T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/263 Esas
KARAR NO: 2023/929
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 27/05/2021
KARAR TARİHİ: 07/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;06/06/2019 tarihinde davalılardan ....' nin sevk ve idaresindeki araç ile Urla istikametinden İzmir istikametine doğru seyri sırasında karşıdan karşıya geçmekte olan müvekillerinin babası müteveffa ...' a çarpması sonucu ölümlü trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın oluşumunda her ne kadar davalıya kusur atfedilmemiş ise de, Urla ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında tali kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, yapılan yargılamada davalının cezalandırılmasına karar verilerek, 3 ay süreyle ehliyetinin geri alınmasına karar verildiğini, müvekillerinin tek taraflı trafik kazası ile doğrudan zarara uğrayıp kaza sonucu murisleri ... ın ölümüyle destekten yoksun kalarak maddi zarara uğradıklarını, dilekçede açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00.TL. Maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline 60.000,00.TL. Manevi tazminatın davalı ...' den tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan müteveffa ...'ın kaza anında emekli olduğunu, davacılara rahat bir yaşam verdiğini iddia etmişse de bu durum gerçeği yansıtmadığını, Müteveffa 3 aylık maaşı almakta olup, maddi durumu bir hayli kötü olduğu ve kalacak yeri bulunmadığı için daha önceden cezaevinden tanışmış olduğu ...'in evinde ikamet ettiklerini, yaşı da 80 üzerinde olup şahsi bakımını dahi tanık ... yardımıyla yerine getirildiğini, yani müteveffanın davacılara maddi bir desteği olmadığı gibi kendi hayatını dahi idame ettirecek durumda olmadığını, davacılar müteveffadan maddi bir destek görmedikleri gibi yaşları dikkate alındığında babalarının maddi desteğine ihtiyaç duyacakları yaşı çoktan geçtiklerini, bu sebeple maddi tazminata hükmedilmesi mümkün olmadığını, davalının bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere olayda tali kusurlu olduğunu, olayın oluş biçimi incelendiğinde asli kusurlu olan müteveffa ... olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen ... plakalı araç, davalı şirket'e, 20.03.2019-20 Tarihleri arasında ... nolu Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, teminat limitlerini bildirmemiz davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda 360.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, ayrıca belirtmek gerekir ki davalı şirket manevi tazminattan sorumlu olmadığını, davalı sigorta şirketin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı araç sürücüsü kusursuz olduğunu belirerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalıların esas ve usul yönünden itirazları yersiz olup reddi gerektiğini, davalı tarafça müteveffa ...'ın müvekkillere maddi desteği olmadığı, kendi hayatını dahi idame ettiremediği iddia edildiğini, ancak desteğin veya ana-babanın varlıklı olup olmadıklarına bakılmaksızın , belli bir oranda evladın destekliği kabul edildiğini, müteveffanın ölümü ile yoksun kalınan, ölen kişinin malvarlığı değil, bedensel ve düşünsel destekliği olduğunu, haksız eylemle yokedilen ölenin malvarlığı ve sabit gelirleri değil , onun '' insan'' olarak varlığı olduğunu, ...'lının beyanında da belirttiği üzere yapılan tespitlerde yolda herhangi bir fren izine rastlanmadığını, özetle müteveffanın ölümü ile davacıların maddi ve manevi olarak desteklerinin kaybını derinden yaşadıklarını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; 06/06/2019 tarihinde meydana gelen ölümlü trafik kazası neticesinde davacılar murisinin vefatı nedeniyle davacıların murisin desteğinden mahrum kaldıkları iddiasıyla belirlenecek destekten yoksun kalma tazminat bedelinin ve manevi tazminatın davalı şirketinden tahsili taleplerine ilişkin old isteğine ilişkindir.
Mahkememizce dosya davacının dava konusu trafik kazası sebebiyle kusura ilişkin rapor aldırılmak üzere Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'ne sevk edilmiş. 11/07/2023 tarihli, Adli Tıp Kurulu Raporunda; Davalı Sürücü ... (...)’nin %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu, Müteveffa Yaya ...’ın %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu mütalaasına varıldığını içerir rapor dosyaya sunulmuştur.
Tüm dosya kapsamından Mahkememizce dosya Aktüerya Hesap Uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 24/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; Davacı tarafça 06.06.2019 tarihli kaza sebebiyle hayatını kaybeden 02.03.1934 doğumlu ... yönünden destekten yoksun kalma zararı ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekmektedir. Sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılmaktadır. Destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülmektedir. Ayrıca destekten yoksun kalan kimsenin devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunması da gerekmektedir. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalma da destekten yoksun kalma süreci içerisinde değerlendirilir. Ölenin eylemli olarak baktığı davacıların, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olmaları, ihtiyaç bulunma koşulunun gerçekleşmiş olduğunu gösterir. Burada önemli olan destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderleridir. Mevcut Yargıtay kararlarıyla da bu husus sabit olarak tutulmuştur. Dosya içeriği incelendiğinde 02.03.1934 doğumlu ...'ın gelir getirici herhangi bir işte çalışmadığı, 01.01.1969 doğumlu ve babasının vefat tarihinde 50 yaşında olan...'in evli ve bir çocuklu olduğu ve ev hanımı olduğu, diğer davacı ...’ın ise 05.02.1967 doğumlu olup, babasının vefat tarihinde 52 yaşında olduğu, serbest meslekle iştigal ettiği, her ikisinin de destek ihtiyacı içerisinde bulunmadıkları,...’ın %20 oranında akciğer rahatsızlığı sebebiyle maluliyet durumunun bulunduğu, ancak bu durumun sürekli bakım ihtiyacı içerisinde bulunmasını gerektirecek bir husus olmadığı, bu sebeple destekten yoksun kalma zararı kapsamında, müteveffanın vefatı öncesinde her iki davacıya düzenli ve eylemli bir yardımının bulunduğu yönünde net bir tespit olmaması sebebiyle, destekten yoksun kalma zararının hesap edilemeyeceği, her ikisinin de destekten kurtulduğu göz önüne alınarak bu yöndeki zarar tespitinin yapılamayacağı kanaatine varıldığını bildirmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde Yargıtay uygulamaları doğrultusunda erkek çocuklarının kural olarak 18 yaşına, kız çocuklarının ise kent merkezlerinde 22 ,kırsal yerlerde 18 yaşına kadar destek gördüğü, evlenerek bu destekten çıktıkları kabul edilmektedir. Eğer çocuklar yükseköğrenim görmekteyse, tazminat süresin 25 yaşa kadar devam etmektedir. Davacılardan ...'in 01.01.1969 doğumlu ve babasının vefat tarihinde 50 yaşında olduğu, evli ve bir çocuklu olduğu diğer davacı ...’ın ise 05.02.1967 doğumlu olup, babasının vefat tarihinde 52 yaşında olduğu, serbest meslekle iştigal ettiği, her ikisinin de murisin desteğinde olduklarından söz edilemeyeceğinden , bu iki davacı için destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesinde, manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, duruşmada oluşturulan hükümde sehven manevi tazminat hükmünün tutanağa geçirilmediği duruşmadan sonra fark edilmiş ise de, usul hükümleri gereği hükmün değiştirilmesinin veya hükme eklemeler yapılmasının mümkün bulunmadığından bu eksiklik konusunda bu aşamada bir işlem yapılmamış ve hüküm kurulmamıştır.
HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Harçlar kanununun uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu ilam harcının davanın açılışı sırasında yatırılan 59,30-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
Davalı ... Sigorta A.Ş. Ve davalı ... kendisini kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... Sigorta A.Ş.'ne ve davalı...'e verilmesine,
7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/12/2023
Katip...
e-imza
Hakim...
e-imza