T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/150 Esas
KARAR NO: 2024/102
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/02/2022
KARAR TARİHİ: 08/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, davalı borçlu şirket ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle doğan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçluya usule uygun olarak tebliğ edildiğini, davalının ödemeyi geciktirmek, mümkünse yapmamak için yasanın kendisine tanımış olduğu hakkı kötüye kullanarak takibe, borca ve faize itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında uzun yıllardan beri gelen ticari ilişkinin bulunduğunu ve müvekkili tarafından mezkur faturaların tanzim edildigini, söz konusu faturalara ilişkin bakiye bedelin davalı yanca ödenmediğinin tüm ticari defter ve kayıtlar ile sabit olduğunu, davalının müvekkiline icra takibinde belirtilen miktarda borçlu olduğunun alınacak bilirkişi raporu ile de sübuta ereceğini, davalının haksız ve kötü niyetli bir biçimde takibe itiraz ederek dava açılmasına sebebiyet verdiğini belirterek fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu tarafın icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itirazda bulunan davalı/borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, HMK 329. maddesi uyarınca vekalet ücretine mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket ile... Marketing Tur. Tic. Ltd. Şti arasında ticari ilişki olduğunu ancak taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkili şirketin, peşin bir şekilde davacı şirketten bilet alımı gerçekleştirdiğini, satın aldığı biletlerin tamamının bedelini davacı firmaya ödediğini, müvekkili firma ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin sektörde "sor-sat" şeklinde tabir edilen şekilde yürütüldüğünü, bir turizm acentesi olan müvekkili şirketin, davacı şirketten bilet talebinde bulunduğunu, davacı şirketin ise talep edilen bilet bulunuyor ise bedelini peşin tahsil ederek satış gerçekleştirdiğini, bunun haricinde tarafların arasında bir alım satım söz konusu olmadığını, davacı firmanın, müvekkili şirketten 20.219 Euro asıl alacak bedelli alacağın tahsili için icra takibi başlattığını, müvekkili firmanın ise talep edilen bedelde herhangi bir borcunun bulunmadığı için takibe itiraz ettiğini, davacı şirketin iddia ettiği alacağının hangi biletlerin satışından kaynaklandığını dava dilekçesinde açıklamadığını, çılan icra takibinde de alacak iddiasının dayanağı olarak fatura ve sair kayıtların gösterilmediğini, müvekkili şirketin davalı şirketten satın aldığı biletlerin bedelini ödediğini, davacı firmanın gerçekleşmeyen satışa ilişkin düzenlemiş olduğu faturalara karşı müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, iade faturası düzenlendiğini ve bu durumun müvekkili şirketin ticari kayıtlarında yer aldığını belirterek açılan davanın öncelikle zamanaşımı sebebi ile reddine, aksi durumda esas yönünden reddi ile, davacı aleyhine % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 2004 sayılı İİK 67.maddesine göre açılan ve cari hesap ile faturaya dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödetilmesi istemine ilişkindir.
İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının Su Seyahat Ticaret Limited Şirketi(VD No:...), borçlusunun ... Araç Kiralama Dış Ticaret Pazarlama Limited Şirketi olduğu, davacı vekilinin davalı şirket aleyhine 20.219,00-Euro bedelli asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Davacı vekilinin 25/11/2022 tarihli dilekçesi ile müvekkiline ait defterlerin "..." adresinde bulunduğunun bildirilmesi üzerine mahkememizce İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 08/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dosyasına sunulan belgeler ve davacı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesi sonucunda davacı şirkete ait 2016-2017-2018 yıllarına ait ticari defterlerin e-defter olarak tutulduğunun tespit edildiği, 1 sıra no.lu elektronik defter tebliği gereğince Ocak beratlarının açılış tasdiki yerine geçtiği, 2016-2017-2018 yılı beratlarının zamanında usule uygun alındığı, ancak 2016 yılı envanter defterinin sunulmadığı 2017-2018 yılı envanter defteri açılış noter tasdiklerinin, 6102 sayılı TTK. 64/3.mdsine uygun yaptırıldığı, 6100 sayılı HMK.222/2 md.sine göre davacı lehine delil vasfı taşımadığı, davacı tarafa ticari defterler incelenmesi sonucu davacı tarafın davalı taraftan 2016 yılı açılış kaydında 2.310,91₺(727,50€) tutarında alacaklı olduğu, 2016 yılında davacının davalı adına 7 adet 246.490,31₺’sı (75.015,30€)tutarında yurtdışı uçak bileti açıklaması ile fatura düzenlediği, karşılığında davalı tarafın davalı adına 1 adet 286,57₺’sı(90€)tutarında fatura, 1 adedi kredi kartı 6 adedi bankadan olmak üzere toplam 7 adet 180.705,54₺’sı (54.796,30€) tutarında ödeme yaptıkları , davacı taraf ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 20.856,25€ alacaklı olduğu, ancak dava konusu alacağa konu faturalara konu uçak biletlerinin teslimine ilişkin tespit yapılamadığı hususlarında görüş ve kanaate varıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, 08/12/2023 tarihli bilirkişi raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturadan ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili talebi ile iş bu davanın ikame edildiği, icra dosyasında davacının davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine 206.765,56-TL (20.219,00-Euro 1 EURO=10,2263 TL) üzerinden icra takibi başlatıldığı, fatura konusu ürünlerin davalıya teslim edildiğinin ispat yükünün davacıya ait olduğu, teslim olgusunun mahiyeti itibariyle yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, faturaların her zaman ve her durumda tek taraflı olarak düzenlenmelerinin mümkün olduğu, davacı tarafından fatura düzenlenmiş olmasının tek başına ispat kuvveti bulunmadığı, faturayla birlikte fatura konu malların teslim edildiğinin de ispatlanması gerektiği, ancak icra takibine ve davaya konu faturada yer alan mallar açısından teslim olgusunun usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı, davacı şirketin ispat yükü kendi üzerinde bulunan iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 14.124,16-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 2.487,45-TL harç ile icra dosyasına yatırılan 1.043,59-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 10.593,12-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı ve davalı tarafça başkaca yargılama gideri yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm verilmesine yer olmadığına,
5-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 33.014,83-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/02/2024
Katip...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı