T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/214 Esas
KARAR NO : 2025/54
DAVA :Menfi Tespit (Hukuki Ehliyet Yokluğu, Bedelsizlik, Sahtelik ve Tahrifat İddiasından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/03/2022
KARAR TARİHİ : 22/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hukuki Ehliyet Yokluğu, Bedelsizlik, Sahtelik ve Tahrifat İddiasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; müvekkillerimin murisi ve dayıları olan ... ...'ın hiç evlenmemiş ve çocuksuz olarak 16.05.2017 tarihinde vefat ettiğini, mirasçıları olarak kardeşi... ile anne bir baba ayrı kardeşi ...'in kaldığını,...'nin vefatı ile mirasçı olarak ..., ..., ..., ... ve ...'nun, ...'in ölümü ile de mirasçı olarak ..., ... ve ...'ın kaldıklarını, murisin ölümünden 4 yıl kadar sonra sözde alacaklı davalı tarafından muris hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 873.000,00 TL bedelli bir bonodan dolayı ve senet bedelinin yanı sıra neye göre talep ettiği anlaşılmayan 389.100,90 TL ile 2.619,00 TL komisyon bedelini de takibe ilave ederek toplam 1.264.719,90 TL üzerinden takip başlatıldığını, murisin son dört yılını yatalak olarak yeğenlerinin evinde demans vaziyette geçirdiğini, son günlerinde ise alzheimer hastalığına yakalandığını, bu vaziyette bir insanın takip konusu yüksek miktarda bir senedi imzalamasının mümkün olmadığı gibi senette malen kaydı bulunmakla bu durumdaki 80 yaşın üzerindeki bir kimsenin mal alış-verişi yapmasının ve karşılığında 873.000,00 TL'lik tek senet imzalayıp vermesinin de mümkün olmadığını, senetteki hukuki ilişkiyi ve borçluya ne gibi bir mal verdiğini davalı alacaklının ispat etmesi gerektiğini, murisin böyle bir senedi imzalamasını haklı gösterecek bir işi ve bir meşguliyetinin de olmayıp, emekli maaşı ile Foça'da bulunan dükkanlarından aldığı kira gelirleri ile yaşamını tek başına sürdürdüğünü, elden ayaktan düşünce evine gelip yerleşen yeğenleri ..., ... ve ... tarafından bakılıp gözetildiğini, icra takibinden haberdar olununca, derhal icra mahkemesine başvurarak, senetteki imzanın murise ait olmasının mümkün olmadığını, üzerindeki yazıların murisin elinden çıkmadığını, senedin sahte olarak düzenlenmiş ve tahrifat yapılmış olduğunu ileri sürerek takibin iptalini ve tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini, İzmir...İcra Hukuk Mahkemesinin ...yılı dosyasında, 11.06.2021 tarihli kararı ile takibin teminatsız olarak durdurulmasına karar verildiğini, ancak yargılamanın başından itibaren senetteki imzanın sahte olmasının yanı sıra, senette tahrifat yapıldığını bilhassa senedin vade tarihi hanesinde yazılı bulunan 31 Mart 2013 tarihinin 31 Mart 2018 olarak düzeltildiğini, bu düzeltme işleminin kamufle edilmesi için vade ve ödeme tarihi yerlerine sonradan 31 Mart 2018 tarihlerinin yazıldığını, senedin gerçek vade tarihi olan 2013 yılına göre zaman aşımına uğradığını, ayrıca tanzim tarihi olan 31 Mart 2016 tarihinin de başka bir el tarafından sonradan yazıldığını, bu tarihin senetteki pulun üzerine sıkıştırılmaya çalışıldığını, senet üzerinde muhtelif ellerle yazılmış yazılar bulunduğunu, bu yazıların murise ait olmadığını ısrarla belirtmelerine, sahtelik ve tahrifat iddialarının da araştırılmasını talep etmelerine karşılık 02.12.2021 tarihli ara kararında sadece senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde inceleme yapmak üzere bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, ara kararı gereğince alınan 01.01.2022 tarihli tek bilirkişi raporunda; raporun son sahifesinde yer alan murise ait karşılaştırma imzaları ile senet üzerindeki imzaların gözle görülecek şekilde dahi birbirine benzemediğinin, hatta senet üzerinde yer alan sözde murise ait iki imza arasında bile bariz farklar bulunduğunun net olarak anlaşılmasına rağmen senetteki imzanın murisin elinden çıkmış olduğu yönünde rapor verildiğini, rapora itiraz ederek tahrifat ve sahtelik yönünden de Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, talebin kabul edilmemesi ve icra takibinin devamına karar verilmesi halinde müvekkillerinin haksız icra tehditleri ile karşı karşıya kalacağı dikkate alınarak, İzmir 9 Eylül Üniversitesi Adli Tıp uzmanlarından oluşan heyetin düzenlediği 15.02.2022 tarihli bilimsel mütaalada; senetteki imzaların murisin eli ürünü olmadığının belirtildiği, bunun üzerine mahkemece Adli Tıp Kurumundan sahtelik ve tahrifat yönünden rapor alınmasına karar verildiğini, Adli Tıp Kurumundan herhangi bir nedenle olumsuz raporun gelmesi halinde, dar yetkili icra mahkemelerinin başka bir hususu araştırma görevi bulunmayıp, sınırlı delil sistemi geçerli olduğundan, takibin devamı yönünde karar verme ihtimali mevcut olmakla, müvekkillerinin bu davayı açmalarında hukuki yararlarının olduğunu, takibe konu senedin tanzim tarihine yakın tarihlerde, murisin 81 yaşında olduğu, adeta bir çöp evinde oturduğu, kalp, böbrek, yürüme zorluğu ve beyin damarlarında tıkanıklık ve benzeri yaşlılığa bağlı rahatsızlıklarla boğuştuğu, yeğenleri olan davacılar tarafından sık sık hastanelere götürüldüğü, onlarca ilaç kullandığı, hafıza kaybına uğradığı, ne yaptığını bilmediği, altının bağlandığı, son zamanlarda demans ve alzheimer hastalığına yakalandığının raporlarla belirli olduğunu, yaşlı ve akli melekelerini kısmen yitirmiş bir insanın, meblağı o zamana göre hatta şimdiki zamana göre bile çok yüksek sayılabilecek bir senedi imzalamış olmasının mümkün olmadığını, senetteki imzalar kendisine ait olsa dahi hukuki ehliyeti bulunmayan böyle bir insandan bilinci dışında alınmış olan bir senedin hiçbir geçerliliğinin olmadığını, Foça'da gayrimenkul zengini olarak bilinen, herkesin yardımsever olarak tanıdığı ve sevdiği bir insan olan murisin evinde yalnız yaşadığı sıralarda, onun varlıklı durumundan istifade etmek isteyen kötü niyetli kişiler tarafından böyle bir senedin elinden alınmasının da mümkün olduğunu, işin bu yönü de düşünülerek, senet alacaklısı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, senedin murisin ölümünden 4 yıl sonra, üzerindeki vade tarihinden neredeyse 3 yıla yaklaşan bir süre sonra takibe konulmuş olmasının da inandırıcılığı ve gerçek bir borç senedi olduğu yönünde şüphe uyandırdığını, senetteki imzaların murise ait gerçek imzalara benzemediğini ve senette tahrifat yapıldığının ilk bakışta anlaşıldığını bildirmiş, davacıların, davaya konu... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, haksız icra takibi nedeniyle davalının takip konusu alacağın % 20'si oranında icra tazminatına ve para cezasına mahkum edilmesine, takibin durdurulmaması ve takip konusu alacağın davacılardan tahsili halinde davaya istirdat davası olarak devam olunarak, tahsil tarihlerinden itibaren ticari faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacıların, davaya konu icra takibinin iptali istemi ile İzmir... icra Hukuk Mahkemesinin ...lı dosyasında açtıkları davada, takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu nedenle davacıların, bu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmamasına bağlı olarak yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultuda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacılar tarafından, senetteki imzanın murislerine ait olmadığı iddia edilmiş ise de, İzmir ...İcra Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasına sunulan 01.01.2022 tarihli rapor ile davaya konu senetteki imzaların davacıların murisinin eli ürünü olduğunun sabit hale geldiğini, davacılar tarafından uzman bilirkişi raporu sunulmuş ise de, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişiler tarafından düzenlenen rapora üstünlük tanınması ve ayrıca 20.03.2022 tarihli uzman görüşü raporunun çelişkiler barındırmakta olup rapora itibar edilmemesi gerektiğini, raporda; insan yaşamının ileri dönemlerinde, el yazısı için bedensel fonksiyonlara göre biraz daha geç olsa da sinir- kas sisteminin işlevinin yavaşlamasının ve gittikçe bozulmasının siyonlara göre biraz daha geç olsa da sinir- kas sisteminin işlevinin yavaşlamasının ve gittikçe bozulmasının er veya geç el yazısını olumsuz etkileyeceğinin, yazı kalitesi bozulduğu için yazıdaki akıcılık ve ritmin de bozulacağının, yazı hızının azalacağının, araya giren hastalıkların var olan bozulmanın biraz daha artmasına yol açabileğinin belirtilmesi nedeniyle keşidecinin sağlık sorunlarının olduğunun sabit olduğunu, lakin somut imzalar nezdinde bu genel görüşe göre bir somut değerlendirme yapılmamış olup hatta kendi görüşlerine aykırı, çelişkili bir tutum sergileyerek imzalardaki "p" ve "y" harfinin bağlanması noktasındaki sözde farklılıkları direkt olarak imzanın ... ...'ın el ürünü olmadığı şeklinde yorumlandığını, raporun başlangıcında pek çok kıstasın imzaya etkili olacağının belirtilmiş olmasına rağmen somut inceleme - değerlendirme bölümünde mukayese belgelerdeki imzaların karşılaştırılması sonucunda, işleklik derecesi, akıcılık ve hız özellikleri, ana unsurların boyut, konum ve birbirleriyle olan orantısal ilişkileri, ritm, ritm/form dengesi, tersimde ana öğe özgün morfolojileri, "p" harfinin son bölüme bağlanma ve noktalama işareti kullanma alışkanlıkları ile imzanın sonlandırılma yönü ve alışkanlıkları gibi grafolojik tanı unsurları itibariyle farklı olduğu sonucuna varıldığının belirtilerek, bu tespitlerin, raporun giriş kısmındaki öne sürülen genel kıstaslara uygun olarak yapılmadığı gibi kişinin yaşlılığının, hastalığının bu durumlara etkisinin göz önünde tutulmadığını, raporun 4.sayfasındaki açıklamalara rağmen değerlendirme kısmında bilhassa imzanın kullanım sıklığı ve yazma sıklığına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, oysa söz konusu imza örneklerinin 2009 ve 2010 yıllarına ait olup uyuşmazlık konusu senedin 2016 yılında imza edildiğini, dolayısıyla aradan geçen uzun zamanda uzman ekibin deyişiyle imzanın kullanım sıklığı ve kişinin yazma sıklığının imzanın içeriğini etkilemiş olup bu durumun çok doğal olduğunu, müvekkilinin uzun yıllar mandalina, meyve sebze üreticiliği, alım satımı gibi işlerle iştigal ettiğini, davacıların murisini de ilk olarak bu sebeple tanıdığını, davacıların murisi de yıllar önce tezgahta meyve-sebze satarak geçimini idame ettirdiğini, gelişen süre zarfında, müvekkilinin kardeşinin intihar ettiğini, müvekkili aleyhine iftiradan dolayı cinsel taciz sebebi ile dava açıldığını, müvekkilinin tutuklandığını ve öncesinde de ailevi sorunlar sebebi ile eşi tarafından müvekkile boşanma davası açıldığını, müvekkilinin gerek yaşadığı problemler, gerekse de boşanma aşamasında olması sebebi ile birikimi olan altın ve dövizden oluşan meblağdan, davacıların murisine emanet olarak bıraktığını, karşılığında emanet edilen değerler yerine geçmek üzere ... ...'dan senet aldığını, senedin alımına ilişkin herhangi bir hata, hile, tehdit olmadığı gibi, murisin hür iradesi ile imzalayarak senedi müvekkiline verdiğini, müvekkilinin de anlaşmalarına bağlı olarak söz konusu senedi doldurduğunu, müvekkilinin ailesel problemleri, cezaevine düşmesi, evraklarının eşinin evinde bulunması gibi nedenlerle senedi alır almaz yasal yollara başvurduğunu, müvekkilinin onca yaşadığı badireden sonra bile şu an 5 katlı evin sahibi konumunda olup, Gaziantep'te de değerli bir dükkanı bulunduğunu, geçmişteki banka harekeleri, hesaplarındaki paralar, alacaklı olduğu dosyalar, eşinin aleyhine açmış olduğu katılma alacağı davası gibi hususlar gözetildiğinde, müvekkilini karalamak maksatlı açılan davada hukuki yarar bulunmadığını bildirmiş, davanın reddine, davacıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; icra takibinden sonra açılan ve davaya konu icra takibinin dayanağı senedin keşidecisi murisin hukuki ehliyetinin bulunmadığı, keşideci imzasının murisin eli ürünü olmadığı, senedin bedelsiz olduğu ve senette tahrifat yapıldığı iddiaları ile dava konusu icra dosyası ile talep edilen alacak ve dayanak bono nedeni ile davacıların, davalıya borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
Davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında, davalı tarafça, davacılar hakkında 27.01.2021 tarihinde davaya konu ve icra takibine dayanak bononun tahsili için kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi yapılmış, davacılara ödeme emirleri tebliğ edilerek takip kesinleştirilip, haciz işlemleri yapılmıştır.
Dosyada örnekleri sunulan mirasçılık belgelerine göre davacıların, senedin keşidecisi ... ...'ın alt mirasçıları olup, davacılar dışında başkaca mirasçıların bulunmadığı görülmüştür.
Davanın, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup, dava dilekçesinde, icra takibine konu tüm alacak yönünden davacıların borçlu olmadıklarının tespitinin talep edilmesine rağmen yalnız asıl alacağın harca esas değer gösterilip, bu değer üzerinden peşin nispi harcın yatırılmasının Harçlar Kanununun ve HMK hükümlerine aykırı olduğu göz önünde tutularak, 31.05.2022 tarihli ara kararı ile davacı tarafa icra dosyasına konu toplam alacak miktarı üzerinden eksik peşin harcı yatırmak üzere kesin süre verilmiş, davacı tarafça kesin süre içinde eksik peşin harç tamamlanmıştır.
Davacılar, İzmir...İcra Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında, davaya konu senetteki imzanın murise ait olmadığı, birleştirilen ... esas sayılı dosyasında ise, senette tahrifat yapıldığı ve senedin zamanaşımına uğradığı iddialarına dayalı olarak takibin iptali istemli davalar açmışlar, yapılan yargılama sonunda 21.12.2023 tarihli kararla; senetteki imzaların ... ...'ın eli mahsulü olduğunun ve senette herhangi bir tahrifat yapılmadığının bilirkişi raporları ile belirlendiği, senedin zamanaşımına uğramadığı gerekçeleri ile davanın reddine ve davacıların tazminatla sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.
Davacıların, davalı hakkında resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlamaları ile yaptığı suç duyurusu ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının...soruşturma nolu dosyasında yapılan soruşturma sonucunda 18.07.2023 tarihli kararla; soruşturmaya konu senetteki imzaların ...'ın el ürünü olduğunu, alınan raporla özellikle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporlarla tespit edildiği, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığında görevli öğretim görevlilerinin raporuna bu nedenle itibar edilmediği, şüphelinin ...'a emaneten altın ve döviz verdiği ve karşılığında "..." ibaresi olan boş senet aldığı ve sonradan senedi kendisinin doldurduğu yönündeki savunmasının aksine bir delilin elde edilemediği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sahte bir senetten söz edilemeyeceği için resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gibi dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair delil de bulunmadığı gerekçeleriyle davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Davalı tarafça, cevap dilekçesinde; davacıların, davaya konu icra takibinin iptali istemi ile İzmir ... icra Hukuk Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasında açtıkları davada, takibin durdurulmasına karar verilmesi nedeniyle davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmamasına bağlı olarak davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiği iddia edilmiş ise de, icra hukuk mahkemesinin dar yetkili olup, bu nedenle yaptığı incelemenin sınırlı olması nedeniyle icra hukuk mahkemesinde açılan imzaya ve borca itiraz ile takibin iptali istemli davaların ve bu davalarda toplanan deliller ile oluşturulan ihtiyati tedbir kararlarının, genel yetkili mahkemeler yönünden bağlayıcı olmadığı gibi verilen nihai hükümlerin dahi kesin hüküm teşkil etmediği gözönünde tutulduğunda, davalı tarafın usul ve yasaya aykırı iddialarında haklılık bulunmamıştır.
Davacıların dava sebepleri terditli olup; davaya konu senetteki imzaların murisleri ...'ın eli ürünü olmadığı, davaya konu senedin tanzim tarihinde murisin hukuki ehliyetinin bulunmadığı, senette tahrifat yapıldığı ve senedin bedelsiz olup, murisin durumundan yararlanılarak karşılıksız olarak alındığı iddialarına ilişkindir.
Davanın niteliği, dosyada toplanan tüm deliller, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları gözönünde tutularak; davacı tarafça bildirilen tanıkların dinlenmesi, taraflarca bildirilen delillerin toplanması ve uzman bilirkişilerden rapor alınması suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Davacılar tanığı ... yeminli beyanında; muris eşinin amcası olup, sadece camiye giden gelen kendi halinde dışarıya çıkmayan bir insan olduğunu, kayın pederi, kayın validesi ve murisin aynı evde birlikte oturduklarını, para ve evrak işlerini seven bir adam olmadığını, emekli maaşı olup, yaklaşık 2015 yılına ve sağlığı bozuluncaya kadar pazarlarda sebze - meyve sattığını, eski bir model arızalı arabası olduğunu, muris ölmeden önce kayın pederinin bu arabayı hurda olarak verdiğini, sağlığı bozulduktan sonra camiye de gidememeye başladığını, önce kalp hastalığı, daha sonra prostatı olduğunu öğrendiklerini, prostatından dolayı yürüyeme hali başladığını, davacılar tanığı ... yeminli beyanında; Davacıların komşusu olduğunu, murisleri sağlığında tanıdığını, davalıyı ise tanımadığını, ...'ye evlendiğinden beri ...'ın evinde baktığını,... ve ... ile birlikte...'nin oğlu ve kızı birlikte oturduklarını, ...'nin pazarlarda meyve alıp sattığını, ölmeden 5 sene önce...n işi bıraktırdığını, ... camiye gidip geldiğini, başka bir yere gitmediğini, ölümüne yakın rahatsızlanıp 2.5 ay kadar hastanede yattığını, davacılar tanığı ... yeminli beyanında; davacıların komşusu olduğunu, davacı ...'nin, ... ölünceye kadar gelin geldiğinden bu yana aynı evde birlikte yaşadıklarını, ...'nin pazarlarda meyve sebze sattığını, ölümünden 5 yıl kadar önce kardeşi...'in işi bıraktırdığını, kardeşi ile birlikte aynı evde oturmaya devam ettiğini,..., ... ve...'in hep birlikte bir yere gidip geldiklerini, hiç ayrılmadılarını, ölümünden 1 yıl kadar önce ...'nin bir şeyleri tanımamaya eski deyimiyle bunaklık halinin başladığını, 2 - 2.5 ay kadar İzmir Çiğli Araştırma Hastanesinde yoğum bakımda kaldığını, evde de yine kardeşi ...nin baktılarını, ölümüne kadar evde yatalak kaldığını, hastaneden önce yatalaklık halinin bulunmadığını, ancak kendi başına kalamadığını ve bakıma muhtaç olduğunu bildirmişlerdir.
Davaya konu senetteki imzaların, davacıların murisinin eli ürünü olup olmadığı ve senette tahrifat yapılıp yapılmadığı konularında, davacılar tarafından sunulan ve icra hukuk mahkemesince alınan raporlar da gözönünde tutulmak suretiyle, mahkememizce davanın niteliği gereği ayrıca rapor alınması gerektiğinden, talimat yolu ile uzman grafolog bilirkişi kurulundan rapor alınmış, bilirkişi kurulu 25 Kasım 2024 tarihli raporda; davaya konu senette kimyasal veya fiziksel silinti kazıntı ve ilave gibi tahrifat yapıldığını gösterir herhangi bir bulgu saptanmadığını ve senetteki murise atfen atılmış imzaların murisin eli ürünü olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı tarafça, 25.11.2024 tarihli rapora itiraz edilmiş ise de, davaya konu Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası içeriği, İcra Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu, dosyada toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu senetteki keşideci imzalarının davacıların murisine ait olduğunun birbirini doğrulayan birden çok raporla tespit edilmesi karşısında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da belirtildiği üzere davacı tarafça dosyaya sunulan ve Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyelerinden alınan rapora itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı dikkate alınarak, tahrifat ve imza inkarı konusunda bir başka rapor alınmasına gerek görülmemiş, davacıların bu konulardaki iddialarını kanıtlayamamaları nedeniyle davaya konu senette tahrifat yapılmadığı gibi senetteki keşideci imzalarının davacıların murisinin eli ürünü olduğu sabit görülmüştür.
Davacıların murisinin, davaya konu senedin tanzim tarihinde hukuki ehliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi konusunda murisin tedavi gördüğü tüm sağlık kuruluşlarından belge örnekleriyle kullandığı ilaçlara ilişkin dökümlerin getirtilmesinden sonra İstanbul Adli Tıp Kurumu...İhtisas Kurulundan rapor alınmış, 25.03.2024 tarihli raporda; muris hakkında düzenlenen tıbbi belgeler, davacı-davalı ifadeleri ile dava dosyasının tüm olarak değerlendirilmesinden, muris hakkında işlem tarihinde fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıkların da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı gerekçesiyle,...ın senedin keşide tarihi olan 31.12.2016 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu bildirilmiştir.
Davacı tarafça, rapora itiraz edilmiş ise de, raporun oybirliğiyle verildiği, dosyada toplanan delillerle uyumlu olduğu, davacı tarafça bir başka rapor alınmasını gerektirir bilimsel ve belgeye dayalı hiçbir somut sebebin ve delilin dosyaya sunulmaması karşısında murisin hukuki ehliyeti konusunda başka bir rapor alınması yoluna gidilmemiş, Adli Tıp Kurumu raporu ile murisin, senedin keşide tarihinde hukuki ehliyetinin bulunduğu, davacıların hukuki ehliyet yokluğuna ilişkin iddialarını kanıtlayamamaları nedeniyle senedin bu yönden senedin geçerli olduğu kabul edilmiştir.
Davacıların, terditli dava sebeplerinden biri; senedin bedelsiz olup, murisin yaşlılığından ve bakıma muhtaç hali nedeniyle fiziki durumundan yararlanılarak davalı veya 3.kişiler tarafından senedin karşılıksız olarak alındığına ilişkindir.
Davaya konu senedin bedelsizliği konusunda dava dilekçesinde; murisin davaya konu senedi imzalamasını haklı gösterecek bir işi ve bir meşguliyetinin olmadığı, emekli maaşı ile Foça'da dükkanlarından aldığı kira gelirleri ile yaşamını tek başına sürdürdüğü, elden ayaktan düşünce yeğenlerinin evine yerleşerek son dört yılını yatalak ve yeğenlerinin bakımına muhtaç olarak geçirdiği, bu durumdaki bir insanın yüksek miktarda bir senedi imzalamasının mümkün olmadığı, senette malen kaydının bulunduğu, 80 yaşında ve bakıma muhtaç durumdaki murisin mal alış-verişi yapmasının ve karşılığında davaya konu sedeni imzalayıp vermesinin mümkün olmadığı, senetteki hukuki ilişkinin ve murise ne gibi bir mal verildiğini, davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği iddia edilmiştir.
Davalı taraf, cevap dilekçesinde; davalının, uzun yıllar mandalina, meyve sebze üreticiliği, alım satımı gibi işlerle iştigal etmesi nedeniyle, murisi tanıdığı, murisin yıllar önce tezgahta meyve-sebze satarak geçimini idame ettirdiği, gelişen süre zarfında, davalının kardeşinin intihar etmesi, davalı hakkında cinsel taciz suçlaması sebebiyle dava açılması, davalının tutuklanması ve öncesinde ailevi sorunlar sebebi ile eşi tarafından davalı hakkında boşanma davası açılması sebepleriyle davalının altın ve dövizden oluşan birikimini davacıların murisine emanet olarak bıraktığı, karşılığında davaya konu senedi aldığı, murisin hata, hile, tehdit olmaksızın hür iradesi ile senedi imzalayarak davalıya verdiği, davalının anlaşmalarına bağlı olarak senedi doldurduğu ve ailesel problemleri, cezaevine düşmesi, evraklarının eşinin evinde bulunması gibi nedenlerle senedi alır almaz yasal yollara başvurduğu açıklamalarında bulunmuştur.
Davaya konu senedin, keşide tarihi 31.12.2016, ödeme tarihi 31.03.2018, bedeli 873.000,00TL, keşidecisi davacıların murisi, lehtarı ise davalı olup, senedin bedelinin malen alındığı, senet metninde yazılıdır.
Kambiyo senetleri, TTK'nun kıymetli evrak başlıklı 645 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, 671 ve devamı maddelerinde poliçe hükümlerine yer verilmiş olup, kambiyo senedi niteliğine haiz senetlerin ortak ve en önemli özelliği, kayıtsız şartsız para borcunu ikrar eden nitelikte belgeler oluşudur. Kambiyo senetlerinin bu nitelikteki asıl özelliğine karşın senede konu bedelin, belirli bir mal karşılığında verilmiş olması ve bu konuda uyuşmazlık çıkması konusunda kambiyo senedi hamilinin senede konu malın keşideciye verildiğini ispat etmesi gerekir. Bunun yanında, senedi talil eden tarafın iddia ettiği talil sebebini kanıtlaması zorunludur.
Menfi tespit davalarında, davaya konu bononun bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olması nedeniyle kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni mal veya nakit olarak belirtilmiş ise davacı tarafın yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olmakla ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını iddia etmesi halinde buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu halde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku yoktur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut dava yönünden; davalı taraf cevap dilekçesinde, davaya konu senedin, davalı tarafından davacıların murisine döviz ve altından oluşan malvarlığının emanet olarak verildiği, bunun karşılığında davaya konu senedin alındığı iddiasında bulunmuştur. Bu söyleme göre davaya konu senet; davacıların murisine senet bedeli karşılığında satılmış veya devredilmiş bir mal karşılığı olarak değil, davalının içinde bulunduğu olumsuz koşullar nedeniyle haczedilmesinden korktuğu, altın ve döviz birikiminden oluşan mal varlığının olumsuz koşulların sona ermesine kadar emaneten murise teslim edilmesi karşılığında teminat senedi olarak muristen alınmıştır. Senette, senet bedelinin malen bedelinin alındığına ilişkin kayıt göz önünde tutulduğunda, dile getirilen bu iddianın, davaya konu senedin talili niteliğinde olup, davalı tarafın, davacıların murisine emaneten teslim ettiğini iddia ettiği döviz ve altından oluşan malvarlığı değerlerini teslim ettiğini ve geri alamadığını, senedi talil etmesine bağlı olarak davalı tarafın ispat etmesi yukarıda açıklanan ilkeler gereğince zorunludur. Bu yasal zorunluluğa rağmen davalı tarafça bu konuda hiçbir delil ve yazılı belge dosyaya sunulmamıştır. Bu durumda, davalı tarafın teminat senedi olarak verildiğini iddia ettiği davaya konu senedin verilme sebebi olan, emaneten verilen döviz ve altından oluşan malvarlığı değerlerini, davacıların murisine teslim ettiğini kanıtlayamadığı, dosyada toplanan tüm delillerle, davacıların murisi ile davalı arasında senedin düzenlenmesini gerektirir bir hukuki ilişkinin bulunmadığı anlaşılmakla, her ne kadar 25.12.2024 tarihli duruşmada davacı tarafa yemin etme hakkı hatırlatılmış ise de, buna ilişkin ara kararının dosya kapsamına uygun bulunmadığı, dava sebeplerinden bedelsizlik iddiasının dikkate alınmadan ara kararının oluşturulduğu farkedilmiş ise de, davacı vekilinin yemin teklifinde bulunmayacaklarına ilişkin beyanı karşısında sehven oluşturulan bu ara kararı konusunda başkaca bir işlem yapılmamış, davanın, senedin bedelsizliği iddiası yönünden kabulüne, davacıların davaya konu senet ve bu senedin dayanağı olduğu icra dosyasına konu alacak nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafça, kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, davaya konu icra takibinin yapılmasında davalının kötü niyetli olduğuna dair dosyada bir delil toplanmadığı gibi davacıların, hiçbir delil ve belge sunmamaları nedeniyle bu konudaki iddialarını kanıtlayamamaları nedeniyle davacıların kötü niyet tazminatın isteminin reddine, davalı tarafça, davacıların kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmaları talep edilmiş ise de, davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle davacılar hakkında kötü niyet tazminatına hükmetmek mümkün bulunmadığından, davalı tarafın da kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile;
Davacıların davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı icra dosyasına konu alacak ile bu alacağın dayanağı bono nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine,
2-Davacı ve davalı tarafların kötü niyet tazminatı istemlerinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 86.393,02-TL karar ve ilam harçından, peşin yatırılan 14.908,66-TL + tamamlama harcı olarak yatırılan 6.689,59TL harcın toplamı olan 21.598,25TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 64.794,77-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacılar yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) maddesi uyarınca takdir edilen 189.060,79-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 21.598,25TL peşin ve tamamlanan nispi harç, 100,50-TL on iki adet elektronik tebligat gideri, 1.927,30-TL on altı adet posta gideri, 41,25-TL yirmi altı adet kep müzekkere gideri, 225,00-TL üç adet tanık reddiyat gideri, 4.250,00-TL iki adet ATK rapor ücretinden oluşan toplam 28.223,00TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine,
6-Davalı tarafça yapılan 170,00-TL posta gideri, 130-TL on üç adet elektronik tebligat gideri toplamı olan 300,00-TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,
Davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza