T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/772 Esas
KARAR NO: 2023/887
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/08/2023
KARAR TARİHİ: 22/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; tarafların ... Gıda Turizm Ticaret ve Ltd. Şti.'nin 21/04/2021 tarihinden beri yarı paylı ortakları ve aynı zamanda yönetici olduklarını, şirketin günlük giderlerinin yanı sıra müvekkilinin, şirket giderleri ve dükkana mal almak için kendi adına bireysel ve ticari vadesiz hesapları ile kredi kartlarını kullandığını, bireysel ve ticari krediler çektiğini, şirket için kullanılan kredi kartlarının ödemelerinin bu kredilerle gerçekleştirildiğini, müvekkilinin, işletme için yaptığı harcamalar nedeniyle bankalara yaklaşık 450.000-TL borcu bulunmasına rağmen kar elde edemediğini, davalıdan ödemelerin karşılığını alamadığını, müvekkilinin harcamaları gösteren banka kayıtlarını muhasebe defterine kaydedilmek üzere şirket muhasebecisine verdiğini ve muhasebeciden davalının yaptığı harcamaların da kendisinden istenilip kaydedilmesini istediğini, şirket muhasebecisinin, müvekkilinin vermiş olduğu kayıtları üç, dört ay sonra muhasebe defterlerine işleyip, davalının gelir ve harcamalarına ilişkin hesabın altı ay boyunca müvekkiline inceleme yapması için teslim edilmediği gibi muhasebeciye de verilmediğini, bu belgelerin daha sonra verildiğini bilmediklerini, bu kayıtların muhasebeciden celbinin sağlanarak bilirkişiler tarafından karşılaştırma yapılması gerektiğini, davalının, müvekkilinin payına düşen gelirlerini vermemeye, ödemeleri sürekli olarak müvekkilinin üzerinden ve müvekkilene ait kartlarla yapmaya ve kasada sürekli farklı insanlar görevlendirmeye başlaması nedeni ile zamanla müvekkili ile davalı arasında anlaşmazlıklar yaşanmaya başladığını, işletmenin gelir-gider dengesinin bozulmasının yanı sıra müvekkilinin huzur ve sükununun bozulduğunu, çalışma ortamının ciddiyetsiz bir hal aldığını, davalının, şirketin işletiminde bulunan markette mesai saatleri içinde çok sayıda arkadaşını ağırlamaya ve arkadaşları ile işletme içerisinde alkol kullanmaya başladığını, bu olumsuzklar üzerine müvekkilinin hisselerin veya şirketin devredilmesi sureti ile ortaklığı sonlandırmak istediğini, davalının bu istemi olumlu karşılamadığını, yaklaşık beş ay boyunca sulh görüşmelerinin devam ettiğini, ancak anlaşmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin 13/02/2023 tarihinden itibaren işletmeye gidemediğini, davalının işletmeye ilişkin hesaplar nedeni ile bilgi vermediği gibi müvekkiline ödeme yapmadığını, şirketi kötü yönettiğini ve müvekkilinden habersiz borçlandırıcı işlemler yaptığını, şirketin mali durumunun açıklıkla ortaya konulabilmesi için, bütün mali verilerin, üç kişiden oluşacak hesap uzmanı bilirkişiler tarafından hesaplanması gerektiğini, TTK'nun 553, 555 ve 626 maddeleri uyarınca şirket müdürlerinin bağlılık yükümlülüğünün en temelde şirketin maddi çıkarlarının korunması ve bunların kendi kişisel çıkarlarından üstün tutulması anlamına geldiğini, müdürlerin görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olduklarını, müdürlerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri halinde şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğrudan ve dolaylı zarar hallerinde sorumlu olduklarını, davalının yapmış olduğu tasarruflar ile işletme için yapılan masraflara katılmaması ve şirket gelir giderlerini gizlemesi şeklindeki fiillerinin şirketi ve dolaylı olarak müvekkilini zarara soktuğunu, bu suretle şirketin menfaatini gözetmediğini, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, kendi kazancı doğrultusunda hareket ettiğini, yargılama süresince değişikliğe uğrama ihtimaline binaen davalı şirkette keşif yapılarak, stok sayımı yapılmasının ve demirbaşların tespit edilmesinin gerektiğini, hesap uzmanı bilirkişiler tarafından şirketin 22/04/2021 tarihinden dava tarihine kadar şirketin finansal tablolarının, aktif ve pasif malvarlığının, borç ve yükümlülüklerinin, öz kaynaklarının, faaliyet sonuç gelir-gider tablosunun ve bilançosunun ortakların kar payı haklarının, ve davacının şirket için yaptığı harcamalar ile şirketin değerinin tespit edilmesi gerektiğini bildirmiş, mahkemece yapılacak tespit ile ortaya çıkacak zarar miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra arttırılmak üzere şimdilik 15.000,00-TL tazminatın dava tarihinden itibaren ticari işlere uygulanacak yasal faizi ile birlikte şirkete ödenmek üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; tarafların şirketin kuruluşundaki masraf ve harcamalar için 150.000,00'er TL para harcadıklarını, ortaklar arasındaki ilk problemin davacının sevgilisinin yardım etmek amacıyla işletmede çalıştığı dönemde kasadan para alması nedeni ile yaşandığını, davacının engel olmasıyla, davalının şikayette bulunmadığını, davacının bu olay nedeni ile karşılayacağını bildirdiği zararı karşılamadığını, ne kadar ürün ve para çalındığının dahi araştırılmadığını, davacının eski eşiyle devam eden mal rejimi davası neticesinde eski işletmesi...in tüm haklarına yeniden kavuştuğunu bildirerek, 14/02/2023 tarihinde mevcut mal stoğuna ilişkin sayım ve dökümü, şirketin alacakları ve borcuna ilişkin bilgilendirmeleri yapmadan işi bırakmış olması nedeni ile davalıyı zor durumda bıraktığını, kısa süre sonra ortaklıktan çıkmak için 450.000-TL nakit para talep ederek aksi takdirde ortaklıktan ayrılmayacağını bildirdiğini, davalının depoda mal olmadığını, sayım- döküm işlemlerinin yapılabilmesi için fatura, bilgi ve belgelerin muhasebeciye ulaştırılmamış olduğunu öğrendiğini, elinde davacı tarafından onun el yazısı ile doldurulmuş bakkal defteri dışında hiçbir verinin bulunmadığını ve 450.000-TL'nin neye istinaden istendiğini, ortaklıktan ayrılmayı bizzat kendisi istediği halde kendisini neden bu kadar sıkıştırdığını anlayamadığını dile getirdiğini, 10/03/2023 tarihli ihtarname ile kendisinin haberi olmadan şirket kasasından alınan nakit paraların, şirket hesaplarından yapılan şahsi kredi ödemelerinin ve diğer şahsi harcamaların olduğunun anlaşıldığını, 16/04/2021 tarihinden itibaren şirket kasasından ve hesaplarından ne tutarda şahsi harcama yapıldığının bildirilmesi, bilgi ve belgelerin, dekont ve hesap dökümanlarının sunulmasını davacıdan talep ettiğini, ancak davacının cevap vermediğini, davalı istemediği halde, kuzeninin işe alınması konusunda davacının baskı yapması sonucunda, davacının kuzeninin markette çalışmaya başladığını, bu kişinin çalışmaya başlamasından birkaç hafta sonra sigara, alkol ve kasadan para çaldığını, bir kısım malların iadesinin sağlandığını, bu konuda şikayette bulunulduğunu, davacının kuzeninin tehdidi üzerine İzmir... Aile Mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı dosyası ile koruma kararı alındığını, davalının kamera sistemini yeniden kurulum ve şifresini sağlayıp, şirketin ticari faaliyetlerinin durmaması, ortaklar arasındaki uyuşmazlığın ticari itibarı zedeleyecek şekilde duyulmaması adına diğer davacı ile ortaklığın sonlandırılması noktasında ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurduğunu, ticari kayıtlar üzerinde detaylı inceleme olmaksızın ilk bakışta davacının 2022 yılında 1.500.000,00-TL'ye yakın para çektiği ancak bu paranın niçin harcandığının bilinmediğinin ortaya çıkması üzerine borçlu çıkacağını bilen davacının anlaşmaktan vazgeçip İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasında şirketin feshi ve tasfiyesi talebi ile dava açtığını, davacının, şirketten ayrılmasından itibaren davalının bıraktığı borçları ödemeye çalıştığını, yasadan, mevzuattan ve şirket sözleşmesinden doğan sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirildiğini, davacının şirketi terk ettiği tarihte şirketin mallarının, borçlarını karşılamaya yeter miktarda olmadığını, davalının alacaklılara olan borçları ödediğini, davalının şirketin faaliyetini sürdürmeye çalışmasına rağmen, davacının şirketin internet bankacılığı hesaplarının ve şifrelerinin kendinde olması hasebiyle şirket hesaplarını boşaltmaya devam ettiğini, şirketin ticari hayatının fiilen sona erdiğini, şirketin davacı tarafından daha fazla zarara uğratılmaması amacıyla davalının İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında şirket feshi ve tasfiyesi istemiyle açtığı davanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiğini, her iki ortağın, şirketin devamı için bir talebinin ve mali veya hukuki bir gerekçesinin bulunmadığını, şirketin feshi ve tasfiyesi davasında, ortakların şirkete olan borç ve alacaklarının ortaya çıkacağını, davacının, şirketi münferiden temsile yetkili değilmişcesine davalıdan tazminat talep etmesinin bir çelişki olup, hiç kimsenin kendi sebebiyet verdiği bir hukuki durum dolayısıyla tazminata hak kazanamayacağını göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasa gereği olduğunu bildirmiş, davanın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, her iki şirket ortağının şirketi borçlandırıcı işlem yapma yetkilerinin tedbiren kısıtlanması ile kısıtlama kararının ilan edilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; TTK'nun 644(1/a) maddesinin yollaması ile TTK'nun 553. maddesi uyarınca, davacının ortağı olduğu şirketin yetkilisi olan davalının, dava dilekçesinde şirketi zarara uğrattığı iddiası ile verilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dosyada toplanan belge örnekleri ile; 23/02/1998 tarihinde tescil edilen ... Gıda.... Şirketinin ortaklarının yarı paylarla davacı ve davalı olduğu, tarafların 16/04/2021 tarihli pay devri sözleşmeleri ile ortak oldukları, her iki ortağın 16/04/2021 tarihinden itibaren aksi karar alınıncaya kadar şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili oldukları, davacının mahkememizin ... esas sayılı dosyasında 09/08/2023 tarihinde şirketin haklı sebeple feshi ve istemli dava açmasından sonra, davalının 12/09/2023 tarihinde İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında haklı sebep iddiası ile şirketin feshi ve tasfiyesi istemli dava açtığı, davanın mahkememizin... esas sayılı dosyası ile birleştirilip yargılamanın devam ettiği, ardından bu davanın ... esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi talepli olarak İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile açıldığı, dosyanın mahkememizin ... esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, mahkememizin 12/10/2023 tarihli kararı ile bu dava dosyasının ara kararında gösterilen gerekçeler ile tefrikine karar verilerek yukarıdaki esasına kaydedildiği belirlidir.
Bu dava dosyasının, mahkememizde görülmekte olan şirketin feshi ve tasfiyesi talepli dava dosyaları ile birleştirilmesine karar verilmiş ise de, her ne kadar şirket iki ortaklı olsa da bu davanın tarafları ile şirketin feshi davalarının taraflarının farklı olması yanında uyuşmazlık konularının da farklı olduğu, şirketin feshi davasında, davalarının tahkikat aşamasında olup, taraf delillerinin toplanarak uyuşmazlığın esastan çözümünün gerektiği, bu davada, davacı tarafın somutlaştırma yükümlülüğünü ihtarlı kesin süreye rağmen yerine getirmemesi nedeni ile delil toplanmasının mümkün bulunmadığı ve dosyanın ön inceleme duruşmasının yapılmasından sonra karar verilebilir niteliğinin bulunduğu, buna göre bu dosyanın şirketin feshi talepli dosyalardan ayrılmasının yargılamanın hızı ve usul ekonomisi açısından gerekli olduğu dikkate alınarak, bu dava dosyası şirketin feshi talepli dava dosyalarından tefrik edilmiştir.
HMK'nun 25. maddesinde; kanunda ön görülen istisnalar dışında, hakimin, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı ve onlara hatırlatabilecek davranışlarda bile bulunamayacağı, kanunda belirtilen durumlar dışında, hakimin, kendiliğinden delil toplayamayacağı, 26. maddesinde; hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, 27. maddesinde; hukuki dinlenme hakkının yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerdiği, 31. maddesinde; hakimin uyuşmazlığın aydınlatmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, delil gösterilmesini isteyebileceği, 119(1) maddesinin e bendinde; davacının, dava dilekçesinde iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmesi ile birlikte f bendinde; iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin bildirilmesinin gerektiği, HMK'nun 190. maddesinde; ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, 194. maddenin 1. fıkrasına tarafların dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmak ve 2. fıkrasında dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmelerinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
Davanın, TTK'nun 553 ve devamı maddelerinden kaynaklanan, şirket yöneticisinin, kanundan ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal ettiği iddiasıyla tazminat istemli olması nedeni ile davanın ve uyuşmazlık konusunun niteliği gereği davacı tarafın, dava dilekçesinde şirket yöneticisinin tazminatı doğuran kusurlu eylem, işlem ve kararlarını oluşturan maddi vakıaların; tarih, yer, oluş şekli, işlem, eylem ve kararın içeriği, niteliği ve türü gibi ayrıntıları ile maddeler halinde açıklanması ve her bir zararlandırıcı işlem için hangi miktarda tazminat talep edildiğinin bildirilmesi, birden çok tazminatı gerektirir eylem, işlem ve kararın dava konusu edilmesi halinde her biri için talep edilen tazminat miktarının toplanarak harca esas değerin gösterilmesi ve nispi peşin harcın bu değer üzerinden ödenmesi zorunludur.
Dava dilekçesinde; yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerle öngörülen zorunluluklara rağmen, davalının; 13.02.2023 tarihinden itibaren işletmeye gidemeyen davacıya işletmeye ilişkin hesaplarla ilgili bilgi vermemek ve ödeme yapmamak, davacıdan habersiz borçlandırıcı işlemler yapmak, şirketi kötü yönetmek, şirket için yaptığı harcamalar ve şirketten yaptığı tahsilatlarla ilgili belgeleri şirket muhasebecisine vermemek, işletme için yapılan masraflara katılmamak, şirket gelir ve giderlerini gizlemek, özen yükümlülüğüne aykırı davranmak, kendi kazancı doğrultusunda hareket etmek, şirketin menfaatini gözetmemek, şirkete ait işletmede arkadaşlarıyla içki içmek sureti ile şirketi ve davacıyı zarara uğrattığı soyut olarak iddia edilip, çok sayıda tazminat kalemi belirtilmesine rağmen her bir tazminat kalemi için hangi miktarda tazminat istendiği açıklanmamış olduğundan, ön inceleme ve tensip tutanağının dördüncü maddesi ile davacı vekiline maddi vakıaları tarih, yer, oluş şekli, işlem, eylem ve kararın içeriği, niteliği ve türü gibi unsurlarıyla somutlaştırması, aksi takdirde somutlaştırma yükümlülüğüne uyulmaması nedeni ile davanın reddine karar verilebileceği ile somutlaştırılan zararlandırıcı işlem, eylem ve kararların her biri için hangi miktarda tazminat talep edildiğinin bildirilmesi gerektiği ihtarını içeren kesin süreli tebligat yapılmış, davacı vekili tarafından kesin süre içinde sunulan 06/11/2023 tarihli açıklamalarını içerir dilekçede, davanın niteliğine uygun olarak davalının şirketi, davacıyı veya alacaklıları zararlandırıcı nitelikte hiçbir iddia ve somut maddi vakıaya yer verilmemiş, ancak alacak davasına konu olabilecek ve davalının kanun ve ana sözleşme hükümleri uyarınca kusurlu olarak davacı ile şirketi zararlandırıcı işlem, eylem ve kararı niteliğinde bulunmayan; davacının, şirket için... Bankası'ndan Mart 2022 tarihinde 99.998,00-TL olarak çektiği kredi ödemesine davalının katılmaması nedeni ile şirketi ve davacıyı zarara uğrattığı için şimdilik 10.00,00-TL, davacının Halkabank'ta bulunan hesap için şirket adına 8.000,00-TL ödeme yapmış olması nedeni ile oluşan zararı için şimdilik 5.000-TL talep edildiği, bilirkişi incelemesi sonucunda tespit olunacak değere göre davayı ıslah edecekleri ve dava dilekçesinde, zararın somut olarak anlatılıp delillendirildiği bildirilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/05/2021 tarih 2017/9-1781 esas 2021/610 karar sayılı ilamında; HMK'nun 190.maddesi gereğince; kural olarak herkesin iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, HMK'nun 25.maddesi uyarınca; taraflarca getirilme ilkesinin gereği olarak mahkemenin tarafların getirdikleri delil dışında delil toplayamayacağı, yalnız taraflarca ileri sürülen vakıaları inceleyebileceği, mahkemenin kendiliğinden ve ancak tahkikat aşamasında yapılabilecek keşif, bilirkişi incelemesi gibi deliller yoluyla davaya konu olabilecek maddi vakıaları kendiliğinden tespit ederek yargılama konusu yapmasının mümkün olmadığı gibi soyut nitelikte dile getirilen maddi vakıaları da uyuşmazlık ve delil toplama konusu yapmasının mümkün bulunmadığı, HMK'nun 31.maddesi gereğince düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi içinde uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz görülen hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, delil göstermesini isteyebileceği, HMK'nun 194. maddesi uyarınca; tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları ve dayandıkları deliller ile hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmelerinin zorunlu olduğu, dayanılan maddi vakıaların soyut olarak gösterilmesinin yetmeyip bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılmasının gerektiği, somutlaştırmanın bir iddianın zaman, mekan, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya ve ispata elverişli şekilde ortaya koymak olup; karşı tarafın savunmasını yapabilmesi, mahkemece vakıanın tam olarak anlaşılması, ispat faaliyetinin yürütülebilmesi ve karar verilebilmesi açısından zorunlu bulunduğu, soyut ve genel ifadelerle iddiada bulunmanın talepte bulunanın dahi bilmediği, somut olarak ileri sürmediği belirsiz bir olguya ilişkin karşı tarafın cevap vermesi ve bu belirsiz olgudan mahkemenin sonuç çıkarmasını beklemek anlamına gelmesi nedeniyle bu durumun hukuk kuralları bir yana mantık kurallarıyla da bağdaşan bir durum olmadığı, dava malzemesini getirme görevinin tarafların, hukuku uygulama görevinin ise mahkemenin işi olduğu, tarafların dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirme durumunda bulundukları, somutlaştırma ilkesine aykırı taleplerde hakimin davayı aydınlatmak ödevi içinde ön incelemeden önce belirsizliği gidermesinin ödevi olduğu, somutlaştırma yükünün bu konuda oluşturulacak ara kararına rağmen yerine getirilmemesi halinde vakıanın ispata elverişli kabul edilmemesi ve bunun sonucu olarak belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecek yaptırımın ispat yükünün yerine getirilememesi nedeniyle davanın veya talebin reddi sonucunu doğuracağı belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde; davanın niteliğine uygun olarak, davalının, davacıyı ve şirketi zararlandırıcı işlem, eylem veya kararları somut olarak açıklanmamış ve soyut birden çok zararlandırıcı işlem ve kusur hali iddia edilmesine rağmen her bir zarar ve tazminat kalemi için talep edilen tazminat miktarı gösterilmemiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereği davacı tarafa, davaya ve zarar iddiasına dayanak oluşturacak maddi vakıaları somut olarak belirtmesi ve her bir zararlandırıcı işlem yönünden talep edilen tazminat miktarını bildirmesi konusunda ihtarlı süre verilmesine rağmen kanuna ve ara karara uygun dilekçe sunulmamış ve somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. 06/11/2023 tarihli dilekçede, dava konusu edildiği bildirilen ve davacının ortağı olduğu şirket için çektiği kredinin ödemesine davalı ortağın katılmaması ve davacının şirket için yaptığı ödemenin tahsili istemi, şirket yöneticisi davalının kanun ve ana sözleşme hükmünü kusuruyla ihlal eden ve haksız fiil niteliği oluşturan TTK'nun 553. maddesine konu olabilecek nitelikte değildir. Bu alacaklar ancak davacı tarafça, şirkete veya davalıya açılacak bir alacak davasına konu edilebilir. Diğer yandan gerek dava dilekçesinde gerekse 06/11/2023 tarihli dilekçede yukarıda özetlenen davalıya yönelik olarak zararlandırıcı işlem ve eylemler olarak gösterilen soyut iddialarla ilgili yargılama yapılması, tahkikat aşamasında resen delil toplanması mümkün değildir. Zira soyut iddialarla ilgili davalı tarafın HMK'nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenme hakkı çerçevesinde somut ve gereği gibi bir savunma yapabilmesinin mümkün bulunmadığı gibi, ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlık konularının soyut iddialara göre belirlenmesi mümkün değildir. Buna bağlı olarak tahkikat aşamasında, keşif yapılması, tanık dinlenmesi ve bilirkişi incelemesi gibi delillerin somut olarak toplanması da mümkün değildir. Davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde, uyuşmazlığın;
keşif yapılarak stok sayımı yapılması ve demirbaşların tespit edilmesi, hesap uzmanı bilirkişiler tarafından şirketin finansal tablolarının, aktif ve pasif malvarlığının, borç ve yükümlülüklerinin, öz kaynaklarının, faaliyet sonuç gelir-gider tablosunun ve bilançosunun ortakların kar payı haklarının, ve davacının şirket için yaptığı harcamalar ile şirketin değerinin tespit edilmesi ve mahkemece yapılacak tespit ile ortaya çıkacak zarar miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra tazminat miktarının arttırılması suretiyle çözümleneceği iddiasında bulunmuş ise de, HMK'nun 25. maddesinde düzenlenen mahkemenin vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı ve delil toplayamayacağına ilişkin hüküm göz önünde tutulduğunda, dava dilekçesinde dile getirilen soyut iddialara bağlı olarak mahkemenin kendiliğinden bilirkişi incelemesi yoluyla davalının tazminatı doğuran işlemlerini ve tazminat miktarlarını tespit etmesinin mümkün bulunmadığı, mahkemenin görevinin davacı tarafça somut olarak iddia edilen maddi vakıanın, somut olayda zararlandırıcı işlemin gerçekliğinin bulunup bulunmadığı ile bulunduğunun tespiti halinde zarar miktarının tespiti ile sınırlı olduğu gözetildiğinde davacı tarafın isteminde usul ve yasaya uygunluk görülmemiş, aksi halde soyut iddialara bağlı olarak delil toplanmasının davalı tarafın adil yargılanma hakkını ihlal edeceği gibi yukarıda açıklanan usul kurallarına aykırı olacağı dikkate alınarak, dava dilekçesinde soyut olarak dile getirilen iddialar ile ilgili delil toplanması yoluna gidilmemiş, davacı tarafça bildirilecek ve davalı tarafça bildirilmiş tanıkların dinlenmesi ile bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına gerek görülmemiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere davacı tarafın somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi rizikosunun davanın reddi olup, verilen ihtarlı kesin süreye rağmen somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması ve 06/11/2023 tarihli dilekçede soyut iddiaların yanında tazminata konu olmayacak iki ayrı alacak kaleminin dava konusu edildiğinin açıklanması karşısında alacak davasına konu edilebilecek davacı alacağının TTK'nun 553. maddesi kapsamında tazminat konusu yapılmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı yararına AAÜT'nin 13(1-2) maddesi uyarınca takdir edilen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/11/2023
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza