zarar söz konusu olmadığını, değer kaybı için de davacı vekili hesabına 07.11.2024 günü 60.105,00 TL ödendiğini, mini onarım ufak hasar için bakiye değer kaybı olması mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından yasal faiz ile sorumluluk mevcut olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacının talebini karşılar nitelikte ödeme yapıldığından, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak ve ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini, Trafik Kanunu madde 92 hükmü gereği müvekkili sigorta şirketi ikame araç, araç mahrumiyet ve kazanç kaybı gibi yansıma dolaylı zararlardan sorumlu olmadığını, fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla; öncelikle davanın arabuluculuk şartı eksikliği ve hasar tazminat başvurusu eksikliği ile usulden reddine, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise işbu dilekçemizde izah ettiğimiz hususların dikkate alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Mahkememizce deliller toplanmış, davalı sigorta şirketinden sigorta poliçesi ve hasar dosyası, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden sigorta ve hasar bilgileri, kazaya karışan araçlara ilişkin tescil bilgileri dosya içerisine alınmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın hadise tarihinde meydana gelen kazaya karışan tarafların kusurlu olup olmadığı, kaza neticesinde dava konusu araçta, hasar bedeli ve değer kaybı oluşup oluşmadığı, oluşması halinde tutarları, davacı tarafın faiz talep edip edemeyeceği, hangi tarihten itibaren ne tür faiz talep edebileceği, netice itibari ile, hasar bedeli ve değer kaybına dair alacak kalemlerinin talep şartlarının oluşup oluşmadığı ve miktarının tespiti noktalarında toplandığı,
Somut olayda; davacıya ait ... plakalı araç ile davalı ... Sigorta A.Ş. sigortalısı dava dışı ...'a ait olan ... plakalı aracın 16.08.2024 tarihinde karışmış olduğu trafik kazasında maddi hasarlı trafik kazası oluştuğundan bahisle, meydana gelen zararın davalıdan tahsili talebi ile kazaya karışan ... plakalı araç kaza tarihinde ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... Nolu ‘‘Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi’’ sigorta poliçesi ile teminat kapsamında olduğundan bahisle hasar tazminatı talebiyle dava açılmışsa da,
Davacı vekilince tazminata dair Yargıtay ... H.D. kararı ve buna uygun muhtelif bam daire kararları emsal gösterildiği, bunlar arasında İzmir Bam ... H.D nin de kararları olmakla birlikte İzmir de sigorta dairesi olarak BAM ... Ve ... Hukuk Dairesinin ikiz daire olup görüş farklılığı olduğu gibi,
KTK 97. maddesindeki müracaatın tahkim veya başka bir alternatif çözüm yolu mu yoksa dava ön şartı mı olduğu noktasında hâlihazırda tatbikatta görüş birliği olmadığı gibi buna dair hukuk genel kurulundan içtihadı birleştirme kararı sadır olmadığı nazara alınarak;
Mahkememizce de KTK 97. maddesindeki müracaatın tahkim veya başka bir alternatif çözüm yolu sayılamayacağı ve bu itibarla;
KTK 97. maddesindeki müracaatın özel kanun kaynaklı dava ön şartı mahiyetli olduğunun kabulü ile;
Benzer mahiyette de ilamların mevcudiyeti nazara alınarak;
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi, Dosya No: ...-Karar No: ...
“…Dairemizin ... E. ... K. sayılı kararı ile, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle TTK'nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesi uyarınca davadan önce davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup, davacı vekilinin 30.12.2020 tarihli duruşmada davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculuğa başvurulmadığını beyan ederek diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmakla, davacı vekilinin davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiş olup,
Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1- DAVANIN USÛLDEN REDDİNE;
2-Alınması gerekli 615,40 TL harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/1 maddesine göre takdir ve tayin edilen 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
Dair; davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin yokluğunda,
Dair karar HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek; Açıkça okunup usulden anlatıldı.08/10/2025 08/10/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı