T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/309 Esas
KARAR NO: 2023/779
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/04/2022
KARAR TARİHİ: 25/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; tarafların daha öncesinden tanışmaları nedeniyle davalının 2017 yılı nisan - mayıs aylarında müvekkiline ve eşine ... üretimi ve ticaretinin çok karlı olduğu konusunda bir şeyler söyleyerek; İzmir ...Limited Şirketine ortak olmak konusunda müvekkilini ikna ettiğini, tarafların adı geçen şirketin yarı paylarını devralarak ortak olduklarını ve davalının 25/05/2027 tarihine kadar şirket müdürü seçildiğini, müvekkilinin öğretmen olması nedeniyle şirketin tamamen davalı tarafından idare edildiğini, yaklaşık 2 yıl sonra şirkete icra takiplerinin gelmeye başladığını, müvekkilim soru sorduğunda ise hiçbir bilgi alamadığını, İzmir... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasından ödeme emri geldikten sonra müvekkilinin olayı araştırmaya başladığını, ödeme emrinde davalının, bankadan çektiği krediyi kendisinin ödemesi nedeniyle müvekkiline rücu talebinin bulunduğunu, şirketin banka kayıtları incelendiğinde; davalının İzmir .....Şti'ne ait paraları kendi hesabına, ...'ın hesabına, ...'ın şirketi ... ... Şti 'nin hesabına, ...'ın kardeşi...'ın banka hesaplarına aktarıldığının tespit edildiğini, bu suretle davalının şirkete borçlanma yasağına aykırı olarak kişisel hesaplarına para aktarması nedeniyle şirketin davalı tarafından zarara uğratıldığını, ayrıca davalının, İzmir ... şirketine ait çek defterini ...'a teslim etmiş olup şirket adına kesilen tüm çeklerin imza yetkisi olmayan ... tarafından .....Şti'nin borçları için keşide edilip, ... tarafından imzalandığını, bu çekler nedeniyle davalı tarafından şirketin zarara uğratıldığını, davalının sahte imzalı çeklerin bedelini şirket hesaplarından ödediğini, bu çeklerdeki imzaların kendisine ait olmadığı halde çek iptali yada sahtecilikten şikayet adına yasal yollara başvurmadığını, toplamda: 453.113,00-TL'nin şirket hesabından davalı tarafından havale/eft yapıldığını, davalının özellikle şirket yönetiminde basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, yetkisini kötüye kullandığını, fiktif işlemler yaptığını, yaptığı banka işlemleri neticesinde hem müvekkilinin hem de şirketin zarar gördüğünün açık olduğunu, hatta davalı tarafından, ...'a gönderilen paraların o tarihte ..., ...Gıda'da sigortalı çalıştığı için gönderildiğini ve bu paraların davacının talimatı ile ...Gıda'ya aktarılan paraların toplamda 37.057,15- TL olduğunu, ...'ın kendi banka hesabından 17.600-TL'yi çeşitli tarihlerde İzmir ... şirketinin banka hesabına gönderdiğini, müvekkilinin, banka hesaplarındaki bu durumu tespit ettikten sonra davalı ile tekrar görüşmek istediğini ancak davalının görüşmek istemediğini, davalının özellikle davaya konu banka işlemlerini yapması ve bu işlemler ile kendisi yada yakınları adına para geçirmesi sonucunda hem müştekinin hem de şirketin zarar gördüğünün kesin olduğunu, davalının yaptığı işlemlerin tamamının TTK'nun 358 ve devamı maddeleri ile TCK yönünden suç teşkil ettiğini, pay sahiplerinin mutad ticari gerekler dışında şirkete borçlanmasının yasak olmasına rağmen davalının hem şirketin kredi kartlarını özel harcamalarında kullandığını, hem de şirket hesaplarına gelen paraları şahsi hesaplarına aktardığını, bu paraların aktarmalarını şirketin muhasebe kayıtlarında kendisi ve yakınları adına borç olarak kaydetmemişse, bu durumun şirketin dolandırılması anlamına geldiğini, davalının, şirket adına çektiği kredi nedeniyle müvekkiline karşı icra takibi açtığını, sonrasında İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyası ile dava açtığını, her iki davanın tarafları aynı olduğu için her iki dava arasındaki mevcut rabıta nedeniyle davaların birleştirilmesini gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını bildirmiş, davalının mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalı tarafından şirket hesaplarından kendisine ve üçüncü kişilere usulsüz olarak aktardığı paraların alındığı ya da başkalarına aktarıldığı günden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte şimdilik 5.000,00 TL'sinin şirkete iadesine, davanın, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; TTK'nun 560. maddesi uyarınca, davacının kredi kefili olması nedeni ile kredi borcunun ödenmediğini, bankanın keşide ettiği 01/07/2019 ve 04/07/2018 tarihli banka ihtarnamelerden öğrendiği, ayrıca ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 05/12/2019 tarihinde sorumluyu ve zararı öğrenmiş olması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, limited şirket ortaklığında, müdürlere karşı açılacak sorumluluk davalarında genel kurul kararı alınmasının TTK'nun 618(3/c) düzenlemesi gereğince dava şartı olduğunu, genel kurul kararının alınmamış olması nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile reddini talep ettiklerini, davacının ve dava dışı kişilerin planlı ve programlı bir şekilde müvekkilini şirketin içine çekip, borçlandırdıklarını ve borçları müvekkiline bırakarak müvekkiliin suçlamaya başladıklarını, davacının tamamen kötü niyetli olarak hareket etmekte olup, kötüniyetlerinin korunmasının mümkün olmadığını, kullanılan kredi nedeniyle şirketin zarara uğratılmadığını, davacının şirketin dört kurucu ortağından biri olup, yanıltılarak şirkete ortak edilenin davacı değil müvekkili olduğunu ve davacının telkinleri sonucu müvekkilinin şirket müdürü yapıldığını, hissesini müvekkiline devreden ... ile davacının eşi ...'ın, ...Gıda isimli şirketi kurduklarını, davacı ve arkadaşlarının müvekkilini, şirket adına kredi çekme konusunda ikna ettiklerini, üç ayrı kredi kullanılıp, müvekkilinin kredilere kefil olduğunu, dava dışı şahısların şirket hisselerini geri alacakların taahhüt etmelerine rağmen, daha sonra tekrar geri almaktan imtina ettiklerini, kullanılan kredinin, şirketin bir kısım ödemelerinin yapılması, eski ortakların ortaklık paylarının ödenmesi için kullanıldığını, bir kısmının da davacının eşi ... tarafından işcep uygulaması kullanılmak suretiyle hesaptan gizli ortağı olduğu... Şirketinin hesabına para aktarımlarına konu olduğunu, bu durumu gören müvekkilinin, ...'dan ve diğer şahışlardan derhal yaptıklarını temizlemelerini istediğini, ancak bu kişilerin çok para kazanacaklarını ve krediyi hemen ödeyeceklerini söyleyerek müvekkilini uzun süre oyaladıklarını, davacının bir süre sonra paraları olmadığını ödeme yapmayacaklarını söylediğini, bu süre zarfında müvekkilinin icra takiplerine maruz kalmamak, itibarının zarar görmemesi adına kredi borcunu şahsi hesabından, şirket hesabına yaptığı para transferleri ile ödediğini, davacının eşinin eski banka çalışanı olması nedeniyle kredi işlemleri sırasında şirket adına verilen çek karnesinin davacı tarafından alındığını, çeklerin daha sonra davacının eşi ile ...'a geçtiğini, ...'ın keşide ettiği çekleri ...'ın cirolayarak tedavüle çıkardığını, müvekkilinin çekin karşılıksız çıktığını bankadan öğrenmesi üzerine çeklerin kullanıldığını öğrendikten sonra davacı ve üçüncü kişilerle irtibata geçtiğini, çekleri derhal ödemelerini aksi halde şikayetçi olacağını bildirdiğini, bunun üzerine çeklerin ... ve ... tarafından ödendiğini, çeklerin hiçbirinin şirketin hesabından ödenmediğini, müvekkilinin ilerleyen zamanlarda dava dışı şahısların bir çek ödememiş olduklarını, yapılan icra takibi ve sonrasında icra ceza mahkemesinde görülen karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan davanın başlaması ile öğrendiğini, tehdit alması nedeni ile duruşmalara çıkamayan müvekkilinin ...'ın şehir dışına çıkmasını fırsat bilerek dosyayı takip ettiğini ve şikayetçinin icra dosyasından ve davadan feragat etmesini sağladığını, beraberinde ... hakkında yaptığı suç duyurusu sonrasında İzmir ... Ağır Ceza Mahkemesinin... esas sayılı dosyasında açılan davanın devam ettiğini, çeklerin müvekkilinin bilgisi dışında kullanılıp, çekler nedeniyle şirket hesabından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ...Şirketinin, davacının eşinin ve arkadaşının şirketi olup, ticaret sicil kayıtlarında ... ortak olsa da aralarındaki ortaklık sözleşmesi uyarınca davacının eşinin görünmeyen ortak olduğunu, sosyal medyada bunu gösteren paylaşımların bulunduğunu bildirmiş, davanın dava şartı yokluğu, zamanaşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, TTK'nun 553. maddesi uyarınca; tarafların ortağı oldukları ...'nin yetkilisi olan davalının, şirkete ait paraları kendisine ve üçüncü kişilere haksız ve karşılıksız olarak aktarmak suretiyle şirketi ve davacı ortağı zarara uğrattığı iddiası ile verdiği zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, davalı şirket yöneticisi ile birlikte tarafların ortağı olduğu şirkete husumet yöneltilmiştir. Bununla birlikte davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmasına ve davalı yönetici yönünden zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmasına rağmen, davalı şirket yönünden zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmamıştır.
TTK'nun 553. maddesi uyarınca açılacak tazminat davalarının, sorumluluğu olduğu iddia edilen şirket yöneticisine karşı açılması gerekli ve yeterlidir. Bunun yanında şirkete husumet yöneltilmesi gerekmediği gibi şirketin bu nitelikteki davada, davalı sıfatı bulunmadığından, şirket hakkında dava açılması usul ve yasaya uygun değildir.
Zorunlu arabuluculuğa tabi davalarda bu yola başvurulması öncelikli dava şartıdır. Kanun hükmü gereği bu yola başvurulmadan dava açılması halinde başkaca bir araştırma yapılmaksızın davanın reddi zorunludur.
Somut dava yönünden; davalı şirketin, husumet sıfatının bulunmaması yanında, şirket yönünden zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmemesi nedeni ile, şirket hakkındaki davanın husumet sıfatı yokluğundan önce zorunlu arabuluculuk yolu eksikliği nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği dikkate alınarak, şirket hakkındaki davanın tefrik edilmesine karar verilmiş, tefrikten sonra oluşan dava dosyasında; şirket hakkındaki davanın, 7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanununa eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması nedeniyle, TTK'nın 5/A 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 ve HMK'nın 114 (2) ve 115 (2) maddeleri uyarınca; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, bu dava dosyasında, davalı yönetici hakkında yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur.
Davacı taraf, dava dilekçesinde, davanın, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile bağlantılı olduğunu iddia ederek, davaların birleştirilmesini talep etmiştir. İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında görülen davanın; tarafların ortağı olduğu şirketin kullandığı krediler nedeniyle kefalete dayalı olarak davalı ...'ın davacı sıfatıyla yaptığı ödemenin, davacı ...'ın kefaletine dayalı olarak sorumluluğu oranında rücu talebine ilişkin olup, mahkememizdeki davanın ise; davalının şirket yetkilisi sıfatı ile yaptığı işlemlerle şirkete ait paraları haksız ve karşılıksız olarak kendi ve üçüncü kişilerin hesabına aktardığı, bu suretle şirketi ve ortakları zarara uğrattığı iddiasına dayalı şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası niteliğinde olduğu, buna göre; mahkememizde görülen davada, bankadan kullanılan krediler nedeniyle bir zarar ve buna bağlı olarak zarar iddiasının ve buna bağlı olarak tazminat isteminin ileri sürülmemesine göre uyuşmazlığın konu ve sebeplerinin birbirinden tamamen farklı olup, davaların birinin tazminat, diğerinin ise rücuya tabi alacak niteliğinde bulunması nedeni ile niteliklerinin ve bunun doğal bir sonucu olarak yargılama usulleri yönünden de benzerlik bulunmadığı, her iki davaya konu alacak ve tazminatın birbirinden takas ve mahsubunun da söz konusu olmadığı göz önünde tutulduğunda, davalar arasında HMK'nun 166. maddesinde belirtilen nitelikte hukuki ve fiili bağlantı bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın birleştirme talebinde haklılık görülmediğinden, talebin reddine karar verilip, birleştirme kararı verilmemiştir.
Davalı tarafça, davanın açılabilmesi için genel kurul kararı alınmasının zorunlu olduğu ve bu konuda karar alınmaması nedeniyle davanın reddinin gerektiği iddia edilmiş ise de; limited şirket yöneticilerinin sorumluluğu konusunda açılacak davalar için genel kurul kararı alınmasını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nun 408(1) ve 479(3-a) maddelerindeki düzenleme karşısında ancak şirketin davacı sıfatıyla yer aldığı davaların açılması konusunda genel kurul kararının aranmasının zorunlu bulunduğu, pay sahiplerinin, TTK'nun 555. maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararın tazminini şirkete ödenmesi amacıyla açtıkları davalarda, genel kurul kararı alınmasının zorunlu bulunmadığı dikkate alınarak, davalı tarafın aksi yöndeki iddiasında usul ve yasaya uygunluk bulunmadığından, davalı tarafın iddiasında haklılık görülmemiştir.
Davalı taraf, cevap dilekçesinde ve yasal süre içinde zamanaşımı definde bulunmuştur.
TTK'nun 560. maddesinde; sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zarar doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, fiilin cezayı gerektirip Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunması halinde ceza zamanaşımının uygulanacağı, bunun yanında TTK'nun 558(2) maddesinde; şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, diğer pay sahiplerinin dava haklarının ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği düzenlenmiştir.
TTK'nun 558(2) maddesi uyarınca davaya konu işlemler nedeniyle davacının, davalıyı ibra ettiği bir kararın varlığı mevcut değildir. Bunun yanında davacının tazminatı gerektiren para aktarma eylemleri 11/08/2017 ve 16/08/2018 tarihleri arasında gerçekleşmiş olup, davacının şirket yöneticisi olmadığı, davalının tazminatı gerektirir eylemleri nedeniyle dosyada bilgi alma ve inceleme hakkını kullandığına veya herhangi bir biçimde bu eylemlerden bilgi sahibi olduğuna dair bir delil toplanmadığı gibi bu eylemlerin yapılmış bir genel kurul toplantısında görüşme ve müzakere konusu da olmadığı, dava tarihinin 11/04/2022 yılı olup, aksine bir delil elde edilmemesi nedeniyle davacının, dava tarihi itibariyle zarardan ve sorumludan haberdar olduğunun kabulünün gerekmesine göre davanın beş yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, her ne kadar davalının, dava konusu para aktarma işlemleri ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmadaki suçlamalar nedeniyle zamanaşımı süresinin, ceza zamanaşımı süresi kadar uzayacak olabileceği düşünülse de bu duruma bile gerek kalmaksızın davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı belirlenmiş olmakla, davalı tarafın zamanaşımı defi haklı görülmemiştir.
Davacı tarafın, dava dilekçesindeki iddiaları ile davalı tarafın, cevap dilekçesindeki savunmaları, dosyada toplanan tüm deliller ve davanın niteliği göz önünde tutularak taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının tarafların ortağı olduğu şirketin defter ve kayıtlarının incelenerek bilirkişi raporu alınması sureti ile çözümlenmesinin gerekli ve yeterli olduğu anlaşılmakla, toplanan tüm yazılı deliller göz önünde tutularak ve bilirkişi raporu alınarak uyuşmazlık çözülmüş, taraflarca tanık dinlenmesi talebinde bulunulmuş ise de, davaya konu işlemlerin şirket hesabından aktarılan haksız ve karşılıksız paraların bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespitine yönelik olup, bu nitelikteki işlemlerle ilgili olarak dinlenecek tanıkların dosyaya ve verilecek hükme hiçbir katkı sağlamayacağı açık ve anlaşılır olmasının yanında davalı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca davaya konu para aktarımları nedeniyle soruşturma yapılmış olsa da, bu soruşturmanın sonucunun ve dava açılması halinde verilecek ceza mahkemesi kararının, mahkememizdeki davayı etkileyecek nitelikte olmadığı, buna göre ceza soruşturmasının sonucunun bekletici mesele oluşturmadığı dikkate alınarak, usul ekonomisi ve yargılamanın hızı ilkeleri ile usul ve yasa gereği, tarafların tanıklarının dinlenmelerine ve soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasına gerek görülmemiş, tanık dinlenmesi istemlerinin reddine karar verilmiş, bilirkişi rapor ve ek raporları ve dosyada toplanan diğer yazılı deliller ile uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Bilirkişi rapor ve ek raporlarında; tarafların ortağı olduğu İzmir .... Şirketi'nin 28/06/2017 tarihli yayınlanan pay değişikli kararı ile yarı paylı olarak devralındığını, davalının 25/05/2022 tarihine kadar şirketi münferiden temsile yetkili kılındığını, şirketin banka hesaplarından 28/07/2017 ve 16/08/2018 tarihleri aralığında dava dışı üçüncü kişilerle ilgili olarak 67.485,81 TL para girişinin ve 317.473,00 TL para çıkışının olduğunu, buna göre 249.987,19 TL'nin üçüncü kişilere karışılıksız olarak aktarıldığını, şirketin kullandığı kredi ile ilgili olarak davalının 17/08/2018 ve 24/02/2020 tarihleri aralığında bankaya 153.724,21 TL ödeme yaptığını, bu tutarın 139.131,71 TL'lik kısmını 1/2 oranında davacıdan icra takibi ile talep ettiğini, davacının itirazı üzerine itirazın iptali davasının görüldüğünü, davalının, dava ve takip konusu yapılmayan 14.592,50 TL'lik şirket hesabına ödediği kredi borcunun karşılıksız aktarılan paradan mahsubu halinde 235.394,69 TL'lik şirket zararından davalının sorumlu tutulabileceğini, şirketin banka hesabından 18/12/2017 tarihinde 12.000,00 TL ve 23/01/2018 tarihinde 19.500,00 TL olmak üzere toplam 31.500,00 TL olarak ödenen çek bedelinin ...'ın borcuna yazılması halinde bu tutardan da davalının sorumlu tutulacağını, buna göre sorumluluk bedelinin toplam 266.894,69 TL olabileceğini bildirmiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi olarak tanımlayıp sunduğu, ancak davanın niteliği itibariyle talep artırım dilekçesi niteliği taşıyan 19/06/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile; davalı tarafından üçüncü kişilere aktarılan 249.987,19 TL ile ...'ın keşide ettiği iki çek için şirket hesabından ödenen 31.500,00 TL'nin toplamı olan 281.487,19 TL'nin şirkete iade edilmesi gerektiğini, şirket müdürünün kredi borcu nedeni ile şirket hesabına yaptığı ödemelerin, tazminat hesabında dikkate alınamayacağını bildirmesine rağmen artırım talebini yalnız üçüncü kişilere şirket hesabından aktarılan 249.987,19 TL ile sınırlı tutmuş, 249.987,19 TL'nin dava tarihine kadar hesaplanan işlemiş faizi ile dava tarihinden sonra işleyen faizlerinin de tazminatla birlikte şirkete iadesini talep etmiş ve 249.987,19 TL tazminat miktarı üzerinden peşin harcı tamamlamıştır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen hükme ve denetime elverişli nitelikte bilirkişi rapor ve ek raporları ile; davacı ve davalının ortağı oldukları ...'nin 19/06/2017 tarihinde sicile tescil edildiği, davacı ve davalının 25/05/2017 tarihli hisse devir sözleşmeleri ile şirketin yarı paylarını devralarak ortak oldukları, aynı tarihli genel kurul kararı ile davalının 25/05/2022 tarihine kadar şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili seçildiği, ...Gıda Limited Şirketi'nin ortakları arasında davacı ve davalının bulunmadığı gibi davacının eşininde ortak olmadığı, şirket yöneticisinin ... olduğu, buna göre tarafların ortağı olduğu şirket ile .... Şirketi arasında organik bir bağdan söz edilmesinin mümkün bulunmadığı, bunun bir sonucu olarak .... Şirketinin tarafların ortağı olduğu şirket yönünden üçüncü kişi vasfında bulunduğu, bu nedenle .... Şirketine aktarılan veya .... Şirketi adına tarafların ortağı olduğu şirket adına yatırılan paralar ile davacının eşinin .... Şirketinin gizli ortağı olduğuna yönelik cevap dilekçesinde dile getirilen iddiaların, davalının yaptığı ve bilirkişi raporu ile tespit edilen karşılıksız para aktarımları yönünden davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak nedenler olmadığı gibi, dava ve cevap dilekçelerinde karşılıklı olarak dile getirilen bir çok özel hayata ilişkin eleştiri ve iddialar ile dava konusu sorumluluk hali ile ilgisiz iddia ve savunmaların uyuşmazlığın çözümünü etkiler niteliklerinin bulunmadığı, dava konusunun, davalının şirket yöneticisi sıfatıyla TTK'nun 626. maddesinde düzenlenen özen ve şirkete bağlılık yükümlülüğüne kusurlu iş ve işlemleri ile aykırı davranarak şirkete ait paraların karşılıksız olarak üçüncü kişilere aktarılması olup, bilirkişi rapor ve ek raporlarında ayrıntılı olarak belirlendiği üzere 11/08/2017 tarihinden 16/08/2018 tarihine kadar bu tarihlerde dahil olmak üzere davalının yöneticisi olduğu şirketten, üçüncü kişilere aktarılan karşılıksız para toplamının 317.473,00 TL olup, üçüncü kişiler tarafından aynı dönemde 67.485,81 TL miktarında para girişinin yapılmış olması nedeniyle şirketin zarar gördüğü aktarım tutarının 249.987,19 TL olduğu, bunun yanında şirkete ait iki çekin davalının yakını olduğu iddia edilen ... tarafından keşide edilmesine rağmen çek bedelinin şirket tarafından ödenmiş olması nedeniyle bu konuda şirketin 31.500,00 TL'lik zararının bulunduğu, davalının yönetici sıfatına bağlı olarak kusuruyla karşılıksız para aktarımı ve çek ödemesi nedeniyle şirketin toplamda 281.487,19 TL'lik zararına sebebiyet verdiği, TTK'nun 553. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında gösterilen davalının bu zarardan sorumlu tutulamayacağına ilişkin hallerin somut dava yönünden varlığının bulunmadığı belirlenmiştir.
Bilirkişi raporunda; davanın niteliğine ve sonuç talebe ve kurulacak hükme aykırı olarak dava tarihine kadar işlemiş faiz hesabı yapılıp, davalının yaptığı kredi ödemesi ile ilgili davacı hakkında icra takibine ve itirazın iptali davasına konu ettiği alacağının dışında bir miktar alacağı daha bulunduğu, bu alacağın davaya konu tazminat miktarından mahsup edileceği yönünde hesap yapılmış ise de, davalının rücuya tabi kredi borcundan kaynaklanan alacağın tazminat niteliği bulunmadığı gibi muhatabının davacı veya şirket olabileceği, buna göre ancak bir alacak davasına konu olup, davaya konu tazminattan takas veya mahsubunun söz konusu olmasının mümkün bulunmadığı, bunun yanında dava tarihine kadar hesaplanan işlemiş faizin harca esas değere eklenip hüküm kurulmasının davanın niteliğiyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmadığı dikkate alınarak, bilirkişinin bu konulardaki tespit, değerlendirme ve hesaplamaları hükümde dikkate alınmamış, bilirkişinin sunduğu rapor ve ek raporlarda üçüncü kişilere ilişkin para giriş ve çıkışları tarih ve miktarlarıyla birlikte liste halinde gösterilmiş olduğundan, davanın niteliğine ve sonuç talebe uygun olarak bu listeye göre mahkememizce her bir para çıkışı yönünden aktarılma tarihinden itibaren davanın niteliği gereği avans faizine hükmedilmiş, bu konuda ayrıca ek rapor alınmasına gerek görülmemiştir.
Toplanan deliller ve özellikle bilirkişi rapor ve ek raporları ile; tarafların ortağı olduğu şirketin hesabından davaya konu 11/08/2017 tarihiyle, 16/08/2018 tarihleri arasında üçüncü kişilere yapılan karşılıksız ödemeler ile üçüncü kişilerin bu dönemde şirkete yaptığı ödemelerin mahsubundan sonra 249.987,19 TL karşılıksız yapılan para aktarımlarına karşılık dava tarihine kadar bu miktar yönünden bir geri ödemenin yapılmaması nedeni ile tarafların ortağı olduğu şirketin zararının doğduğu, bunun yanında banka tarafından davalı şirket adına verilmiş çek karnesine ait iki adet çekin tarafların ortağı olduğu şirkette ortak ve yönetici sıfatı bulunmayan ... tarafından keşide edilmesinden sonra ödemelerin şirket hesabından yapılmış olması nedeni ile şirketin toplam 31.500,00 TL karşılıksız kalan zarara uğradığı belirlenmiş olmakla birlikte, dava dilekçesinde harca esas değerin 5.000,00 TL gösterilip, belirsiz alacak niteliğinde bulanan dava yönünden davacı tarafın talep artırım dilekçesi ile yalnız 249.987,19 TL'lik miktar yönünden tazminat talebinde bulunulması nedeni ile taleple bağlılık ilkesi gereği davanın kabulü ile; davanın niteliğinin tazminat istemli olmasına ve davanın eylemlerinin haksız fiil teşkil etmesine göre her bir karşılıksız para aktarımının yapıldığı tarihten itibaren davanın mutlak ticari dava niteliğine bağlı olarak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete verilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile;
249.987,19 TL tazminatın;
11/09/2017 tarihinde 5.400,00 TL, 25/09/2017 tarihinde 1.000,00 TL, 17/10/2017 tarihinde 1.000,00 TL, 20/10/2017 tarihinde 1.100,00 TL, 09/11/2017 tarihinde 850,00 TL, 13/11/2017 tarihinde 780,00 TL, 16/11/2017 tarihinde 2.000,00 TL, 21/11/2017 tarihinde 50,00 TL, 06/12/2017 tarihinde 600,00 TL, 18/12/2017 tarihinde 3.900,00 TL, 29/12/2017 tarihinde 1.800,00 TL, 08/01/2018 tarihinde 14.000,00 TL, 08/01/2018 tarihinde 5.000,00 TL, 20/02/2018 tarihinde 5.500,00 TL, 05/03/2018 tarihinde 3.000,00 TL, 27/03/2018 tarihinde 3.500,00 TL, 18/04/2018 tarihinde 1,00 TL, 09/05/2018 tarihinde 1.120,16 TL, 04/07/2018 tarihinde 222,68 TL ve 16/08/2018 tarihinde 4.461,97 TL olmak üzere toplam 67.485,81 TL olarak yapılan ödemelerin ödeme tarihlerine göre ilamın infazı sırasında işleyecek faiz hesabında dikkate alınmak koşulu ile;
27.800,00 TL'lik bölümünün 11/08/2017, 3.000,00 TL'lik bölümünün 14/08/2017, 40.000,00 TL'lik bölümünün 15/08/2017, 10.000,00 TL'lik bölümünün 16/08/2017, 52.500,00 TL'lik bölümünün 17/08/2017, 17.000,00 TL'lik bölümünün 31/08/2017, 10.040,00 TL'lik bölümünün 05/09/2017, 3.100,00 TL'lik bölümünün 23/10/2017, 59.000,00 TL'lik bölümünün 24/10/2017, 1.500,00 TL'lik bölümünün 13/11/2017, 500,00 TL'lik bölümünün 16/11/2017, 241,00 TL'lik bölümünün 27/11/2017, 50.000,00 TL'lik bölümünün 29/11/2017, 25.000,00 TL'lik bölümünün 06/12/2017, 183,00 TL'lik bölümünün 26/12/2017, 1.300,00 TL'lik bölümünün 08/01/2018, 300,00 TL'lik bölümünün 22/01/2018, 1.800,00 TL'lik bölümünün 30/01/2018, 1.000,00 TL'lik bölümünün 20/02/2018, 100,00 TL'lik bölümünün 20/02/2018, 909,00 TL'lik bölümünün 15/03/2018 tarihinden, tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün Merkez-... numarasında kayıtlı ...'ne verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.076,62 TL karar ve ilam harcından, 85,39 TL peşin nispi harç ve 5.777,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.862,39 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 11.214,23 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) maddesi uyarınca takdir edilen 39.498,08 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 5.862,39 TL peşin harç, 149,00 TL iki adet posta tebligat gideri, 145,00 TL on yedi adet elektronik tebligat gideri, 66,00 TL müzekkere ve posta gideri, 3,50 TL dört adet kep reddiyatı, 1.700,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 8.006,59 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/10/2023
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza