T.C.
İZMİR
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/94 Esas
KARAR NO: 2025/78
DAVA: Ticari Şirket (anonim şirket hisse devri-tespiti ve fer'i talepler)
DAVA TARİHİ: 30/01/2025
KARAR TARİHİ: 05/02/2025
Mahkememizde görülen Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; Muris ..., Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı vatandaşı olup 09.09.1982 tarihinde Türkiye'ye göç etmiş ve 1984 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kazandığını, müvekkili ...e ise 1973 yılında dünyaya gelmiş olup muris olarak ...'ın oğlu olduğunu, davacı müvekkili, Danimarka'da yaşamakta olduğundan Türkiye Cumhuriyeti nüfus kayıtlarında baba oğul ilişkine ilişkin bir kayıt bulunmadığını, apostilli suretlerden de davacı müvekkili; muris ...'ın öz oğlu ve Danimarka nüfus kayıtlarında müteveffanın tek çocuğu olarak nüfus sisteminde kayıtlı olduğunu, oğul Türk vatandaşı olmadığından Türkiye Cumhuriyeti nüfus kayıtlarına işlenmesi de hem kanunen hem de uygulamada mümkün olmadığını, Antalya ... Noterliği 15.08.2022 tarihli, ... yevmiye numaralı apostilli nüfus kayıt örneği ve yine Kemalpaşa... Noterliği 03.08.2024 tarihli, ... yevmiye numaralı vaftiz ve doğum belgesinde de müvekkilinin, ...'ın tek çocuğu ve öz oğlu olduğu görüldüğünü, ...'ın sağlığında vermiş olduğu röportajda da müvekkilin oğlu olduğunu kabul ve beyan ettiğini, bununla birlikte Torbalı ... Noterliği ... Yevmiye Numaralı evlilik belgesinde ... ve ...'ın 23 Mart 1972 tarihinde evlendikleri yine Kemalpaşa ... Noterliği ... Yevmiye Numaralı Vaftiz ve Doğum belgesinde 12.07.1972 Tarihinde yani evlilik birliği içerisinde doğduğu; aynı belge içerisinde; baba adının ... olduğu açıkça belirtildiğini, Torbalı ... Noterliği ... Yevmiye Numaralı Boşanma kararı ve Torbalı ... Noterliği ... Yevmiye No'lu Yasal Ayrılık Kararında müvekkilinin müşterek çocuk olarak mahkeme kararlarında da belirtildiğini, muris ... 2014 yılında vefat etmiş olup bu tarihte müvekkilinin tek akrabası olan ... İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... E. ... K sayılı ilamı ile müvekkilinin tek mirasçısı olarak ilan edildiğini, ancak Muris ...'ın tek oğlu olan ...e yurtdışında bulunduğundan mirasçılık belgesinde muris olarak yer almadığını, bu mirasçılık belgesi ile ... dava konusu şirket hisselerini kendi üzerine haksız olarak intikal ettirdiğini, ...'un 2021 tarihindeki ölümünden sonra ise mirasçıları tarafından İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... E. ... k. sayılı veraset ilamı alınmış, veraset ilamı ile hem ...'dan intikal eden şirket hisseleri hem de ...'un kendi sahip olduğu hisseler mirasçılık belgesi ile onun mirasçılarına intikal ettiğini, ancak davacı müvekkili, ...'un öz yeğeni olduğundan işbu mirasçılık belgesinde mirasçı sıfatında olması gerektiğini, bu mirasçılık belgelerine ilişkin olarak İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası üzerinden mirasçılık belgesinin iptali davası ikame edildiğini, intikal ettirilen şirket hisseleri haksız olarak intikal ettirilmiş olup iptali ile sonuç ve istem kısmında belirtildiği şekliyle devrini talep ettiklerini, dava konusu işleme ilişkin olarak İzmir Arabuluculuk Bürosu'na ... E. Sayılı başvuru yapılmış yapılan görüşme anlaşamama ile sonuçlandığını, her ne kadar ... ...'a ait hisseler mirasçılık belgesinde adı geçen tek mirasçı ... adına tescil edilmiş ise de; ... ..., muris ...'ın bir çocuğunun olduğunu intikal tarihinde bildiğini, yine ...'un mirasçıları da müvekkilinin varlığından haberdar olduğunu, ..., muris ...'ın ölümünden sonra edindiği mirasçılık belgesi ile murisin tek mirasçısı haline gelmiş ve onun tüm malvarlığını üzerine aldığını, elde ettiği malvarlıkları arasında dava konusu hisseler de bulunduğunu, ancak intikal esnasında ..., muris ...'in bir çocuğu olduğunu bildiğini, dava dilekçesinde yer alan fotoğraflar bu hususu açıkça gösterdiğini, hem İrene'in hem de onun mirasçılarının iyi niyetli davrandığından da söz edilemeyeceğini, ...'un mirasçısı olan ve dava tarihinden önce vefat eden ...'un davacı müvekkili ...e ve onun oğlu ile çekilmiş fotoğrafları da bulunduğunu, ... ve ...'un ölümleri öncesinde ...'tan haberdar oldukları, kendisiyle oldukça iyi ilişkilerinin bulunduğu anlaşıldığını, Danimarka nüfus ve mahkeme kayıtlarından müvekkilinin muris ...'ın oğlu olduğu anlaşıldığını, Danimarka resmi kurum ve kuruluşlarından alınmış olup bu belgeler müvekkilinin ...'ın oğlu olduğu açıkça belirtildiğini, davaya dayanak teşkil eden apostilli evrakların; Türk Hukuku kapsamında uluslararası sözleşmeler gereği resmi evrak niteliğinde olduğunu, davacının, muris ...'ın oğlu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, 5 Ekim 1961 Lahey Sözleşmesi kapsamında Apostilli olarak sunulmuş olup Türkiye'de geçerli olacak belge niteliğindedir. Bu madde kapsamında ilgili belgenin hangi ülkeden temin edildiği, kim tarafından verildiği,hangi sıfatla imzaladığı,hangi mühür ile mühürlendiği bilgilerine yer verildiğini, bu belgelerin aynı sözleşmenin 1. Maddesinin b bendinde belirtilen idari belgelerden olduğu yine aynı maddede "İşbu Sözleme Akit Devletlerden birinin ülkesinde düzenlenmiş olup da diğer bir Âkit Devlet ülkesinde kullanılacak olan resmi belgelere uygulanır." hükmünden anlaşıldığını, Yargıtay bu belgelerin yalnızca sahteliğinin iddia edilebileceği bunun dışında resmi belge hükmünde olduğunu da açıkça kabul ettiğini, davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava, şirket hisselerinin mirasçılık belgesine dayanılarak haksız devrine ilişkin olduğunu ve Limited Şirketlerinin devrine ilişkin usul ve esaslar Türk Ticaret Kanunu'nun 596. Maddesinde düzenlendiğini, ... ...'ın Hürriyet Gazetesi'nden ...'a verdiği röportajda bir oğlu olduğunu ve annesi ile Danimarka'da ikame ettiğini beyan ettiğini, Hem ... hem ... müvekkilinin varlığından haberdar olduğunu, müteveffa ... sağlığında temettü ödemelerini müvekkiline düzenli olarak gönderdiğini, davacı müvekkilinin telafisi güç veya imkansız bir zararla karşı karşıya kalmasının önüne geçilmesi için üzerine ilgili şirkete yazı yazılarak hisse payının devrinin önüne geçilmesi amacıyla müzekkere yazılmasına ve temettü paylarının hissedarlara ödenmemesine ilişkin tedbir talebi verilmesini talep ettiklerini, davalılar tarafından murisin terekesi haksız olarak elde edildiğini, çünkü müvekkili ..., ...'in tek oğlu olup tüm malvarlığının yasal mirasçısı konumunda olduğunu, ...'un öz yeğenidir. Ancak kendisinin burada yaşamaması ve ...'in bir oğlunun olduğuna ilişkin nüfus kayıtlarında bir bilginin bulunmaması, müvekkilinin zor durumda kalmasına neden olduğunu, davacı müvekkilin, telafisi güç veya imkansız bir zararla karşı karşıya kalmasının önüne geçilmesi için ilgili şirkete müzekkere yazılarak hisse devrine ilişkin tedbir konulmasına ve yine bundan sonra ödenecek temettü miktarlarının mahkeme tarafından belirlenecek bir hesaba aktarılması suretiyle davalılara ödenmemesi şeklinde tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı müvekkilinin muris ...'ın öz oğlu olduğu ve haliyle ...'un öz yeğeni olduğunu, müvekkili ... ve ... ile tanışmakta olup oldukça iyi ilişkilere de sahip olduğunu, davanın kabulü ile ...'ın tüm hisselerinin tek mirasçısı olması nedeniyle oğlu ...e'a, ...'a ait hisselerin ise hesaplanacak miras payı oranında davacı müvekkile tescili gerektiğini, tedbir talebinin kabulü ile ticaret ve sanayi kontuvarı A.Ş'ne ait (V.N.: ...) şirket hisselerinin devredilemeyeceğine ilişkin ihtiyati tedbir konulmasına, dava tarihinden sonra ödenecek temettü miktarlarının mahkeme tarafından belirlenecek bir hesaba aktarılması suretiyle davalılara ödenmemesi şeklinde tedbir kararı verilmesine, davanın kabülü ile Ticaret ve Sanayi Kontuvarı A.Ş'ye ait davalılara devredilen hisselerinin (V.N.:...) tescillerinin iptaline ve miras payı oranında müvekkili lehine tescil edilmesine, hisseler devredilmiş ise dava tarihinde ki güncel piyasa değerinin müvekkile ödenmesine, haksız tescil tarihinden itibaren ödenen temettü bedellerinin hesap edilerek dava sonunda karşı taraftan alınarak ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin karşı taraf uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:
Dava şirket hisse aidiyetinin tespit ve tesciline müteallik olup -hisseler devredildi ise piyasa değeri ve temettüye dair terditli talepler de vaki olmakla- yapılan incelemede;
Somut olayda; ...'ın tüm hisselerinin tek mirasçısı olması nedeniyle oğlu ...e'a, ...'a ait hisselerin ise hesaplanacak miras payı oranında davacıya tescili gerektiği, tedbir talebinin kabulü ile ticaret ve sanayi kontuvarı A.Ş'ne ait (V.N.: ...) şirket hisselerinin devredilemeyeceğine ilişkin ihtiyati tedbir konulması, dava tarihinden sonra ödenecek temettü miktarlarının mahkeme tarafından belirlenecek bir hesaba aktarılması suretiyle davalılara ödenmemesi şeklinde tedbir kararı verilmesi, davanın kabulü ile Ticaret ve Sanayi Kontuvarı A.Ş'ye ait davalılara devredilen hisselerinin (V.N.:...) tescillerinin iptaline ve miras payı oranında davacı lehine tescil edilmesi, hisseler devredilmiş ise dava tarihinde ki güncel piyasa değerinin davacıya ödenmesine, haksız tescil tarihinden itibaren ödenen temettü bedellerinin hesap edilerek dava sonunda karşı taraftan alınarak ticari faizi ile ödenmesi talep ve dava edilmişse de,
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Kül halinde iddianın vakıaların ve netice-i talebin delil toplanmasını, delil takdirini, yargılamayı gerektirdiği,
Tespit mahiyetli olarak şirket hisse tespiti ve tesciline dair karar verilemeyeceği, hakeza hüküm sonucu teşkil eder surette tedbir kararı verilmesinin de HMK ve yargılamanın umumi hükümlerine aykırı olduğu,
Haddizatında taleplerin müştereken hem tedbir hem de dava konusu olarak piyasa değerinin yahut temettünün ödenmesine dair olarak terditli olarak yapıldığı görülse dahi TTK 2. Kitap 4. Kısım anonim şirket ahkâmı nazara alındığında;
Taleplerin TTK nun anonim şirket faslına uygun surette kanuni karşılıkları ile yer verilen hükümlere göre ilgili kanuni hukuki dayanakları belirtilip tespit edilmek ve buna uygun vakıa delil anlatımı ile netice-i talebin izhar edilmesi şeklinde olacağı,
Davaya konu hadisenin ise tamamı ile mirasçılık iddiasından kaynaklı İzmir ....Asliye Hukuk Mahkemesi nde açılan mirasçılık belgesi iptali davası haricinde nüfus ve mahkeme kayıtları ile mirasçılığı hukuken ve kanunen iktisap edilmeyen belirsiz bir hukuki duruma dair olarak mirasçılık mevcut ise bundan kaynaklı müteaddit asıl ve fer'i talepler olarak dile getirilmiş olduğu,
Anonim şirketlerin özel miras düzenlemelerinin mevcut olduğu,
"...D) Devrin sınırlandırılması
I - Kanuni sınırlama
MADDE 491- (1) Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, ancak şirketin onayı ile devrolunabilir; meğerki, devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla gerçekleşsin."
2. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar
a) Red sebepleri
Madde 493
(4) Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir.
Davada arabuluculuğun "...ticaret ve sanayi kontuvarı a.ş. Nin müteveffa ... ın tek oğlu ve mirasçısı sıfatı ile davacı ... a genel kurul yapılarak tescili, vefat sonrası temettülerin faizi ile ödenmesi, iyiniyetli 3.kişilere devir vaki ise hisse bedelinin ödenmesi" şeklinde yapılmış ise de iş bu arabuluculuk ta TTK nun emredici hükümlerine ve anonim şirket ahkâmına aykırı ve batıl mahiyettedir.
Zira evvelemir de mirasçılık ispat edilmeli ve buna dayalı olarak hak ve talepler serd edilmelidir.
"b) Hükümleri
MADDE 494- (1) Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır.
(2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.
(3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır."
Bu anlamda salt miras , halefiyet iddiası da devir için yeterli olmayacak, kanunun düzenlemesi gereği hukuken sıhhat ve tekemmülü haiz mirasçılık varit ise bu takdirde kanunun usuli hükümleri işletilebilecektir.
Yine 3.kişilere vaki devilerde miras sabit olsa dahi devirler korunmaktadır.
"3. Borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar
a) Red sebepleri
MADDE 495-
(3) Borsaya kote nama yazılı payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla iktisap edilmeleri hâllerinde, devralanın pay sahibi sıfatını alması reddedilemez."
Eğer mirasçılık sadece iddia değil gerçekten tespit edilmiş sarih bir hukuki duruma istinad ediyorsa bu takdirde davaya da hacet bulunmamaktadır.
"2. Miras, eşler arasındaki mal rejimi ve icra
MADDE 596-
(1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.
(2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır.
(3) Red kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkilidir. Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez.
(4) Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır."
Özellikle 596/1 hükmü yukarıda değinildiği üzere artık bir arabuluculuk ve davaya gerek olmaksızın neticeyi temin etmekte,
Ancak hükmün mefhumu u muhalifinden eğer bir mirasçılık yok ise de ne arabuluculuk bu hususta geçerli olmakta, ne de dava yolu ile taleplerin mahkeme nedinde ileri sürülmesine imkan bulunmamaktadır.
Keza hukuken de ortak olmayan şahsın/ tarafın talep ve dava hakkının bulunmadığı kanunun emredici hükümleri ile tayin edilmiş olup;
Buna dair TTK 445 ve 446. Maddeleri incelendiğinde;
G) Genel kurul kararlarının iptali
I - İptal sebepleri
MADDE 445- (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.
II - İptal davası açabilecek kişiler
MADDE 446- (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,
iptal davası açabilir.
Şeklinde kanunkoyucunun ilgilileri ve dava sebeplerini özel olarak düzenlemiş olduğu, bu suretle dava da hukuki yararın bulunmadığı nazara alınarak,
Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın HMK 114/h maddesi mucibince hukuki yarar yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Alınması gereken nispi karar harcı peşin alındığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde resen davacıya iadesine,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri ve yatırılan delil avansı bulunmadığından bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6- Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm gününde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda,
Dair karar gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/02/2025
Katip...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı