T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/291 Esas
KARAR NO: 2023/865
DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat İstemli (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebepli)
DAVA TARİHİ: 06/07/2020
KARAR TARİHİ: 15/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Maddi ve Manevi Tazminat İstemli (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebepli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın 05/04/2018 tarihinde, davacıların oğlu...'in sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı motosiklete çarpması sonucunda...'in öldüğünü, davalı ...'ın araç maliki olup, aracı zorunlu mali mesuliyet sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalayan şirketin, davalı sigorta şirketi olduğunu,...'in 18/01/2001 doğumlu olup,... Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Elektrik Bölümünde öğrenci iken hayatını kaybettiğini, davalı ...'ın İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında mahkumiyetine ilişkin verilen kararın İstinaf aşamasında olup, kararda davalı sürücünün asli kusurlu bulunmasına rağmen tam kusurlu ve müteveffa...'in ise kusursuz olduğunu, davacıların...'in ölümü ile destekten yoksun kaldıklarını, maddi zararlarının tazmini için sigorta şirketine başvurmalarına rağmen herhangi bir cevap verilmediğini, müvekkillerinin on yedi yaşındaki çocuklarını elim kazada kaybetmenin büyük acısını yaşadıklarını, psikolojik olarak yıkıldıklarını ve tedavi görmeye başladıklarını, manevi acılarının telafisinin mümkün olmadığını, maruz kaldıkları acı ve elem duygusunu bir nebze hafifletmek, adalet duygularını tatmin etmek için manevi zararlarının tazmininin talep edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, davalı ... adına Buca ve Kozaklı'da kayıtlı taşınmazlar ile aracı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, belirsiz alacak olarak her bir davacı için şimdilik 20.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalı sigorta şirketi yönünden 02/10/2018, diğer davalılar yönünden 05/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, her bir davacı için 100.000,00'er TL manevi tazminatın 05/04/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte ... ve...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın pazarcılık olan mesleğini ifa etmek amacı ile bir gece önceden, ikamet ettiği Buca ilçesinden yola çıkarak Seferihisar ilçesine geldiğini, sevk ve idaresindeki kamyonet ile davaya konu kazayı yaptığını, kazanın meydana gelme sebebinin motosiklet sürücüsünün aşırı süratli araç kullanımı olduğunu, motosiklet sürücüsünün sağa sola manevra dahi yapmadan ve frene dahi basmadan müvekkilinin kullanmış olduğu kamyonete çarptığını, ölümün meydana gelme sebebinin, kaza tarihinde 17 yaşında olan motosiklet sürücüsünün ehliyetsiz, kasksız ve koruyucu tertibatsız olarak aşırı süratli motosiklet kullanması olduğunu, müteveffanın, sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğuna ilişkin Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesini ihlal ettiğini, ayrıca Karayolları Trafik Kanunu madde 52/1-a'da yer alan ''Sürücüler kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere yaklaşırken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine,... hızlarını azaltmak zorundadır.'' hükmünün de ihlal edildiğini, ceza davası dosyasına sunulan bilirkişi raporu yetersiz olduğunu, müteveffanın, ölüm tarihinde lise öğrencisi olmasından dolayı davacılara maddi anlamda desteğinin bulunmadığını, bir çocuğun yaşayacak olması halinde anne ve babasına yardım edecek mali güce sahip olması ve destek olmasının sayısız etkene bağlı olup, farazi bir destek halinin kabulü için, yardım edecek olan çocuğun olduğu kadar, anne ve babanın da ilerideki mali durumlarının ne olacağının göz önünde tutulması gerektiğini, fiilen bir destek bulunmadığından ve ileride geleceği iddia olunan maddi desteğin kesin nitelik taşımaması nedeni ile davanın reddinin gerektiğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; 05/04/2018 tarihinde meydana gelen davaya konu trafik kazasında vefat eden...'in, davacıların desteği olduğu iddiası ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminatın, davalı sürücü ve davalı işletenden müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketinin, kazaya karışan davalı ... adına kayıtlı aracın kaza tarihindeki ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olmasına bağlı olarak uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin TTK'nun 1401 ve devamı maddelerinde yapılmış olması nedeniyle TTK'nun 4 (1-a) maddesi hükmü gereği dava tarihi itibari ile davanın, mutlak ticari dava niteliğinde olup, uyuşmazlığı çözme görevinin mahkememize ait olması nedeniyle yargılanmaya başlanmış, yargılama sırasında davacı tarafın, davalı sigorta şirketi hakkındaki davadan feragat etmesi üzerine davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın tefrikine ardından feragat nedeni ile reddine karar verilmesinden sonra dosya heyete tevdi edilmiş, her ne kadar dava dosyasında davalı sıfatıyla yalnız işleten ve sürücü gerçek kişi davalılar kalmış ise de, davanın açıldığı tarihte sigorta şirketininde taraf olmasına bağlı olarak mutlak ticari dava niteliğinin varlığı ile tefrik nedeni ile mahkemenin görevinin değişmemesi gerektiği ilkesi ve bu konudaki yerleşmiş yargı kararları dikkate alınarak, yargılamaya devam edilmiş ve hüküm kurulmuştur.
Yargılama sırasında davalı sigorta şirketinin, davacılara ödeme yapmış olması nedeni ile davacı taraf sigorta şirketi hakkındaki davadan feragat etmiş, sigorta şirketi hakkındaki davanın, tefrik edilmesinden sonra feragat nedeni ile reddine karar verilmiş, feragatın niteliğine göre ve yalnız poliçe limiti ile sınırlı miktar yönünden feragat edildiği anlaşılmakla feragatın gerçek kişi davalılara sirayet etmeyeceği, yalnız gerçek kişi davalıların, davalı sigorta şirketinin yaptığı ödeme kadar sorumluluktan kurtulacağı ve yapılan ödemenin, davalı gerçek kişiler hakkında hükmedilen tazminat miktarından mahsubu ile yetinilmesi gerektiği gözetilerek hüküm kurulmuştur.
Davacılar, müteveffa...'in anne ve babası olup aynı zamanda en yakın mirasçılarıdır.
Trafik tescil kayıt ve sigorta poliçeleri örneklerine göre; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın, kaza tarihinde, davalı ... adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
Dava ve cevap dilekçelerinde dile getirilen iddia ve savunmalar, taraflarca sunulan ve mahkememizce toplanan delil ve belge örnekleri, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe ve hasar dosyası örneği, davacı tarafça, davalı sigorta şirketine ödeme konusunda yapılan başvuru ve tebligat örnekleri, kaza yapan araca ilişkin tescil durumunu gösterir belge örnekleri, kaza tespit tutanağı, davacılar ile davalı gerçek kişilere ait nüfus kayıt tablosu örnekleri ile sosyoekonomik durumlarına ilişkin yapılan araştırmalara ilişkin tutanak örnekleri, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının davaya konu kazayla ilgili soruşturma dosyası örneği ile soruşturma sonucunda iddianame ile davanın açıldığı İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosya örneği, müteveffa...'e ait eğitim durumunu gösterir müzekkere cevabı, taraflara ait nüfus kayıt örnekleri, ceza soruşturması ve ceza davasında alınan kusur raporları ile mahkememizce alınan kusur bilirkişisi rapor ve ek raporları, aktüerya bilirkişisi raporu, davacı tarafça yapılan talep artırım dilekçesi ile uyuşmazlık konularıyla ilgili mevcut yasal düzenlemeler ve yerleşmiş yargı kararları birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık çözülmüştür.
Davacı tanığı, ...; kaza nedeni ile davacıların çok üzüldüklerini, davacı ...'in bu sebeple şeker hastası olduğunu, maddi ve manevi açıdan kendilerini geçindiremeyecek durumda olduklarını, davacı ...'in kapının üzerinde anahtarını unutmak, davacı ...'in ise arabasını park edememek gibi normal hayatlarını idame ettiremeyecek duruma geldiklerini, çocuklarına ilişkin olan bütün hayallerinin yıkıldığını, kazadan sonra psikolojik tedavi gördüklerini, davacı tanığı ...; davacıların davaya konu olay nedeni ile büyük acı çekmekte olduklarını, çocuklarının ölümünden sonra davacıların sosyal yaşantılarının bittiğini, hergün mezara gittiklerini, çocukları üzerine kurdukları hayallerinin yıkıldığını, davacı tanığı ...; müteveffanın ölümünden sonra davacıların tamamen çöktüğünü, davacı anneyi kazadan on bir ay sonra vefat eden oğlunun çorabını cebinde taşırken gördüğünü, yemek dahi yapamaz ve yiyemez hale geldiklerini, psikolojilerinin bozulduğunu, evin kapısını açık unutmak, arabayı çalıştırıp unutmak, tüp gazı açıp kapatmayı unutmak ve pazarda para üstünü yanlış vermek gibi hallerini gördüğünü, bildirmişlerdir.
Maddi tazminata ilişkin davanın konusu; destekten yoksun kalma tazminatıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 53.maddesinde ölenin yardımından faydalananların bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilecekleri düzenlenmiştir. Yerleşmiş Yargıtay Kararları ile destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkının, ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde...n, asli ve bağımsız nitelikte bir hak olduğu, ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yarattığı, bu nedenle ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisinin bulunmasının gerekmediği, miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığı ve destekten yoksun kalma tazminatının, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu, bu tazminata hükmedilebilmesi için ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığının bulunması gerektiği kabul edilmiştir.
Müteveffa, davacıların iki çocuğundan biri olup, kaza tarihinde on yedi yaşında ve... Meslek Lisesi Elektrik Bölümünde öğrencidir. Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde dile getirilen iddialarla, müteveffanın davacıların desteği olamayacağı iddia edilmiş ise de, destekliğin yalnız parasal ve maddi olmanın ötesinde yardım ve hizmet şeklinde gerçekleşebileceği, bu çerçevede ölenin hizmet edebilme güç ve kabiliyetinin varlığının bulunması halinin yeterli olduğu, hizmet ve yardımın çeşitli şekillerde gerçekleşmesinin mümkün olduğu, hayatın olağan akışı içinde ve Türk örf ve adetleri gereği yetişkin çocuğun anne ve babasına maddi ve manevi her anlamda destek olacağının kabulünün gerektiği dikkate alındığında; müteveffa ile davacılar arasındaki ana, baba ve çocuk ilişkisi, müteveffa ve davacıların yaşı, birlikte aynı çatı altında yaşamlarını sürdürdükleri, müteveffanın eğitimine göre gelecekte icra edebileceği mesleği, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, yasal düzenleme ve Yargıtay Kararları çerçevesinde, somut olay yönünden; müteveffanın kaza nedeni ile vakitsiz ölmeyip, olağan ömür yaşına göre anne ve babası olan davacıların desteği olacağının açık ve anlaşılır olup, davalı tarafın, aksine iddialarını kanıtlayacak nitelikte ve yeterlilikte hiçbir delil sunmadığı dikkate alınarak, müteveffanın, davacıların desteği olacağı ve buna bağlı olarak davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etmeye hak ve yetkilerinin bulunduğu kabul edilmiştir.
KTK'nun 86. maddesinde, aynı kanunun 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma şartlarına yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluğun kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek, sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hâkim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır.
Davalı ..., kazaya sebebiyet veren sürücü sıfatıyla, TBK'nun 49(1) maddesi uyarınca davacıların maddi ve manevi zararlarından, kusuru oranında sorumludur.
Davalı ..., kazaya neden olan aracın maliki olarak KTK'nun 85.maddesi uyarınca işleten sıfatı ile davacıların maddi ve manevi zararlarından, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Her ne kadar davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını iddia etmiş ise de , toplanan deliller ile davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun belirlenmesi yanında KTK'nun 86.maddesi uyarınca somut olayda, davalı araç malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir mücbir sebebin bulunmadığı anlaşılmakla, davalı araç maliki, dava konusu tazminatlardan işleten sıfatı ile sürücünün kusuru oranında sorumlu tutulmuştur.
Hakkında tefrik kararı verilen davalı sigorta şirketi, davalı ...'nın işleticisi olduğu aracın, ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olması nedeniyle KTK'nun 91.maddesi uyarınca davacının, maddi zararlarından sürücünün kusuru oranında diğer davalılar ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere müteselsilen sorumludur.
Dava konusu kaza ile ilgili ceza soruşturması sonunda iddianame ile kamu davası açılmış, İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporuna dayanılarak davalı sürücü hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, karar, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanarak 02/07/2022 tarihinde kesinleşmiştir.
TBK'nun 74.maddesi uyarınca kusurun varlığı ve kusur oranlarının hukuk mahkemesi tarafından belirleneceği dikkate alınarak, ceza davasının bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle kararın kesinleşmesi beklenmemiş, dava konusu kazanın oluşumunda kusurlu olanlar ve kusurlu davranışlarının uzman trafik bilirkişi aracılığıyla teknik yönden incelenmesi ve değerlendirilmesinin gerektiği göz önünde tutularak, bu nitelikte alınan bilirkişi raporu ile uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Mahkememiz dosyasında yukarıda açıklanan gereklilik çerçevesinde trafik alanında uzman bilirkişiden alınan raporda ve ceza mahkemesi tarafından alınan 05/02/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, aynı değerlendirmeler yapılarak müteveffa...'in kavşağa güvenli giriş yapmaması nedeni ile tali kusurlu, davalı sürücü ...'ın ise kavşakta durmama ve ilk geçiş hakkını vermemek eylemleri ile asli kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Kusura ilişkin ceza soruşturması ve davası aşamasında alınan tüm raporlar ile mahkememizce alınan raporların aynı değerlendirmeleri içerdiği, kaza tutanağının bilirkişi raporları ile uyumlu olduğu dikkate alınarak; davalılar vekilinin, müteveffanın kusurlu olduğu, davalı sürücünün kusursuz olduğuna yönelik iddialarında ve bir başka rapor alınması isteminde haklılık görülmemiş, Adli Tıp Kurumu raporunda, müteveffanın kask takmaması suretiyle oluşan müterafik kusur, kazanın oluşumuna ilişkin kusur olarak değerlendirilmiş ise de, bu durumun kazanın oluşumuna ilişkin kusur olarak dikkate alınmasının mümkün olmayıp, müterafik kusur kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla ve tüm dosya kapsamı ile davalı sürücünün yönetimindeki araç ile dur levhasına riayet etmeyerek durmadığı, anayoldan geçmekte olan araçları kontrol etmeden seyretmeye devam ettiği, müteveffanın seyrettiği aracın ilk geçiş hakkını ihlal ettiği dikkate alınarak, davalı sürücünün davaya konu kazada %80 oranında kusurlu, müteveffanın ise kavşak mahalline yaklaşırken hızını azaltmaması sureti ile kavşağa güvenli girmemesi nedeni ile %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş, kusur oranlarının mahkememizce belirlenmesinin zorunluluğu karşısında davanın, maddi tazminat istemi yönünden belirsiz alacak davası olarak açıldığı, tarafların mahkememizce belirlenecek kusur oranına itiraz haklarını kullanabilmeleri yönünden hukuki dinlenme hakkı çerçevesinde yargılama sırasında verilecek ara kararı ile kusur oranlarının somut olarak belirlenip belirlenen bu oranlara göre aktüer bilirkişiden rapor alınmasının gerektiği göz önünde tutularak, bu gerekliliğe uygun olarak 05/04/2023 tarihli duruşmada kusur oranları belirlenmiştir.
Müteveffanın, ölüm tarihinde eğitim gördüğü okulun niteliğine göre mezun olması halinde, icra edebileceği mesleğine göre ilgili sendika ve meslek kuruluşlarından muhtemel gelirine ilişkin müzekkere cevapları alınmış, tazminat hesabı buna göre oluşturulmuştur.
Aktüer bilirkişi raporunda; TRH-2010 tablosu kullanılıp, 1/Kn katsayısına göre her yıl %10 oranında artırılmak ve iskonto edilmek suretiyle mahkememizce belirlenen %80 oranında davalı sürücünün kusurlu olduğuna ilişkin ara kararına uygun kusur oranları dikkate alınmak suretiyle usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olarak yapılan hesaplamalara göre; sigorta şirketi tarafından poliçe limiti olan 360.000.00 TL toplam ödeme içinde, davacı anneye 200.661,59 TL, davacı babaya ise 159.338,41 TL destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesine rağmen aktüer bilirkişi raporunda mahsup işleminin yapılmamış olduğu görülmekle, dosyanın sürüncemede kalmaması açısından bu konuda yeniden bir ek rapor alınmaksızın 15/11/2023 tarihli duruşmada, sigorta şirketinin yaptığı ödeme, son aktüer bilirkişi ek raporu tarihi itibari ile güncellenmiş, davacı anne ve baba için belirlenen destekten yoksun kalma tazminatlarından mahsup edilmiş, müterafik kusurun, kazanın oluşumundaki kusur niteliğinde bulunmaması nedeniyle somut olayda müteveffanın kaza sırasında kask takmadığı ve beyin kanaması nedeniyle ölümü ile kask takmaması arasında illiyet bağının bulunmasına bağlı olarak oluşan müterafik kusuru nedeni ile davacılar lehine hükmedilen tazminattan TBK'nun 52(1) maddesi hükmü uyarınca %20 oranında indirim yapılmış, 23/10/2020 tarihli talep arttırım dilekçesinde, davacı ... için 662.586,65 TL, davacı ... için 429.766,04 TL olarak talep edilen destekten yoksun kalma tazminat miktarlarının, mahkememizce belirlenen kusur oranı ile müterafik kusur oranı mahsup edilerek yapılmasına rağmen, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin, güncellenmeksizin mahsup edilerek talepte bulunulmasına göre her iki davacının maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile; davacı ... için 662.327,11 TL, davacı ... için 397.813,12 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş, davacı ...'in fazlaya ilişkin 259,44TL, davacı ...'in 31.962,92TL'lik tazminat istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Maddi tazminat talebi yönünden; davalıların kaza tarihinden itibaren sorumluğunun bulunması yanında davacı tarafın, talebine bağlı olarak yasal faize hükmedilmiştir.
Davacılar, davalı sürücü ve işletenden manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Davacı ..., vefat edenin annesi, davacı ... ise babasıdır, davacıların, müteveffa ile yakınlıkları ve ilişkileri gözetildiğinde manevi tazminat talep etmeye haklarının bulunduğu tartışmasızdır.
Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği uygun bir miktar paranın adalete uygun olması gereklidir.
Dinlenen tanık beyanlarına ve dosyada toplanan tüm delillere göre, davacılar ile müteveffa müşterek çocuğun, vefat tarihinden önce aynı çatı altında yaşadıkları, müteveffanın ölüm tarihinde on yedi yaşında lise öğrencisi olup, davacıların iki çocuğundan biri olduğu, müşterek çocuk ile davacılar arasında yakın bir bağ olup, davacıların müteveffa çocuğa düşkün oldukları, buna bağlı olarak müteveffanın vakitsiz ölümü ile davacıların hayatının en büyük acılarından biri olan evlat acısını yaşadıkları, ölüm ile birlikte psikolojilerinin bozularak bu nedenle tedavi görmek zorunda kaldıkları ve büyük bir acı ve özlem içinde yaşamlarını sürdürdükleri, ana, baba ve oğul ilişkisi içinde, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları gibi aynı zamanda müteveffanın sevgisinden ve şefkatinden ömürleri boyunca mahrum kaldıkları, yaşadıkları ve ömürleri süresince yaşayacakları acı ve üzüntünün hiçbir maddi değer ile karşılanmasının ve kıyaslanmasının mümkün bulunmadığı, ancak yasal düzenlemelerimiz ve yerleşmiş Yargıtay kararları dikkate alınarak, manevi tazminatın, zenginleşme aracı olmaksızın tarafların sosyoekonomik durumları, kazaya karışanların kusur oranları, kaza tarihi ve ülkemizdeki ekonomik koşullar da göz önünde tutulmak sureti ile belirlenmesi gerektiği, somut olayda müteveffanın tali kusurlu olup, aynı zamanda müterafik kusurununda bulunduğu, davaya konu kaza tarihinin 05/04/2018 olduğu, manevi tazminatın daha yüksek veya daha düşük miktarlarda takdir edilmesini gerektirecek başkaca bir özel sebebin bulunmadığı dikkate alınarak, davacıların her biri yönünden 80.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davalılar ile hakkında tefrik kararı verilen... Sigorta Şirketi arasında davacılara karşı müteselsil sorumluluk söz konusu olduğundan, sigorta şirketi hakkındaki davadan yapılan ödemeler nedeni ile davacı tarafça feragat edilmesine bağlı olarak sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler miktarınca davalıların da sorumluluklarının sona erdiği, sigorta şirketi tarafından destekten yoksun kalma tazminatı dışında davacı tarafa stopaj ve KDV hariç 31.363,80 TL vekalet ücreti ve 3.416,92 TL yargılama giderinin ödendiği dikkate alınarak, ödenen vekalet ücreti ve yargılama giderleri davalılara yükletilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden mahsup edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-a-Davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin davasının TBK'nun 52(1) maddesi hükmü uyarınca müterafik kusura bağlı olarak %20 oranında yapılan indirim nedeniyle KISMEN KABULÜ ile;
662.327,11 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 05/04/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
Davacı ...'in fazlaya ilişkin 259,44TL'lik istemin reddine,
b-Davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin davasının TBK'nun 52(1) maddesi hükmü uyarınca müterafik kusura bağlı olarak %20 oranında yapılan indirim nedeniyle KISMEN KABULÜ ile;
397.813,12 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 05/04/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
Davacı ...'in fazlaya ilişkin 31.962,92TL'lik istemin reddine,
2-a-Davacı ...'in manevi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile;
80.000,00 TL manevi tazminatın 05/04/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
b-Davacı ...'in manevi tazminata ilişkin davasının KISMEN REDDİ ile;
20.000,00-TL'lik fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin REDDİNE,
3-a-Davacı ...'in manevi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile;
80.000,00 TL manevi tazminatın 05/04/2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
b-Davacı ...'in manevi tazminata ilişkin davasının KISMEN REDDİ ile;
20.000,00-TL'lik fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin REDDİNE,
4-a-Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat istemi yönünden alınması gereken 72.418,18 TL karar ve ilam harcından, 136,62 TL peşin harç ve 3.730,98 TL tamamlama harcından oluşan toplam 3.867,60 TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 68.550,58 TL karar ve ilam harcının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
b-Harçlar Kanunu uyarınca manevi tazminat istemi yönünden alınması gereken 10.929,60 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 683,10 TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 10.246,50 TL karar ve ilam harcının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
c-Davacı tarafça maddi tazminat istemi yönünden peşin olarak yatırılan 3.867,60 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine
d-Davacı tarafça manevi tazminat istemi yönünden peşin olarak yatırılan 683,10 TL harcın, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
5-Maddi tazminat talebi yönünden;
a-Kabulüne karar verilen istem yönünden; davacı ... yararına A.A.Ü.T'nin 13(1)maddesi uyarınca takdir edilen 98.725,80 TL nispi vekalet ücretinden sigorta şirketi tarafından ödenen 16.969,70 TL vekalet ücretinin indirilmesi ile geriye kalan 81.756,10 TL nispi vekalet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
b-Kabulüne karar verilen istem yönünden; davacı ... yararına A.A.Ü.T'nin 13(1)maddesi uyarınca takdir edilen 61.671,97 TL nispi vekalet ücretinden sigorta şirketi tarafından ödenen 14.394,10 TL vekalet ücretinin indirilmesi ile geriye kalan 47.277,87 TL nispi vekalet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
c-Her iki davacının reddine karar verilen maddi tazminat istemleri yönünden; davalılar yararına A.A.Ü.T'nin 3(2) ve 13(1)maddeleri uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin, davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine,
6-Manevi tazminat talepleri yönünden;
a-Davacı ... yararına A.A.Ü.T'nin 10 ve 13.maddeleri uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
b-Davacı ... yararına A.A.Ü.T'nin 10 ve 13.maddeleri uyarınca takdir edilen17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,
c-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden, davalılar yararına A.A.Ü.T'nin 3(2), 10 ve 13.maddeleri uyarınca takdir edilen 17.900,00 nispi vekalet ücretinin, davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden 19/20'sinin karşılığı olan 1.254,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 1/20'sinin karşılığı olan 66,00 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
8-Maddi ve manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeni ile; davacı tarafça yapılan 54,40 TL başvuru harcı, 250,00 TL yedi adet tebligat, 291,00 TL otuz adet elektronik tebligat gideri, 1,00 TL kep ücreti, 467,00 TL müzekkere gidiş dönüş posta gideri, 2.850,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.913,40 TL yargılama giderinden 19/20'sinin karşılığı olan 3.717,73 TL yargılama giderinden 3.416,92 TL'lik yargılama giderinin sigorta şirketi tarafından davacılara ödenmiş olması nedeni ile indirilmesi ile geriye kalan 300,81 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 1/20'sinin karşılığı olan 195,67 TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından, harcanmayan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalılar vekilinin yokluğunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/11/2023
Başkan ...
e-imza
Üye...
e-imza
Üye...
e-imza
Katip ...
e-imza