T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/576
KARAR NO : 2025/256
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/07/2023
KARAR TARİHİ : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın inşaat taahhüt işleri yaptığını, davalı ... firmasının ise kompozit işleri yaptığını, diğer davalının çeklerin üzerinde şahsi avali olan kişi olduğunu, müvekkilinin üstlendiği bir inşaat ile ilgili olarak davalı şirket ile aralarında sözleşme imzalandığını, bu sözleşme kapsamında yapılacak işe karşılık gelmek üzere keşidecisi müvekkili şirket, lehdarı davalı şirket,... İzmir Şubesi 08.01.2022 tarihli 40.000,00-TL bedelli...nolu çek, ... Lara Şubesi 05.03.2022 tarihli 40.000,00-TL bedelli... nolu çek, ... Lara Şubesi 09.04.2022 tarihli 38.100,00-TL bedelli .. nolu çek, ... Lara Şubesi 23.04.2022 tarihli 38.100,00-TL bedelli...nolu çeklerin davalı şirkete teslim edildiğini, daha sonra davalı şirketin üstlendiği işi yerine getiremediğini, sözleşme ile yüklendiği işi yapmadığını, davacı müvekkilinin şirket çeklerini iade istese de çeklerin iadesinin yapılmadığını, çeklerin tahsil edildiğini, davalının sözleşme ile üstlendiği işi yerine getirmemesi nedeni ile haksız olarak tahsil ettiği çeklerin bedellerinin istirdatının gerektiğini, davalının haksız olarak tahsil ettiği bedelleri iade etmemesi nedeni ile taraflarınca İzmir... İcra Dairesinin... Esas numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, açılan icra takibine davalı vekilleri tarafından herhangi bir borcu yoktur denmek sureti ile itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını beyan etmekle, davanın kabulüne, İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı takibinin devamına, %20 den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili aleyhine başlatılan İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyaya müvekkili tarafından yapılmış itiraza yönelik işbu davanın açıldığını, davacı ile diğer davalı şirket arasında inşaat ile ilgili olarak sözleşme imzalandığının görüldüğünü, sözleşme kapsamında yapılacak işe karşılık davacı ... İzmir Şubesi 08.01.2022 tarihli 40.000,00-TL bedelli... nolu çek, ...ara Şubesi 05.03.2022 tarihli 40.000,00-TL bedelli ... nolu çek, ... Lara Şubesi 09.04.2022 tarihli 38.100,00-TL bedelli... nolu çek, ... Lara Şubesi 23.04.2022 tarihli 38.100,00-TL bedelli... nolu çek olmak üzere 4 adet çek düzenlendiğini, müvekkili ...'ın işbu çeklere "Avalimdir Şerhi" vererek imzalandığını, 6102 Sayılı TTK'nın 701. Mad. 4 Numaralı bendinde "Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır", "Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur." hükmü bulunduğunu, müvekkilinin çek bedelinin ödeneceğine ilişkin çek düzenleyicisi için aval verdiğini, müvekkilinin sorumluluğunun düzenleyicisine karşı değil çekin lehdarı davalıya ilişkin olduğunu, dolayısıyla davacı şirkete yönelik müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını beyan etmekle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLER :
1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,
2-İzmir ... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası,
4-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,
6-Davalı ...'a ait vergi kayıtları, esnaf kayıtları, ticaret sicil kayıtları,
7-... Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 08.01.2022 tarihli,... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise hangi tarihte ve kim tarafından ibraz edildiği, ibraz edene ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ibraz edene ait kimlik bilgileri ile ödeme evrakına ilişkin kayıtlar,
8-Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 05.03.2022 tarihli,... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise hangi tarihte ve kim tarafından ibraz edildiği, ibraz edene ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ibraz edene ait kimlik bilgileri ile ödeme evrakına ilişkin kayıtlar,
9-Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 09.04.2022 tarihli,... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise hangi tarihte ve kim tarafından ibraz edildiği, ibraz edene ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ibraz edene ait kimlik bilgileri ile ödeme evrakına ilişkin kayıtlar,
10-Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 23.04.2022 tarihli,... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise hangi tarihte ve kim tarafından ibraz edildiği, ibraz edene ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ibraz edene ait kimlik bilgileri ile ödeme evrakına ilişkin kayıtlar,
11- Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 26/06/2024 havale tarihli raporu,
12-Sair deliller.
DAVA KONUSU :
Açılan dava, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesine binaen çek teslim tutanakları ile davalı şirkete teslim edilen ... Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 08.01.2022 tarihli,... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 05.03.2022 tarihli, ... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 09.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çek ve Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 23.04.2022 tarihli,... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çeklerin tahsil edildiği ancak sözleşme gereğince davalı şirket tarafından yüklenilen işlerin yerine getirilmediği iddiası kapsamında senet bedellerinin sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayalı olarak davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçluların ..., ... olduğu davacı alacaklı vekilinin davalı borçlular aleyhine 40.000,00-TL asıl alacak, 40.000,00-TL asıl alacak, 38.100,00-TL asıl alacak, 38.100,00-TL asıl alacak, 1.647,12-TL işlemiş faiz, 1.094,79-TL işlemiş faiz, 713,98-TL işlemiş faiz, 582,46-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 160.238,35-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Davanın, taraflar arasında imzalanan elektrik hizmeti ilişkisine binaen tanzim olunan ve imzalanan 22/01/2020 tarihli Perakende Satış Sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından davacı şirkete verilen elektrik tedariki hizmeti çerçevesinde davalı şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen 31/05/2022 tarihli ve... numaralı faturanın toplu şekilde olarak usulüne aykırı şekilde düzenlendiği, bu kapsamda davacı şirketin yüksek oranda endeks üzerinden bedel ödemek zorunda kaldığı iddiası doğrultusunda, faturanın usulüne uygun şekilde düzenlenmesi durumunda davalı şirketin davacı şirketten alacaklı olduğu bedelin belirlenmesi ile davacı şirket tarafından ödenen fatura bedelinden davalı şirketin alacaklı olduğu bedelin mahsubu ile fazla ödenen endeks farkı bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesi talebine ilişkin olduğu dikkate alınarak sebepsiz zenginleşme kurumuna dair düzenlemelere değinmekte fayda görülmüştür.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (818 sayılı BK)’nun konuya ilişkin 61 ve devamı maddelerindeki (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Benzer hüküm 6098 sayılı TBK)’nun m. 77 vd.yer almıştır.) düzenlemelere göre, sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan veya tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir.
Bu genel açıklamadan sonra sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesi için aranan şartların açıklanmasında yarar görülmüştür.
Birinci şart; taraflardan birisinin malvarlığında bir eksilmenin vukubulmasına karşı, diğerinin malvarlığında bir çoğalmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Bir malvarlığındaki eksilme, aktifin azalması ya da pasifin çoğalması şeklinde olabileceği gibi, aktifin çoğalmasına ya da pasifin azalmasına engel olma yoluyla da gerçekleşebilir.
İkinci şart; sözü edilen eksilme ile çoğalma arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır.
Üçüncü şart, yine sözü edilen azalma ile çoğalmanın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Taraflardan biri, diğerine hükümsüz bir sözleşme gereğince misli mahiyette bir şey vermişse muteber olmayan sebebe dayanan bir iktisap söz konusudur. Sözleşmedeki şekil noksanlığı, fiil ehliyetsizliği, imkansızlık, hukuka veya ahlaka aykırılık, muvazaa gibi sebepler, butlan nedeniyle kazandırmayı geçersiz kılan sebepler olduğundan bu durumlarda kazandırma geçerli hukuki sebebe dayanmamaktadır.
Dördüncü şart; vukubulan iktisabın (çoğalmanın) sebepsiz iktisap kuralları dışında, özel bir hukuk kuralına dayanılarak iadesi mümkün olmamalıdır. Zira böyle bir imkan varsa artık sebepsiz iktisap kuralları değil, sözü edilen özel kurallar uygulanır. İadenin; istihkak davası, haksız inşaat sebebiyle tazminat davası, sözleşmenin ifası davası, sözleşmeden dönme sebebiyle iade davası, vekaletsiz iş görmeye dayanan iade davası gibi yollarla gerçekleştirilmesi mümkünse, artık sebepsiz iktisap kurallarına başvurulamaz (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7.Baskı, İstanbul 1993, s. 734-738).
Bu tür işlemlerde amaç; davalının edindiği çoğalma sonucu, tüm malvarlığında meydana gelen artışın iadesinden ibarettir.
Davalı ... adına çıkartılan dava dilekçesini içerir ön inceleme duruşma gününü bildirir tebligatın 15/08/2023 tarihi itibariyle usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalı vekilinin dava dilekçesine karşı cevap dilekçesini ise 31/10/2023 tarihi itibariyle mahkememize sunmuş olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 317/2. maddesinde belirlenen 2 haftalık kesin süre sona erdikten sonra mahkememize sunulan cevap dilekçesinin süresinde olmadığı kanaatiyle, davalı ... vekili tarafından dava dilekçesine yönelik olarak sunulan cevap dilekçesinin dikkate alınmamasına, dilekçenin beyan dilekçesi olarak değerlendirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
25/01/2024 tarihli duruşma tutanağının 12 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.
25/01/2024 tarihli duruşma tutanağının 13 numaralı ara kararında ise duruşmada hazır bulunmayan davalı ... adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, çıkartılan tebligatın usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen, davalı şirket tarafından ticari defter ve belgeleri mahkememize sunulmadığı gibi ticari defter ve belgelerin bulunduğu yer de mahkememize bildirilmemiştir.
Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması hususunda Antalya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi, çek teslim tutanakları, ... Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 08.01.2022 tarihli,...seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 05.03.2022 tarihli, ... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 09.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çek ve Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 23.04.2022 tarihli, ...seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çek suretleri ve çeklere ait bilgiler, dava konusu çeklere ilişkin olarak ait oldukları bankalar nezdinde bulunan kayıt ve belgeler, İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında sözleşme bulunup bulunmadığı, var ise sözleşmenin hangi konuya ilişkin olduğu, ticari ilişki kapsamında, davalı şirketin üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi ve zamanında eksiksiz olarak yerine getirip getirmediği, sözleşmede yüklenilen hizmetin verilip verilmediği veya üstlenilen şey ürün satışı ise teslim olgusunun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, taraflar arasındaki ilişkinin mahiyet ve miktarının ne olduğu, iş veya hizmetin ne kadarının verildiği veya ürünlerin ne kadarının teslim edildiği, davacı şirketin yapmış olduğu çek ödemeleri karşılığında alamadığını iddia ettiği hizmet veya üründen kaynaklı olarak ödediği bedelin ne kadarının iadesini talep edebileceği, ödenen bedellerin iadesinden kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar alacaklı olduğu, icra takibinde işletilen faiz oran ve miktarının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 26/06/2024 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı şirketin incelenen 2021-2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile 2021 ve 2022 yılları ticari Yevmiye Defterlerinin yasal sürelerinde kapatıldığı, 2023 yılı Yevmiye Defterinin rapor tarihinde kapatılmadığı, yasal süresi 30.06.2024 tarihinde sona ereceği, incelenen 2021-2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, incelenen 2021-2022 yılları ticari defterleri bu şekli ile sahibi lehine ispat kuvveti mevcut olduğu, 2023 yılı kapanış tasdiki yapılması ile delil niteliği kazacağı, davacı şirketin incelenen 2021-2022 ve 2023 yılları defter kaydına göre, taraflar arasında dava dilekçesinde belirtilen sözleşmeye rastlanmadığı, dava dosyası kapsamında yazılı sözleşme kapsamında ticari ilişki olduğu, davalının davacıya mal/hizmet faturası düzenlediği, davacı şirketin fatura içeriğine karşılık, davalı şirket çek keşide ettiği, bu kapsamda taraflar arasında ticari ilişki olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının keşide ettiği fatura içeriği Alüminyum Kompozit Panel cinsi mal içerikli ürün fatura edildiği, fatura içeriği mal/ hizmet işinin ifası ile ilgili dosya kapsamında, davacının muhasebe evrakları arasında herhangi bir mal teslimine dair sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, teslime ilişkin geçerli bir belge veya iş bitirme, geçici kabul, işin yapılmadığı veya fatura içeriği mal/hizmet işin kısmen veya tamamen teslim edilmediği vb. ile ilgili geçerli bir belgeye rastlanamadığı, davacının takibe ve dayaya konu ettiği çekler, davalı şirketin keşide ettiği fatura karşılığında, davalı şirkete çek teslim tutanakları ile verildiğine dair 2021 yılı ticari defterlerine tarih ve yevmiye no şeklinde kayıt edildiği, 2021 yılında taraflar arasındaki C/H tutarı kapandığı, ilgili çeklerin davalı tarafından tahsil edildiği, davacı şirket davalının edimini yerine getirmediği iddiası ile başaltılan icra takibi kapsamında 2022 yılı yevmiye defterine, 28.06.2022 tarih... nolu yevmiye kaydı ile çekleri tekrar davalıya "Diğer Ticari Alacaklar" hesabına borç kaydettiği, davacının bu borç kaydı 2024 yılına devir ettiği, davacı şirket, aralarındaki sözleşme kapsamındaki fatura içeriği mal/ hizmet işinin ne kadarının teslim veya hizmetin ifa edilip edilmediğine dair bir tespit yapılamadığı, bu kapsamda davacının davalıya keşide ettiği ve icra takibine konu ettiği çeklerin ne kadarının davalıdan talep edebileceği ile ilgili de bir tespit veya hesaplama yapılamadığı, davacının icra takibine konu ettiği 4 adet çek için, ödeme tarihlerinden takip tarihine kadar yasal faiz talep ettiği, davalının fatura içeriği mal/ hizmet işinin ne kadarını teslim ve/veya hizmet ifası eksikliği tespiti yapılmadığı, davacının ilgili fatura içeriği mal/hizmet işi için tam ve kısmi "İade Faturası" da kesildiğine dair bir kayda rastlanmadığını mütalaa etmiştir.
Davalı ... vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 26/06/2024 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, itiraz edilen hususların hukuki değerlendirmeye muhtaç konulardan olması sebebiyle mahkememizce esas hakkındaki hükümle birlikte değerlendirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davanın taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesine binaen çek teslim tutanakları ile davalı şirkete teslim edilen ... Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 08.01.2022 tarihli, ... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 05.03.2022 tarihli,... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 09.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çek ve Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 23.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çeklerin tahsil edildiği ancak sözleşme gereğince davalı şirket tarafından yüklenilen işlerin yerine getirilmediği iddiası kapsamında senet bedellerinin sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayalı olarak davalı şirketten tahsili amacıyla ikame edildiği dikkate alınarak, çeklerin de dahil olduğu kambiyo senetleri açısından yasal düzenlemelere de yer vermek gerekmiştir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).
Bonoda şekil şartları Türk Ticaret Kanununun 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen hususlar çerçevesinde, iş bu davadaki iddialar açısından ispat yükünün illetten mücerret olan ve borç ikrarı içeren senetlerin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirkete ciro ve teslim edildiği, davalı şirketin sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi ve eksiksiz olarak zamanında yerine getirmediğini iddia eden davacı şirketin üzerinde bulunduğu ortadadır.
Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.
Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir
Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.
İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nunda senet, yemin, tanık, bilirkişi, keşif ve uzman görüşü olarak sıralanmıştır. Ancak sayılan bu deliller sınırlayıcı (tahdidi) olmayıp, kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğu getirmediği hâllerde taraflar kanunda düzenlenmemiş diğer delillere de dayanabilirler. Delillerin değerlendirilmesinde ise, hâkimin bağlılığı ve her bir delile bağlanan hukukî sonuçlar bakımından “kesin” ve “takdiri” deliller ayrımı esas alınarak incelenme yapılmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanunî deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/1. maddesi; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gereğine işaret etmiştir.
Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamda tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200/2. maddesine göre karşı tarafın tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcının olması ya da 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 203. maddesinde sayılan istisnalardan birinin bulunması gerekir.
Her ne kadar davalı ... adına 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca ''Şirketiniz ile davacı ... arasındaki anlaşmaya binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, sözleşme gereğince çek teslim tutanakları ile davalı şirkete teslim edilen ... Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 08.01.2022 tarihli, ...seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 05.03.2022 tarihli,... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 09.04.2022 tarihli,... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çek ve Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 23.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çeklerin teslimi karşılığında üzerinize yüklenilen kompozit işinin tarafınızca süresinde ve gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, sözleşmeye konu işlere dair hizmetin davacı şirkete verilip verilmediği, verilmiş ise hizmetin verildiğine ve işin tamamlandığına ilişkin herhangi bir yazılı belgenin elinizde bulunup bulunmadığı, hizmetin verildiği ve teslim edildiği tarihin ne zaman olduğu, hizmetin verilmesi gerçekleştirilmemiş ise hangi sebep veya sebeplerle gerçekleştirilmediği hususlarında beyanınıza başvurulacağı, geçerli bir özrünüz olmaksızın belirtilen duruşma gün ve saatinde mahkememiz duruşma salonuna gelmediğiniz veya gelip de sorulara cevap vermediğiniz takdirde, isticvap konusu olan, şirketiniz ile davacı ... arasındaki anlaşmaya binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, sözleşme gereğince çek teslim tutanakları ile davalı şirkete teslim edilen ... Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 08.01.2022 tarihli, ... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 05.03.2022 tarihli,... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 09.04.2022 tarihli,... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çek ve Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 23.04.2022 tarihli, ...seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çeklerin teslimi karşılığında üzerinize yüklenilen kompozit işinin tarafınızca süresinde ve gereği gibi yerine getirilmediği, sözleşmeye konu işlere dair hizmetin davacı şirkete verilmediği, hizmetin verildiğine ilişkin herhangi bir yazılı belgenin elinizde bulunmadığı hususlarını ikrar etmiş sayılacağınız ihtar olunur." ibareleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 171. maddesi şerhini içerir duruşma gün ve saatini bildirir tebligat çıkartılmasına karar verilmiş ve tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş ise de, tebligatın davalı şirkete ulaştırılamadığı, kaldı ki ispat yükünün davacı şirket üzerinde bulunduğu göz önünde bulundurularak, davalı şirket tarafından isticvap davetiyesine icabet edilmemesi hususu aleyhinde değerlendirilmemiştir.
Davacı vekiline, dava dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilen ancak sunulmadığı anlaşılan, taraflar arasındaki sözleşmenin aslını veya onaylı bir suretini mahkememize sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin aslını veya onaylı bir suretinin verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunulmaması durumunda ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ve dosyanın mevcut durumuyla değerlendirileceğinin ihtar edildiği, ancak davacı vekilinin, dava dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilen ancak sunulmadığı anlaşılan, taraflar arasındaki sözleşmenin aslını veya onaylı bir suretini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı, yalnızca dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler haricinde taraflar arasında imzalanmış başka bir belgenin olmadığını beyan eder dilekçesini mahkememize sunmuş olduğu, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrinde ve dava dilekçesinde alacağın taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından yüklenilen işin yapılmaması hususunun davaya dayanak edildiği, bu kapsamda süresinde sunulmayan sözleşmeye bundan sonraki aşamalarda da delil olarak dayanılamayacağının tespit edilmiştir.
Açıklanan gerekçeler dahilinde, dava dilekçesinde yer alan iddiaları kapsamında, illetten mücerret olan ve kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığı ile ödenen çek bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalılardan tahsilini talep eden davacı şirketin, iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır.
Aval, Türk Ticaret Kanununun 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Ali Bozer, Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 700/2. maddesine göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer, Göle, s. 161 ).
Türk Ticaret Kanununun avalin şekline ilişkin 701. maddesinde; aval şerhinin poliçe veya alonj üzerine yazılacağı; avalin “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edileceği ve aval veren kişi tarafından imzalanacağı; muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı; kimin için verildiği belirtilmemişse avalin düzenleyici için verilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Aval veren ile aval verilen arasındaki teminat bağı avali özellikli bir taahhüt hâline getirmektedir. Bu nedenle avale ilişkin şekil koşulları Türk Ticaret Kanununun 701. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtilmez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır.
Avale ilişkin hükümler Türk Ticaret Kanununun 778/3. maddesi gereğince bonolar hakkında da uygulanır. Türk Ticaret Kanununun 776/1. maddesinin (g) bendi ile aynı Kanunun 778. maddesinin atfı ile uygulanması gereken Türk Ticaret Kanununun 701. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar Türk Ticaret Kanununun 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır.
Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. Türk Ticaret Kanununun 702/2. maddesi gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 2017/(19)11-3091 Esas, 2021/965 Karar; 06.10.2020 tarihli ve 2017/12-268 Esas, 2020/729 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Yer verilen yasal düzenlemeler ve doktrin görüşleri çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, dava konusu çeklerin keşidecisinin davacı şirket, lehtarının davalı şirket, aval verenin ise davalı ... olduğu, avalin davacı şirket lehine verildiği, aval şerhinden başkaca bir durum anlaşılmaması çerçevesinde avalin davacı şirket lehine verildiği, bu kapsamda çeklerin verilmesine dayanak olduğu iddia edilen sözleşmede davalı şirket tarafından üstlenilen yükümlülüğün yerine getirilmediği iddiası ile davacı şirketin çeklerden dolayı borçlu olmadığı belirtilerek, ödenen çek bedellerinin sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayalı olarak iadesi talebi açısından, davacı şirket lehine aval veren sıfatı ile çekleri imzalayan davalı ... Pehlivanların pasif husumet ehliyeti bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı (dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Hemen belirtmek gerekir ki usul kanununda “husumet” olarak ifade edilen bir terim de bulunmamaktadır.
Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, dava, davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530).
Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı). Örneğin bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir.
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.
Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).
Mahkemenin sıfat yokluğunu kendiliğinden (resen) gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu, bir defi değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (resen) gözetir.
Az yukarıda değinildiği gibi taraf sıfatı, usul hukukuna değil maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (defi değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hâllerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 234- 237).
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı ...'a ait vergi kayıtları, esnaf kayıtları, ticaret sicil kayıtları, ... Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 08.01.2022 tarihli, ...seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise hangi tarihte ve kim tarafından ibraz edildiği, ibraz edene ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ibraz edene ait kimlik bilgileri ile ödeme evrakına ilişkin kayıtlar, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 05.03.2022 tarihli,... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise hangi tarihte ve kim tarafından ibraz edildiği, ibraz edene ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ibraz edene ait kimlik bilgileri ile ödeme evrakına ilişkin kayıtlar, Türkiye ...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 09.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise hangi tarihte ve kim tarafından ibraz edildiği, ibraz edene ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ibraz edene ait kimlik bilgileri ile ödeme evrakına ilişkin kayıtlar, Türkiye... Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 23.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çekin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise hangi tarihte ve kim tarafından ibraz edildiği, ibraz edene ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise ibraz edene ait kimlik bilgileri ile ödeme evrakına ilişkin kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 26/06/2024 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirilmiş olup, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesine binaen çek teslim tutanakları ile davalı şirkete teslim edilen ...Bankası Anonim Şirketi İzmir Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 08.01.2022 tarihli, ... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye ... Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 05.03.2022 tarihli, ... seri numaralı, 40.000,00-TL bedelli çek, Türkiye... Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 09.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çek ve Türkiye...Bankası Türk Anonim Ortaklığı Lara Şubesine ait, keşidecisi ..., lehtarı ..., aval vereni ... olan, 23.04.2022 tarihli, ... seri numaralı, 38.100,00-TL bedelli çeklerin tahsil edildiği ancak sözleşme gereğince davalı şirket tarafından yüklenilen işlerin yerine getirilmediği iddiası kapsamında senet bedellerinin sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayalı olarak davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlular aleyhine 40.000,00-TL asıl alacak, 40.000,00-TL asıl alacak, 38.100,00-TL asıl alacak, 38.100,00-TL asıl alacak, 1.647,12-TL işlemiş faiz, 1.094,79-TL işlemiş faiz, 713,98-TL işlemiş faiz, 582,46-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 160.238,35-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, iş bu davadaki iddialar açısından ispat yükünün illetten mücerret olan ve borç ikrarı içeren çeklerin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirkete ciro ve teslim edildiği, davalı şirketin sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi ve eksiksiz olarak zamanında yerine getirmediğini iddia eden davacı şirketin üzerinde bulunduğu, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde çeklerin varlığı ile tahsil edildiklerine ilişkin kayıtların mevcut olduğu ancak tarafların aralarındaki sözleşme kapsamındaki fatura içeriği malın ne kadarının teslim veya hizmetin ifa edilip edilmediğine dair bir tespit yapılamadığı, bu kapsamda davacının davalıya keşide ettiği ve icra takibine konu ettiği çeklerin ne kadarının davalıdan talep edebileceği ile ilgili de bir tespit veya hesaplama yapılamadığı, davacı şirket tarafından ilgili fatura içeriği mal/hizmet işi için tam veya kısmi iade faturası kesildiğine dair bir kayda da rastlanmadığı, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilen ancak sunulmadığı anlaşılan, taraflar arasındaki sözleşmenin aslını veya onaylı bir suretini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı, yalnızca dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler haricinde taraflar arasında imzalanmış başka bir belgenin olmadığını beyan eder dilekçesini mahkememize sunmuş olduğu, dava konusu itirazın yöneltildiği ödeme emrinde ve dava dilekçesinde alacağın taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından yüklenilen işin yapılmaması hususunun davaya dayanak edildiği, dava konusu çeklerin keşidecisinin davacı şirket, lehtarının davalı şirket, aval verenin ise davalı ... olduğu, avalin davacı şirket lehine verildiği, aval şerhinden başkaca bir durum anlaşılmaması çerçevesinde avalin davacı şirket lehine verildiği, bu kapsamda çeklerin verilmesine dayanak olduğu iddia edilen sözleşmede davalı şirket tarafından üstlenilen yükümlülüğün yerine getirilmediği iddiası ile davacı şirketin çeklerden dolayı borçlu olmadığı belirtilerek, ödenen çek bedellerinin sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayalı olarak iadesi talebi açısından, davacı şirket lehine aval veren sıfatı ile çekleri imzalayan davalı ... Pehlivanların pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, açıklanan gerekçeler dahilinde dava dilekçesinde iddia edilen hususların usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı kanaatiyle, açılan davanın davalı ... yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle, davalı ... yönünden de ispatlanamaması sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle REDDİNE,
2-Davalı ... yönünden açılan davanın REDDİNE,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının, davanın açılışı sırasında yatırılan 1.935,28-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.319,88-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ...'ın kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi uyarınca 25.638,08-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... vekili ile davalı ...nin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
18/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır