T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/924
KARAR NO : 2025/184
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/11/2022
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında davalı tarafından Urla İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, gönderilen ödeme emrinin 18/10/2022 tarihinde "adreste kimse yok" açıklaması ile iade edildiğini, bunun üzerine aynı adrese 11/11/2022 tarihinde Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca ödeme emrinin tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin ünvanı altında yazılı Urla'daki adreste 20 adet ...dan oluşan... isimli bir turistik işletme bulunduğunu, tebligatın adreste daimi olarak 4 kişinin çalıştığnıı, 18/10/2022 tarihinde tüm odalarda müşteri olduğunu, posta memurunun adreste tebligatı almaya yetkili kimse bulamadığı takdirde orada sigortalı çalışana tebligat yapması gerekirken yapmaması nedeniyle TK 35. maddeye göre tebliğ işleminin kapıya haber kağıdı yapıştırılmaksızın yapılması nedeniyle müvekkilinin icra takibinden haberi bulunmadığından icra takibine itiraz edemediğini, faturada yazılı mal ve hizmetlere bakıldığında 1-... İnstagram Tanıtımı 17.000,00.-TL, 2-... İnstagram Danışmanlığı 7.500,00.-TL, 3-...Reklam ve Facebook Ödemeleri 8.931,66.-TL olduğunu, bu hizmetlerin müvekkili şirketin almadığını, bu hizmetleri almak için sözleşme yapılmadığını, herhangi bir ücret belirlenmediğini, 1 ve 2 numaralı hizmette geçen isimler otelin henüz müşteri kabul etmediği dönemde otele geldiği, kaldığı ve kendilerinden herhangi bir ücret
alınmadığı, otelde kaldıkları sırada müvekkilinin bilgisi dışında, kendi çektikleri fotoğrafı, kısa
videoyu kendi sayfalarında paylaştıkları, bu tamamen kendi sayfalarına ilgi çekme amacı taşıyan ve bu amaç için bu işletmenin kullanılması olayından başka bir şey olmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin böyle bir talebi, talimatı ya da anlaşması bulunmadığını, müvekkili şirketin internet sitesini sosyal medya hesaplarını ...m ve İletişim Ltd. Şti.'ne yaptırdığı ve bu firmadan hizmet aldığını, diğer hizmetlerin faturada 4.Marka Tescil 1.020,00.-TL, 5.Marka Tescil Başvuru 250,00.-TL şeklinde olduğunu, dışı müvekkil şirket yetkilisi ...'ın kendi adına "..." isimli
marka için E-devlet üzerinden E_PATS uygulamasından, Türk Patent ve Marka Kurumuna
başvurarak Marka Tescil Belgesi aldığını, buraya yatırılacak başvuru (250,00-TL) ve tescil ücreti (1.020,00-TL) için, davalı-alacaklı şirketin yetkilisi olan, ...ın babası ve ...a fiili
olarak işleri yürüten...'ın boşandığı eşi ...'a müvekkili şirketin 24.08.2022 tarihinde 5.020,00.-TL havale gönderdiğini, söz konusu marka başvurusunın şahıs olarak ... adına yapılmış bir başvuru olduğunu, bu başvurunun müvekkili şirketle ilgisi olmadığını, Marka Tescil Belgesinin ... adına düzenlendiğini, müvekkili şirketten bu tutarların istenmesinin mümkün olmadığını, diğer kalemler olan 6.İlaçlama, 7.Personel Hijyen belgesi
alacak kalemleri için bir anlaşma ve sözleşme olmadığını, müvekkili şirketin kayıtlarında böyle bir fatura bulunmadığını beyan etmekle, davanın kabulü iledavalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, Urla İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyasının iptaline, kötü niyetle takipte bulunan alacaklı hakkında %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinin dayanağı faturada adı geçen "... Instagram Tanıtımı"
kaleminin "..." ismiyle Instagram'da davacı şirkete ait "..." konseptli
otelin paylaşımının 1.6 milyon kişi tarafından izlendiğini, davacının çok ciddi bir tanıtım faaliyetinden faydalandığını, hatta yapılan paylaşımın yapıldığı 16.08.2022 tarihinde otel rezervasyonlarında artış olduğunu, bu nedenle bu hizmeti almadığını, bunun için sözleşme yapmadığını söylemesinin tamamen borçtan kurtulmaya yönelik yalan beyanlar olduğunu, ücret ve ödeme konusunda ... ile iletişime, otelin tüm tanıtım, organizasyon ve ruhsat faaliyetlerinde olduğu gibi müvekkilinin geçmiş, fiyat ve organizasyonun konuluşduğunu ve ödemesini de daha sonra davacıdan almak üzere bu kişiyle kendisinin yaptığını, Whatsapp yazışmalarının bulunduğunu, diğer alacak kalemi olan "... Instagram Danışmanlığı" ise yine davacı şirketin otelinin Instagramda tanıtımında kullanılmak üzere fotoğraf, video
ve drone görüntülerinin çekilmesi hizmeti için davalı müvekkil tarafından adı geçen İrem
İme'ye yapılan 3.800,00-TL ödeme neticesinde oluştuğunu, diğer alacak kalemi olan "Instagram Reklam ve Facebook Ödemeleri" konusu davalıya ait
hesaptan facebook açıklamasıyla çekilmiş olup, harcamalar ile davacıya ait
Facebook/Instagram hesaplarının bağlantısının tespit edilebilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 293. maddesi çerçevesinde uzman görüşüne başvurulduğunu, müvekkilinin davacı şirketin işletmesi olan otelin tanıtım faaliyetleri için kendi hesabından ilgili kuruluşlara tüm ödemeleriyaptığı, ancak davacı tarafın bu hizmetleri aldığı halde gerçeğe aykırı şekilde inkar ettiğini, davacının dava dilekçesinde marka tescil işlemlerini kendisi yapmış olduğunu beyan etse de, tescil ücreti için ...'a ödemenin yapıldığı dekontta ödemenin marka işlemlerine ilişkin olduğuna dair herhangi bir ibare yer almadığını, ...n davacının otelinde işletme müdürlüğü yaparken, bu ödemenin otelin işletilmesiyle ilgili herhangi bir ödeme
olabileceğini beyan etmekle, davanın reddine, açılan davanın kötü niyetli olması sebebiyle davalı aleyhine alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
2-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin BA/BS formları,
3-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
4-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin BA/BS formları,
5-Urla İcra Dairesinin...Esas sayılı icra dosyası,
6-Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ''...'' markasına ilişkin başvuru ve tescil belgeleri ile tescil işlemine ilişkin olarak yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar,
7-Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,
8-Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,
9-Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı Soruşturma dosyası,
10-Bilirkişi heyetinin 02/09/2024 havale tarihli raporları,
11-Bilirkişi heyetinin 27/11/2024 havale tarihli ek raporları,
11-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, davacının, davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 20/09/2022 tarih ve ...aynaklanan alacağın tahsili amacıyla Urla İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasında aleyhinde başlatılan icra takibinden ve faturadan dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164).
Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Davacı tarafça faturada yer alan ürünlerin davalı tarafça kendilerine teslim edilmediğinin iddia edildiği, davalı tarafça da cevap dilekçesi sunulmaması çerçevesinde dava dilekçesinde iddia edilen tüm hususların inkar edildiği kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, uyuşmazlığın temelini oluşturan faturalarda yer alan dava konusu ürünlerin davacıya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir delilin mahkememize sunulmadığı anlaşılmakla birlikte uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ispat yükü konusuna değinilmesinde yarar vardır.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir
Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir.
Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203/b. maddesinde; ''İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler.'' hükmü düzenlenmiştir.
Açıklanan hususlar çerçevesinde genel olarak ispat yükü iddia eden davacı taraf üzerinde ise de, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile davanın mahiyeti çerçevesinde menfi tespit davaları açısından alacağın varlığı ve miktarının ispat yükü davalı tarafın üzerindedir.
Urla İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davalı ..., borçlunun ... olduğu, alacaklı borçlu vekilinin davacı borçlu aleyhinde 44.251,96-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı görülmektedir.
Urla İcra Hukuk Mahkemesinin ...Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı vekili tarafından icra dosyasında davacı borçlu şirkete yapılan tebligatın usulsüz olduğundan bahisle, davacı şirketin tebligatı öğrenme tarihinin 23/11/2022 tarihi olarak kabulü ve tebligat tarihinin düzeltilmesi talebi ile ikame edilen şikayetin kabulü ile Urla İcra Dairesinin...Esas sayılı icra takibinde ödeme emrinin 23/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği kabul edildiği ve öğrenme tarihinin 23/11/2022 olarak düzeltilmesine karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
23/11/2023 tarihli duruşma tutanağının 1 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirir dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
23/11/2023 tarihli duruşma tutanağının 2 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirir dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
Davalı vekiline, davacı şirkete ait otele ait olarak verildiği iddia edilen hizmete dair fotoğraf ve videoların orijinal ve ham hallerinin "exif" bilgilerini de içerir şekilde eksiksiz olarak mahkememize sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş olup, davalı vekili tarafından sunulan 09/02/2024 havale tarihli dilekçesi ile ekinde davacı şirkete ait otele ait olarak verildiği iddia edilen hizmete dair fotoğraf ve videoların orijinal ve ham hallerinin "exif" bilgilerini de içerir şekilde birkaç adedini mahkememize sunmuştur.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın bir medya ve iletişim ağları ile bilişim alanında uzman bilirkişi, bir kimyager bilirkişi ve bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen fatura, Urla İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları ile BA/BS formları, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ''...'' markasına ilişkin olarak bulunan başvuru ve tescil belgeleri ile tescil işlemine ilişkin olarak yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar, "..." isimli instagram hesabı kayıtları, davacı şirkete ait otele ait olarak verildiği iddia edilen hizmete dair fotoğraf ve videoların "..." bilgilerini de içerir orijinal ve ham hallerinin kayıtları, ödeme kayıtları, Medya ve İletişim Ağları ile Bilişim Sistemleri Uzmanı... tarafından düzenlenen uzman görüşü raporu, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı vekilinin 09/02/2024 havale tarihli dilekçesi ile ekinde yer alan fotoğraf suretleri ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadıkları, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadıkları, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadıkları, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında davacı şirkete ait... isimli otelin tanıtım faaliyetleri kapsamında davalı şirket tarafından davacı şirkete danışmanlık ve aracılık hizmeti kapsamında davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 20/09/2022 tarih ve ... numaralı faturada yer alan hizmetlerin sağlanıp sağlanmadığı, sağlanmış ise hizmetlerin tamamının verilip verilmediği, hangi hizmetlerin verildiği, ... İnstagram danışmanlığı hizmetinin hangi tarihte verildiği, hesapta davacı şirkete ait... isimli otele ilişkin olarak yapılan paylaşımların bulunup bulunmadığı, var ise paylaşımların hangi tarihlerde yapıldığı, o tarihlerde otelde müşteri bulunup bulunmadığı, davacı şirket tarafından ... isimli hesap sahibinden konaklama ücreti alınıp alınmadığı, ... isimli hesap tarafından verilen hizmete ilişkin bedelin ne kadar olduğu ve kim tarafından ne şekilde ödendiği,... isimli şahıstan davacı şirkete ait otel olan... isimli otelin İnstagram hesabı ve tanıtımlarında kullanılmak üzere fotoğraf, video ve havadan drone görüntülerinin çekilmesi hizmeti alınıp alınmadığı, alınmış ise bu hizmet kapsamında çekilen fotoğraf, video ve havadan drone görüntülerinin davacı şirkete ait otelin İnstagram hesabında kullanılıp kullanılmadığı, davacı şirket tarafından... isimli şahıstan konaklama ücreti alınıp alınmadığı,... tarafından verilen hizmete ilişkin bedelin ne kadar olduğu ve kim tarafından ne şekilde ödendiği, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ''...'' markasına ilişkin olarak yapılan başvurunun kim tarafından hangi tarihte yapıldığı, tescil belgesinin hangi tarihte düzenlendiği, tescil işlemine ilişkin olarak yapılan ödemelerin kim tarafından hangi tarihte yapıldığı, davalı şirket tarafından davacı şirkete ait... isimli otel açısından ilaçlama ve personel hijyen belgesi hizmetinin davacı şirkete sağlanıp sağlanmadığı, faturada bahsi geçen hizmet bedelleri karşılığında yer verilen hizmet bedellerinin makul olup olmadığı, neticeten davalı şirketin davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 20/09/2022 tarih ve ... numaralı faturadan kaynaklı olarak davacı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarının ne kadar olduğu ve icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, bilirkişi heyetinin 02/09/2024 havale tarihli raporlarında sonuç olarak; 20/09/2022 tarih ve ... numaralı faturadan kaynaklı olarak davalı... A.Ş. firmasının davacı ... A.Ş. firmasından 44.251,96-TL alacaklı olduğunu mütalaa etmişlerdir.
Davacı vekilinin itirazları ve görülen lüzum üzerine dosyanın 02/09/2024 havale tarihli raporu tanzim eden bilirkişi heyetine tevdi ile davacı vekilinin itirazları değerlendirilmek suretiyle düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulmasının istenilmiş olup, bilirkişi heyetinin 27/11/2024 havale tarihli ek raporlarında sonuç olarak; davacı vekilinin kök rapora ilişkin itirazlarının değerlendirilmesi neticesinde kök raporda değişiklik yapmayı gerektirir bir durum bulunmadığı hususunda mütalaada bulunulmuştur.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin BA/BS formları, Urla İcra Dairesinin...Esas sayılı icra dosyası, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ''...'' markasına ilişkin başvuru ve tescil belgeleri ile tescil işlemine ilişkin olarak yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlar, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığının...sayılı Soruşturma dosyası, bilirkişi heyetinin 02/09/2024 havale tarihli raporları, bilirkişi heyetinin 27/11/2024 havale tarihli ek raporları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, davacının, davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 20/09/2022 tarih ve ... numaralı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla Urla İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında aleyhinde başlatılan icra takibinden ve faturadan dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, Urla İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında alacaklı borçlu vekilinin davacı borçlu aleyhinde 44.251,96-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, Urla İcra Hukuk Mahkemesinin... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı vekili tarafından icra dosyasında davacı borçlu şirkete yapılan tebligatın usulsüz olduğundan bahisle, davacı şirketin tebligatı öğrenme tarihinin 23/11/2022 tarihi olarak kabulü ve tebligat tarihinin düzeltilmesi talebi ile ikame edilen şikayetin kabulü ile Urla İcra Dairesinin... Esas sayılı icra takibinde ödeme emrinin 23/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği kabul edildiği ve öğrenme tarihinin 23/11/2022 olarak düzeltilmesine karar verildiği, davalı şirketin davacı şirkete ait... isimli otelin açılışı sırasında tanıtımının yapılması ve marka işlemlerinin tamamlanması amacıyla gerçekleştirdiğini iddia ettiği iş ve işlemlere ilişkin olarak ... Instagram Tanıtımı,... Instagram Danışmanlığı, Instagram Reklam ve Facebook Ödemeleri, Marka Tescil, Marka Tescil Başvurusu, İlaçlama ve Personel Hijyen Belgesi kalemlerinden oluşan toplamda 44.251,96-TL bedelli olan 20/09/2022 tarih ve ... numaralı faturayı düzenlediği, davacı tarafça faturada yer alan hizmetlerin hiçbirinin alınmadığı ve bu kapsamda davacı şirketin faturadan kaynaklı olarak davalı şirkete borçlu olmadığının iddia edildiği, davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen faturanın davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer almadığı, her ne kadar ... tarafından davacı şirkete ait... isimli otel açısından tanıtım videosunun hesabında yayınlandığı tespit edilmiş ise de, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerde ...'a yapılan herhangi bir ödeme veya sair bir kayda rastlanılmadığı, keza davacı şirket tarafından dava dışı ...'dan konaklama ücreti alındığına dair bir kaydın da bulunmadığı, yine davacı şirket tarafından... isimli şahıstan alınan danışmanlık çerçevesinde fotoğraf, video ve drone görüntüsü kayıtlarına ilişkin hizmet alınmış ve otele ait hesapta paylaşılmış ise de, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerde...'ye yapılan herhangi bir ödeme veya sair bir kayda rastlanılmadığı, davacı şirket tarafından dava dışı...'den konaklama ücreti alındığına dair bir kaydın da bulunmadığı, davacı şirkete verildiği iddia edilen personel hijyen belgesi ve ilaçlama hizmetleri açısından herhangi bir kaydın da mevcut olmadığı, Türk Patent ve Marka Kurumuna müzekkere yazılarak celp edilen ''...'' markasına ilişkin başvuru ve tescil belgeleri ile tescil işlemine ilişkin olarak yapılan ödemeleri gösterir evrak ve kayıtlarda ödemelerin mevcut olduğu ve ... adına yapıldığının bildirildiği, ancak başvuru ve ödemenin kim tarafından yapıldığının belirtilmediği, açıklanan gerekçeler dahilinde davalı şirketin iddia ettiği alacağa dayanak faturada yer alan hizmetler açısından faturada bulunan alacak kalemlerine ilişkin olarak masraf ve ödeme yaptığına dair kendi defter ve belgelerinde hiçbir kayıt bulunmadığı, taraflar arasında olduğu iddia edilen sözleşmesel ilişkiye dair olarak davalı tarafça yazılı herhangi bir delil de sunulamadığı, bu kapsamda davalı tarafça iddia edilen sözleşmesel ilişki ve bu ilişki çerçevesinde düzenlenen faturada yer alan alacak kalemlerine binaen yapıldığı iddia edilen işlemler ve harcamaların usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine, davalı şirketin kötü niyetli olarak takip başlattığının ispatlanamaması çerçevesinde kötü niyet tazminatı açısından yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1-Davacı şirketin, 20/09/2022 tarihli ve... numaralı, 44.251,96-TL tutarındaki faturadan kaynaklı olarak davalı ...ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Alacak bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı ...nden tahsili ile davacı ...ne verilmesi talebinin REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 3.022,85-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 755,72-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.267,13-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 135,00-TL elektronik tebligat gideri, 286,00-TL KEP+posta gideri, 12.00,00-TL bilirkişi ücreti, 80,70-TL başvurma harcı, 755,72-TL peşin harç olmak üzere toplam 13.057,42-TLyargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır