T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/267 Esas
KARAR NO: 2023/723
Mahkememizin 2021/267 Esas syılı Asıl Dava Dosyasında:
DAVA: İtirazın İptali (Ticari İşletme Rehninden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/04/2021
Birleşen İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/831 Esas syılı Dosyasında:
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/11/2021
KARAR TARİHİ: 11/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletme Rehninden Kaynaklanan) talepli asıl ve birleşen Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) talepli davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Asıl dosyada davacı vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasında yıllardır süregelen ticari ilişki mevcut olup, davalı şirketin borçlarına karşılık olmak üzere; ... ... akalı kamyonlar için 07.07.2006 tarihli 40.000,00 TL bedelli rehinli borç sözleşmelerinin imzalanmasından sonra bedelin 120.000,00 TL'ye yükseltildiğini düzenleyen rehinli borç bedel artırımı sözleşmelerinin, ... plakalı kamyon için 25.000,00 TL bedelli rehinli borç sözleşmesinin ardından bedelin 130.000,00 TL'ye yükseltildiğini düzenleyen rehinli borç bedel artırımı sözleşmesinin imzalandığını, rehine konu kamyonların zilyetliğinin müvekkili şirkete teslim edildiğini, araçların tescilli olduğu sicillere, rehin sözleşmelerinin yapıldığının noterler tarafından şerh edildiğini, bu nedenle rehin hakkının geçerli olarak kurulduğunu, taraflar arasında 2002 tarihinden beri akdedilen hazırbeton dağıtım hizmeti sözleşmesi ve bayilik sözleşmelerinin ifası suretiyle yıllardır süregelen ticari ilişkilerinin olduğunu, sözleşmenin 17. maddesi uyarınca müvekkili tarafından tutulan cari hesap ekstresine göre davalının, müvekkiline 283.389,21 TL ticari borcu bulunduğunu, borç tutarının 2018 yılından beri değişmediğini, davalı şirketin, çalışanlarını işten çıkarması ve çalışanlarının işçilik alacaklarını ödememesi sonucu işçilerin açmış olduğu davalarda, müvekkilinin, davalı yanında taraf gösterildiğini, davaların işçiler lehine sonuçlanması üzerine hükmedilen tutarların müvekkilinden tahsil edildiğini, ancak bu tutarların, asıl ve tek işveren sıfatı ile taraflar arasındaki ekli sözleşmenin 7. ve 8. maddeleri gereği davalı tarafından ödemesi gerektiğinden müvekkili tarafından davalıya rücu edilerek davalının cari hesap borcuna eklendiğini, davalının bu kapsamdaki borcunun 260.373,53 TL olduğunu, ancak davalının 07.06.2002 tarihli 25.000,00 TL bedelli ve 16.05.2005 tarihli 25.000,00 TL bedelli kesin teminat mektuplarının nakde tahvil edilmesi ve 7.555,37 TL tutarındaki davalı avans bakiyesinin mahsup edilmesi sonucunda davalının, müvekkiline olan takip tarihi itibari ile toplam borcunun 501.318,11 TL olduğunu, davalının, müvekkiline olan borçlarını ödememesi üzerine geçerli olan rehin sözleşmeleri ve rehin artırım sözleşmelerine konu menkul rehinlerinin paraya çevrilmesi için 23.06.2020 tarihinde İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalının borca ve ferilerine itiraz ederek borcunun olmadığını beyan ettiğini, aynı tarihli dilekçe ile rehin sözleşmelerinin geçersiz olduğunu iddia ederek rehin hakkına da itiraz ettiğini, dilekçede geçersizlik iddiasını hangi sebebe dayandırdığını belirtmediğini, davalının 15 yıl geçtikten sonra sözleşmelerin geçersizliğini ileri sürmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesine aykırılık teşkil etiğini, bu nedenle itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının borcu olmadığı iddiasına ilişkin dosyaya bir belge sunmadığını, davalının TTK’nun 18. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 17. maddesinde düzenlenen şartlar dahilinde belirlenen cari hesap dökümleriyle ve şirketin iç muhasebe bölümünce kolaylıkla hesaplanıp belirlenebilecek olan takibe konu borca dayanak göstermeksizin, kötü niyetle itiraz ederek tahsil sürecini uzattığını ve borcunu ifa etmekten kaçındığını, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, davaya konu alacağın likit olup, davalının borçlu olduğunun sabit olması nedeniyle icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiğini bildirmiş, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasında uzun süredir devam eden Hazırbeton Dağıtım Hizmeti Sözleşmesinden kaynaklanan bir ticari ilişki mevcut olup, son olarak 01.01.2018 tarihli Hazırbeton Dağıtım Hizmeti Sözleşmesinin ve 01.01.2018 Tarihli Ek Protokolün düzenlendiğini, bu sözleşmenin başlangıç tarihinin 01.01.2018 olup, 31.12.2019 tarihinde sona erdiğini ve bu tarihten sonra yenilenmediğini, sözleşme ve Ek Protokol uyarınca müvekkili tarafından düzenlenen garanti fark faturalarının davalı tarafından ödenmediğini, ödenmeyen sekiz adet faturadan kaynaklanan 2.447.259,88 TL asıl alacak ve 422.411,42 TL işlemiş faiz olmak üzere 2.869.671,30 TL Toplam alacağın tahsili için İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının borca itiraz etmesi nedeni ile takibin durduğunu, itiraz dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişkiye ve sözleşmelere itiraz etmeyip, takip dayanağı faturaların hesap mutabakatı sağlanmadan kesildiğini belirttiğini, ek protokolde; kiralanan mikser başına aylık bazda 1.050 m3 hazır beton taşıma garantisi verildiğinin, her dört ayda bir yapılacak hesaplamalar sonucunda eksik kalan miktar olursa farkın davalı ...'a faturalandırılacağının kararlaştırıldığını, müvekkiline ait evraklarının bulunduğu binada meydana gelen su basması nedeniyle tüm evraklar zayi olduğundan sözleşme asıllarını sunmanın mümkün olmadığını, garanti uygulamasının bütün sözleşme dönemlerinde mevcut olup, davaya konu faturaların da bu kapsamda düzenlendiğini, davalının keşide ettiği 24.01.2020 tarihli ihtarnamede sözleşmenin bitiş tarihinin 31.12.2019 olmasına rağmen, mart 2019 sonu itibariyle sonlandırıldığının beyan edildiğini, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları ile ek protokolün varlığının ve garanti uygulamasının mevcudiyetinin anlaşılır olduğunu, müvekkili tarafından sözleşmenin Mart 2019 da feshedilmesinin söz konusu olmayıp, bitiş tarihi olan 31.12.2019 da son bulduğunu, bu durumun davalıya ait ticari defter ve kayıtlarla belli olduğunu bildirmiş, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın % 20sinden az olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Asıl dosyada davalı vekili, cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde, davalı vekili olarak yazılmış olmasına ve vekil sıfatıyla icra dosyasına itiraz dilekçesi sunmasına rağmen müvekkiline ilanen tebligat yapılmasının yok hükmünde olup, usul ve yasa ile 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11'inci, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 41 ve HMK'nun 73, 81, 82 ve 83 üncü maddeleri ile 10.07.1940 gün ve 1940/7 esas ve 1940/75 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.11.2012 gün, 2012/5-453 esas ve 2012/911 karar sayılı ilamına aykırı olduğunu, davadan 30.09.2021 tarihinde haberdar olduklarını, icra takibine konu edilen rehin sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, müvekkiline rehin söyleşmelerinde belirtilen şekilde davacı tarafından bir borç verilmediğini, rehin hakkının tesisi için öncelikle bir alacağa gereksinim olduğunu, bu bağlamda, rehin hakkının alacağa bağlı feri bir hak olduğunu, alacak hakkı olmadan rehin hakkından bahsetmenin hukuken mümkün olmadığını, bu bakımdan, rehin hakkının doğumunun alacak hakkının doğumuna bağlı olup, alacak doğmadan rehin hakkının doğmayacağı gibi alacak hakkının sona ermesinin, rehin hakkını da sona erdireceğini, bundan başka, Türk Medeni Kanununun 939 ve devamı maddeleri gereği kurulan rehinde, kural olarak rehin konusunun zilyetliğinin rehin alacaklısına devrinin gerektiğini, bu bağlamda, üzerinde rehin tesis edilen araçların zilyetliğinin davacıya devredilmediği gibi araçların davacı tarafından teslim de alınmadığını, rehin sözleşmelerinin öncelikle bu nedenle geçersiz olduğunu, daha da önemlisi müvekkilinin, davacıya rehin sözleşmelerinden kaynaklı mevcut bir borcunun olmadığını, rehinlerin verildiği sırada davacı tarafından rehin sözleşmelerinde belirtildiği şekilde verilmiş bir borcun bulunmadığını, rehin sözleşmelerinin bu nedenle de geçersiz olduğunu, davacının icra takibinde rehin sözleşmelerinden başka bir belgeye dayanmadığını, rehin sözleşmelerinde, sözleşmenin düzenlendiği tarihte davacı tarafından, müvekkiline verilen nakdi borca karşılık verildiğinin açıkça yazıldığını, bu durumda davacının o tarih itibari ile müvekkiline borç olarak bir ödeme yapmış ise ancak o miktarın tahsilini isteyebileceğini, davacının bu yöndeki iddiasına usulüne uygun deliller ile kanıtlaması gerektiğini, dava dilekçesinde cari hesap ilişkisinden doğduğu iddia edilen alacakların rehin kapsamına sokulmaya çalışıldığını, bu durumun rehin sözleşmeleri karşılığında davacının bir alacağının olmadığı iddialarını doğruladığını, rehinlerin doğacak alacakların teminatı olarak verilmiş olmadığından rehin sözleşmelerinin düzenlendiği tarihten sonra doğduğu iddia edilen rücu nedenine dayalı alacakların takibe konu edilen rehinlerin kapsamına sokularak tahsilinin istenmesinin mümkün olmadığını bildirmiş, müvekkiline yapılan tebligatının yok sayılmasına, davanın reddine, davacının takibe konu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının, varlığını iddia ettiği sözleşmenin aslını ibraz etmesinin gerekli olup, sözleşmelerin zıyaına ilişkin mahkeme kararına ibraz etmediği sürece, sözleşmelere dayanmasının mümkün olmadığını, davacının İİK'nun 58. maddesine aykırı olarak bu belgeleri takip talebine eklememesi nedeniyle belgelerin kendileri tarafından incelenemediğini, sözleşme ve ek protokolün dava dosyasına da sunulmadığını, davacının, olmayan sözleşmelere göre takip yaptığının ve talepte bulunduğunun kuşkusuz olup, davanın reddinin gerektiğini, takibe konu ettiği faturaların dayanağı sözleşmeleri, ek protokolü ve fatura konusu alacağın varlığını kanıtlama yükünün davacıya ait olduğunu, davacının, kendi ticari defterlerine dayanmayıp sadece müvekkilinin defterlerinden söz ettiğini, müvekkilinin, davacının ticari defter ve belgelerine delil olarak dayandığını bu nedenle davacıya ait defterlerin ibrazını talep ettiklerini, davanın, itirazın iptali davası olması sebebiyle, davacının takip talebinde gösterdiği faturalarla sınırlı olarak incelemenin yapılması gerektiğini, aslı sunulmayan sözleşmenin 19. maddesinde taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunduğu kararlaştırıldığından, TTK'nun 89 ve 97. maddeleri uyarınca davacının, cari hesap sona ermeden, fatura alacağından bahisle takipte bulunması ve dava açmasının mümkün olmadığını, ayrıca davacının talep ettiği faiz oranının kanuna uygun bulunmadığını, takip tarihinden önce faiz başlangıç tarihinin belirtilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacının garanti mükellefiyetinin bulunduğu ve yıllarca uygunlandığına ilişkin iddiasının da doğru olmadığını, garanti mükellefiyetinin varlığından ve bu sebeple bir ödeme yapılması zorunluluğundan söz edilebilmesi için, sözleşmenin yürürlükte olmasının gerekli olup, dava dilekçesinin 2. sayfasında belirtildiği üzere, sözleşmenin 31.12.2019 tarihinde değil, Mart 2019 tarihi itibariyle eylemli olarak feshedildiğini, bu tarih itibariyle varlığı kabul edilse dahi garanti mükellefiyetinin de sona erdiğini, her iki tarafın sözleşmenini feshi hususunda uzlaşmış olmalarının gerekli olmadığını, feshedilmiş bir sözleşmeye dayanarak fatura tanzim edilemeyeceğinin kuşkusuz olduğunu, sözleşmenin 9.maddesinde feshe ilişkin hükümlerin yer aldığını, 14.maddesindeki hükümler ile 16.maddesindeki hükümler çerçevesinde müvekkilinin, davacının mali açıdan çeşitli zorluklar yaşadığını da dikkate alarak, bir süre desteklemek zorunda kaldığını, müvekkili tarafından uygun görülen ve teyid edilen miktarda ilave fatura kesilmesinin uygun görüldüğünü, ancak, davacının edimlerini kesinlikle yerine getirmediği ve bundan sonra da getiremeyeceğinin ortaya çıktığını, davacının verdiği taşıma hizmetinin Ocak 2018 tarihinden sonra altı transmikser hizmetinin üzerine çıkamadığını ve giderek çalışan transmikser sayısının düştüğünü, Mart 2019 sonuna doğru ise çalışır transmikser sayısının üç adedi geçmediğini, çoğu zaman bir ya da iki adet transmikserin çalıştırılabildiğini, 30.03.2019 tarihinden sonra davalının taşıma hizmeti verilmediğini, bu sebeple müvekkilinin mağdur olduğunu ve böylelikle, sözleşmenin esasen davacı tarafından ve haksız bir biçimde eylemli bir biçimde feshedildiğini, müvekkilinin, kendisinin sağladığı ve arızalı, artık işlemez halde olan ve müvekkilene rehinli olan araçlarla ilgili olarak yasal haklarını kullanarak, davaya konu icra takibini yaptığını, müvekkilinin transmikserlerin çalışmadığı her gün için her bir transmikser yönünden 1000 TL/gün cezai şart talep hakkının bulunduğunu, müvekkili tarafından keşide edilen 24.01.2020 tarihli ihtarnamede sözleşmenin bitiş tarihinin 31.12.2019 olarak belirtilmiş ise de, davacı şirketin içinde bulunduğu ekonomik güçlüğü gerekçe göstererek müvekkiline verdiği hizmetin Mart 2019 sonu itibariyle sonlandırıldığını, bu kapsamda söz konusu transmikserlerin müvekkiline rehin hakkına istinaden müvekkiline teslim edildiğinin, müvekkili şirkete olan cari hesap borcunun ise, 436.143,91-TL olduğunun, ekonomik olarak yaşadığı sıkıntıya binaen davacının üstlendiği işleri tasfiye sürecine girdiğinin, işçilerini çıkardığının, bu işçilerin işçilik alacakları için davacı yanında müvekkilinin de davalı gösterildiğinin, 32 adet derdest davanın bulunduğunun, bu davaların 3 tanesinin davacı ve müvekkili aleyhine sonuçlanması sebebiyle, müvekkili tarafından icra takip dosyalarına 260.373,53-TL ödeme yapıldığının, derdest dosyalardan 9 tanesine halihazırda sunulmuş olan teminat mektuplarının toplam tutarının ise 936.904,59-TL olduğunun, diğer derdest davaların bir kısmında tesis edilen bilirkişi raporları göz önüne alındığında, 1.000.000-TL'yi aşacağı öngörülen bir ödeme riskinin bulunduğunun ve müvekkili yönünden, 2.000.000-TL'yi aşan bir mali külfet oluştuğunun ihtar edildiğini, protokolün geçerli bir biçimde yapıldığı ve 31.12.2019 tarihine kadar geçerli olduğu varsayılsa dahi, davacının garanti mükellefiyetine dayalı olarak alacak iddiasında bulunabilmesi için, transmikserlerin hazır tutulması ve müvekkili tarafından kasıtlı olarak taşımanın yaptırılmamasının şart olup, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, esasen, davacının kendi edimini yerine getirmediği dikkate alındığında, müvekkilinden bir borcun ifasını talep hakkını haiz olmadığını, müvekkilinin taşıtma yükümünün doğduğundan söz edilebilmesi için, TBK madde 97 uyarınca, davacının edimini yerine getirmiş veya getirmeye hazır olmasının şart olduğunu, davacının, hazır bulundurması ve taşıma yapması gereken transmikserleri belirtilen sayı ve teknik özelliklere sahip olarak hazır bulundurmadığına ve taşıma yapmadığına göre, müvekkilinden, taşıtma yükümünün bulunduğundan bahisle herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmayacağını, bu konudaki itirazlarının kabul görmemesi halinde ve müvekkilinin haklarına halel gelmemesi ihtirazı kaydıyla, davacının talep ettiği tutardan müvekkilinin, davacıdan olan alacağının takas ve mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkilinin yaklaşık 2.000.000 TL zararının bulunduğunu, güncel tutarın 501.318,11 -TL'lik kısmı için müvekkili tarafından ..... Şirketi aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyası üzerinden rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, itiraz üzerine İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasında açtıkları itirazın iptali davasının derdest olduğunu, müvekkilinin alacağının bu dosyadan takas ve mahsup edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesinin ardından davacının, kötüniyetli olarak fatura düzenlemeye devam etmiş olup, bu faturaların müvekkili tarafından iade edildiğini, bunun yanı sıra, davacının, müvekkiline neredeyse üç ay arayla kestiği faturaların numaralarına bakıldığında davacının üç ay boyunca müvekkili şirket dışında kimseye fatura kesmeyerek esasen sadece müvekkiline taahhüt ettiği taşıma işini sonlandırmakla kalmayıp, ayrıca bütün ticari faaliyetine son verip, eylemli fesihte bulunduğunun açık olduğunu, eylemli feshin ardından davacının tanzim ettiği, taraflar arasında artık hiçbir hukuki ilişki kalmamasına rağmen, garanti faturası açıklamalı olarak gönderdiği, afaki olarak düzenlenmiş faturaların da davacıya iade edildiğini, davalının tüm faaliyetlerinin sona ermesine rağmen fatura tanzim etmeye devam ettiğini, davacının garanti alacağı söz konusu olamayacağı gibi, sözleşmeyi eylemli olarak feshedenin bizzat kendisi olduğunu, sözleşmeyi müvekkilinin haksız feshettiği varsayıldığında dahi, davacının, ancak menfi zarar talebinde bulunabileceğini, davacının taşıma işinin yaptırılmadığı, aylık olarak araç başına 1.050 m3 taşıma yaptırılması gerektiği, bundan yoksun kaldığı şeklindeki iddiasının, müspet zarar talebi anlamına gelip, müspet zararını istemesinin mümkün bulunmadığını, sözleşmede fesih halinde dahi yoksul kalınan karın talep edilebileceğine dair bir hükmün bulunmadığını, dolayısıyla davacının ifa menfaatine ilişkin zarar kalemlerinden biri olan yoksun kalınan karı talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının tacir olup, sözleşmenin erken ve haksız feshedildiği iddiası kabul edilse dahi, ancak makul bir süre için tazminat talebinde bulunabileceğini, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını, tam tersine sözleşmenin 14.4. maddesinde hüküm bulunduğunu bildirmiş, davanın reddine, icra takibinin iptaline, davacının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına ve iddiaların kabul görmemesi halinde, davacının, dava dilekçesinde talep ettiği tutardan müvekkilinin, davacıdan olan 809.915,45-TL'lik alacağının takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Asıl dava, taraflar arasında düzenlenen, rehinli borç sözleşmeleri ile rehinli borç bedel artırım sözleşmeleri uyarınca yine taraflar arasında düzenlenmiş 01.12.2015 tarihli adi yazılı hazır beton dağıtım sözleşmesi nedeniyle davalının, davaya ve icra takibine konu borcunun ödenmediği iddiası ile davacı ..... Şirketinin, davalı... Şirketi hakkında alacağının tahsili amacıyla yaptığı icra takibinde davalının borca ve ferilerine ilişkin itirazının iptali, birleşen dava ise aynı sözleşme ve ek protokol uyarınca birleşen dava dosya davalısı ..... Şirketinin takibe konu edilen garanti fark tutarlarından sorumlu olduğu iddiası ile düzenlenen sekiz adet fatura bedelinin tahsili amacıyla birleşen dosya davacısı .... Şirketinin, davalı ..... Şirketi hakkında yaptığı icra takibinde, davalı ..... Şirketinin borca ve ferilene ilişkin itirazının iptali istemine ilişkindir.
Asıl davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında davacı ..... Şirketi, davalı ... hakkında 23.06.2020 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmış, ödeme emrinin 25.10.2020 tarihinde tebliğinden sonra davalı vekili tarafından 19.10.2020 ve 26.10.2020 tarihinde yasal süre içinde sunulan itiraz dilekçeleri ile borca ve ferilerine ve rehin hakkına itiraz edilmesi nedeniyle takip durmuştur.
Birleşen davaya konu İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı icra dosyasında davacı ... Şirketi, davalı ..... Şirketi hakkında 12.02.2021 tarihinde ilamsız icra yolu ile takip yapmış, ödeme emrinin 22.02.2021 tarihinde tebliğinden sonra davalı vekili tarafından 24.02.2021 tarihinde yasal süre içinde sunulan itiraz dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle takip durmuştur.
Asıl ve birleşen dava, İİK'nun 67(1) maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde açılmıştır.
Her iki dava aynı sözleşmelerden kaynaklanıp, sözleşmelerin varlığı ve içeriği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Asıl ve birleşen dosyalardaki dava ve cevap dilekçelerinde dile getirilen iddialara göre uyuşmazlığın çözümünün dosyada toplanan tüm delil ve belgeler ile taraflara ait ticari defter ve kayıtla üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile mümkün bulunduğu dikkate alınarak, tarafların defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir. Asıl dosya davacısı, birleşen dosya davalısı... Şirketinin merkezinin Manisa'da bulunması nedeniyle Manisa Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış ise de; şirkete ait defter ve kayıtların ibraz edilmemesi nedeniyle bilirkişi incelemesi yapılamamış, ... Şirketi vekili 17.01.2022 tarihli dilekçe ile müvekkili şirketin elektronik defterlerinin ilgili kurumdan celp edilerek incelenmesi talebinde bulunmuş,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığına uyap sistemi üzerinden müzekkere yazılarak ... Şirketinin 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılları ile 2019 yılına ilişkin e-defter beratlarının elektronik dosya olarak gönderilmesi istenilmiş, mahkememizce atanan bilirkişiden ...... Şirketine ait defter ve kayıtlar ile ... Şirketine ait elektronik dosya üzerinde inceleme yapılması sureti ile bilirkişi raporu alınmıştır.
Bilirkişi rapor ve ek raporlarında; taraflar arasında 01.12.2015 tarihli ve 31.12.2017 tarihine kadar geçerli olacak dağıtım sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşmede birer yıllık süreler ile uzatılmasının ...... Şirketinin yetkisinde olduğunu ve tarafların aralarında TTK'nun ilgili hükümlerine göre bir cari hesap sözleşmesi bulunduğunu kabul ve beyan ettiklerinin kararlaştırıldığını, beş adet kamyon hakkında rehinli borç sözleşmesi ve rehinli borç bedel artırımı sözleşmelerinin düzenlendiğini, ...... Şirketinin incelenen 2015 ve 2021 yılları da dahil defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapıldığını, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin 31.12.2004 tarihinde başladığını, ...... Şirketinin cari hesabında ..... Şirketinden olan alacağının asıl davaya konu icra takip tarihi itibariyle 501.318,11 TL olarak göründüğünü, taraflar arasında cari hesap mutabakatı yapıldığına dair bir belgeye rastlanmadığını, ..... Şirketi lehine, ...... Şirketine hitaben ... Bankası tarafından düzenlenen 250.000,00 TL'lik ve ... Bankası tarafından düzenlenen 25.000,00'er TL'lik kesin teminat mektuplarının ...... Şirketinin 09.08.2018 tarihli tanzim talebine istinaden aynı tarihte adı geçen bankalardaki mevduat hesabına alacak kaydedildiğini, mektup bedellerinin ..... Şirketinin cari hesap borcundan indirildiğini, birleşen dosya yönünden; ..... Şirketi'ne ait e-defter kayıtlarının Hazine Ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan alınan kayıtlar üzerinden incelendiğini, ..... Şirketi tarafından toplam 2.869.671,30 TL işlemiş faizi ile birlikte takip dosyasında talep edilen alacağın 2.447.259,88 TL tutarındaki sekiz adet faturadan oluştuğunu, faturaların taraflarca imzalanmış sözleşme veya ek protokole dayanmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 31.12.2017 tarihinde sona ermesi ve ...... Şirketinin sözleşmenin bir yıl süre ile uzatıldığına dair yazılı bir beyanının bulunmaması nedeniyle sözleşmenin 31.12.2017 tarihinde sona ermiş ve buna göre ..... Şirketi tarafından düzenlenen faturaların geçersiz olduğunun kabul edilebileceğini, 01.12.2015 tarihli sözleşmede ..... Şirketi'ne hazır beton taşıma garantisi verildiğine dair bir hüküm bulunmadığını, ancak 01.01.2018 ve 31.12.2018 dönemi hazır beton dağıtım sözleşmesine ek olarak düzenlenen ek protokolde ..... Şirketi'ne hazır beton taşıma garantisi verildiğinin anlaşılmakla birlikte bu sözleşme ve ek protokolün ...... Şirketi adına imzalanmamış olduğunu, ..... Şirketi tarafından 07.01.2018 ile 31.03.2019 tarihleri aralığında garanti taşıma bedeli veya garanti fark bedeli açıklaması ile sekiz adette toplam 354.815,61 TL'lik fatura düzenlendiğini, bu faturaların ...... Şirketi tarafından defter kayıtları alınarak ..... Şirketinin cari hesabına kaydedildiğini ve ..... Şirketinden olan alacağına mahsup edildiğini, 31.03.2019 ile 31.12.2019 tarihleri arasında düzenlenen sekiz adet faturanın ise ihtarnameler ile kabul edilmediğinin ..... Şirketine ihtar edildiğini ve cari hesaba kaydının yapılmadığı gibi bu faturalarla ilgili bir ödeme ve mahsup işleminin de yapılmadığını, ...... Şirketinin defter ve kayıtlarında 392 adette toplam 7.576.288,16 TL'lik fatura ve altı mükerrer düzeltme işlem kaydının oluşturulduğunu, 07.01.2015 ile 31.12.2017 tarihi aralarında ..... Şirketi tarafından düzenlenen 392 adet toplam 7.576.288,16 TL'lik faturalar incelendiğinde 2016 yılı pompa garanti sevki açıklaması ile düzenlenmiş KDV dahil 56.998,81 TL'lik fatura olup garanti uygulaması olarak değerlendirilebilecek başkaca fatura kaydına rastlanmadığını, 24.05.2018 ve 31.01.2019 tarihi aralığında düzenlenen toplam 394.861,61 TL'lik faturaların taraflar arasında süre gelen ticari ilişkide teamüle dönüşen garanti uygulaması niteliğinde olup olmadığının mahkemece takdir edilmesi gerektiğini, 438.175,77 TL'lik garanti fark fatura bedelini mahsubu halinde ...... Şirketinin, ..... Şirketinden takip tarihi itibariyle asıl alacağının 63.142,34 TL olacağını, hangi dönemin kapsadığı belli olmayan ve sözleşmenin fesih edildiği tarihten sonraki döneme ait olan toplam 1.456.424,74 TL'lik fatura bedellerinin ..... Şirketi alacağı olarak kabul edilmesi halinde takip tarihi itibariyle asıl dava yönünden davacı ..... Şirketinin, birleşen dosya davacısı ..... Şirketine 1.393.282,40 TL borçlu olacağını, birleşen dava yönünden ..... Şirketinin, ..... Şirketinden dava tarihi itibariyle 609.125,54 TL alacağın, 438.175,77 TL alacaktan mahsup edilmesinden sonra 170.949,77 TL olduğunu, ..... Şirketinin kayıtlarının esas alınması halinde dava tarihi itibariyle ..... Şirketinin alacağının 809.915,45 TL olup, 438.175,77 TL'nin mahsubu sonrasında 371.739,68 TL olacağını, 1.456.424,74 TL toplam tutarlı fatura bedellerinin ..... Şirketinin alacağı olarak kabul edilmesi halinde dava tarihi itibari ile ..... Şirketinin 1.285.474,97 TL alacaklı kabul edilebileceğini, ..... Şirketinin kayıtlarına göre davacının alacak tutarının tespiti görüşünün benimsenmesi halinde, 08.11.2021 dava tarihi itibariyle ..... Şirketinin 1.084.685,06 TL alacaklı olacağının değerlendirildiğini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen bilirkişi rapor ve ek raporları ile; taraflar arasında varlığı ve içeriği uyuşmazlık konusu olmayan 01.12.2015 tarihli hazır beton dağıtım sözleşmesi ve ek protokolün düzenlendiği, sözleşmenin 30.maddesinde sözleşme süresinin 31.12.2017 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı ve asıl dava dosya davacısı ..... Şirketinin istediği taktirde 15 gün önceden haber vermek sureti ile sözleşmeyi bir yıl süre ile uzatabileceğinin öngörüldüğü, ..... Şirketinin sözleşmeyi uzatma iradesine ilişkin tarafların ticari defter ve kayıtlarında ve dosyada toplanan delillerde yazılı bir belgeye ulaşılmadığı, sözleşme ile bağlantılı olarak asıl dosya davacısı ..... Şirketi tarafından icra takibine dayanak yapılan rehinli borç sözlemeleri ve rehinli borç bedel artırım sözleşmelerinin taraflar arasında akdedildiği, asıl dosya davacısı ..... Şirketin taraflar arasında sözleşme gereği oluşturulan cari hesaba dayalı olarak icra takip tarihi itibariyle 501.318,11 TL alacağının bulunduğu iddiası ile rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığı, asıl dosya davacısı tarafından sunulan itiraz dilekçesi ile rehin hakkına, borca ve ferilerine itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, davalı ..... Şirketi tarafından asıl dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde bildirilen nedenlerle rehin hakkına itiraz edilmiş ise de, taraflar arasında düzenlenen rehinli borç sözleşmesinin resmi şekle uygun yapılıp, davalı ..... Şirketi cevap dilekçesinde dile getirdiği geçersizlik nedenlerinde haklılık bulunmadığı göz önünde tutulduğunda, davacı ..... Şirketinin rehinli borç sözleşmelerine dayalı olarak icra takibi yapmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi rapor ve ek raporlarında ayrıntılı olarak tespit edildiği üzere asıl davaya konu icra takibinde takip tarihi itibari ile davacı ..... Şirketinin alacağının 501.318,11 TL olup, Eylül 2018 ve Mart 2019 dönemi için asıl dosya davalısı ..... Şirketi tarafından düzenlenen toplam 438.175,77 TL'lik garanti fark fatura bedelinin asıl dosya davacısı ..... Şirketi tarafından kanuni defter kayıtlarına işlenmesi sureti ile bu alacağın varlığının kabul edilmesine bağlı olarak davacı ..... Şirketinin alacağından mahsup edilmesi sonrasında asıl dosya davasında icra takip tarihi itibari ile davacı ..... Şirketinin 63.142,34 TL asıl alacak talebinde bulanabileceği, buna göre asıl dava dosyasına konu icra takibinde davalı ..... Şirketinin bu miktardaki asıl alacağa yönelik itirazının iptalinin gerektiği, asıl dava dosyasında işlemiş faiz talep edilmiş ise de, icra takibinden önce davacı ..... Şirketinin, davalı ..... Şirketini temerrütte düşürmediği dikkate alınarak, işlemiş faiz talep edilememesi nedeni ile bu alacak kalemi yönünden talebin reddinin gerektiği, tarafların tacir olup, aralarındaki ilişkinin ticari niteliği dikkate alınarak işleyecek faiz yönünden asıl dosya davacısı ..... Şirketinin işleyecek faiz talebinin yasal normlara uygun olduğu, asıl dava dosyasına konu alacağın likit ve taraflarca hesaplanabilir olması nedeniyle yargılamayı gerektirmediği dikkate alınarak, davalı .... Şirketinin kabul edilen miktar yönünden icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması gerektiği, asıl dosya davalısı .... Şirketi kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, reddedilen alacak miktarı yönünden asıl dosya davacısı ..... Şirketinin kötü niyetle icra takibi yaptığına dair dosyada bir delilin toplanmadığı ve davalı .... Şirketinin bu konudaki iddiasını kanıtlayamadığı göz önünde tutularak davalı .... Şirketinin kötü niyet tazminatı isteminin reddinin gerektiği, birleşen dava dosyasında davacı .... Şirketi tarafından sekiz adet garanti fark faturasına dayalı olarak icra takibi yapılmış ise de, bilirkişi rapor ve ek raporlarında tespit edildiği üzere her ne kadar ..... Şirketi tarafından asıl dava dosyasında mahsup konusu yapılan toplam 438.175,77 TL tutarlı garanti fark faturaları kabul edilerek ticari defterlerine işlenmiş ise de, gerek taraflar arasında başlayan ticari ilişkinin başlangıcından son bulmasına kadar taraflar arasında garanti fark faturalarının periyodik ve düzenli olarak düzenlenip, her iki tarafça kabul edilmek sureti ile ticari teamül haline gelmiş bir uygulama niteliğinde bulunmadığı, gerekse taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokolde bu konuda bir hüküm olmadığı, birleşen dosya davacısı .... Şirketi tarafından sunulan sözleşme ve ek protokolün ..... Şirketi tarafından imzalanmamış olması nedeniyle bu şirket tarafından imzasız sözleşmelerin hüküm ifade etmediği gibi ..... Şirketinin bu konuda teamül oluştuğu iddiasını kabul etmediği ve birleşen dava dosyasına konu icra takibinin dayanağı sekiz adet garanti fark faturasını ticari defterlerine işlemeyerek yasal süre içerisinde iade ettiği, birlikte değerlendirildiğinde birleşen dosya davacısı .... Şirketi tarafından birleşen dava dosyasının dayanağı icra takibine dayanak yapılan sekiz adet garanti fark faturalarından dolayı davalı ..... Şirketinin sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı dikkate alınarak, birleşen dosyaya ilişkin davanın reddine, davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle birleşen dosya davacısı .... Şirketinin icra inkar tazminatı isteminin reddine, birleşen dosyada davalı ..... Şirketi tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, birleşen dosya davacısı .... Şirketinin kötü niyetli olarak icra takibi yaptığına dair dosyada bir delil toplanmadığı gibi birleyen dosya davalısı ..... Şirketinin bu konudaki iddiasını kanıtlayamadığı dikkate alınarak, kötü niyet tazminatı isteminin reddine, davanın reddine karar verilmiş olması nedeni ile birleşen dosya davalısı ..... Şirketinin mahsup istemi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Mahkememizin 2021/267 esas sayılı asıl dava dosyası yönünden;
a-Davanın KISMEN KABULÜ ile; asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı ....Şirketi tarafından davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı icra dosyasında borca ve ferilerine ilişkin itirazının kısmen iptali ile takibin;
63.142,34 TL toplam alacak ile ödeme emrinde talep edilen nitelikte ve oranda işleyecek faiz üzerinden devamına,
b-Davanın KISMEN REDDİ ile; asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı ... Şirketinin 438.175,77 TL asıl alacak ile 16.996,74 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 455.172,51 TL 'lik fazlaya ilişkin isteminin reddine,
c-63.142,34 TL alacağın %20'si oranındaki 12.628,47 TL icra inkar tazminatının asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı ....Şirketinden alınarak asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı ... Şirketine verilmesine,
d-Asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı ....Şirketinin kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
2-Birleşen İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası yönünden;
a-Davanın REDDİNE,
b-Asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı ....Şirketinin icra inkar tazminatı isteminin reddine,
c-Asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı ... Şirketinin kötü niyet tazminatı ve takibin iptali istemlerinin reddine, davanın reddine karar verilmiş olması nedeni ile mahsup istemi konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
3-a)Asıl dosya için; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.313,25 TL karar ve ilam harcının peşin yatırılan 8.561,27 TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 4.248,02 TL harcın isteği halinde asıl dosya davacısı ..... Şirketine iadesine,
b)Birleşen dosya için; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın peşin olarak yatırılan 34.726,26 TL harçtan indirilmesiyle geriye kalan 34.456,41 TL harcın isteği halinde birleşen dosya davacısı .....Şirketine iadesine,
c)Asıl dosya için; asıl dosya davacısı ......Şirketi tarafından peşin olarak yatırılan 4.313,25 TL harcın asıl dosya davalısı ... Şirketinden alınarak, asıl dosya davacısı ......Şirketine verilmesine,
4-a)Asıl dosya yönünden; davanın kabul edilen bölümü için asıl dosya davacısı ......Şirketi yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin asıl dosya davalısı ...Şirketinden alınarak, asıl dosya davacısı ......Şirketine verilmesine,
b)Asıl dosya yönünden; davanın reddedilen bölümü için asıl dosya davalısı .... Şirketi yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 69.724,15 TL nispi vekalet ücretinin asıl dosya davacısı ......Şirketinden alınarak, asıl dosya davalısı ... Şirketine verilmesine,
c)Birleşen dosya yönünden; birleşen dosya davalısı ......Şirketi yararına, AAÜT'nin 13(1) maddesi uyarınca takdir edilen 281.483,57 TL nispi vekalet ücretinin, birleşen dosya davacısı ....Şirketinden alınarak birleşen dosya davalısı ......Şirketine verilmesine,
5-Asıl dosya için; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca taraflardan tahsili gereken yargılama gideri niteliğindeki 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, 7/8'inin karşılığı olan 1.155,00 TL'nin asıl dosya davacısı ......Şirketinden, 1/8'inin karşılığı olan 165,00 TL'nin asıl dosya davalısı ....Şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Birleşen dosya için; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin birleşen dosya davacısı ....Şirketinden tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
7-a)Asıl dosya yönünden; asıl dosya davacısı .....Şirketi tarafından her iki dosya için ortak yapılan yargılama giderleri dışında yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 100,00 TL dört adet tebligat masrafı, 88,50 TL on üç adet elektronik tebligat masrafı, 39,80 TL posta ücreti, 1,20 TL kep ücreti, 1.646,10 TL ilanen tebligat masrafından oluşan toplam 1.934,90 TL yargılama giderinden asıl dava dosyasının kısmen kabulüne karar verilmesi nedeni ile 1/8'inin karşılığı olan 241,86 TL yargılama giderinin asıl dosya davalısı ....Şirketinden alınarak, asıl dosya davacısı ..... Şirketine verilmesine,7/8'inin karşılığı olan 1.693,04 TL yargılama giderinin asıl dosya davacısı ....Şirketi üzerinde bırakılmasına,
b)Birleşen dosya yönünden; birleşen dosya davacısı ....Şirketi tarafından dosyaların birleşmesine kadar yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 51,50 TL dokuz adet elektronik tebligat ücretinden oluşan toplam 110,80 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c)Asıl ve birleşen dosyalar yönünden; birleştirme kararından sonra yargılama giderlerinin ortak yapılmış olması nedeni ile, asıl dosya davacısı ve birleşen dosya davalısı ..... Şirketi tarafından her iki dosya için ortak olarak yapılan 107,00 TL on üç adet elektronik tebligat masrafı ve 2.150,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 2.257,00 TL yargılama giderinin, asıl dava dosyasında davanın kısmen kabulüne ve birleşen dava dosyasında davanın reddine karar verilmesi nedeniyle 5/6'sının karşılığı olan 1.880,83 TL yargılama giderinin asıl dosya davalısı ve birleşen dosya davacısı ....Şirketinden alınarak, asıl dosya davacısı ve birleşen dosya davalısı ....Şirketine verilmesine, 1/6'sının karşılığı olan 376,17 TL yargılama giderinin asıl dosya davacısı ve birleşen dosya davalısı ......Şirketi üzerinde bırakılmasına,
d)Asıl dosya davalısı ve birleşen dosya davacısı ....Şirketi tarafından her iki dosya için ortak olarak yapılan 9,10 TL elektronik tebligat masrafı ve 1.500,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.509,10 TL yargılama giderinden 1/6 'sının karşılığı olan 251,52 TL yargılama giderinin asıl dosya davacısı ve birleşen dosya davalısı .....Şirketinden alınarak, asıl dosya davalısı ve birleşen dosya davacısı ......Şirketine verilmesine, 5/6 'sının karşılığı olan 1.257,58 TL yargılama giderinin asıl dosya davalısı ve birleşen dosya davacısı ..... Şirketi üzerinde bırakılmasına,
8-Asıl ve birleşen dosyada taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalısı ......Şirketi vekili ve asıl dosya davalısı-birleşen dosya davacısı ....Şirketi vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/10/2023
Başkan ... Üye ... Üye... Katip ...
e-imza e-imza e-imza e-imza