T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/383 Esas
KARAR NO : 2025/203
DAVA : Tazminat ve Cezai Şart Alacağı İstemli (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/01/2020
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat ve Cezai Şart Alacağı İstemli (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan) davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde: taraflar arasında 20/09/2018 tarihli satınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin mülkiyeti davalı adına kayıtlı arsa üzerinde sözleşmede belirtilen koşul ve adetlerde bina inşa etmeyi yüklendiğini, ancak gelinen süreçte davalı tarafın sözleşmenin feshi konusunda bir takım adımlar attığını, davalı bünyesinde gerçekleştirilen toplantılar ve alınan yönetim kurulu ve genel kurul kararları ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve başka bir yüklenici ile inşaatın yapılacağı konusunda karar alındığını, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında görülen davadaki 06/02/2019 tarihli duruşma tutanağında davalı vekilinin, müvekkili ile imzalanan sözleşmenin feshedilmiş olduğu ve eski yüklenici ile imzalanan sözleşmenin geçerli olduğunu beyan ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı ve haksız olarak feshedilmiş olup, sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğinin sabit olup, feshin tespiti oluşan zararların ve sözleşmede yer alan cezai şart bedelinin tahsili için dava açmanın zorunlu hale geldiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar, kâr kaybı ve elde edemediği ticari kâr, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar ve sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zararları talep hakkının doğduğunu bildirmiş, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak şimdilik 950.000,00-TL maddi zarar ile 50.000,00-TL cezai şart bedelinin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı taraf yasal süre içinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili dilekçelerinde; müvekkilinin, adres değişikliğini sicil müdürlüğüne bildirmesine rağmen sicile kayıt ve ilanın yapılmamış olması nedeniyle dava dilekçesinin tebliğinden haberdar olmadığını, davacının, müvekkilinin tebligat adresini bilmesine rağmen kötü niyetli ve müvekkilini zarara uğratma amacıyla tebligat yapılan adresi gösterdiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi sözleşmenin feshinin söz konusu olmayıp, hala yürürlükte olduğunu, müvekkili tarafından bu konuda davacıya bir ihtarda bulunulmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshinin mahkeme yolu ile mümkün olup, taraflar arasında derdest hiçbir dava bulunmadığını, borcun muaccel olmadığı gibi mevcut dahi olmadığını, ortada feshedilmiş sözleşme yokken feshin tespitinin istenilmesinin mümkün bulunmadığını, sözleşme feshedilmiş olsa dahi davacının iddia ettiği zarar miktarının oldukça fahiş olup, gerçekle alakası bulunmadığını, davacının fiili olarak inşaata başlamadığını, herhangi bir masrafının olmadığını, dava konusu yaptığı sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, davacı taraftan önce ... Şirketi ile sözleşme yapıldığını, bu şirketin şantiye alanına ofis kurup çalışmalara başladığını, dava konusu sözleşmenin yapılmasına ilişkin genel kurul kararının iptali için dava açılmışsa da yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiğini, davacının kötüniyetli olarak müvekkili ile ... Şirketi arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini bile bile yetkisiz yöneticiler ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, dava konusu sözleşmenin yetkisiz temsilcilerce kötü niyetli olarak imzalanmış olup, müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun mevcut olmadığını, 08/06/2018 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin...karar sayılı, 06/07/2018 tarihli genel kurulda alınan kararların, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesini... karar sayılı, 30/06/2019 tarihli genel kurulda alınan kararların, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... karar sayılı, dosyalarında görülen davalarda yapılan yargılama sonucunda yoklukla malul olduğunun tespitine hükmedildiğini, yetkisiz temsilcilerin iptal davasına konu olan ve yoklukla malul olan genel kurul toplantılarında seçilen ve davalı kooperatifin temsile yetkili yegane kişiler olup, mahkeme kararları sonucunda tamamının yönetim ve temsil yetkisinin geçmişe dönük olarak ortadan kaldırıldığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, kooperatifin yetkisiz yöneticilerinin genel kurul toplantıları yapmaları ve benzer usulsüzlükler nedeniyle soruşturma ve inceleme başlattığını, Bakanlık Müfettişinin raporu doğrultusunda 25/02/2021 tarihli Bakanlık kararı ile kooperatifin eski yönetiminde yer alan ve dava konusu sözleşmeyi kötüniyetli olarak akdeden ..., ... ve...n görevlerine tedbiren son verildiğini, yönetim kurulunun yok sayılan kararları icra edemeyeceğini, bu tip kararların ticaret siciline tescilinin ve ilanının da olanaklı olmadığını, tescil ve ilan edilmiş olsa dahi kararların geçerlilik kazanamayacağını, yokluğu tespit eden mahkeme hükmünün herkesi bağlayacağını ve geçmişe dönük olarak etki doğurması nedeniyle kooperatifin sadece iç ilişkilerinde değil, dış ilişkilerinde de yapılan işlemleri ortadan kaldıracağını, cezai şartın kısmi dava olarak ikame edilemeyeceğini bildirmiş, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; taraflar arasında düzenlenen 20/09/2018 tarihli taşınmaz satış vaadi ve arsa payı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile sözleşmenin feshi nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararının doğan tazminatın ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davanın mutlak ticari dava niteliğinin bulunmamasına rağmen tarafların sıfatına bağlı olarak nispi ticari dava niteliğinde olması yanında HMK'nun 23(2).maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirlenmesi nedeniyle uyuşmazlığı çözmede mahkememiz görevlidir.
Dava dilekçesinde harca esas değerin 1.000.000,00 TL olarak gösterilip sonuç talep bölümünde sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile birlikte maddi zararların ve cezai şartın dilekçede gösterilen miktarlarda tahsiline karar verilmesi talebinin usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmadığı, sözleşmenin niteliği gereği davalının, davacıya yapılacak inşaat karşılığında para ile ödeme değil, ayrıntıları 10.maddede gösterildiği gibi davacıya bırakılan taşınmazları devretmek suretiyle ödeme şeklinin belirlendiği, her ne kadar cezai şart 25.maddede düzenlenmiş ise de; dava konusu cezai şart bedelinin, sözleşmenin feshi başlıklı 28.maddesinin son fıkrasına dayalı olarak talep edildiği, sözleşmenin son sayfası ve son paragrafında taşınmazın rayiç değerinin 3.295.168,52 TL olarak taraflarca kabul edilip bildirildiği, sözleşmede açık ve somut bir biçimde inşaata başlanıp başlanmadığının, başlanmış ise hangi seviyede olduğunun belirtilmediği gibi işin bedeli olarak tarif edilen kavramın neleri kapsadığından da söz edilmediği, bununla birlikte dilekçede davacı zararının ve iş bedelinin tam olarak tespit edilmesinin mümkün olmayıp, yargılama sırasında bilirkişi tarafından tespitinin mümkün bulunduğu belirtilmiş ise de; ilgili yasal düzenlemeler ve yerleşmiş yargı kararları ile özel hukuk davalarında taraflarca kendiliğinden getirme ve taleple bağlılık ilkesi esas olup, mahkemenin kendiliğinden tarafların alacak ve zararlarını tahkikat aşamasında tespit etmesinin HMK'da düzenlenen usul kuralları gereği mümkün bulunmadığı, davacı tarafın alacak ve zarar iddialarına ilişkin gerek maddi vakıalar, gerekse belirsiz alacak dışındaki zarar ve alacaklarını dava dilekçesinde somutlaştırarak göstermesinin ve kısmi dava açılması halinde alacak ve zararın toplam miktarının belirtilmesinden sonra hangi miktardaki bölümü yönünden talepte bulunduğunu bildirmesinin ve yukarıda açıklanan tüm eksikliklerin giderilmesinin gerek davalı tarafça dile getirilen iddialara karşı cevap dilekçeleri ile savunma hakkının kullanılabilmesi ve karşı delillerin sunulabilmesi, gerekse iddia ve savunmalara göre ön inceleme aşamasında dava şartlarının incelenmesi ile uyuşmazlık noktalarının somut olarak belirlenmesi ve tahkikata geçilmesi halinde yargılamanın somutlaştırılmış iddia ve savunmalara göre eksiksiz ve doğru olarak yapılabilmesi açısından zorunlu bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın yüklenici sıfatı ile sözleşmenin tarafı olduğu göz önünde tutulduğunda yapılan işin bedelinin öncelikle davacı tarafından bilinir olduğu ve bilinmesi gerektiği gibi dava dilekçesinin 4.maddesinde 4 kalem halinde sayılan zararların da herkesten önce davacı tarafından bilinir olduğu, buna göre gerek tazminat gerek cezai şart istemi yönünden belirsiz alacak davasının açılmasının mümkün bulunmadığı, önceki yargı kararlarında belirli alacağın söz konusu olduğu davalarda, davanın belirsiz alacak olarak açılması halinde davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine kararlar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesi kararı sonrası ve bir süreden beri yerleşmiş hale gelen Yargıtay kararları ile eda davaları yönünden hukuki yararın varlığının her zaman bulunduğu, bu durum karşısında davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendirerek açan davacının belirli alacak miktarını bildirmek ve eksik peşin harcı tamamlamak suretiyle yargılamanın yapılabilmesinin mümkün olması yanında bu tercihte bulunmadığı takdirde ve yasal koşullarının bulunması halinde davanın kısmi dava olarak görülmesinin mümkün olduğu, ayrıca dava dilekçesinde tazminat kalemlerini dört ayrı kalemde toplayan davacının, her bir tazminat kalemi için 950.000,00 TL'yi geçmemek üzere talep ettiği tazminat miktarını ayrıştırarak somut olarak dava dilekçesinde göstermesinin usul ve yasa gereği olup, her ne kadar dava dilekçesinde, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile birlikte davacı zararının ve cezai şart bedelinin tahsili talep edilmiş ve yalnız davacı zararı ve cezai şart bedeli üzerinden nispi peşin harç yatırılmış ise de; sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespitine ilişkin talep nispi harç alınmasını gerektirir nitelikte ayrı bir hüküm konusunu oluşturması nedeni ile sözleşme değeri üzerinden nispi peşin harcın yatırılmasının davanın görülebilmesi için Harçlar Kanununun 30 ve 32. maddeleri gereği olduğu, harçların hiç yatırılmamasının veya eksik yatırılmasının HMK ve Harçlar Kanunundaki ilgili düzenlemelere aykırı olup, harçlar yatırılmadan ve eksik harçlar tamamlanmadan Harçlar Kanununun 30 ve 32. maddeleri hükümleri gereğince sonraki işlemlere devam edilmesinin mümkün bulunmadığı dikkate alınarak, ön inceleme hazırlık ve tensip tutanağının 9.maddesi ile davacı vekiline; belirli olan alacak ve tazminat istemli davalar yönünden, belirsiz alacak olarak davaya devam edilmemesi, kısmi dava olarak devam edilmesini talep ettikleri takdirde bu yöndeki istemi, davaya belirsiz alacak olarak devam edilmesini talep etmeleri halinde, dava konusu, davacı zararı ile cezai şart bedeline ilişkin her iki talep açısından belirli ve somut tazminat ve alacak miktarlarını bildiren dilekçesini sunmak ve dava dilekçesinde bildirilen miktardan daha yüksek miktarda talepte bulundukları takdirde, tazminat istemi yönünden dava dilekçesinin dördüncü sayfasında dört madde halinde talep edilen tazminat kalemleri için bildirilecek rakamı geçmeyecek üzere her bir tazminat kalemi için hangi miktarda tazminat talep edildiğini bildirmek, artırılan miktar kadar nispi peşin harcı beraberinde mahkemeler veznesine yatırmak, iki haftalık kesin süre içinde tazminat istemi yönünden 950.000,00 TL'den daha yüksek miktarda talepte bulunulmaması halinde veya davaya kısmi dava olarak devam edilmesi istenildiğinin bildirilmesi durumunda, dava dilekçesinin dördüncü sayfasında dört maddede sayılan tazminat kalemlerinin 950.000,00 TL' yi geçmeyecek şekilde tüm tazminat kalemleri için talep edilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı gösterilmesi, kesin süre içinde bildirimde bulunulmaması halinde dava dilekçesinin dördüncü sayfasında yer alan dört kalem tazminatın her biri için 237.500,00 TL tazminat talep edildiğinin kabul edilerek ön incelemenin ve yargılamanın yapılacağının bilinmesi, 56.273,24 TL eksik nispi peşin harcını yatırılması konusunda ihtarlı süre verilmiş, davacı vekili ara kararı uyarınca sunduğu 07/07/2023 tarihli dilekçesinde; HMK'nun 109.maddesi kapsamında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi ve hayata geçirilememesi sebebiyle müvekkilinin uğradığı zarar, kar kaybı, elde edemediği ticari kar alacakları için şimdilik 700.000,00 TL, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler için şimdilik 50.000,00 TL, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar için şimdilik100.000,00 TL, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zararlar için şimdilik 100.000,000 TL olmak üzere toplam 950.000,00 TL tazminat ile şimdilik 50.000,00 TL cezai şart bedelinin tahsilini talep ettiklerini bildirmiş, davacı tarafça eksik peşin harç 07/07/2023 tarihinde tamamlanmıştır.
Davalı taraf dilekçelerinde cezai şartın kısmi dava yoluyla talep edilemeyeceğini, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiş ise de, cezai şartın kısmen dava konusu edilemeyeceğine ilişkin bir yasal engelin bulunmaması yanında davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunduğu açık ve anlaşılır olmakla, davalı tarafın aksi iddiasında haklılık görülmemiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, davanın niteliği, dosyada toplanan tüm deliller göz önünde tutulduğunda, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile dosyada toplanan tüm delil ve belge örneklerinin üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda alınacak raporla birlikte tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, ilgili yasal düzenlemeler ile yerleşmiş yargı kararları göz önünde tutularak, uyuşmazlığın çözümünün gerekli ve yeterli olduğu dikkate alınarak, taraflarca sunulan ve bildirilip mahkememizce toplanan delillerden sonra bilirkişi raporu alınarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Bilirkişiler, 15/10/2024 tarihli raporda; taraflar arasında davalı kooperatife ait İzmir İli, Buca İlçesi, ... Mahallesinde yer alan... parsel sayılı taşınmazla ilgili 20.09.2018 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin davalı kooperatif adına ..., ..., ... tarafından imzalandığını, sözleşmenin 25. maddesinin cezai şart kısmında, imalatın %30'u aşması halinde aktin ileriye yönelik feshedilebileceğinin, kooperatifin sözleşmede belirtilen yükümlülüklerinin herhangi birini yerine getirmemek suretiyle sözleşmenin ifasını engellemesi halinde müteahhide sözleşme ve yasadan kaynaklanan tüm zarar ve giderleri ödemekle mükellef olduğunun, sözleşmenin 28. maddesinde ise sözleşmeyi karşılıklı anlaşma haricinde haklı sebep olmaksızın veya haklı sebeple ancak sözleşmede belirtilen usule uyulmaksızın tek taraflı fesheden tarafın, işin geldiği safhada, iş bedelinin %50'si oranında hesaplanacak cezai şartı ve bu cezai şarttan bağımsız olarak tüm menfi ve müspet zararları ödemekle yükümlü olduğunun kararlaştırıldığını, 04.02.2018 tarihli kooperatif genel kurulu toplantısına 66 ortaktan 34 ortağın asaleten, 30 ortağın ise vekaleten katıldığının, eski yüklenici ile yapılan sözleşmenin mahkeme kararı ile iptal edildiğinin, davanın düşmemesi için yatırılması gereken harç bedelinin ...'den alındığının, bir müteahhitle anlaşılmasının gerektiğinin, oy birliği ile 3 yıllığına müteahhitle anlaşma konusunda yönetim kuruluna yetki verildiğinin toplantı tutanağında belirtildiğini, 01.11.2018 tarihli davalı kooperatif yönetim kurulu toplantısının 16 nolu kararı ile davacı şirket ile yapılan 20.09.2018 tarihli sözleşmenin fiili ve hukuki imkansızlıklar nedeniyle feshinin gerekip gerekmediği, feshin gerekçeleri ve sonuçları ile yapılabilmesi için yönetim kuruluna yetki verilmesi hususlarının oylanması, davaların yürütülmesi ve avukat masrafları için harcanan paraların davacı şirketten ve ...'tan alındığı, ne şekilde geri ödeneceği konuları da dahil gündem konularını görüşmek üzere 10.12.2018 tarihinde genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiğini, kararın, ..., ...,..., ... ve...n alındığını, 18.12.2018 tarihli genel kurul toplantı tutağında ... Şirketiyle daha önceki yönetimin imzaladığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devamına, ihtiyaç varsa ek protokol yapılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine, davaların açılabilmesi için davacı şirkete ve ...'tan alınan paraların ne şekilde ödeneceği hususunun gelecek genel kurulda görüşülmesine oy birliği ile karar verildiğinin tutanakta belirtildiğini, ... Şirketi ile yapılan 21.10.2016 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin davalı kooperatif adına ..., 08.03.2019 tarihli ek protokolün ise ... tarafından imzalandığını, İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin... karar sayılı dosyasında davacının ... ... Şirketi, davalının davalı kooperatif, feri müdahillerinin davacı şirket ile Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi, ... ve...olup, dava konusunun sözleşmenin aynen ifası ve tazminat olduğunu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemes... esas sayılı dosyasında 23.10.2017 tarihli ara kararında dava konusu taşınmaz üzerinden 43.206,07-TL harcın tamamlanması için 1 aylık kesin süre verildiğini, davalının davalı kooperatif, davacıların kooperatif üyesi olduklarını iddia eden kişiler olup, davacının ödediğini iddia ettiği harç bedelinin bu dosyaya ait olması halinde ödemenin davalı kooperatifi bağlamayabileceğini, Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ..., ... ve ...'ın yönetim yetkilerinin sona erdirilmesine ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil edildiğini, bilirkişi... tarafından hazırlanmış 14.09.2020 tarihli raporda ortak olmayan 21 kişinin haziruna dahil edilmesi bunlardan 12 kişinin fiilen katılması ve oy kullanması 65 kişinin de dahil edilmeyerek genel kurula davet edilmemesi sebebiyle davacıların dava hakkının bulunduğu sonucuna varılmakla birlikte 12.10.2018 tarihli genel kurulun butlanına karar verilmesi sonucuna varılabileceğinin belirtildiğini, bilirkişi... tarafından hazırlanan raporda ise 12.08.2018 tarihli genel kurulun mutlak butlan olması bakımından tespitlere dair olarak genel kurulun hazırun listesine yazılmayan gerçek ortak sayısının 126 olup, bunlardan 70'ine hazirunda yer verilmediğinin, genel kurul toplantı tarihinin 04.08.2018 olup, 2. toplantı tarihinin belirlenmemiş olmasına rağmen 12.08.2018 tarihinde toplantı yapıldığının, bu halde toplantının çağrısız, ilansız, dayanaksız yapılmış olduğunun tespit edildiğinin belirtildiğini, İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası için hazırlanmış bilirkişi heyeti raporunda; 06.07.2018 tarihli kooperatif genel kurulunda kooperatif ortağı olmayan 19 kişinin hazirun listesine eklendiğinin, 80 ortağa hazirun listesinde yer verilmediğinin, 124 ortaktan 44'ünün katılımı ile yapılan genel kurulda toplantı ve karar nisabının oluşmaması nedeniyle genel kurulun butlanına ve alınan kararların batıl sayılması gerektiğinin tespit edildiğinin belirtildiğini, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin...esas sayılı dosyası için hazırlanmış bilirkişi raporunda, 08.06.2018 tarihli genel kurulda kooperatif ortağı olmayan 15 kişinin hazirun listesine eklendiğinin, bunlardan 10 kişinin fiilen genel kurulda temsil edilmiş olduğunun, 68 ortağı hazirun listesinde yer verilmeyerek genel kurula katılmalarının engellendiğinin, yapılan genel kurulda toplantı ve karar nisabının açıkça değiştirilmesi nedeniyle genel kurulun butlanın ve genel kurulu kararlarının batıl sayılması gerektiğinin belirtildiğini, İzmir Valiliği Çevre Şehircilik İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 01.08.2023 tarihinde verilen müzekkere cevabında, Kooperatife kayıtlı ortak sayısının 130 olduğunun belirtildiğini, idare tarafından yaptırılmış olan 25.01.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ise haziruna göre 126 ortağın tespit edildiğini, İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda dava açan ... ve diğer 57 kişinin kooperatif üyesi oldukları yönünde rapor verildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşme öncesinde ve sonrasında, davalı ile dava dışı ... Şirketi arasında 21.10.2016 tarihli ve 08.03.2019 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek protokolünün yapıldığını, 18.12.2018 tarihli genel kurul toplantısında ... Şirketi ile daha önceki yönetimin imzaladığı 21.10.2016 tarihli sözleşmenin devam etmesi, ayrıca ihtiyaç varsa ek protokol yapılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesi hususunun oy birliği ile davacı şirket ile yapılan sözleşmenin feshedilmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi konusunda 53 kabul ve 2 ret oyuyla karar alındığını, davacı şirket ile sözleşme imzalama yetkisinin yönetim kuruluna verilmesine ilişkin kararın 04.02.2018 tarihli genel kurul toplantısında alındığını, kooperatiflerin imalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yöntemini belirlemek ve gayrimenkullerini satma yetkilerinin münhasıran genel kurula ait olduğunu, davacı ile yapılan sözleşme ve feshine yetki veren genel kurullarının 58 adet ortağa çağrı yapılmaksızın ve kabul edilmeksizin yapılmış olabileceğini, 126 ortağa çağrı yapılması gerekirken, 66 ortağın asaleten ve vekaleten katıldığı toplantıda alındığını, bu sayıda ortağın müktesep haklarını ihlal eder nitelikte toplantının, kararlara ilişkin görüşmeleri, karar kanaatlerini, oyların rengini dramatik şekilde etkileyici nitelikte olup, bu sebeple toplantıların butlan ile malül sayılabileceğini, bu durumda davaya konu sözleşmenin yapılmasına ilişkin verilen yetkinin de butlan ile geçersiz olabileceğini, 04.02.2018 tarihli genel kurul toplantısında, ...'ye borçlanmadan söz edilmiş ve buna ilişkin ifadeler tutanakta yer almış olmasına rağmen dava dosyasında borçlanmaya dair bir evraka rastlanmadığını, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında 23.10.2017 tarihli ara kararı ile 43.206,07-TL harcın tamamlanması için 1 aylık kesin süre verildiğini, ancak tutanakta kooperatifin, dava dışı olarak tanımlanıp, davacıların ise kooperatif üyesi olduklarını iddia eden kişiler olduğunun anlaşıldığını, davacı şirketin kendisinin ödediğini iddia edip talep ettiği harç bedelinin bu dosyaya dair olması halinde ödemenin davalı kooperatifi bağlamayabileceği, yine borç olan kooperatif yönetimi bakımından da 04.02.2018 tarihli toplantının butlanı halinde borç iddiasının kooperatif bakımından taktir edilmesi gerektiğini, Kooperatif Kanunu 42.maddesinde genel kurulun münhasır yetkilerinin gösterildiğini, madde hükümleri gereği Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinin de genel kurul kararı ile genel kurulun verdiği yetkiye dayanılarak imzalanmasının zorunlu olup, aksi taktirde imzalanan sözleşmenin aşağıda belirtilen emsal içtihatlarda da görülebileceği üzere geçersiz olabileceğini, buna karşın TMK'nun 2.maddesi gereği geçersiz sözleşmeye uzun süre ses çıkartılmaması, karşıda sözleşmenin uygulanacağı konusunda güven yaratılması veya sözleşme gereği karşılıklı edimlerin yerine getirilmiş olması gibi durumlarda sözleşmenin geçersizliğinin sonradan ileri sürülmesinin çelişik davranma yasağı nedeniyle savunulamayacak olsa da, dava konusu olayda Buca Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 06.02.2024 tarihli müzekkere ve cevabında taşınmazda yüklenicinin ... Ltd. Şti olup, 31.12.2019 tarihinde ... seviye talebinin onaylandığı, buna göre davacının imalat yapmayıp, inşaatlara başlanmaması halinde ise TMK'nun 2. Maddesine aykırılıktan bahsedilemeyeceğinin, bu halde geçersiz sözleşmeye dayanılarak tazminat talep edilemeyebileceği hususunun mahkemenin taktirlerinde bulunduğunu bildirmişlerdir.
İzmir Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünce verilen müzekkere cevabında; davalı kooperatifin 04.02.2018 tarihli genel kurul toplantısı ile ilgili herhangi bir başvuru ve belgeye rastlanmadığının, İzmir CBS Memur Suçları Soruşturma Bürosunun... soruşturma nolu yazısına istinaden müdürlük tarafından denetim raporu hazırlandığının, raporun sonuç bölümünde, 04.02.2018 tarihli davalı kooperatifin genel kurul toplantısı ve yönetim kurulunun İzmir...Noterliği tarafından tasdik edildiğinin, bu genel kurul toplantısına çağrılan yetkisi olmayan kişiler tarafından düzenlendiğinin, Bakanlık temsilcisinin bulunmaması nedeniyle Kooperatifler Kanunun 87(1).maddesine aykırı hareket edildiğinin, bu nedenlerle 04.02.2018 tarihli genel kurul toplantısının geçersiz bir genel kurul toplantısı olduğu görüş ve kanaatine varıldığının belirtildiği bildirilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 42.maddesinin 6.bendinde, gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usul ile alınacak gayrimenkulün niteliğini, yerini ve azami fiyatını, satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemenin, 7 .bendinde imalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yöntemini belirlemenin, 8.bendinde ise yapı kooperatiflerinde kooperatifin ortak sayısı ile yapılacak konut ve iş yeri sayısını tespit etmenin, kooperatif genel kurulunun devir ve terk edilemez yetkileri içinde olduğu, 43.maddesinde; yönetim kurulu veya ana sözleşme ile bu hususta yetkili kılınan diğer bir organın ve gerektiğinde denetçiler kurulunun ortağı olduğu üst birlik ve tasfiye memurlarının genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahip oldukları, 45.maddesinde; genel kurulun, ana sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılacağı, toplantı nisabının ana sözleşmede gösterileceği, ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmalarının şart olduğu, genel kurul toplantı tarihi, yeri ve gündemin toplantıdan en az 15 gün önce ilgili Bakanlığa ve Mülki İdareye yazılı olarak bildirileceği, 53.maddesinde; genel kurul kararları aleyhine toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere 1 ay içinde kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile dava açılabileceği, kararın bozulmasının bütün ortakları için hüküm ifade edebileceği, 59.maddesinde; yönetim kurulu üyeleri ve temsile yetkili şahısların, genel kurulun devredemeyeceği yetkilerini kullanamayacakları, 62.maddesinde; yönetim kurulunun, kooperatif işlerinin yönetimi için gereken titizliği göstereceği ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda bütün gayreti sarf edeceği, bununla birlikte kendi tutanaklarının, genel kurul tutanaklarının, ortak listelerinin, gelir gider hesaplarının ve yıllık bilançonun usulüne uygun olarak hazırlanması ve saklanmasından, tetkik olunmak üzere denetçilere verilmesinden sorumlu oldukları, yönetim kurulu üyeleri ve denetim memurlarının, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu oldukları, 98.maddesinde; kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda, TTK'nundaki anonim şirketlere ait hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen hükme ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu, yukarıda özetlenen 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun, uyuşmazlığa ilişkin hükümleri ile kooperatif genel kurul toplantılarının hangi hallerde yokluk hükmüne tabi olduğuna ilişkin yerleşmiş Yargıtay kararları birlikte göz önünde tutulduğunda, somut olay yönünden; uyuşmazlık konusu olan 20.09.2018 tarihli sözleşmenin akdedilmesinin Kooperatifler Kanununun 42.maddesi uyarınca, kooperatif genel kurulunun vazgeçilmez ve devredilmez yetkileri içinde bulunduğu, genel kurulun, usulüne uygun olarak toplanmasından sonra toplantı ve karar nisaplarının sağlanması ile birlikte bu yetkisini yönetim kuruluna devretmesinin ve yönetim kuruluna genel kurulda belirlediği koşullar içinde sözleşme imzalama yetkisini vermesinin mümkün bulunduğu, davacı şirket ile davalı kooperatif yetkilileri arasında imzalanan İzmir ...Noterliğinin 20.09.2018 günlü ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini imzalamaya yetkilendirilen yönetim kurulu üyelerine, yetkinin 04.02.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında verildiği, Kooperatifler Kanununun 43.maddesi hükmü uyarınca, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin öncelikle yönetim kuruluna ait olup, aynı Kanununun 62.maddesi amir hükmü gereği, yönetim kurulunun, kooperatif işlerinin yönetimi için gereken titizliği göstermesinin zorunlu olduğu, bu çerçevede genel kurula çağrının ve hazırlık işlemlerinin usulüne uygun olarak yapılması, Kooperatifler Kanununun 45. maddesi uyarınca, genel kurul toplantısı tarihi yeri ve gündeminin toplantıdan en az 15 gün önce ilgili Bakanlığa ve Mülki İdareye yazılı olarak bildirilmesi, ortak ve hazirun listelerinin gerçeğe uygun ve usulünce hazırlanıp, genel kurul tutanaklarının usulünce tutulmasından yönetim kurulunun sorumlu olup, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumluluklarının bulunmasına rağmen 04.02.2018 tarihli genel kurul toplantısının kanunda aranan zorunlu yasal koşullar yerine getirilmeksizin yapıldığı, Kooperatifler Kanununun 47.maddesinde düzenlenen, çağrısız toplantıya ilişkin hükmün de somut olayda gerçekleşmediği, toplantıya tüm kooperatif ortaklarının katılmadığı gibi yönetim kurulu tarafından haber verilmemesi nedeniyle Bakanlık temsilcisinin de katılmadan toplantının gerçekleştirildiği, toplantı nisabının sağlanmadığı gibi bunun bir sonucu olarak karar nisabının da sağlanmadığı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 24.09.2023 tarihli denetim raporu ile 04.02.2018 tarihli genel kurul toplantısının geçersiz olduğunun belirlendiği ve yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ...'ın yönetim yetkilerinin sona erdirilmesine karar verilip, kararın ticaret sicilinde tescil edildiği, ayrıca farklı sebep ve istemlerle açılan davalarda da alınan bilirkişi raporlarında, 04.02.2018 tarihli genel kurul toplantısının ve alınan kararların butlanla geçersiz olduğunun belirlendiği, buna göre; davaya konu sözleşmenin yapılması konusunda toplantı ve karar nisabı sağlanmaksızın, kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı olarak yapılan toplantıda, davaya konu sözleşmenin yapılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin alınan genel kurul kararının yok hükmünde olup, yok hükmünde olan genel kurul kararları yönünden kooperatif ortaklarının ve ilgililerinin herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın ve kanunda kararların iptali için aranan koşullara tabi olmaksızın kararın yok hükmünde olduğunun tespitini talep edebilecekleri gibi açılan davada bu hususun mahkemece resen gözetilmesi gerektiği göz önünde tutulduğunda, somut olayda; dava tarihine kadar kooperatif üyeleri veya ilgililer tarafından bu konuda açılmış bir davanın varlığının bulunup bulunulmadığının bir önemi bulunmadığı, Kooperatifler Kanununun 62.maddesinde düzenlenen sorumluluk halleri uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumlu oldukları, genel kurul toplantısı hazırlıklarının yapılması, üyelerin toplantıya çağrılması, Bakanlık temsilcisinin davet edilmesi, toplantının ilgili Bakanlığın il müdürlüğüne bildirilmesi, toplantı ve karar nisaplarının sağlanması konusunda gereken titizliği ve gayreti sarf etmek yükümlülüklerinin bulunması karşısında somut olayda, bu yükümlülüğün yerine getirilmeksizin yok hükmüne tabi karara dayanarak, davacı ile sözleşme yapılmasından kaynaklanan zararlardan, yönetim kurulu üyeleri ve denetim memurlarının sorumlu oldukları, kooperatifin sorumluluğunun usulüne uygun alınmış kararlar ve devredilmiş yetkiler çerçevesinde kooperatif yöneticilerinin yaptığı işlemlerle sınırlı olup, yokluk hükmüne tabi genel kurul kararı ile verilen yetkinin geçerli olmadığının bilinmesine rağmen sözleşme yapanların yasal düzenlemeler uyarınca sorumluluklarına gidilmesinin mümkün bulunması karşısında yapılan sözleşmeler nedeniyle üçüncü kişilere karşı kooperatif tüzel kişiliğinin ve kooperatif ortaklarının tamamının sorumluluğunun doğmayacağı birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, sözleşmenin yok hükmüne tabi bir genel kurul kararına dayanması nedeniyle davaya konu tazminatların kooperatif tüzel kişiliğinden talep edilmesinin usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcınının peşin olarak yatırılan 17.077,50 TL peşin harç ile 56.273,24 TL tamamlama harcından oluşan toplam 73.350,74 TL harçtan indirilmesiyle geriye kalan 72.735,34 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davalı yararına AAÜT'nin 13(1).maddesi uyarınca takdir edilen 407.613,48TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza