T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/349 Esas
KARAR NO: 2024/97
DAVA: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/06/2021
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kendi işletmesi olan ... Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursunda aday sınav ve eğitimi için kullanmak üzere, internet ilanı üzerinden Balıkesir ilinde bulunan ... plakalı Tata Marka ve...Plakalı 2011 Model ... marka olmak üzere 2 adet aracı satın almak için anlaştığını, müvekkili şirket yetkilisi olan... ve beraberinde şirket çalışanı olan... (...) ile... (...) birlikte Balıkesir'e giderek araçlara ekspertiz yaptırdıklarını araçların herhangi bir hasarlarının olmadığını öğrendiklerinde araç satımı için Balıkesir... Noterliğine alım-satım için başvurduklarını, müvekkili tarafından,... Turizm Motor Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi olduğu...Plakalı ...Marka 2011 Model ... Şasi Nolu Hususi aracı 09/02/2021 tarihinde Balıkesir ... Noterliği'nin...yevmiye numaralı noter satış sözleşmesi ile kendi İşletmesinde sürücü Adayı eğitiminde kullanmak için satın aldığını, aracı satın aldıktan kısa bir süre sonra, yaklaşık 100 km kadar yol yapıldıktan sonra (aynı gün içinde), ...Plakalı araç hararet yaparak arızalandığını, bunun üzerine aracı kullanan ... ve beraberinde diğer aracı kullanan ...'ya haber vererek aracı durdurmuş ve aracın arızasını, satın aldıkları yetkili şahısa haberdar edildiğini, ancak araç sahibi firma yetkilisi artık aracı sattıklarını ve satıştan sonra meydana gelen zararlardan kendilerinin mesul olmadıklarını beyan etmeleri üzerine, araç arızalandığı yerden çekici marifetiyle Denizli İline tamirciye çekildiğini, söz konusu ayıp davacı tarafça davalı tarafa ihtarname ile bildiridiğini ve zararlarının karşılanması istenilmiş ise de bu talepleri karşılık bulmadığını, bunun üzerine taraflarınca Denizli ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş sayılı dosyası ile araç üzerinde tespit yaptırıldığını, delil tespiti sonucu Silindir üst kapak contasının hararet sebepli yanık olduğu, silindir kapak yüzeyinde %30 blok yüzeyinde %5 eğrilik olduğu, silindir kapağının daha önceden taşlandığı, tekrar taşlanarak kullanılamayacağı, hararet sebepli segmanların zarar gördüğü, dava konusu aracın motor problemleri ile birlikte davacıya satıldığı, dava konusu aracın onarım bedelinin 14.450-TL olduğu, araçtaki bu problemlerin aracın satın alınmadan önce sanayide komple motorun sökülüp baktırmadan bilinmesinin veya öngörülmesinin mümkün olmadığı, bu ayıbın gizli ayıp sınıfında olduğu sonucuna varıldığını, müvekkili aracını sürücü kursu işletmesi için kullanacak olup, aracın arızalı çıkması sonucu Şubat-Mart ayı ehliyet alacak sürücü adaylarına eğitim veremediğini, ayrıca Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından belirlenen araç başına sürücü adayı kontejyanından da yararlanamadığını, aracın ayıplı çıkması sonucu, aday eğitimlerini gerçekleştiremediği gibi araç başına sürücü eğitimi vermesi gereken adaylarını kaybettiğini, müvekkili şirket kazanç kaybından mahrum kaldığını, bu sebeple müvekkili hem aracın tamir masraflarına katlanmak zorunda kalmış hem de işletmesi için eğitim alacak sürücü adaylarının eğitimini veremediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafın kusuru nedeniyle meydana gelen gizli ayıp sonucu şimdilik (bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere) 14.450,00-TL araç tamir bedelinin ve 100,00-TL (toplanacak deliller ve bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere) mahrum kalınan kazanç kaybı bedelinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, müvekkilce delil tespiti için yapılmış olan yargılama giderlerinin ve ihtarname masrafının iş bu dava sonucundaki yargılama giderlerine eklenerek davanın kabulüne, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf araç tamir bedelini 14.450,00 TL olarak talep etmiş olsa da mahrum kalınan kazanç kaybı bedelinin şimdilik 100,00 TL olarak belirsiz alacak şeklinde talep edilmesi kanuna aykırılık teşkil etiğini, somut durumda ise davacının ne kadarlık bir kazanç kaybına uğradığını tam olarak tespit edebilmesi kendisinden beklenebileceğini, davacı dava dilekçesinin "9" numaralı maddesinde Alaşehir Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yazı yazılarak sürücü kursu eğitimi veren özel öğretim kurumlarının sahibi olduğu araç başına B sınıfı ehliyet için bir sınav dönemi içerisinde kaç aday kayıt yazılabildiğinin ve B sınıfı ehliyet için 2021 yılı sürücü kursu taban fiyat bilgisinin sorulmasını talep ettiğini, Davacı, hali hazırda Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bir sürücü kursu olduğundan Mahkemece öğrenilmesini talep ettiği iki bilgiyi de zaten bildiğini, davacı bu iki bilgiyi de bildiğinden, aracın bakımda kaldığı günü hesaplayıp mahrum kaldığı kazancı tam ve kesin olarak müvekkilinden talep edebileceğini, ancak davacı talebini tam ve kesin olarak belirtmek yerine 100,00 TL üzerinden belirsiz alacak olarak yapmış ve adeta fazla harç ödeme yükünden kurtulmak istediğini ve dava sonunda talebinin reddedilmesi halinde nispi karşı vekalet ücreti ödeme yükünü de kötüniyetli olarak bertaraf etmek istediğini, söz konusu durum, kanunun taraflara verdiği imkanı suistimal ettiğini, davacı, hali hazırla sürücü kursudur ve mahkemeden öğrenilmesini talep ettiği miktarları çok iyi bildiğini, ancak yukarıda bahsedildiği üzere kötüniyetli olarak belirlenemeyeceğini iddia ederek talebini 100,00 TL gibi abes bir rakamla ileri sürdüğünü, davacı, taraflarına 12.02.2021 tarihli ihtarname ile başvurmuş ve aracın ayıplı olduğunu iddia ederek tamir masraflarını talep ettiğini, taraflarınca Bornova.. Noterliği... yevmiye numaralı 23.02.2021 tarihli ihtarname ile davacının haksız iddialarına cevap verildiğini ve araçtaki hasarın kendi kusurları nedeniyle kaynaklandığı iddialarının hiçbirinin taraflarınca kabul edilmediği bildirildiğini, dava konusu aracın 271.318 KM'de bulunduğu bilirkişi raporu ile sabit olduğunu belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23.maddesinde; "Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır...
c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Ayıba ilişkin hukuki düzenlemenin bulunduğu, Borçlar Kanunu'nun 194. maddesinde “Ayıba Karşı Tekeffül” başlığı altında:
“Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir.
Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.” hükmü yer almaktadır.
Anılan düzenlemede “Satıcı alıcıya karşı satılanın zikir ve vaadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir surette tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan mesuldür” denilmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinde; "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde de; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Öğretide ayıp; satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hâli olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba karşı tekeffül, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaad edilen vasıfları taşımamasından veya satılan şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır. Şu hâle göre ayıba karşı tekeffül ya zikir ve vaad olunan vasıfların bulunmaması ya da satılanın lüzumlu vasıflarının olmaması sebebiyle gerçekleşir.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Çünkü satımda alıcının amacı, istediği maksat için kullanabileceği, yararlı bir malın mülkiyetine sahip olmaktır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile; bu borç kanunen mevcuttur. Bu nedenle satıcının bu borcunu kanuni bir borç olarak nitelendirmek mümkündür (Tandoğan, H.: Borçlar Hukuku-Özel Borç İlişkileri, C.1/1, Ankara 1988, s.163; Yavuz, C.: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 1996, s.91).
Ayıba karşı tekeffüle ilişkin kuralların uygulanabilmesi için satıcının kusurlu olması şart değildir. Gerçekten de Borçlar Kanunu'nun 194. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre satıcı, ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Ancak satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi alıcı satım anında malın ayıplı olduğunu bilmemelidir. Ayıbı bilen veya bilmesi gereken alıcı, satıcı ayrıca garantide bulunmamış ise ayıp hükümlerine dayanamaz. Bu konu Borçlar Kanunu'nun 197. maddesinde “Bayi, müşterinin bey'i zamanında malumu olan ayıptan mesul olmadığı gibi mebii kâfi derecede muayene etmekle fark etmiş olacağı ayıptan da ancak bunun mevcut olmadığını temin etmiş ise mesul olur.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre alıcı gizli ya da açık ayıbı bilerek alıyorsa ayıba karşı tekeffül hükümlerine başvuramaz.
Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcıya Borçlar Kanunu'nun 202. ve devamı maddelerinde seçimlik haklar tanınmıştır. Buna göre alıcı sözleşmeden dönebileceği gibi semenin indirilmesini ya da malın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini de isteyebilir. Tüketicinin korunmasına ilişkin düzenlemelerde alıcının malın onarılmasını isteme hakkına sahip olduğu da benimsenmiştir.
Alıcının seçimlik haklarının düzenlendiği 227. maddesinde; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Nitekim, aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve ... Karar sayılı kararında da yer verilmiştir.
Somut olay mahkememizce değerlendirilerek dosya, Otomotiv Uzmanı Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor aldırılmıştır. 01/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu...plaka sayılı aracın 271.318 kilometrede olduğunun belirtildiği, aracın hor kullanılması veya kilometre sayacıyla oynanmamış olması durumunda bu kilometrede bir aracın motor revizyonuna ihtiyaç duymasının mümkün olmadığı, bu nedenle aracın daha önceki sahipleri tarafından hor kullanımının söz konusu olabileceği, davacının basit bir muayene ile mevcut durumu anlaması, tespit etmesinin mümkün olması nedeniyle Denizli... Sulh Hukuk Mahkemesinin...D.İş dosyasında alınan Bilirkişi Raporunda yapılan tespitlere dayalı davaya konu aracın gizli ayıplı olduğu ve TBK Madde 227 kapsamında gerekli şekil şartlarının oluştuğu görüş ve kanaatine varıldığını, Söz konusu benzer dava konusu olaylarda yerleşik Yargıtay içtihatlarında "nisbi method" yöntemi benimsenmekte olup, bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın ayıpsız ve... plaka sayılı Dizel yakıtlı, 271.318 km deki... marka 61 tipi 2011 model otomobilin 09.02.2021 satış tarihi itibariyle kasko değerinin 47.644,00 TL olduğu, gizli ayıplı hali ile 2.el piyasa rayicinin satış tarihi itibarıyla ortalama 35.000,00 TL mertebesinde olabileceği, yine satış tarihi itibarıyla ayıpsız hali satış fiyatının ortalama 50.000,00 TL. mertebesinde olabileceği tespit, görüş ve kanaatine varılmış olup, satılanın ayıplı ve ayıpsız değerleri arasındaki oran; 35.000,00 TL / 50.000,00 TL 0,70 olarak hesaplanmış ve bu oranının satış bedeline uygulanması ile 17.500,00 TL satış bedeli bulunmuş, davacının talep edebileceği miktar 25.000,00 TL 17.500,00 TL 7.500,00 TL olarak hesaplanmıştır. Şayet Sn. Mahkeme aksi kanaatte ise: Dosyada mevcut Bilirkişi Raporunda içeriğinde yer alan ancak net okunmayan ...otomotiv faturası ile belirlenen 14.450,00 TL. onarım bedelinin talep edebileceği hususunda nihai kararın takdiri Sn. Mahkemenindir. Davacının kazanç kaybının hesaplanabilmesi için, yapılan iş ile ilgili ticari defter, belge, faturalar ile vergi kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği, davacının yapmak zorunda olduğu zorunlu giderler düşüldükten sonra aylık net kazancının hesaplanarak araç onarım süresine uygun tespit yapılması gerektiği, söz konusu iş ve işlemlerin mesleki uzmanlık alanım dışında yer alması nedeniyle davacının kazanç kaybı hesaplanamadığı hususlarındaki tespitlerine yer verilmiştir.
Mahkememizce dosya, Otomotiv Uzmanı Uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş ve ek rapor aldırılmıştır. 01/06/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda;...plaka sayılı aracın kazanç kaybı tespiti için davacı aracının maliki ticari ve mali
kayıtlarının uzman mali müşavir bir bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği kanaatine, eğer
aracın tamiri süresince kullanılmamasından kaynaklı araç mahrumiyet miktarı ve araç ikame bedeli
bakımından hesaplama yapılacak olunursa, davacıya ait aracın 10 gün x 200,00 TL= 2.000,00 TL
ikame araç bedeli oluşabileceği kanaatine varıldığı, ikame araç bedeli yönünden Kök Raporumda
değişiklik gerektirecek bir hususun olmadığı kanaatine varıldığı,
...plaka sayılı aracın alım-satım esnasında davacı tarafından yapılacak basit kontrollerle
silindir kapağının önceden işlem gördüğü, genleşme kavanozunun orijinal olmadığının anlaşılmasının mümkün olmamasından dolayı, teknik bakımdan değerlendirildiğin de dava
konusu aracın gizli ayıplı olabileceği kanaatine, (ayıbın gizli ayıp olup olmadığının hukuki
değerlendirmesinin Sayın Mahkemenizin taktir ve değerlendirmesinde olduğu)
...plaka sayılı aracın onarım maliyetinin 14.450,00 TL olabileceği kanaatine varıldığı bildirmiştir.
Somut olay mahkememizce değerlendirilerek dosya, SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor aldırılmıştır. 20/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda Davaya konu...Plaka numaralı araçla ilgil olarak; yukarıda da belirtildiği üzere, daha önce Bilirkişi Raporu düzenleyen, Bilirkişi ..., Bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen raporlar da esas alınması suretiyle yapmış olduğumuz tetkiklerde; Aracın, Gizli Ayıplı olduğu, Aracın tamirde kaldığı süre içerisinde davacı firmanın herhangi bir kazanç kaybının bulunmadığı, Aracın tamir ve onarım masrafının 14.450 lira olduğu, Araç ikame bedelinden dolayı davacının 2.000 lira zararının söz konusu olduğu, Aracın, 7.500 lira değer kaybına uğradığı, Öte yandan, davacının dava dilekçesi ile, Sayın Mahkemeye sunmuş olduğu 10.06.2023 tarihli dilekçesinde, 14.450 lira tamir ve onarım bedeli ve aracın tamirde kaldığı süre içinde oluşan kazanç kaybının talep edilmiş olduğu, kanaat ve sonucuna varıldığını bildirmiştir.
Usul ve yasa hükümleri ile yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına uygun olarak gerekçeli, bilimsel verilere dayalı ve denetime elverişli olarak tanzim olunan bilirkişi raporları doğrultusunda, dava konusu ayıbın varlığı açısından kullanıcı hatasının bulunmadığı dikkate alındığında, ilgili mevzuat kapsamında araçta bulunan gizli ayıptan satıcının müştereken ve sorumluluğunun bulunduğu, davacı tarafın dava dilekçesine konu edilen onarım maliyeti açısından piyasa koşullarına uygun olan 14.450,00-TL araç tamir bedeli tazminatını davalıdan talep edebileceği fakat aracın tamirde kaldığı süre içerisinde davacı firmanın herhangi bir kazanç kaybının bulunmadığı kanaatine varılmış ve bu doğrultuda davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
A)14.450-TL tazminat talebinin kabulü ile 14.450-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B) 100,00-TL kazanç kaybı talebinin reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 987,07-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 248,48-TL harcının mahsubu ile bakiye 738,60-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 78,50-TL elektronik tebligat, 406,58-TL posta masrafı, 76,00-TL tebligat masrafı, 1,20-TL Kep (posta) masrafı, 30,00-TL tanıklık ücreti ve 3.500-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.092,28-TL yargılama giderinden davanın kabul oranı dikkate alınarak 4.064,04-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından yapılan 248,48-TL peşin harç ve 59,30-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 307,78-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 14.450,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 100,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 1.310,90-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 9,10-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
9-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/02/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza