T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/418 Esas
KARAR NO: 2023/689
DAVA: Ticari Şirket (TTK'nun 439. Maddesi uyarınca Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)
DAVA TARİHİ: 23/05/2022
KARAR TARİHİ: 04/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (TTK'nun 439. Maddesi uyarınca Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; davacıların, muris ...mirasçıları olduklarını, murisin sağlığında ... Grup Şirketlerinin birçoğunun hissedarı ve ... A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olup, 02/09/2021 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerine miras payları oranında intikal eden hisse hak sahipliğinin tespiti ve geçişinin sağlanması, şirket pay defterlerine işlenmesi ve paydan kaynaklanan haklarının temini talebi ile davalı şirket de dâhil olmak üzere ... Grup Şirketlerine müracaat edildiğini ve TTK'nun 494(3) maddesi uyarınca onayın verilmesi ile bir an evvel genel kurulun gerçekleştirilmesini talep ettiklerini, müvekkillerinin, pay defterine kaydının sağlanarak, genel kurula katılımları konusunda taraflar arasında bir ihtilaf kalmadığını, davalı şirket tarafından genel kurul toplantısının 22/03/2022 tarihinde gerçekleştirileceğinin ilan edildiğini, ilanda 2021 yılı bilanço ve kar-zarar hesabı ile yönetim kurulu raporu ve bağımsız denetim kuruluşu raporunun genel kuruldan on beş gün öncesinden itibaren şirket merkezinde pay sahiplerinin tetkikine hazır bulundurulacağının belirtildiğini, sözlü müracaatlarla ilgili belgelerin örneklerinin talep edildiğini, ancak taleplerinin karşılanmadığını, bunun üzerine 11/04/2022 tarihli ihtarname keşide ettiklerini, davalı şirket tarafından gelir tablosu ve bilançonun bir örneğinin gönderildiği ve diğer belgelerin şirket merkezinde incelenebileceği yönünde cevap verildiğini, bunun üzerine 20/04/2022 tarihinde davacı pay sahibi ve vekilinin şirket merkezine gittiğini, ancak talep etmelerine rağmen belge örneklerinin verilmediğini, belirlenen günde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında bilanço, faaliyet, kar, zarar gibi konularda tam ve aydınlatıcı bilgi alınamadığını, davacıların, şirketin iyi yönetilmediğine dair kaygı ve düşünceleri ile çok büyük bir zararının açıklanması sebepleriyle açıklama talebinde bulunduklarını ancak yeterli bilgi ve belge edinemediğinden bilançonun okunması, kar ve zarar durumunun tespiti, yönetim kurulunun ibrası gibi konularda olumsuz oy kullandıklarını ve bu dönemlere ait yapılan hiçbir veriyi kabul etmediklerini belirttiklerini, davalı tarafça gönderilen belgelerin hiçbir ayrıntıyı içermediğini, şirketin mali durumu ve yönetimine dair başkaca bilgi ve belge de sunulmadığını, muhasebe tekniklerine göre bilançonun gerçek ve usulüne uygun olabilmesi için dipnotları ile birlikte verilmesi gerektiğini, bilançonun ekine konulacak bu açıklamaların 29 nolu dipnotla sınırlı olmayıp, varsa bunların dışındaki ek bilgilerinde dipnot olarak eklenmesi gerektiğini, sunulan bilançonun şirketin güncel mali durumunun anlaşılmasından ve ortaya konulmasından oldukça uzak olduğunu, şirket ortağının inceleme hakkının, kanunun ilgili maddeleri gereği pay sahiplerinin incelemesine hazır tutulması gereken bilanço ve kar-zarar hesabı belgelerine ek olarak, işletme defteri, envanter defteri, şirketin tutmakla yükümlü olduğu diğer tüm defterler, tutulması ihtiyari olan defterler, dayanak belgeler, yazışmalar, maaş bordroları, makbuzları, elektronik veri saklama ortamları ve cihazları ile birlikte şirketin yönetimi ve genel durumu hakkında fikir sahibi olmaya yarayacak tüm bilgi ve belgeleri kapsadığını, diğer şirketler yönünden benzer tutumlarla karşılaşılması nedeniyle bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasına izin verilmesi, genel kurulun iptali ve özel denetçi atanması istemli davaların açıldığını, TTK'nun 437.maddesindeki düzenleme gereği ortakların, önceki yılların ve içerisinde bulunulan yılın finansal tablolarını karşılaştırmalı olarak inceleyerek şirket gidişatı hakkında fikir beyan edebileceklerini, şayet ortakların şirket gidişatının olumsuz olduğu kanaatine varır ise, yönetim kurulunu görevden alarak şirketin kötü gidişatının önüne geçebileceklerini, davacıların, davalı şirkette doğrudan pay sahibi olmasının yanında, grup şirketlerindeki ortaklıkları nedeniyle, dolaylı pay sahipliğinin de bulunduğunu, bu nedenle müvekkillerinin, şirketin mali ve idari yönetimi konusunda bilgi sahibi olması ve bunu şirketten talep etmesinin hissedarlık sıfatının kazandırdığı en temel haklar olduğunu, ancak, taraflar arasındaki ailevi sorunlar nedeniyle davalı şirketin yönetimde aktif ortaklarının, müvekkillerini şirketten uzaklaştırmaya yönelik hal ve davranışları nedeniyle müvekkillerinin şirkete giremez ve şirket verileri hakkında bilgi alamaz hale geldiklerini, müvekkillerinin şirket ortağı sıfatından kaynaklı hiçbir haklarını kullanamaz durumda olduklarını, TTK 357(1). maddesinde düzenlenen eşit işlem ilkesi gereği müvekkilleri hakkında eşit işlemler yapılmadığını, 369(2). maddesi gereği diğer ortakların özen ve bağlılık yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve 437. madde gereği müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme hakkı talepli müracaatlarının sonuçsuz bırakıldığını, genel kurul toplantısında TTK'nun 438.maddesi uyarınca, şirkete özel denetçi atanması için gündeme madde eklenmesini talep etmelerine rağmen taleplerinin karşılanmadığını, müvekkillerinin, davalı şirkette paydaş sıfatını haiz olmalarına rağmen, şirketle ilgili hiçbir karar alamadıklarını ve şirket yönetimine katılamadıklarını, şirkete fiilen ve fiziken sokulmadıklarını, bilgi alma taleplerinin karşılanmadığını, yapılan açıklamaların yüzeysel nitelikte olup, şirketin bir önceki yıla göre, dönem zararının 1.078.400.000-TL artmasında yönetim kurulunun bir kusurunun ve kötü yönetiminin olup olmadığı konularının açıklanmasından imtina edildiğini, müvekkillerinin şirkete sermaye payı olarak koydukları paraların nasıl idare edildiğini, yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatleri yerine kendi menfaatlerini gözetip gözetmediklerini, şirketin verimliliğini ve değerini, dolayısıyla paylarının da değerini arttıracak yönde hareket edip etmediklerini değerlendirebilmek istediklerini, bu konudaki taleplerinin ailevi ilişkilerden kaynaklı husumet nedeniyle reddedildiğini, müvekkillerinin, şirketin içinde bulunduğu ekonomik durum hakkında fikir sahibi olmaları, böylece yatırımlarının geleceği hakkında karar vermeleri ya da gündemdeki belli bir konu hakkında oylarını olumlu ya da olumsuz yönde kullanmaları veya şirkete karşı sorumluluk davası açmaya hazırlanmaları nedeniyle özel denetim talebinin karşılanması gerektiğini bildirmiş, tüm bilanço ve mali tabloların, ayrıntılı bilançonun gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, öz kaynaklarda maddi duran varlıklara ilişkin yapılan belirlemenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, sermaye artışına neden ihtiyaç duyulduğu, maddi duran varlıkların sermaye artışında kullanılmasının mümkün olup olmadığı, finansman giderlerinin ne kadar olduğu ve bunun nereden kaynaklandığı, finansman giderlerindeki artışın nedenleri, net dönem zararının 1.374.669.000-TL olmasının sebebi ile bir önceki yıl ile karşılaştırılarak bu farklılığın nedenleri, şirketin bir önceki yıla göre dönem zararının artmasında yönetim kurulunun bir kusurunun ve kötü yönetimin olup olmadığı, SGK, Vergi, Belediye ve varsa diğer kurum ve bankalara olan güncel borçları, şirketin ortaklarına yapılan ve yapılmayan ödemelerin ve miktarlarının özellikle holding yöneticilerinin üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlarına sağlanan mali hakların ve onlar adına çeşitli şekillerde yapılan ödemelerin neler olduğunun tespiti, şirketin çalıştığı bankalar ile olan kredi ilişkisi kapsamında yer alan belgeler ile borçları, şirketin diğer kişi ve şirketlere vermiş olduğu borcu gösterir kayıt ve dökümler, şirketin kabul edilmeyen giderler dökümleri ile şirketin mali durumunun analizi açısından bilirkişiler tarafından gerekli görülecek diğer belge ve bilgilerin, dürüst resim ilkesi gereğince yapılacak diğer her türlü kayıt ve belgelerin incelenmesi ve denetlenmesi amacıyla, Türk Ticaret Kanununun 438. maddesi uyarınca davalı şirkete, özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacıların pay sahipliğinin miras yolu ile oluştuğunu, davacıların çok sayıda açtıkları davalar ile bir kısmı halka açık nitelikteki ... şirketlerinin kamuoyu ve ilişkili taraflar nezdindeki itibarını sarsıcı eylemler içine girdiklerini, taleplerinin hiçbir hukuki menfaat taşımadığı gibi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacıların pay sahipliği oranının azınlık oluşturmadığını, özel denetçi atanması taleplerinin genel kurulun oylamasına sunulduğunu ve reddedildiğini, genel kurulun pay sahibinin özel denetçi tayini istemini kabul etmemesi halinde ancak ve azınlığın talebi ile mahkemeden özel denetçi atanması usulüne devam edilebilmesinin mümkün bulunduğunu, kapalı anonim ortaklıklarda, azınlığı, esas sermayenin onda birini aşan pay sahiplerinin oluşturabileceğini, davacıların, şirket nezdindeki pay sahipliğinin % 3,43 oranında olup, özel denetçi talebi ve dava şartı olan ön koşulun sağlanamaması nedeniyle dava açma haklarının bulunmadığını, bunun yanında davanın ön koşulu olan bilgi edinme hakkının kullanılmış olması koşulunun da sağlanmadığını, ayrıca davacıların sorularına cevap aldıktan sonra verilen cevapları değerlendirmeden ve diğer pay sahiplerinin de değerlendirmesine olanak bırakmadan genel kurulda özel denetim istemelerinin özel denetim gibi önemli bir hukuki kurumun ciddiyeti ile bağdaşmadağını, bu durumun adeta bir hukuki yarar aranmadığını ispat ettiğini, hükmün amacının değerlendirme yapılmasını sağlamak olup, mezkür şartın özel denetimin kötüye kullanılmasına engel olmak, her vesile ile başvurulmamasını sağlamak olduğunu, iyi niyetli olmayan girişimler sebebiyle şirketin işlerinin aksatılmaması ve çalışanların motivasyonlarının olumsuz etkilenmemesi gerektiğini, pay sahiplerinin cevapları değerlendirip, uzmanlarla tartışmaları gerekmesine rağmen bu lazımelerin yerine getirilmediğinin açık olduğunu, dava dilekçesinde, taleple neyi amaçlandığının, hangi menfaatin ihlal olduğunun ve özel denetimin neye yarayacağının açıklanmadığını, müvekkili şirketin, süreç boyunca her türlü yasal mükellefiyetini yerine getirmeye hazır olduğunu açık bir şekilde belirttiğini ve bu konuda şeffaf, yapıcı, iyi niyetli bir tutum sergilediğini, davacıların ise kendi inisiyatifleriyle bu haklarını aşar mahiyette tutum ve davranışlar içinde olduklarını, hakkın kötüye kullanılması suretiyle özel denetçi tayini talebine zemin hazırladıklarını, genel kurul toplantısından önce TTK'nun 437. maddesindeki düzenlemeye uygun şekilde finansal tablo, rapor ve belgelerin tüm pay sahiplerinin ve davacıların incelemesi için şirket merkezinde hazır edildiğini, davacılarca keşide edilen 11/04/2022 tarihli ihtarnameye, 15/04/2022 tarihli ihtarname ile cevap verilerek belgelerin inceleme için hazır edildiğinin bildirilip, gelir tablosu ve bilançosunun davacılara ihtarname ekinde gönderildiğini, davacıların şirket merkezine gelip incelemelerini yaptıklarını, TTK hükümlerine göre tanınmış hakların davacılara da diğer paydaşlar gibi eşit bir şekilde kullandırıldığını, genel kurula katılan davacıların cevaplandırılmamış bir sorusunun bırakılmadığı gibi özel denetçi talebinin belirli bir olaya ilişkin olarak somutlaştırılmamasının HMK'nun 194. maddesi ile TMK'nun 2. maddesine aykırı olduğunu, özel denetçi talebinin maddi şartlarından birinin, belirli bir olayın açıklığa kavuşturulması olup, davacıların bu çerçevede somut bir taleplerinin bulunmaması nedeni ile davanın bu yönden reddinin gerektiğini, davaya konu genel kurulun, 2021 yılı faaliyetlerinin değerlendirildiği olağan genel kurul olup, davalı şirketin TTK'nun 397 ve devamı maddeleri uyarınca bağımsız denetim şirketi tarafından denetlenen bir şirket olduğunu, genel kurulda bu şirketin hazırladığı raporun okunduğunu, ayrıca bütün paydaşların denetimine sunulduğunu, davacıların da raporun bir örneğini aldıklarını, davacılara yeterli bilgi verilmesine rağmen yetmediği halde ilave bilgi talep etmek ve almak yerine, doğrudan özel denetçi talebinde bulunmalarının iyi niyet içermeyen ve hukuka aykırı bir talep olduğunu, davacıların, kanun ya da esas sözleşmenin ihlal edildiğine dair bir açıklama ve delilleri olmadığı gibi şirketin veya pay sahiplerinin neden ve nasıl zarara uğradığının da ortaya konulmadığını, ortada bir ihlalin ve zararında bulunmadığını, yönetim kurulu kararlarında davacıların murisinin de imzalarının yer aldığını, dava konusu talebin maddi ve şekli şartlarının sağlanmadığı gibi davacıların hakkını ihlal eder bir eylemin ve zararın bulunmadığını, davacıların niyetinin şirketin tüm ticari karar ve eylemlerini sorgulamak olup, hukuk sisteminin bu talebi dikkate alamayacağının sabit olduğunu bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; TTK'nun 439 (1) maddesi uyarınca, davacıların, ortağı olduğu davalı şirket için 22/04/2022 tarihli genel kurul toplantısında sunulan aynı tarihli özel denetçi atanması talepli dilekçede belirtilen konuların incelenmesi amacına ilişkin olarak özel denetçi atanması istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından yargılama sırasında; davacı ...'ın, hukuki ehliyetinin bulunmaması ve 18 yaşını geçmiş olmasına bağlı olarak velayet altına alınmasının mümkün bulunmaması nedeni ile açılan vesayet davasının henüz kesinleşmeden ve vasi atanmadan annesi tarafından, kısıtlı adına dava açılmasının hukuka aykırı olup, davanın reddinin gerektiği iddia edilmiştir. Davacı ...'ın, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında, kısıtlanmasına ve annesi ...'ın velayeti altına alınmasına karar verilmiştir.... tarafından 15/10/2022 tarihli dilekçe ile kısıtlının vesayet altına alınması talep edilmiştir. Dava tarihi itibariyle velayete ilişkin kararın, iptal edilmediği ve vesayete ilişkin davanın halen görülmeye devam ettiği göz önünde tutulduğunda velinin, kısıtlı adına dava açmasında yasal bir engel bulunmadığından, davalı tarafın hukuka aykırı iddia ve istemlerinde haklılık yoktur. Velayet altında olan kısıtlılar adına velilerinin, dava açmak için vesayet makamından izin almaları zorunluluğu bulunmamasına karşın, vasinin TMK'nun 462/8 maddesi uyarınca dava açmak için vesayet makamından izin almasının zorunlu bulunmasına göre; davacı ...'ın, vesayet altına alınması konusunda açılan davanın sonucunun mahkememizdeki davayı etkiler niteliğinin olup, vesayet altına alınması halinde, vesayet makamından alınmış izin kararının, davanın devamı için sunulmasının gerekliliği dikkate alınarak, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen bu davanın sonucu bekletici mesele yapılmış ve kısıtlının velayet altına alınmasına ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine yargılamaya devam edilmiştir.
TTK'nun 438(1) maddesinde; her pay sahibinin, pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu takdirde ve bilgi alma veya inceleme hakkının daha önce kullanılması halinde, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturmasını, gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebileceği, TTK'nun 439(1) maddesinde ise; genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi halinde, sermayenin en az onda birini halka açık anonim şirketlerde, yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin veya paylarının itibari değeri toplamı en az 1.000,000,00-TL olan pay sahiplerinin üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesi'nden özel denetçi atanmasını isteyebileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; dilekçe sahiplerinin, kurucularının veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pây sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde ortaya koymaları halinde özel denetçinin atanacağı belirtilmiştir.
Ticaret sicil kayıt örnekleri, dosyada toplanan deliller, tarafların dava ve cevap dilekçelerindeki açıklamaları ile; davacıların, ortak murisi ...'ın vefatı nedeniyle davalı şirketin paydaşı oldukları, davacıların murisinin pay oranının %03,43 olup, murisin 02/09/2021 tarihinde vefat ettiği, şirketin yönetim kurulu tarafından gündem ve toplantı günü belirlenerek davaya konu 2021 mali yılı olağan genel kurulu toplantısının 22/04/2022 tarihinde yapıldığı, toplantı nisabının sağlandığı, toplantıya davacılardan ... ile kendisini ve velayeti altındaki küçük ve kısıtlıyı temsilen ...'ın katıldığı, genel kurul toplantısı gündeminde özel denetçi atanmasına ilişkin bir gündem maddesine yer verilmemesi nedeni ile tutanağın 5. maddesinde bilanço ve kar, zarar hesabının müzakere edilip, oylanması ve tasdik edilmesinden sonra davacıların özel denetçi atanmasına ilişkin taleplerinin oylanarak oy çokluğu ile reddine karar verildiği, genel kurul toplantısından önce davacıların, davalı şirkete keşide ettikleri 11/04/2022 tarihli ihtarname ile TTK'nun 437. maddesi uyarınca ihtarnamede belirtilen belgelerin birer örneğinin verilmesinin talep edildiği, davalı şirketin 15/04/2022 tarihli cevabi ihtarnamesinde belgelerin şirket merkezinde incelemeye hazır olduğunun bildirilip, gelir tablosu ve bilançonun bir örneğinin davacılara gönderildiği, genel kurul toplantısında davacıların bilgi edinme haklarının kullandırılmadığı, yeterli bilgi ve belgenin kendilerine verilmediği iddiasında bulunmaları yanında genel kurul divan başkanlığına sundukları dilekçe ile özel denetçi atanmasını talep etmelerine karşın davalı şirket yöneticilerinin gerekli bilgiyi verdiğinin, belgelerin incelemeye hazır edildiğinin ve genel kurul toplantısında yöneltilen tüm soruların ayrıntılı şekilde cevaplanarak davacıların bilgi edinmelerinin sağlandığının tutanağa yazıldığı, davacıların, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin.. esas sayılı dosyasında genel kurul kararlarının iptali istemiyle açtığı davanın 22/09/2023 tarihli kararla usulden reddine karar verildiği görülmüştür.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince özel denetçi atanması talebinde bulunabilmesinin ön şartlarından biri; bilgi alma ve inceleme hakkının talepten önce kullanılmış olması, bir başkası talepte bulunan paydaşın, TTK'nun 439(1) maddesinde belirtilen pay oranına veya payın itibari değerine sahip olması, bir diğeri ise bu istemin genel kuruldan talep edilip reddedilmiş olmasıdır. Bunun yanında davanın genel kurulun kabul veya red kararlarına göre ilgili maddelerde belirtilen hak düşürücü süre içinde açılması gerekli olup, talebin kabul edilebilmesi için özel denetimin, belirli olaylarla ilgili olarak istenmesi ve talep edenlerin, şirket yöneticilerinin esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koymaları zorunludur.
Dava; TTK'nun 439(1) maddesinde belirtilen üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmıştır. Bunun yanında davacılar genel kurul toplantısında özel denetim talebinde bulunmuşlar ve istemleri genel kurul tarafından reddedilmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde %10 oranında azınlık payının dava şartı olduğu, davacıların paylarının % 3,43 oranında olması nedeniyle pay oranı itibariyle özel dava şartının oluşmadığı iddia edilmiştir. TTK'nun 439(1) maddesinde; özel denetçi atanmasını isteyen şirket ortaklarının, sermayenin en az onda birini, halka açık anonim şirketlerde ise yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin veya paylarının itibari değeri toplamının en az 1.000.000,00 TL olan pay sahiplerinin, özel denetçi atanması talebinde bulunabilecekleri düzenlenmiştir. Her ne kadar davacıların, pay oranları, TTK'nun 439(1) maddesinde belirtilen orandan daha küçük olsa da paylarının itibari değerinin 15.510.789,25 TL olması nedeni ile davacıların özel denetçi atanması talebi ile dava açmalarının mümkün bulunduğu anlaşılmakla, TTK'nun 439(1) maddesinde aranan dava şartının mevcut olduğu anlaşılmakla, ön inceleme duruşmasında davalı tarafın aksi yöndeki istemenin reddi ile bu konudaki dava şartının mevcut olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Cevap dilekçesinde; davacıların, taleple neyi amaçlandıkları, hangi menfaatin ihlal olduğunu ve özel denetimin neye yarayacağını açıklamadan ve genel kurul toplantısında sorularına cevap aldıktan sonra verilen cevapları değerlendirip, uzmanlarla tartışmaları gerekmesine rağmen bunların yerine getirilmeksizin özel denetim istemelerinde hukuki yarar bulunmadığı iddia edilmiştir. Davacıların bilgi alma ve inceleme hakkını kullanıp, genel kurulda özel denetçi atanması talebine ilişkin konularla ilgili sorular yönelterek şirket yöneticileri tarafından soruların cevaplandırılmasına karşın verilen cevapların ve sunulan belgelerin yeterli ve tatmin edici olmadığı iddiası ile özel denetçi atanmasının talep etmelerinde hukuki yararlarının bulunduğu dikkate alınarak, davalı tarafın aksine iddiasında haklılık görülmemiş ve ön incele duruşmasında hukuki yararının varlığının bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacıların, dava özel şartı olan bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmadan özel denetçi talebinde bulunduklarını iddia etmiş ise de, aynı dilekçede cevabi ihtarname ile gelir tablosu ve bilançonun davacılara ihtarname ekinde gönderildiğini, davacıların şirket merkezine gelip incelemelerini yaptıklarını, TTK hükümlerine göre tanınmış hakların davacılara da diğer paydaşlar gibi eşit bir şekilde kullandırıldığını, genel kurula katılan davacıların cevaplandırılmamış bir sorusunun bırakılmadığını belirtmiştir. Buna göre davalı tarafın özel dava şartı yönündeki iddiası, cevap dilekçesinin içeriğindeki anlatımla çelişkilidir. Diğer yandan dava dilekçesinde dile getirilen; davacıların bir kısım belge örneklerini almaları ve bir kısım belge örnekleri üzerinde inceleme yapmalarına rağmen kendilerine paydaşlıktan doğan haklarını gereği gibi kullanmaları konusunda yeterli nitelikte bilgi ve belge verilmediğine ilişkin iddiaları, TTK'nun 438(1) maddesindeki özel dava şartı yönünden aykırılık taşır niteliktedir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde; ayrıca, özel denetçi talebinin belirli bir olaya ilişkin olarak somutlaştırılmamasının, HMK'nun 194. maddesi ile TMK'nun 2. maddesine aykırı olduğunu, özel denetçi talebinin maddi şartlarından birinin, belirli bir olayın açıklığa kavuşturulması olup, davacıların bu çerçevede somut bir taleplerinin bulunmaması nedeni ile davanın bu yönden reddinin gerektiğini iddia etmiştir.
Bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin tarafların dava ve cevap dilekçelerinde dile getirdikleri iddia ve savunmalarla uyuşmayacak nitelikte iddia ve itirazların sunulmasına rağmen dosyada toplanan yazılı deliller ve bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmeler birlikte değerlendirilerek talebin ön şartlarının oluşup oluşmadığı ve haklılığının bulunup bulunmadığının tespiti yoluna gidilmiş, bu incelemeler yapılmaksızın doğrudan davanın dava ön şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmemiştir.
TTK'nun 438(1) maddesinde pay sahibinin, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasını talep edebileceği düzenlenmiştir. Yasal düzenlemede özel denetçi atanması, tek bir olay veya konu ile ilgili olarak sınırlanmamıştır. Birden çok belirli olay veya konuya ilişkin olarak özel denetçi atanması talebinde bulunmak mümkündür. Genel kurul toplantısında davacıların özel denetçi atanması talebine ilişkin olarak sundukları dilekçenin ikinci sayfasında sıralı şekilde özel denetçi atanmasına ilişkin konular gösterilmiştir. Bu konulardan; yalnız net dönem zararına ilişkin sebebin bir önceki yıl ile karşılaştırılarak farklılığı konusundaki nedenlerinin tespiti ile şirketin bir önceki yıla göre dönem zararının 1.078.400.000,00 TL olmasında yönetim kurulunun bir kusurunun veya kötü yönetiminin olup olmadığına ilişkin talepler özel denetime konu olacak nitelikte olup, bu konular dışında kalan diğer talep konularının ise belirli bir olaya ilişkin bulunmadığından, özel denetime konu olmaları mümkün değildir. Buna göre davalı tarafın özel denetçi atanması talebinin belirli bir konuya ilişkin olarak yapılmadığı iddiası iki somut talep yönünden haklı görülmemiştir.
Davacı tarafça bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında bulunan ve özel denetime konu olmayacak nitelikteki talep konuları hakkında yeterli bilgi alınmadığı ve inceleme yapılmadığı iddiasının ileri sürülüp, davalı tarafça aksine davacılara yeterli nitelikte bilgilerin verilmiş ve sunulmuş olduğunun iddia edildiği göz önünde tutularak, somut olarak talep edilen özel denetçi atanması konuları ile diğer soyut taleplerin doğrudan bağlantılı olup, soyut taleplere ilişkin incelemelerin yapılması sonucunda somut talep konularının değerlendirilmesinin mümkün olabileceği, buna göre dava ön şartı olan bilgi alma ve inceleme hakkının yalnız şeklen değil, gereği gibi ve yasal prosedüre uygun olarak bütünüyle kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesinin, dosyada toplanan yazılı deliller yanında bilirkişi incelemesi ile mümkün bulunduğu, taraflarca tanık dinletme talebinde bulunulmuş ise de davanın niteliği gereği esası yönünden tanık dinlenmesinin davaya bir katkısının bulunmayacağının açık olması yanında, dava ön koşulları yönünden de tanıkların hangi yönde olursa olsun beyanlarının dosyaya ve verilecek hükme bir katkısının olmasının mümkün bulunmadığı dikkate alınarak, taraf tanıklarının dinlenmesine ilişkin taleplerini reddi ile özellikle bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmeler ile diğer yazılı delillere göre, talebin değerlendirilmesi yoluna gidilmiştir.
Bilirkişi raporunda; davacıların, genel kurul toplantısından önce davalı şirkete bilgi alma ve inceleme hakkı ile özel denetçi atanması talebi konularında sözlü başvuruda bulunmadığı gibi, davalı şirket tarafından bu konularda bir cevap verilmediğini, davacılar tarafından keşide edilen ihtarnameden önce davalı şirkete ait defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapmadıklarını, ihtarname üzerine davalı şirketin, davacılara bilanço ve gelir tablosunun bir örneğini gönderdiğini, davacıların vekilinin şirket merkezinde ibraz edilen belgeler üzerine inceleme yaptığını ancak 2021 faaliyet raporu, bağımsız denetim raporu, finansal tablolar, bilanço, kar zarar hesabı vb. bilgi ve belgelerin örneğinin istenmesine rağmen verilmediğini, genel kurul toplantısında bilanço, gelir tablosu, faaliyet raporu ve bağımsız denetçi raporunun müzakere edildiğini, bağımsız denetçi raporunun yalnız yönetim kurulu faaliyet raporuna ilişkin olup, davalı şirketin faaliyetlerinin ve defter kayıtlarının incelenmesine ilişkin tam set bağımsız denetim raporunun, davacıların incelemesine ve müzakeresine sunulmadığını, ilgili yasal mevzuatın öngörmüş olduğu bilgilendirmenin genel kurul toplantısında bağımsız denetim raporu yönünden sağlanmamış olduğunu, raporun davacıların bilgi alma ve inceleme hakkı yönünden tatmin edici ve yeterli nitelikte olmadığını, paydaşların tatmin edici ve yeterli nitelikte olmadığını, bu nitelikte olması için davalı şirketin faaliyetlerine ilişkin hazırlanan tam set bağımsız denetim raporunun davacıların incelemesine sunulması gerektiğini, bağımsız denetim raporu ve diğer bilgi ve belgelerin davacılar tarafından incelenmesinin hakkın kötü niyetli olarak kullanılması niteliğinde bulunmadığını bildirmiştir.
Bilirkişi raporu ve dosyada toplanan tüm deliller ile; davacıların TTK'nun 437. maddesinde belirtilen bilgi alma ve inceleme hakkını yeterli düzeyde ve nitelikte kullanmadıkları belirlenmiştir. Bu durumun; davalı tarafın tutum ve davranışlarından veya davalı tarafın eksik veya kusurlarından kaynaklanmasının, TTK'nun 438. maddesinde düzenlenen özel denetim isteme hakkı açısından başlı başına bir belirleyiciliği ve önemli bir etkisi yoktur. Zira bilgi alma ve inceleme hakkını hangi sebeple olursa olsun yeterli nitelikte kullanamayan paydaşın, TTK'nun 437(5) maddesi uyarınca mahkemeye başvurarak bu konuda karar alması ve incelemesini yaparak tamamlaması mümkündür. Mahkemeye başvurup bu konuda bir karar alınmadan bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin prosedürün tamamlanmış olmasından söz edilemez. TTK'nun 438(1) maddesinde, bilgi alma veya inceleme hakkının, özel denetim isteme hakkından önce kullanılmış olması, bu talebin ön koşulu olarak düzenlenmiştir. Bunun yanında TTK'nun 439(2) maddesinde; TTK'nun 437. maddesindeki bilgi alma ve inceleme hakkını, özel denetçi atanmasına ilişkin belirli konuda kullanan paydaşların, yeterli nitelikte bilgi edindiği kabulü ile; kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koymaları, özel ispat koşulu olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden özel denetçi atanması talebinden önce bilgi alma ve inceleme hakkının şeklen değil, şirket yöneticilerinin, şirketi zarara uğrattıklarını ikna edici şekilde ortaya koyacak şirkete ait veri, belge ve delilleri incelemek suretiyle yeteri kadar bilgi sahibi olacak ölçüde kullanılması gerektiği açıktır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile dosyada toplanan tüm deliller ve mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen bilirkişi raporu birlikte değerlendiriliğinde, somut olay yönünden; davacıların, özel denetçi atanması talepli dilekçedeki soyut konulara ilişkin yeterli bilgi sahibi olmadıkları ve incelemelerini tamamlamadıkları, esasen davacıların da dava dilekçesinde iddialarını bu yönde dile getirdikleri, buna rağmen TTK'nun 437(5) maddesi hükmü uyarınca; bilgi alma ve inceleme hakkının gereği gibi kullanılabilmesi ve tamamlanabilmesi için bu davadan önce mahkemeye başvurarak olumlu veya olumsuz bir karar almak suretiyle yasal prosedürü tamamlamadıkları, bu durumun bir sonucu olarak talep dilekçesindeki somut ve belirli konular yönünden mali verilere ve bir kanaate sahip olmadıkları, buna göre dava ön şartı olan bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmış olmasının kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, bunun yanında davacı tarafın, TTK'nun 439(2) maddesinde belirtilen; şirket yöneticilerinin, şirketi zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde HMK'nun 119 ve 194. maddelerine uygun olarak somut maddi vakıaları sıralayıp, bu maddi vakıaların, dayanağı delilleri dava dilekçesinde göstermedikleri gibi, dava dilekçesine ekli olarak bu yönde hiç bir delil ve belge örneklerini sunmamaları nedeni ile maddede özel ispat koşulu olarak öngörülen ispat yükümlülüğünü yerine getirmedikleri, özel denetim talebi konusuna ilişkin konularda yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını bildiren ve bu konudaki yasal prosedürü tamamlamadan talepte bulunan davacıların, TTK'nun 439(2) maddesinde belirtilen ispat yükünü yerine getirmelerinin beklenmesininde dosya kapsamına göre mümkün olmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda somut talep konuları yönünden özel denetçi atanmasına ilişkin yasal koşulların oluştuğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, bilirkişinin değerlendirmeleri içinde bilgi alma ve inceleme hakkı ile TTK'nun 439(2) maddesi hükümleri yönünden bir değerlendirmenin yapılmamış olması nedeni ile vardığı sonucun eksik ve hatalı olup, rapordaki sonucun dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, gerek bu dava öncesinde bilgi alma ve inceleme hakkının yasal prosedüre uygun olarak kullanılıp tamamlanmaması nedeniyle dava ön koşullunun varlığının bulunmadığı, gerekse TTK'nun 439(2) maddesi uyarınca somut taleplerle ilgili iddianın ikna edici bir şekilde ortaya konulmaması nedeni ile ispat koşullunun yerine getirilmediği dikkate alınarak, davacıların, özel denetçi atanması istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL harcın peşin alınan 80,70-TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 189,15-TL harcın, davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı yararına takdir edilen 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin, davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 42,00-TL tebligat ücretinden oluşan yargılama giderinin, davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından arta kalanın HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı TTK'nun 440(2) maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/10/2023
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza