T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/50 Esas
KARAR NO : 2025/219
DAVA :Munzam Zararın Tahsili İstemli (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/01/2023
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Munzam Zararın Tahsili İstemli (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ...Kiralama A.Ş.'den finansal kiralama sözleşmesi ile fore kazık makinesi kiraladığını,... Kiralama A.Ş. ile ... Sigorta A.Ş. çatısı altında birleşen sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş. arasında makine için Leasining All Risk poliçesi imzalandığını, iş makinesinin parçası olan kelly barın, 09.07.2018 tarihinde kırıldığını, bu nedenle davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığını,...ın pert olduğu noktasında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, sigorta şirketinin, kırılan...bar için fiyat araştırması yaptığını, sorunu gerek poliçe hükümleri gerek makine kırılması genel şartları ve gerekse hakkaniyet kuralları çerçevesinde çözmek yerine ne zaman kırılacağı belli olmayan orjinali ile aynı özelliklere asla sahip olmayan daha ucuz yerli üretimi ikame etmek yolunu seçmekle TTK 1459 ve 1460 maddeleri hükmü ile makine kırılması genel şartlarının 4. maddesine aykırı olarak poliçe hükümlerini ihlal ettiğini, davalı sigorta şirketinin orijinal parça bedeli yerine ikame parça bedelini ödeme teklifinin makinenin işlevini yerine getiremeyecek olması nedeniyle kabul edilmediğini ve sigorta hakem heyetine 19.10.2018 tarihinde başvurulduğunu, yapılan inceleme sonucunda müvekkili şirketin haklı bulunduğunu, orjinal parçasının bedelinin ödenmesi yönünde karar tesis edildiğini, davalı ...Sigorta Şirketi tarafından 28.09.2018 tarihinde 301.058,89TL kısmi ödeme yapıldığını, ödemenin yerli üretim kelly bar için yapılıp sözlü ve yazılı olarak itiraz etmelerine rağmen sigorta şirketinin yanıt vermemesi nedeniyle sigorta tahkime başvurulduğunu, talebin haklı görüldüğünü, ...Sigorta Şirketinin teminat yatırarak dosyayı Yargıtay'a taşıdığını, Yargıtay tarafından kararın onanmasından sonra 23.06.2022 tarihinde takip bedeli kalan tutarın hesaba yatırıldığını, yaklaşık 2 yıl süresince makinenin mütemmim cüzü olan kelly barın olmaması nedeniyle makinenin çalıştırılamadığını, dosyanın Yargıtay sürecine taşınması ile 4 yıl sonra sonuç alınabildiğini, bu süre zarfında 5.43 olan euro kurunun, yaklaşık 18 seviyelerine ulaştığını, davaya konu büyüklükte bir fore kazık makinesinin günümüzdeki aylık kira rayicinin tahminen 40.000 € civarında olup, özellikle küresel kriz etkilerinin daha az olduğu 2018-2020 yıllarında, kısa sürede sonuç alınması beklentisiyle ve maddi sebeplerle orjinal kelly bar temin edilememesi, makinenin çalıştırılamaması ve müvekkili şirketni makinayı işletememesinden dolayı büyük zarara uğratıldığını, hal böyle olunca davalı sigorta şirketinin haksız işlemleri neticesinde müvekkili şirketin zarar etmiş olup zararlarının tazmini için bu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu, zararın bilirkişi marifetiyle hesaplanması ve sonrasında belirlenen zararların müvekkiline faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sona erdiğini bildirmiş, davacının tüm zararlarının davalı sigorta şirketine orjinal parçanın temini için yapılan başvuru tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davalı tarafın, dava dilekçesinde ekli belgelerin tebliğe çıkarılmaması nedeniyle cevap hakkını saklı tuttuklarını, TTK'nun 1420. maddesi hükmü ile dava konusu hadisenin 09.07.2018 tarihinde meydana gelmiş olması nedeniyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, uyuşmazlık konusu makinenin davacı tarafça dava dışı ...A.Ş’den finansal kiralama yolu ile kiralandığını, müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen poliçede davacı tarafın, sigortalı sıfatının haiz olmadığını, TTK'nun 1454.maddesi hükmü ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararları gereği tazminat talep etme hakkının yalnız sigortalıya ait olup, davacının talep hakkının ve aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının bu konudaki koşulları taşımaması nedeniyle mümkün olmadığını, davacı tarafça zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmediğinden hiçbir inceleme yapılmaksızın davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın taleplerinin açık ve net olmaması nedeniyle tazminat kalemlerinin açıklattırılması gerektiğini, müvekkilinin poliçe uyarınca tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini ve poliçe dahilindeki davacı tarafın tüm zararlarının giderildiğinin giderildiğini, poliçe teminatları içinde munzam zarar, kazanç kaybı, kazanç mahrumiyeti, kar kaybı adı altında herhangi bir teminatın yer almadığını, davacı tarafın iddealarını ispatlar hiçbir delil sunmadığını, davacı tarafça 2018 ve 2020 yılları arasında makinenin çalıştırılmadığı iddeasına ilişkin olarak bu tarihler arasındaki faaliyetlerinin incelenmesi ve bu süre içinde alternatif yolların denenip denenmediğini, zararın doğması ya da büyümesi açısından davacının kusurunun olup olmadığının araştırılması gerektiğini, munzam zarar talep edilmesinin şartlarından birinin borçlunun kusurlu olması olup müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığı gibi hiçbir şekilde davacıyı zarara uğratmak gibi bir gayesi olmadığını ve davacının tüm hak ve alacaklarını ödemiş olması nedeniyle temerrüte düşmediğini, kendisine iletilen bilgi ve belgeler çerçevesinde, yerinde yapmış olduğu ekspertizler neticesinde mevzuat hükümleri uyarınca belirlediği zarar bedelini poliçe kapsamında süresi içerisinde davacı tarafa ödediğini, rakamsal açıdan mutabık kalınamaması üzerine davacı tarafça tahkim yoluna gidildiğini, tahkim davasının kesinleşmesi üzerine hükmedilen tutarın tamamının ödendiğini, ekspertiz raporlarının 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 2/m, 13 ve 17.madde hükümleri uyarınca delil niteliği taşıdığı gibi Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ile Danıştay 8. Dairesine ait kararlarda eksper raporunun delil niteliğine atıfta bulunularak hüküm kurulduğunu, ödenen bakiye kısmın yargı mercii kararı ile ödenmesinin, davacı tarafın geçmiş dönemde zararının daha fazla olduğu talebiyle tazminat davası ikame etmeden önce zararına ilişkin somut bir belgeyi müvekkiline iletmemesi ve tutar olarak talebini somut belgelerle ilişkilendirerek açıkça belirtmemesi nedeniyle müvekkilinin değil, davacının kusurundan kaynaklandığını, aşkın zarar şartlarından olan borçlunun temerrüde düşmesi şartı gerçekleşmediğinden davacının munzam zarar talebinin reddinin gerektiğini, aksi düşünüldüğünde öncelikle ödenen miktarın yeterliliği hususunda ödeme tarihindeki veriler baz alınarak hesaplama yapılıp ödenen miktarla karşılaştırılarak fahiş fark doğması halinde olası bir tazminat miktarından tenzil edilmesi gerektiğini, davacı tarafından ödemenin herhangi bir faiz talebi dahi talep edilmeksizin ve ihtirazi kayıtsız kabul edilmesine bağlı olarak davacının ibra edilmiş olması nedeniyle talebin iyi niyetle açıklanmamayan, haksız ve mesnetsiz bir talep olduğunu, genel şartların 1.maddesinde sigorta teminatının kapsamının, 3.maddesinde teminat dışı kalan hallerin belirlendiğini, 3.maddenin e bendinde "Hangi sebepten husule gelirse gelsin her türlü kar kaybı ve mali mes'uliyetlerden" doğan taleplerin poliçe teminatı dışında olduğunun belirtildiğini, munzam zararın ilgili madde hükmünde tanımı yapıldığı üzere "zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talebi" niteliğinde olduğundan ve teminat kapsamında yer alan doğrudan bir zarar olmadığından, davanın reddinin gerektiğini, munzam zarara ve kar kaybına ilişkin olarak müvekkilince herhangi bir prim ödemesi alınmadığını, munzam zararın; temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar niteliğinde olup borçlunun para borcunda temerrüde düşmüş olması, alacaklının zararının temerrüt faizini aşması, borçlunun temerrüde düşmede kusuru bulunmadığını ispat edememiş olması ve borçlunun temerrüdü ve aşkın zarar arasında uygun illiyet bağının varlığının bulunması halinde koşullarının oluşacağını, somut davada munzam davanın şartlarının oluşmadığını, davacının temerrüt faizini aşan zararı bulunmadığı gibi faizi aşan zararının somut deliller ile kesin ve açık şekilde ispat edilmesi gerektiğini, davacının gördüğü zararı bile ortaya koyamadığını ve para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu somut delilerle ispat etmesi gerektiğini, enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin, temerrüt faizinden yüksek oranda olmasının munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmeyeceğini, İsviçre ve Alman doktrininde, enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmaların, alacaklının bu yüzden bir zarara uğradığını somut olarak ispat etmediği sürece, munzam zarar olarak talep edilemeyeceğinin kabul edildiğini, Yargıtay'ın aşkın zararın somut deliller ile ispatlanması gerektiğine ilişkin uzun yıllardır süren içtihat birliğinin bulunduğunu, salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzlukların munzam zararın kanıtı olarak kabul edilemeyeceğini, enflasyon oranında munzam zararın tazmininin talep edilebileceğini kabul etmenin hukuk tekniği bakımından mümkün olmadığını, aksinin kabulünün temerrüt faizini enflasyon oranına çıkarılması anlamına gelecek olup bu konudaki yetkinin kanun koyucuya ait olması nedeniyle bu durumun yetki tecavüzüne neden olacağını, para borçlarında, borçlu temerrüdüne bağlanılan en önemli sonucun borçlunun temerrüt faizini ödeme yükümlülüğü olup, temerrüt faizinin feri borç niteliğinde olduğunu, kanun koyucunun temerrüt süresi boyunca her türlü zararın, varsayılan zarar olarak tazmin edilmesini temin etmek amacıyla temerrüt faizini düzenlediğini, para borcunun ödenmemesi sebebiyle alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum ve parametreler dikkate alınarak belli bir temerrüt faizi belirlenerek bu şekilde alacaklının zararının temin edileceğinin belirlendiğini, Yargıtay 5. ve 15. Hukuk Daireleri kararlarında, davacının, para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu; somut delilerle ispat etmesi gerektiğinin belirtildiğini, ispat yükü üzerinde olan davacının şahsen ve somut olarak uğradığı zararı ispat etmesinin zorunlu olduğunu, davacının salt ekonomik olumsuzluklara dayanarak munzam zarar talebinin mesnetsiz olup yararlanabileceği tek yasal karinenin temerrüt faizi olduğunu, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı meydana gelen zararlardan, müvekkilinin bir ihmal ve kusurunun bulunmaması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin temerrüte düşürülmemesi nedeniyle faiz başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, faiz talebinin tümünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin temerrüte düştüğü kabul edilse dahi, iddia edilen munzam zarar ile temerrüt faizi arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini bildirmiş, davanın aktif husumet yokluğu, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, TBK'nun 122(1). maddesi uyarınca munzam zararın, HMK'nun 109.maddesi uyarınca kısmen tahsili istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller ile; davacının, finansal kiralama sözleşmesiyle kiraladığı fore kazık makinesinin, kiralayan ... Kiralama A.Ş. ile ...Sigorta A.Ş. Arasında düzenlenen Leasining All Risk poliçesi ile sigortalandığı, makinenin ... adlı parçasının 09.07.2018 tarihinde kırılması üzerine davacının, tazmini için sigorta şirketine başvurduğu, kırılan makine parçasının pert olduğunun taraflarca kabul edilip, ...Sigorta Şirketi tarafından 28.09.2018 tarihinde yapılan 301.058,89 TL'lik ödemenin davacı tarafça yetersiz bulunması üzerine davacının 19.10.2018 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından 25.03.2019 tarihli kararla başvurunun kısmen kabulü ile 420.820,13 TL'nin, 24.10.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile ...Sigorta Şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, ...Sigorta Şirketinin icranın geri bırakılması kararı alarak kararı temyiz ettiği, Yargıtay tarafından kararın onanarak kesinleşmesinden sonra sigorta şirketi tarafından İzmir... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra takibine konu edilen bakiye alacağın 21.06.2022 tarihinde ödendiği belirlidir.
Dava dilekçesinde; sigorta sözleşmesine konu makine parçasının kırılması sonrasında poliçe hükümleri uyarınca davalının orijinal parçaya ilişkin ödeme yapmaması nedeniyle davacının, sigorta tahkim komisyonuna başvurmak zorunda kaldığı, davalı tarafça dosyanın temyiz edilmesi nedeniyle 4 yıl sonra tahsilatın yapılabildiği, 2 yıl süresince makinenin bu sebeple çalıştırılamadığı, günlük kira rayiçinin 40.000,00 Euro civarında olup, kısa sürede sonuç alınması beklentisiyle ve maddi sebeplerle orjinal ...in edilememesi, makinenin çalıştırılamaması ve davacının makineyi işletememesinden dolayı davacının tüm zararlarının bilirkişi marifetiyle belirlenip, hesaplanması ve faizi ile davacıya ödenmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, maddi tazminat davalarında, mahkemenin taraflar yerine geçerek tazminat kalemlerini ve talep edilebilecek tazminat miktarlarını belirleyip, taraflara bildirmesinin usul ve yasa hükümleri çerçevesinde mümkün bulunmadığı, her ne kadar dosyanın heyete tevdi edilmesinden önce davacı tarafın tazminat taleplerine ilişkin talep ettiği zarar kalemleri somut olarak açıklattırılmaksızın bilirkişilerden alınan 28/06/2024 tarihli sigorta sözleşmesine konu makinenin aylık 22.750,00 Euro bedelle kiralanabileceğine ilişkin uyuşmazlığın çözümüne yarar niteliği bulunmayan kök rapordan sonra yalnız makine mühendisi bilirkişi tarafından alınan 22.08.2024 tarihli ek raporda, makinenin hasarlandığı tarihten ödemenin yapıldığı 20.06.2022 tarihine kadar makine kiralama bedelinin 6.264,416,00 TL olması nedeniyle davacının bu miktarda kazanç kaybına uğradığının hesaplanması üzerine davanın miktarı itibarıyla heyetçe görülmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın, heyete tevdi edilmesinden sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/09/2013 tarih, 2013/3988 esas, 2013/15488 karar ve 11/02/2010 tarih, 2008/10362 esas, 2010/1542 karar sayılı ilamları ile benzer nitelikli kararlarında da belirtildiği üzere mal sigortası ile sigortaya konu malın hasarlanması veya zayi nedeniyle sigortalının munzam zararlarının tahsilini talep etse dahi taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sigorta sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davaya konu zararın davacının yerine yenisini koyamadığı mal nedeniyle uğradığı gelir kaybı niteliğindeki talebin TBK'nun 122(1) maddesinde düzenlenen borçlu sigorta şirketinin temerrüte düşmeden borcunu ödemiş olması halinde alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucu ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkın temerrüt faizi ile karşılanmayan ve onu aşan bölümüne tekabül eden zarar olduğu, bu çerçevede Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları uyarınca, uyuşmazlığın somut ispat koşuluna bağlı olmadan ikame değer esasına göre munzam zararın hesaplanıp talep edilebileceği, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigorta teminatını geç ödemesi nedeniyle davacı tarafın faizi aşan bir zararının bulunması halinde bu miktarla sınırlı olabileceği göz önünde tutularak, somut dava yönünden; davacının finansal kiralamaya konu makinenin kiralayanı, davalının ise bu makinenin sigortacısı olması ve yasal süreçlerin sonunda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin davacı şirketin zararını karşılayamadığı iddiası olup, taraflar arasındaki sözleşmenini niteliği ve aralarındaki temel hukuki ilişki göz önünde tutulduğunda, her ne kadar dava dilekçesinde usule aykırı olarak davacının munzam zararlarının bilirkişi marifetiyle ve mahkemece tespit edilerek tahsili talep edilmiş ise de, davaya konu maddi vakıaların anlatımının taraflara ait olup hukuki tavzifin mahkemeye ait olduğu ilkesi gereği davacı tarafın, tazminat talebinin ancak TBK'nun 122 (1) maddesinde düzenlenen munzam zararın tahsili istemi olduğu, davalı tarafın poliçe hükümleri çerçevesinde kar kaybı veya kazanç kaybı gibi davacının oluşan bu nitelikteki zararlarından sorumlu tutulamayacağı, ancak TBK'nun 122(1).maddesi hükmü uyarınca davacının munzam zararından sorumluğunun bulunduğu, buna göre; kök ve ek raporlarda yapılan değerlendirme ve hesaplamaların uyuşmazlığı çözmeye yarar niteliğinin bulunmadığı ancak ek raporda belirlenen zarar miktarı itibarıyla davanın heyetçe görülmesinin usul ve yasaya uygun olacağı, dosyanın heyete tevdi edilmesinden sonra alınan ikinci ek raporda, tazminat miktarı heyetçe görülecek davalara ilişkin sınırın altında kalsa da bu aşamada raporlardan hangisinin hükme esas alınacağı konusunda bir kesinlik bulunmadığından yargılamaya heyet tarafından devam edilerek hüküm kurulmasının usul ve yasal gereği olduğu dikkate alınarak, uyuşmazlık TBK'nun 122 (1).maddesi hükmü ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları uyarınca ve heyet tarafından çözülmüştür.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde, davanın, belirsiz alacak davası niteliğinde bulunmamasına rağmen bu nitelikte açıldığı iddia edilerek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi talep edilmiş ise de; davanın, belirsiz alacak davası olarak açıldığına ilişkin dava dilekçesinde bir açıklama ve istemin bulunmadığı, dilekçede; "fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00TL" tabirinin yer aldığı, dilekçenin sonuç talep bölümünde istenilen tazminat miktarı rakamsal olarak gösterilmemiş ise de, peşin nispi harcın bu değer üzerinden yatırılıp, harca esas değer ve açıklamalar bölümünde bu tabirlerin kullanılması nedeniyle davanın, kısmi dava olarak açıldığının açık ve anlaşılır olması karşısında, davalı tarafın, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına ilişkin iddiasında usul, yasa ve dosya kapsamına uygunluk ve haklılık bulunmamakla, davanın bu nedenle hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi isteminin reddine karar verilmiş, davalı tarafın aksi iddiasına haklılık görülmemiş, davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun tespitine karar verilmiştir.
Yasal süre içinde sunulan cevap dilekçesinde; TTK'nun 1420. maddesi hükmü uyarınca hasarın meydana geldiği tarihten sonra dava tarihinde kadar geçen sürede zamanaşımının oluştuğu iddia edilerek zamanaşımı definde bulunulmuşsa da, davalı tarafın dayandığı TTK'nun 1420. maddesi hükmünün somut dava yönünden uygulanabilirliğinin bulunmadığı, munzam zarar davalarının TBK'nun 146.maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımına tabi olup, zamanaşımı başlangıç tarihinin ödeme tarihi olduğu, buna göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihlerine göre somut dava yönünden 10 yıllık zamanaşımı süresi sona ermediği dikkate alınarak, davalı tarafın zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.
Cevap dilekçesinde; zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmemesi nedeniyle davanın reddi talep edilmiş ise de, dava dilekçesine ekli olarak sunulan 24.10.2022 tarihli son oturum tutanağı örneğinden zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiği ve anlaşamama tutanağının düzenlendiği açık ve anlaşılır olmakla, davalı tarafın dosya kapsamına aykırı iddiasında haklılık bulunmadığının tespiti ile, bu nedenle davanın usulden reddi isteminin reddine karar verilmiştir.
Cevap dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı iddia edilmiştir. Husumet ve taraf ehliyeti davanın esasının incelenmesine engel dava şartı niteliğinde olup, dosyada toplanan delil ve belge örnekleri ile sigortalı malın davalı tarafça, dava dışı finansal kiralama şirketinden sözleşme ile kiralandığı, TTK'nun 1454 (1) maddesinde aksine bir sözleşme yoksa sigorta tazminatının ancak sigortalı tarafından talep edebileceğinin düzenlendiği, davaya konu poliçede bu yönde aksine bir hüküm bulunmadığı, Sigorta Tahkim Komisyonu kararında da poliçe ödemelerinin tamamının davalı şirket tarafından yapılmış ise de, poliçede sigortalının finansal kiralama şirketi olarak taraf olduğu, davacı tarafça muvafakatnamenin Sigorta Tahkim Kurulu dosyasına sunulduğunun belirtildiği, buna göre munzam zarar talebinin de dayanağının sigorta poliçesi olup, davacı tarafça muvafakat belgesinin dosyaya sunulmasının zorunlu bulunduğu, aksi halde davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, davacı vekilinin dilekçesinde, finansal kiralama sözleşmesinin tüm ödemelerinin yapılarak, iş makinesinin mülkiyetinin müvekkili tarafından kazanıldığı, gerektiği takdirde bunu gösteren belge veya muvafakatnamenin dosyaya sunulabileceğini bildirdiği dikkate alınarak davacı vekiline muvafakatnameyi veya davaya konu makinenin mülkiyetinin kazanıldığına dair belge örneklerini sunmak üzere ihtarlı kesin süre verilmiş, davacı tarafça 05/12/2024 tarihli dilekçe ve ekli belgelerle finansal kiralama şirketinin muvafakatını içeren belgelerin sunulması üzerine davanın, aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmemiştir.
Davanın niteliği, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları ile usul kuralları göz önünde tutulduğunda, taraflarca bildirilip mahkememizce toplanan tüm delillerden sonra uyuşmazlığın alınacak bilirkişi raporu ile çözülmesinin gerekli ve yeterli olduğu dikkate alınarak, bilirkişilerden alınan 28/06/2024 tarihli önceki rapor ile 22/08/2024 tarihli ek raporun davanın niteliğiyle uyumlu olmadığı, uyuşmazlığın çözümüne, dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığı dikkate alınarak, 28.01.2025 tarihli ek rapor alınmış, ek raporun usul, yasa ve dosya kapsamına uygun gerekçeli, ayrıntılı, hükme denetime elverişli olması nedeniyle ek rapora yapılan itirazlarda haklılık görülmemiş ve 28.01.2025 tarihli ek raporda yapılan hesaplama ve değerlendirmeler dikkate alınarak hüküm kurulmuştur.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen gerekçeli hükme ve denetime elverişli nitelikteki 28.01.2025 tarihli bilirkişi ek raporu ile; davalı şirket tarafından Leasining All Risk poliçesi ile sigortalanan fore kazık makinesinin davacı tarafça ...Kiralama A.Ş. kiralama şirketinden finansal kiralama sözleşmesi ile kiralanıp kullanılmaya başlamasından sonra 09.07.2018 tarihinde kelly bar adlı parçasının kırılması üzerine poliçe teminatı kapsamında zararının tazmini için davalı şirkete başvurduğu, kırılan parçanın yenisiyle değiştirilmesinin tespit edildiği, davalı şirket tarafından davacıya zarar bedeli olarak 28.09.2018 tarihinde 301.058,89 TL ödeme yapıldığı, davacının ödeme miktarını yetersiz bularak 19.10.2018 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından 25.03.2019 tarihli kararla başvurunun kısmen kabulü ile 420.820,13 TL'nin, 24.10.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile ...Sigorta Şirketinden alınarak, davacıya verilmesine karar verildiği, ...Sigorta Şirketinin icranın geri bırakılması kararı alarak kararı temyiz ettiği, Yargıtay tarafından onanarak kararın kesinleşmesi üzerine icra takibine konu edilen bakiye 420.820,13 TL davacı alacağını 21.06.2022 tarihinde ödediği, buna göre davalı sigorta şirketinin ilk yaptığı ödeme tarihinde davacıya gerçek zarar bedelini ödememesi ve sigorta tahkim komisyonu tarafından hükmedilen bedeli kararın kesinleşmesinden sonra ödemesi nedeniyle davacının temerrüt faizini aşan zararından sorumluluğunun bulunduğu, bu zararın doğmasından kusuru bulunmadığını ispat edemediği, her ne kadar davacı tarafça makinenin kullanılamaması nedeniyle davacının makinenin kiralanması bedeli üzerinden zararın tazmini talep edilmiş ise de, davalının yalnız zararın tazmini konusunda sigorta poliçesine bağlı olarak sorumluluğunun bulunduğu, bir başka makinenin kiralanması veya poliçe teminatı içinde bulunmayan davacı tarafı kar kaybı ve kazanç kaybı gibi zararlarından sorumlu tutulamayacağı gibi davacı tarafın bir başka makine kiralandığı, kiralanan makine ile ilgili ödemeler yapıldığı konusunda dava dilekçesinde bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde delillerinde dosyaya sunulmadığı, 28.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılarıyla gösterildiği üzere davacıya yapılan ödemelerin mahsubundan sonra davacının munzam zararının 811.755,78 TL olarak belirlenmesinden sonra davacı tarafça sunulan 17.02.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile ek raporda belirlenen miktar üzerinden talep edilen tazminat miktarının artırılmasına bağlı olarak davanın kabulü ile davacının TBK'nın 122(1) maddesi uyarınca oluşan munzam zararına ilişkin 811.755,78 TL tazminatın, 10.000,00 TL'lik bölümüne 21/06/2022 tarihinden, 801.755,78 TL'lik bölümüne 17/02/2025 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ İLE;
811.755,78 TL tazminatın, 10.000,00 TL'lik bölümüne 21/06/2022 tarihinden, 801.755,78 TL'lik bölümüne 17/02/2025 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 55.451,03 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL peşin harç ile 13.691,99 TL ıslah harcından oluşan toplan 13.870,99 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 41.580,04 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 125.645,81 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin nispi harç, 13.691,99 TL ıslah harcı, 158,00 TL on altı adet e-tebligat gideri, 5,00 TL dört adet kep müzekkere gideri, 6.500,00 TL iki bilirkişi ücreti giderinden oluşan toplam 20.714,79 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025
Başkan ...
e-imza
Üye...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip...
e-imza