T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/303 Esas
KARAR NO: 2023/850
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/10/2019
KARAR TARİHİ: 09/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı-borçlu şirket ile davacı-alacaklı şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı-borçlu şirketi, muhtelif tarihli faturalar ve cari ilişkiden kaynaklanan 37.777,70 TL bakiye alacağını ödemediğini, defalarca talep edilmesine rağmen davalı-borçlu şirketin faturalardan kaynaklanan 37.777,70 TL borcunu ödememesi üzerine taraflarınca İzmir... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ve 7 örnek ödeme emri borçluya tebliğ edildiğini belirterek davanın kabulunü talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Mahkememizce dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 11/09/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; Sayın Mahkemenin ara kararı gereğince Davacının yasal defter ve dayanağı belgelerinde yapılan incelemeler ile dosya kapsamında yapılan incelemelerde; Davacı ile Davalı taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, Davacı ve Davalı taraf arasında imzalanmış olan Ticari Bir sözleşmenin dava dosyası içeriğinde bulunmadığı, Davacı ... Tic. Ltd. Şti.’nin 2018-2019 yılı Yasal Defterlerinin Lehine Delil Teşkil edebilecek vaziyette olduğu, Davalı ...’nin Resmi Defterlerini Mali İnceleme yapılabilmesi amacı ile sayın mahkemeye sunmamış olduğu, İzmir ... İcra Müdürlüğü... Esas Sayılı takip dosyası ile, Alacaklı/Davacı ... Tic. Ltd. Şti. firması tarafından Borçlu/Davalı ... Şirketi firmasına karşı 22.02.2019 tarihli (örnek 7) ödeme emri ile, 37.777,70.-TL Asıl Alacak, 1.658,67.-TL Asıl Alacak İşlemiş Faizi ,39.436,37.- TL Toplam Alacak Bedeline istinaden takip tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar işleyecek Değişen oranlarda Avans Faizi ile birlikte ilamsız takip yoluyla takipte bulunulduğu, Ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olduğu, Borçlu vekili tarafından 25.02.2019 tarihinde icra dairesine verilen itiraz dilekçesi ile; icra takibine, yetkiye, borca, faize, faiz oranına ve ferilerine, itiraz edilmesi üzerine, icra dairesi tarafından 26.02.2019 tarihinde icra takibini durdurma kararı verilmiş olduğu görülmüştür. İcra Takip Dosyasındaki Alacak Bedelinin; “tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, ticari ilişki – muhtelif tarihli faturalardan kaynaklanan ve cari hesaptan kaynaklanan alacak” açıklamasına dayandırılmış olduğu görülmüştür. Davacı... Mekanik Makina San.ve Tic. Ltd. Şti. firmasının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde; Taraflar arasında ki ticari çalışmanın davacının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre 2018 yılından önce başlamış olduğu Davacı ve Davalı taraf arasında imzalanmış olan Ticari bir sözleşme bulunmadığı ve 1.250,80.-TL’lik Davacı ... Tic. Ltd. Şti. firmasının Davalı ... firmasına 22.01.2019 tarihinde kesmiş olduğu satış faturası ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sonlanmış olduğu, ve buradan hareketle Davacı ... Mekanik Makina San.ve Tic. Ltd. Şti. firmasının Davalı ... anonim Şirketi firmasından yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 22.02.2019 İcra Takip Tarihi İtibari ile 37.777,70.-TL tutarında alacaklı olduğu, tespit edilmiştir. Davacının Cari Hesap alacak Bakiye Tutarını oluşturan 17 Adet E-Fatura Formatında kesilen temel fatura senaryosunda düzenlenen satış faturası incelendiğinde; Hiç birisisinin üzerinde Teslim Alanın Adı-Soyadı ve İmzası Görülememiştir. Ancak Her bir E-Fatura üzerinde Sevk İrsaliyesi Bilgilerinin bulunduğu tespit edilmiş olup Davacı tarafından tarafıma sunulan Satış Faturaları ile Sevk İrsaliyeleri üzerinden satış faturalarının teslimine ilişkin yukarıda yapılan tespitlere göre; sevk irsaliyesi üzerinde teslim alanın adı - soyadı ve imzası bulunan satış faturalarının toplamı’nın 16.761,90.-TL Tutarında olduğu; sevk irsaliyesi üzerinde teslim alanın adı - soyadı ve imzası bulunmayan satış faturalarının toplamı’nın 21.015,80.-TL TL Tutarında olduğu; Tespit edilmiştir.
Bu Minvalde Yukarıda yapılan tespitlere Göre;
1. Seçenek
Davacının Cari Hesap alacak Bakiye Tutarını oluşturan 17 Adet E-Fatura Formatında kesilen temel fatura senaryosunda düzenlenen satış faturasına ilişkin olarak; Davalı tarafından İlgili Faturaların E-Fatura Kapsamında düzenlenmiş olan İade Faturalarının Davalı tarafından sayın mahkemeye sunulmaması sebebi ile;
Davacı ... Tic. Ltd. Şti. firmasının Davalı ... inşaat Anonim Şirketi firmasından yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 22.02.2019 İcra Takip Tarihi İtibari ile 37.777,70.-TL tutarındaki asıl alacak bedelini talep edebileceği Görüş ve Kanaatine varılabileceği,
2. Seçenek
Sayın Mahkeme Tarafından Davacının Davalıya Kesmiş olduğu Satış Faturalarında ilişkin olarak sevk irsaliyesi üzerinde teslim alanın adı - soyadı ve imzası bulunan satış faturalarının toplamı olan 16.761,90.-TL Tutarındaki alacak bedelinin ödenmesine karar verilecek olur ise; Sevk İrsaliyeleri Üzerinde İmzası Bulunan; ..., ..., ... isimli kişilerin Davalı ... firmasında 01.11.2018 – 31.01.2019 tarihleri arasında çalışıp çalışmadıklarının yada Dava firmanın temsilcileri olup olmadıklarının tespit edilebilmesinin takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere; Davacı ... Tic. Ltd. Şti. firmasının Davalı ... inşaat Anonim Şirketi firmasından yasal defter ve dayanağı olan cari hesap ekstresinin karşılığı olarak 22.02.2019 İcra Takip Tarihi İtibari ile 16.761,90.-TL tutarındaki asıl alacak bedelini talep edebileceği Görüş ve Kanaatine varılabilecek olup nihai takdir sayın mahkemenindir.
Durum Saygı ile Sayın Mahkemeye arz olunur 10.09.2023 Not: Davacı Tarafından İcra Takip açılış Tarihine kadar Gecikme Faizi Talep edilmiş olduğu görülmüş olup sayın mahkeme tarafından tarafıma yeniden görevlendirme yapıldığı takdirde İcra Takip açılış tarihine kadar gecikme faizi hesaplaması yapılabilecek olduğu hususlarında sonuç ve kanaatine varıldığının bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki alım satım işlerine dair olarak bulunan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, icra dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı borçlunun davalı olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 37.777,70-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacıya ait ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde davacı şirketin takip tarihi itibarıyla davalı şirketten 177.076,29 -TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı şirketin davalı şirketten 37.777,70. TL alacaklı olduğu fakat sadece 16.761,90.-TL alacak yönünden teslim olgusunu ispat edebildiği anlaşılmakla davacının 16.761,90 TL alacak yönünden alacaklı olduğu bedeli ve davalı tarafın ödeme emrine yapılan itirazın haksız olduğunu usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı, davalı şirket tarafından ödeme emrine yöneltilen itirazın bu miktar yönünden yerinde olmadığı anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile
Dava konusu İzmir ... İcra Müdürlüğünün...esas sayılı takip dosyasından başlatılan icra takibinin 16.761,90-TL asıl alacak yönünden itirazın İPTALİ ile,
Takibin 16.761,90-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
Fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE,
Takip konusu 16.761,90-TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.145,00-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 447,97-TL harç ve 197,18-TL icraya yatan peşin harcının mahsubu ile bakiye 499,85-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvurma harcı ile 447,97-TL peşin harç olmak üzere toplam 492,37-TL dava açılış harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 34,20-TL elektronik tebligat, 109,00-TL normal tebligat, 19,20-TL dosya masrafı, 1,00-TL KEP masrafı, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.161,40-TL yargılama gideri üzerinden kabul miktarına göre hesap ve takdir olunan 958,79-TL nispi yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca kabul miktarı üzerinden hesap ve takdir olunan 16.761,90-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davanın kabul ret oranı dikkate alınarak 585,55-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 734,45-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/11/2023
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza